Olumlu Düşüncenin Gücü “Neuro 5”-ÖNEMLİ
Abdullah TOPAL
The Human Genome – İnsan Gen Projesi kapsamında insan gen haritası çıkartıldığında, yüzde 99.9 birbirimizin aynısı olduğumuzu görmüştük. İnsan ırkı yüzde 99,9 birbirinin aynısı ise, ortadaki 6.5 milyar farklı insan neyin nesiydi acaba?

Neden bazı insan tipleri, meseleleri kafaya takmayan tipler olurken, diğerleri en basit bir olayı bile ömür törpüsü haline çevirebiliyor? Bazılarına göre hayat fıstık gibi akıp giderken, diğerleri takıntılı, kuruntulu insanlar haline geliyor ve hayatı çekilmez hale getiriyorlar?
Bir Çin Bilgesi “You are what you eat” der. Yani ne yersen “o”sun. Ben de “you are what you think” diyorum. Yani ne düşünürsen “o”sun.
Pozitif düşünce, ruhsal ve bedensel üretime dönüşür. Size bir şeyleri başartır ve haz verir. Negatif düşünce ise ruh ve bedeninizi tüketime götürür. Bedensel hastalıklarınızı arttırır ve psikolojik dengenizi mahveder.
Eskiler, “Güzel bakan, güzel görür, güzel gören, güzel düşünür” demişler. Hayata güzel yönlerinde bakmak, hayatın güzelliklerini görmek zamanı gelmedi mi dersiniz?

OLUMLU DÜŞÜNCE STRATEJİSİ
İnsanlar iki ana sebepten dolayı bir “olumlu düşünce stratejisi” geliştiremiyorlar:
1. Yaşadığımız başarılar, beş duyu organımızca hazmedilemiyor, hayatımızın sonraki alanlarında bir kaynak haline getirilemiyor.
2. Yaşadığımız olumsuzluklar, beş duyu organımız hatta altıncı hislerimiz dahil bütün ruh, beden ve çevre kıskacı ile hem bütün duyularımızla haddinden fazla hazmediliyor hem de ömür boyu peşimizi bırakmıyor.
Kısaca, başarıları “neuro 5” dediğimiz beş temsil sistemi ile doya doya yaşayamıyoruz. Bunun tam tersi, olumsuzlukları ise abartılı bir şekilde 5 + 1 temsil sistemi ile yaşıyoruz.

SİZİ UÇURACAK BİR FORMÜL
Şimdi size güzel bir NLP tekniği önereceğim. Erinmeyin, üşenmeyin yapın. Sizi ve bizi kurtaracak mutluluk hormonlarını beyninizden bedeninize yayın. Hem siz mutlu olun, hem de bizi mutlu edin.
Olumlu düşünebilmek için iki temel şeye ihtiyacınız var. Birincisi, olumlu düşüncede hız kazanmak, ikincisi ise sizi tökezleten olumsuz düşünce frenlerinden kurtulmak.
1-
Öncelikle size en çok mutluluk veren bir deneyiminizi bulun. Aldığınız bir kişisel gelişim sertifikasını düşünün mesela. Ama sertifika dünyanın en güzel sertifikası olsun. Parıl parıl. Yaldızlı bir sertifika. Siz başardınız. İnsanlar size hayran hayran bakıyor. Sertifika size takdim edilirken, kalabalığın muhteşem görüntüsünü getirin gözlerinizin önüne.
2-Sonra işitsel temsil sistemine geçin. Kağıdın hışırtısını duyun. Konuşun onunla. Sertifikanın sesini, sizin sesinizi, tebrikleri duyun. Alkışları, tezahüratları… Ve takdirleri… Evet başardın, harikasın diye seslenin kendi kendinize. Ve kendi kendinizi tebrik edin.
Değişimden hoşlandınız mı?
3-Daha sonra duygusal, kinestetik temsil sistemine geçin. Hislerinizle, yaşadığınız mutluluğu abartın. Arttırın, artırın, korkmayın mutluluğunuzu dalga dalga tüm vücudunuza yayacak hislerinizden… Kucaklaşın etrafınızdaki insanlarla. Hissedin. Sertifikaya elleyin. İçinizdeki yaşam enerjisi dolaşsın damarlarınızda. Yaşayın.
4-Ve kokusal temsil sistemlerine geçin. Ortama en sevdiğiniz kokuları ekleyin. Sıkın o pahalı parfümlerden. Ortalığı kaplasın bir misk-i amber kokusu.
5-Son olarak tatsal temsil sistemlerine geçin. En sevdiğiniz tatları ekleyin o deneyime. En güzel pastaları ikram edin kendi kendinize.
Neler hissettiniz? Başarı, şimdiye kadar tek temsil sisteminizle, üstelik yarım yamalak yaşanmayacak kadar muhteşem bir şeymiş değil mi? İşte şimdi olumlu düşüncenin ilk kapısını açtınız. Bıkmadan tüm olumlu deneyimlerinizi abartarak devam edin yola.
OLUMSUZLUKLARDAN KURTULMANIN FORMÜLÜ
Tabi hareket etmek için, olumsuz düşüncelerinizin “neuro 5”inden kurtulmanız, ayağınızı frenden çekmeniz lazım. Bunu da, yukarıda yaptığınız olumlu deneyim anındaki beş temsil sistemi ile abartarak yaşamayı, tam tersine çevirerek yapacaksınız. Yani olumsuzlukları sanki hiç yaşamamış gibi ele alacaksınız. Görmeyecek, duymayacak, hissetmeyecek, koklamayacak ve tatmayacaksınız.
1-Önce, olumsuz deneyim anınızdaki hatırladığınız tüm görsel imajları, sevdiğiniz bir formata dönüştürün. İşitsel algılarınıza takılan seslere bir format atın, değişsinler. Kötü sesleri silip, iyi seslere çevirin. Hislerinize bakın. Kötü hissettiğiniz her şeyi iyiye çevirin. “Miş gibi” yapın. Sanki olumsuzlukları hiç yaşamamış gibi yapın. O olay anında, sevmediğiniz kokular varsa eğer, sevdiğiniz kokulara dönüştürün. Sevmediğiniz tatlar varsa, en sevdiğiniz tada çevirin onları.
Bu iki aşamalı uygulamayı, hayatınızın size sıkıntı veren her anına adapte edin. Göreceksiniz, olumlu düşünce hayatınızı çepeçevre kuşatan bir koruma kalkanı örecek etrafınızda. Ve sizi olumsuz düşüncenin o kahredici yönlerinden koruyacak.
Japon kültüründeki gibi işe gülümseyerek başlayın. Siz güldükçe düşünceleriniz de gülecek. Hayata gülümseyin. Hayatı güldürdükçe, hayatın da sizi güldürdüğünü göreceksiniz. Bunu neden mi yapıyoruz. E, biz insanız.