BİLİMSEL HİPNOZ
BİLİMSEL HİPNOZ
Yazan Dişhekimi Kadir Demirel
Bu kitapçık hipnoz hakkında genel bilgiler içerecek şekilde hazırlanmıştır. Bilimsel Hipnotizma`nın Başlangıç tarihi sayılan 1765 yılından bu yana önemli kişi ve olaylar kısaca anlatılacak, tedavi amaçlı kullanılması, hangi sorunlara iyi geldiğini ele alınacak, bunun yanı sıra hipnozun soruşturma amacıyla kullanımı, hipnoz altındaki bir kişiye karşı işlenen suçlar ve hipnotik telkinle bir kişiye suç işlettirilmesi ve hipnozun hangi durumlarda tedavi amaçlı kullanılabileceği vb. gibi konular hipnozun adli yönüyle bağlantılı olmakla birlikte bu konulara derinlemesine girilmeden yalnızca fikir verme amaçlanmaktadır.
TANIM
Günün saat ve durumlarına bağlı olarak bilinçte bazı değişiklikler görülür. Fiziksel veya psikolojik stres durumları, normal uyku, uyanıklık döngüsü ve bazı psikoaktif maddelerin kullanıldığı durumlar gibi. Bilinç, dikkatin belli bir noktada odaklanmasını sağlayacak bir şekilde değiştirilebilir. Hipnozu bazı yazarlar "Çevreye farkındalığın azaldığı ve dikkatin belirli bir noktada toplanabildiği bir bilinç değişikliği durumu" olarak tanımlarken, bazıları "Bilincin kaybolmadığı, yapay bir uyku hali" olarak ele almaktadırlar. Prof. Dr. Turan Cengiz`e göre ise hipnoz. "Kendi konusu, kendi kanunları ve kendi araştırma yöntemleri olan bir bilim dalıdır. Bu nedenle psikoloji, fizyoloji, hatta matematik kadar net bir bilim dalıdır. Her ne kadar "Hypnoz" sözcüğü eski Yunanca`da "uyku" manasına geliyorsa da hipnoz aslında bir uyku değil, aksine derin konsantrasyon halidir. Beyin faaliyetleri açısından, uyku ile uyanıklık arası bir durum olduğu düşünülmektedir. Yani bu durumda bir tanım yapmak gerekirse, hipnoz, kişinin kendi iradesi ve isteğiyle, bir hipnozitör tarafından trans haline sokulmasıdır.
TARİHİ
Artık biliyoruz ki, insan ve hayvanların üç ana hali var. Uyku, uyanıklık ve ara hal olan trans. Trans halinin geçmişi, fiziksel veya ruhsal hastalıkların sağaltımında kullanılması Antik Çağ`a dek uzanır. Şaman kültürlerinde de `iyileştirici`, hipnotik bir hal sayılabilecek transa geçerek hastasına yardımcı olmaya çalışırdı. Bu tedavi yalnızca iyileştirici ve hastanın değil, pek çok seyircinin de transa girdiği bir tören şeklinde yapılırdı.
İlk kez 1765 yılında Franz Antoine Mesmer kullanmaya başladı. Bugün strese bağlı ve psikosomatik hastalıklar olarak bilinen hastalıkların tedavisinde alternatif bir yöntem olarak kullanmasıyla görüyoruz. Hipnoza karşı olan görüşlerin olmasına rağmen, hipnoz kullanılmaya devam etmiştir. Bilimsel hipnotizmanın başlangıç tarihi olarak Mesmer`in "Yıldızların İnsan Vücudu Üzerine Tesiri" isimli tezinin yayım tarihi olan 1765 yılı kabul edilmiştir. Mesmer tezinde evrenin manyetik bir enerji ile dolu olduğunu iddia ediyor ve insanda da bu manyetik akışkanın bulunduğunu hastalıkların bu enerjinin dağılım bozukluğundan kaynaklandığını dile getiriyor, insanın parmak uçlarından akan manyetik enerjiyle de bu hastalıkların tedavi edilebileceğini ileri sürüyordu.
Aslında mıknatısla tedavi fikri Mesmer`den önce de vardı. Rahip Gastner ve Astronomi Profesörü Maximilien Hell bu görüşlerin önde gelen isimleriydi. Ama yöntemi teorik olarak geliştireni manyetik akışkanın, mıknatıslardan başka, insan ve hayvanlarda da bulunduğunu ileri süren Mesmer olmuştu. Bu nedenle Mesmer manyetizmanın kurucusu sayılmaktadır. Ancak Mesmer bir dönem büyük bir şöhret elde etmesine rağmen, ömrünün son günlerini sefalet içinde geçirmiştir. Mesmer hastalarını, karanlık bir salona topluca ve törenle alıyordu. Salon`da piyano ezgileri çalınırken kimse çıt çıkarmadan beklerdi. Sonra birden. Erguvan elbiseler ve pelerin içinde Mesmer görünür, sıralar arasında dolaşarak PAS adı verilen el hareketleri yaparak hastaları iyi ederdi. Çoğunluk pek bir şey hissetmezse de, bazı hastalar, konvülsiyonlar, ekstazlar gösterir ve çeşitli krizler geçirirlerdi. "Manyetik Kriz" denen bu hallerin birkaç kez yaşanmasının hastalığa iyi geleceği düşünülürdü. Mesmer bu seanslara, yaralılar, epileptikler ve bunaklar dışındaki herkesi kabul ediyordu.
1784 yılında Marquis Puysegur o zamana kadar bilinmeyen bir fenomen olan uyurgezerlik halini gözledi. Bir süjenin yapay uyurgezerlik esnasında tüm emirlere aynen itaat etmesi, Manyetizma Tarihi`nde yeni bir dönem olan Somnambulisme Artificel Devrini başlatmış oldu. 1784 ile 1843 arasındaki bu devrede Somnambulistik hale gelmiş süjelerin, geleceği bildiğine dahi inanılıyordu. Anestezilerin cerrahide kullanılması da aynı yıllara rastladı.
İngiltere`de, 1841 yılında Dr. James Braid, manyetizmanın gözlerin yorgunluğu ile başladığını keşfederek, yapılan bütün pasların gereksiz olduğunu ispatladı ve manyetizma devri kapanıp, hipnotizma devri açıldı.
1864`te Fransa`da Liebeault Braid`in yöntemlerini geliştirdi. Liebeault gözleri bir noktada sabitleştirilmiş süjesine sözle de telkinlerde bulunduğunda hipnonik transın daha kolay oluştuğunu gördü. 1880`de Fransız nörolog Charcot bir sahne manyetizmacısını taklit ederek hipnozla ilgilenmeye başladı ve hipnotizmanın bir histeri krizi olduğuna dair fikirler beyan etti. 1882`de Liebeault ile tanışan Bernheim Nancy`de Charcot`un fikirlerine aykırı düşünceler ileri sürüyordu. Böylece Nancy ekolü ile Charcot`un Salperier ekolü arasında uzun tartışmalar oldu. Sonuçta Nancy ekolünün hipnozun normal psikolojik bir olay olduğunu öne süren görüşü ilgi topladı.
1885 yılında Freud Paris`te hipnozla ilgilendi ve Viyana`da doktor Breuer ile hipnoz çalışmalarına başladı. Breuer`in katarsis çalışmaları Freud`un serbest çağrışım metodunu oluşturmasına neden oldu.
1890`da Charter ve Tourner isimli İngiliz diş hekimleri hipnoanesteziyi kullandılar. 1894`te Bonwille Amerika`nın çeşitli bölgelerinde hipnozun diş hekimliğinde kullanılışını gösterdi. Charcot`un 1893`te ölmesi ve Freud`un başarılı olamadığı için 1918`de hipnozu bırakması ile ikinci dünya savaşına kadar hipnoz sessiz bir devir yaşadı. İkinci Dünya Savaşında savaş nevrozunun birdenbire çoğalması psikanaliz yerine hipnoanalizin konmasını zorunlu hale getirdi. Böylece hipnoza karşı ilgi yeniden canlandı ve 1957`de Michigan`da başsavcı diş hekimlerinin günlük pratiklerinde hipnoz uygulayabileceklerine resmen karar verdi. “Hipnoid” durumlar histerik semptomatolojinin yapıtaşları olarak görüldü ve bilinçdışı çatışmaların kaynağı olmaktan çok sonucu olarak kabul edildiler. 20. yy’ın başında hipnozun klinik kullanımı çok az olmakla birlikte yeni tedavi teknikleri geliştirildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında ordudaki psikiyatristler “travmatik nevroz” adı verilen hastalığın tedavisinde hipnozu yardımcı bir teknik olarak kullandılar.
1950’li yıllarda Stanford Hipnotik Yatkınlık Skalasının geliştirilmesiyle hipnotik fenomenler laboratuarda incelenmeye başlandı. 1950’li yılların ortasında Amerikan Tıp Birliği ve Amerikan Psikiyatri Birliği hipnozu resmi bir tedavi yöntemi olarak kabul etti.
Hipnozun kullanım alanları:
1. Hastanın sakinleştirilmesinde. (Bir çok diş hastası koltukta panik içindedir.)
2. Hastanın uygulanan aperey ve yöntemlere alıştırılmasında (Protezler, kırık için yapılan alçının verdiği rahatsızlıklardan kurtulma, tıbbi işlem ve yöntemleri olgunlukla karşılama)
3. Uzun ve sıkıntılı operasyonların hastaya kısa sürede bittiği izlenimini vermek için (3-4 saatlik operasyonlar 5-10 dakika sürmüş gibi gösterilebilir) 4. Analjezi ve anestezi temininde. (diş çekimi, doğum, ameliyatlar)
5. Hoş olmayan çalışmaların unutturulmasında.
6. Genel anestezi premedikasyonu yerine veya onunla birlikte
7. Bulantı ve kusma refleksinin önlenmesinde
8. Tükürük ve kan akımının azaltılmasında
9. Operasyon sonrası anestezi ve amnezi elde edilmesinde
10. Hipnoanalizde
Tıpta Hangi Dallarda Başarılı Olmuştur?
Diş Hekimleri hipnoz uygulamakta daha başarılı olmuşlardır. Çünkü diş hekimine gelen hasta acıdan kurtulmak için çareler aramakta her türlü öneriye sıcak bakmaktadır. Hasta doktorunda emir almaya ve onları uygulamaya hazırdır:
`Ağzınızı açınız`, `Isırınız` vb. telkinleri kabule hazırdır. Bir diğer konu ise diş hekimine gelen hastalar psikiyatra gelen hastalar gibi nörotik değildir. Bunun dışında kadın doğum, dermatoloji, cerrahi, adli tıp, kardiyoloji, onkoloji hastalarında ağrıların giderilmesinde, her türlü alışkanlıkların giderilmesinde (sigara bıraktırılmasında ve yeme alışkanlıklarının değiştirilmesinde) başarılı olmuştur.
Hipnozun Kontrendikasyonları Var mı?
Literatürde bu konuda "Hipnozun uygulanması latent homoseksüellerle, psikoz eşiğindeki kimseler için kontrendikedir" şeklinde bir ifade yer almaktadır.
Teknik
Hipnotik transın elde edilme teknikleri her devirde hipnoz hakkında bilinenlere bağlı olarak değişik durumlar göstermiştir. Animal Manyetizm devrinde transa neden olan etkinin bir çeşit manyetik akışkan olduğu zannedildiğinden yöntem farklıydı. Oysa Braid süjelerini parlak bir cisme dikkatle baktırıyor ve gözlerinin yorulmasını sağlıyordu. Bugünkü kullandığımız yöntemlerin temelini 1864 yılında Liebeault ortaya koydu. Dikkatin bir noktaya tespit edilmesi ve sözlerle telkin verilmesi. Bugün de bu yönteme uygun teknikler kullanılmaktadır. Gözlerin parlak bir noktaya baktırılması şeklindeki dikkat tespitiyle beraber verilen telkinler, kişinin hipnoza yatkınlık durumuna bağlı olarak transa girmesine neden olmaktadır. Yatkın olanlar hemen transa girerken, olmayanlar daha geç zamanda girmekte, hatta bazıları hiç girmemektedirler.
Bugünkü teknikler bilimin şu an geldiği noktaya bağlı olarak hayli basitleşmiştir. Ancak belirli aşamaları dikkate almak gerekmektedir.
1. Hastanın hazırlanması. Bu noktaya bazı hekimler "mayalanma" adını da verirler. Bu aşamada hastaya hipnoz hakkında bilgiler verilir. Başkalarını izlemesi sağlanır. Video ve bilgisayar aracılığıyla hipnoz hakkındaki bilgileri netleştirilir.
2. Hipnoza yatkınlık testleri yapılır.
3. Transın oluşturulması sağlanır.
4. Transın derinleştirilmesine çalışılır.
5. Tıbbi operasyonlar için gerekli fenomenlerin (Anestezi, Analjezi, Katalepsi) oluşturulması sağlanır.
6. Tıbbi operasyon uygulanır.
7. Operasyon sonrası için telkinler verilir.
8. Sadece operasyon anı için gerekli olan fenomenler kaldırılır. (Anestezi, katalepsi gibi)
9. Kişi hipnozdan yavaş yavaş çıkarılır.
10. Bir süre kişi gözlenir ve tamamen uyanığından emin olunca gitmesine izin verilir.
Hastanın hazırlanması:
Hastanın hazırlanmasından amaç hastayı ya da süjeyi telkine hazır hale getirmektir. Yani süjenin kendisine verilecek telkinlere direnmesini ortadan kaldırmak amacıyla yapılan tüm işlemlere hastanın hazırlanması denir. Telkine hazır ruh halinin oluşumunda hekimin prestiji, konuyu ve metodu sunuş ve açıklayışı, hastanın ön bilgileri, eğilimleri, korkuları, hobileri rol oynar. Bunun için hastayla konuşmayı uygun bir şekilde idare etmek hipnotizasyon önerisini hastada korku ve şüphe uyandırmayacak şekilde yapmak gerekir. Bazı yazarlar bu önerinin klinikte çalışan hemşire, asistan gibi yardımcılar tarafından yapılmasını ve hastanın hekimden tamamlayıcı bilgi istemesini konuya uygun bir giriş olarak görürler. Hastayla yapılan bu hipnoz öncesi konuşmasında, hastanın hipnoz hakkındaki bilgileri yoklanmalı ve yanlış olanlar uygun şekilde düzeltilmelidir. Bu esnada hastaya gereğinden çok açıklama yapmak da, onda yeni şüpheler ve sorular uyandırması bakımından çekinilecek bir davranıştır. Hastaların %80`i uyuduktan sonra uyanmamaktan korktuklarını ifade edeceklerdir. Onlara böyle bir düşüncenin yersiz olduğunu, uyanmanın gece uykusundan daha kolay olduğunu, her gece yatarken nasıl uyanacağımızı düşünmenin gereksizliği kadar böyle bir düşüncenin akla getirilmemesi gerektiği açıklanır. Fakat tüm açıklamalar sırasında daima hastanın düşüncelerinin karşısında bulunup her söylediğinin karşısına aksi bir düşünce ile çıkılmamalıdır. Hastada onunla aynı düşüncede olduğumuz ve aynı şekilde hissettiğimiz izlenimi oluşturulmalıdır. Hipnoz sırasında bilincini tamamen kaybetmeyeceği, irdeleme yeteneğinin kısmen yerinde kalacağı ve uyanıkken yapmak istemeyeceği uyku içinde yaptırmanın mümkün olmadığı açıklanmalıdır. Hekimin onun iradesine hükmeden bir sihirbaz olmadığı sadece gerekli operasyonun ağrı duymadan kolaylıkla yapılabilmesi için konulmuş bu metodun uygulanmasında kendisine yol göstermek durumunda olduğu ve bu faydalı sonucun elde edilmesinde başarı şansının kendisinin hekimle işbirliğine bağlı olduğu anlatılır.
HİPNOZA UYGUNLUK TESTLERİ
Bizi düşündüren en büyük sorun, hastamızın hipnotizabl olup olmadığıdır. Bu sorun hipnotik yöntemlerin geniş şekilde uygulanmasını engelleyen en büyük sakıncadır. P. Janet`in de belirttiği gibi hipnotizabilite ile hipnoza uygunluk, ayrı ayrı olaylar olmakla birlikte, kullandığımız hipnotizasyon yöntemleri verbal süjestiona dayandığı için bir şahsın hipnotize edilip edilemeyeceğinin ölçüsü olarak bugün daima hipnoza uygunluk testleri kullanılmaktadır. Burada çalışmalarımız sırasında da yararlandığımız birkaç testi sunuyoruz.
1.GÖZ KAPAKLARININ AĞIRLAŞTIRILMASI
Hasta koltuğa rahat bir şekilde oturtulur ve şöyle denir:
"Kendinizi tamamen gevşek ve yumuşak bırakınız ve dikkatle şu noktaya doğru bakınız." Normal bakış hizasından 45 derece daha yukarda olan bir nokta gösterilir. "Düzenli ve derin nefesler alınız. Şimdi göz kapaklarınız gitgide ağırlaşmaya başlayacak ve siz onları açık tutamayarak kapamak zorunda kalacaksınız Şimdi birden ona kadar sayacağım, saydığım her sayı ile gözleriniz daha da ağırlaşacak ve ben ona gelmeden siz gözlerinizi kapatmak zorunda kalacaksınız. Ancak ben tekrar açmanızı söylediğim zaman açabileceksiniz. Sayıyorum, bir, iki, üç, göz kapaklarınız süratle ağırlaşıyor, dört; beş, göz kapaklarınız çok ağırlaştı ve ben ona gelmeden önce siz göz kapaklarınızı kapatmak zorunda kalacaksınız. Onları ancak ben (gözlerinizi açabilirsiniz) diyene dek açamayacaksınız. Şimdi saymaya başlıyorum. Gözleriniz kapanıyor... Bir, iki, üç... göz kapaklarınız ağırlaşıyor... Dört, beş, altı...." bu şekilde devam edilir.... Hastanın göz kapakları önce titremeye ve sonra kapanmaya başlarsa, hemen hipnotik transa alma şansı vardır. Süjeye, "Evet çok iyi, başarabileceksiniz... Hipnotik transa rahatça girip, çıkabileceğiniz anlaşılıyor... şimdi gözlerinizi yavaşça açabilirsiniz" denir... Test pozitiftir...
2. GÖZ KAPAKLARI KATALEPSİSİ TESTİ
Hasta rahatça oturtulur
Gözlerini kapaması ve dinlemesi tavsiye edilir.Ve şöyle denir:
"Kendinizi rahat ve gevşek bırakınız, derin düzenli ve rahat nefesler alınız. Şu andan itibaren göz kapaklarınızda artan bir ağırlık hissetmeye başlayacaksınız. Bu ağırlık aldığınız her derin nefesle artacak ve gitgide o kadar artacak ki siz onları açamaz bir duruma geleceksiniz. Şimdi göz kapaklarınızdaki ağırlığı iyice hissetmeye başladınız ve ağırlığın gittikçe arttığını hissediyorsunuz. Öyle ki biraz sonra onları kontrol etmenizi istediğimde artık onları açamayacaksınız. Şimdi artık göz kapaklarınız adamakıllı ağırlaştı. Kurşundan daha da ağır bir maddeden yapılmış gibiler. O kadar ki artık onları açma olanağınız kalmadı. Onları açmak için sarf edeceğiniz bütün çabaların göz kapaklarınızı ağırlaştırdığını göreceksiniz. Bu; ben gözlerinizi açabileceğinizi söyleyinceye kadar böyle devam edecek. Şimdi isterseniz gözlerinizi açmaya çalışınız, fakat biliniz ki onları açma olanağına sahip değilsiniz. Evet deneyiniz." Hastamız hipnoza uygun ise; gözlerini açmaya çalışacak, kaşlarını kaldıracak, gözkapakları oynayıp titreyecek fakat gözleri açılmayacaktır. O zaman şöyle denir;
"Kendinizi yormayınız ve denemekten vazgeçiniz. Görüyorsunuz ki onları artık açamıyorsunuz. Bu demektir ki bir hipnoz seansına başarı ile başlayıp onu başarı ile bitireceksiniz. Şimdi gözlerinizi açabilmeniz için göz kapaklarınızı hafifleteceğim. Evet hafiflemeye başladılar, hafifliyorlar, işte şimdi tamamen hafiflediler ve normale döndüler.Artık onları açabilirsiniz evet açınız gözlerinizi. (Hasta gözlerini açar)"
Daha ileride de göreceğiniz gibi gerek test amacıyla olsun, gerek süjeyi transa sokmak için olsun, kullanılan telkin ifadeleri sık sık tekrar edilmelidir. Telkinin ana kurallarından biri tekrar olduğu için kullanılan sözlerin alışılmış konuşma tarzının dışına çıkması olağan karşılanmalıdır.
GEVŞEYEN KOL TESTİ
Süje ayakta iken veya koltukta otururken bir kolunu elimizin üzerinde olmak üzere rahatça bırakması istenir. Ve şöyle denir. ‘Şimdi birden ona kadar (veya beşe yediye v.s) sayılar sayacağım, saydığım her sayı kolunuzu daha da gevşetip ağırlaştıracak, öyle ki ben ona vardığımda size adeta kolunuzu taşıyamaz olacaksınız. Sayıyorum. Bir, iki, üç, kolunuzda ağırlık başladı ve gittikçe artıyor. Dört, beş, kolunuz iyice ağırlaştı. Altı, yedi, çok ağırlaştı, sekiz artık kolunuzu taşıyamaz haldesiniz, dokuz, on’. Tam on sayılınca hastamızın koluna destek olan elimizi çekeriz. Hastamız süjestibl ise kolu gayet gevşek bir şekilde yanına ve kucağına düşecektir. Süjestibl değilse havada asılı kalacaktır.
YÜKSELEN KOL TESTİ
Süje rahat bir şekilde koltuğa oturtulur. Kollarını koltuğun kolluklarına rahatça bırakması istenir. Daha iyi konsantre olabilmesi için gözlerini kapatması söylenir. Ve şöyle denir:
‘Şimdi sağ kolunuzun (veya sol) bileğine sağlam bir kordonla büyük bir balon bağlı olduğunu düşününüz. Şimdi balonu hayal etmeye çalışınız. Büyük yuvarlak parlak yüzeyli bir balon; balonun içi hidrojen doludur. Biliyorsunuz hidrojenle dolu balonlar, derhal havaya doğru yükselirler. Şimdi kolunuza bağlı olan balon da yükselmeye başladı. Şimdi balonu kolunuza bağlayan kordon iyice gerildi, fakat balon daha yükseliyor, şimdi daha da yükseliyor, yükseliyor, yükseliyor’.
Hastamız süjestibl ise telkine devam ettikçe kolunu önce çok yavaş, sonra daha görünür şekilde, sanki hakiki bir balona bağlıymış gibi havaya kaldırır. Ancak hastamızın bize öğrettiği bir karar vermekte acele etmemek gereklidir.
Bu testin bir başka uygulanışı da şöyledir: Sujeye bir kolunun gittikçe hafiflemeye başladığı, bir tüy gibi hafif hale geldiği, hafifliği nedeniyle hava içinde yüzmeye ve uçmaya başladığı anlatılır. Hastanın bilgi durumu uygunsa hafiflemiş olan bu kola hava moleküllerinin etki ettirdiği kuvvetler anlatılır ve bu kuvvetler nedeniyle işte şimdi kolunun yükselmeye başladığı telkin edilir. Süjestibl hastaların kolu yavaş yavaş yükselmeye başlar. Telkine devam edilip kol iyice yükseltilebilir.
SALLANAN VÜCUT TESTİ
Süje ayakta tam karşımızda durur. Ayakları topuklarından ve burunlarından bitişiktir. Önce tam kendi tepesinde tavandaki bir noktaya bakması söylenir ve sonra başının durumunu değiştirmeden gözlerini kapatması istenir ve şöyle denir:
"40 cm yüksekliğinde ince bir duvarın üstünde duruyorsunuz. Dengenizi güçlükle sağlayabiliyorsunuz. Şimdi arkanızdan kuvvetli bir rüzgar esmeye başladı. Dengeniz bozuldu. Duvarın üstünde duramıyorsunuz. Fakat korkmayınız düşseniz bile ben sizi tutuyorum. Rüzgar büsbütün şiddetlendi artık duvarın üzerinde dengede kalmanıza olanak kalmadı. İyice sallanıyorsunuz. Düşüyorsunuz…. Düşüyorsunuz" Süjeyi sakatlamamak için tutmaya hazır olmalıdır. Burada dikkat edilecek nokta şudur: Bazı hastalar arkadan esen rüzgarla dengeyi sağlayabilmek için kendilerini arkaya doğru bırakırlar. Eğer tetikte olmazsak bize doğru düşmesini beklediğimiz hasta arkaya doğru düşebilir.
KENETLENMİŞ EL TESTİ
Rahat bir şekilde oturmakta olan hastamıza parmaklarını birbiri arasından geçirerek iki elini birbirine kenetlemesi söylenir. Avuç içleri birbirine değmeyecek, sadece parmaklar temas edecektir. Gözler kapatılırsa daha iyi olur. Hastamıza söyle deriz:
"Az sonra parmaklarınızın birbiri üzerindeki etkisi çok artacak, iki elinizin birbirini daha sıkı sardığını hissedeceksiniz. Gittikçe parmaklarınız birbirine kenetleniyor, şimdi parmaklarınız arasına çok koyu ve yapışkan bir zamk olduğunu düşününüz. Parmaklarınız birbirine bastıkça bir tutkal onları daha da yapıştırıyor. Öyle ki artık siz isteseniz de parmaklarınızı açamaz hale geliyorsunuz. İşte şimdi parmaklarınız birbirine daha çok basıyor. Onlar sanki birbirine iyice kaynadılar, artık tek tek parmaklarınızı hissedemiyorsunuz, onlar birbiri içinde eriyip bir bütün haline geldiler. Şimdi deneyiniz onları açamayacaksınız".
Hipnoza yatkın hastalar ellerini bütün denemelere rağmen açamazlar. O zaman hastaya :
"Uğraşmayınız görüyorsunuz ki onları açamıyorsunuz. Bu sizin rahatça hipnotize olabileceğinizi gösteriyor. Şimdi ellerinizi çözebilmeniz için beşten sıfıra doğru tersine beş sayı sayacağım ve ben sıfıra gelince siz rahatça ellerinizi çözebileceksiniz" denir ve beş sayı tersine sayılır. Sıfıra gelince hasta ellerini çözer. Daha bir çok süjestibilite testi mevcuttur. Bunlara yenilerini eklemekte mümkündür. Burada yazdıklarımız bizzat denemiş olduğumuz birkaç tanesidir.
TRANSIN MEYDANA GETİRİLMESİ
Yukarıda saydığımız süjestibilite testlerinden birine pozitif cevap veren hastamız aslında çok hafif bir transa girmiştir veya girmek üzeredir. Bu testlerden birini transın meydana getirilişine başlangıç olarak alabilir ve telkinlere devam ederek hastamızı transa sokabiliriz. Ben çalışmalarında süjestibilite testlerini tek başlarına kullanmaya yönelmedim. Hastalarıma gerekli ön bilgileri verip, hipnozun herkeste mümkün olmadığını, herkesin hayal etme yeteneğinin ve kendi vücuduna, onu gevşek bırakabilmek için hakimiyetinin yeterli olmadığını söyler; eğer kendini tamamen gevşek bırakabilir ve beni dikkatle dinlerse uyanmasının mümkün olduğunu söyler ve onu transa sokmaya çalışırım. Eğer hastam süjestibl ise onu mümkün olan en derin transa kadar götürür ve sonra uyandırırım. Çoğu kez diş hekimliği işlemlerini de bu ilk seansta veya bir sonraki seansta uygularım. Hasta süjestibl değilse üç dört denemeden sonra hipnoz uygulamasından vazgeçerim. Esasen hastalarımızın büyük kısmı üçüncü veya dördüncü olumsuz denemeden sonra denemeye devam etmek istemezler.
"Kendinizi tamamen rahat bırakınız. Tamamen gevşeyiniz, bütün vücudunuz yumuşak ve gevşek olsun, ayak parmaklarınızı, taban kaslarınızı gevşetiniz. Dizlerinizi, kalçanızı, belinizi ve bütün bu kısımlardaki kaslarınızı gevşetiniz. Bütün sırt ve göğüs kaslarınız, omuzlarınız ve boynunuz gevşek bulunsun. Daima gösterdiğim noktaya bakınız. Ve dikkatle beni dinleyiniz. (Bu sırada bir çok hastanın kendisini gevşettiğini gözle görmek mümkün olur). Zihninizi tamamen boşaltınız ve mümkün olduğu kadar hiçbir şey düşünmeyiniz. Sadece benim söylediklerimi ve sesimi dinleyiniz. Sesimi dinledikçe kendinizi daha rahat bırakabilecek ve gittikçe daha rahat olacaksınız ve sesimi dinledikçe zihniniz boşalacak ve sadece benim sesimi dinler ve başka hiç bir şey düşünmez hale geleceksiniz. Şimdi size hissetmeye başlayacağınız şeyleri anlatmaya başlayacağım. Söyleyeceğim her şeyi gittikçe artan bir kuvvetle hissetmeye başlayacaksınız ve beni dinlemeye devam ederek kendinizi iyice gevşettiğiniz zaman da artık benim söylediklerim adeta kendi kendine oluşacaktır. Önce üst göz kapaklarınızdan başlayan bir ağırlık ve yorgunluk hissedeceksiniz. Bu yorgunluk ve ağırlık gittikçe artarken göz kapaklarınızdan yanaklarınıza, yanaklarınızdan boynunuza, boynunuzdan omuzlarınıza, kollarınıza, bütün vücudunuza ve ayaklarınıza yayılacak. Öyle ki siz ellerinizi, kollarınızı, ayaklarınızı ve bütün vücudunuzu çok ağırlaşmış hissedeceksiniz. Nefes alışlarınız gittikçe derinleşecek ve düzene girecek. Aldığınız her derin ve düzenli nefes sizi derin ve rahat bir uyku haline doğru götürecek. Benim söylediklerimi kolaylıkla duyabilecek ve söylediğim her şeyi rahatlıkla yerine getirebileceksiniz. İşte şimdi göz kapaklarınızın ağırlığı hızla artmaya başladı. Gözleriniz sulanıyor, hafifçe yanıyor ve kirpikleriniz birbirine doğru kuvvetle çekiliyor. Onları açık tutmak için direnmeyiniz. Artık göz kapaklarınız o kadar ağırlaştı ki onları açık tutmak olanaksız hale geldi. (Bu şekilde süjemin gözleri kapanıncaya kadar aynı telkinleri tekrar ederim)". Süjemin gözleri çok defa titreyerek kapanınca şöyle devam ederim.
"Şu anda gözlerinizin ağırlığı bütün vücudunuza dağılmış halde bütün vücudunuz yumuşak ve gevşek, kendinizi çok rahat ve iyi hissediyorsunuz. Kirpikleriniz birbirine kalın ve ağdalı bir tutkalla yapıştırılmış gibi. Elleriniz, kollarınız, ayaklarınız ve bütün vücudunuz çok ağır. Artık siz onları oynatamaz haldesiniz ve ben yeniden işaret edinceye kadar da böyle olacak".
Derinlik testleri transa girip girmediğini anlamak için süjestibilite testlerine benzer şekilde göz kapakları katalepsisi testi uygulanabilir. Süje transa girmişse göz kapakları titrer, kaşlarını kaldırır, fakat gözlerini açamaz. Bazı süjeler sadece kirpiklerini aralayabilirler fakat onlarda da göz küreleri yukarı doğru kaymış olduğundan kirpikler arasından ince bir çizgi halinde göz akı görülür. Süje kolayca gözlerini açarsa transa girmemiş demektir.Böyle bir başarısızlık hastanın güvenini yıkacağından denemenin bundan sonraki kısmında başarı sağlama olanağı azalır. Onun için denemenin olumlu sonuç vereceğinden emin olmadan testi uygulamamalıdır. Fakat maalesef bize bu güvenceyi verecek sağlam kriterlerden yoksunuz. Sadece test uygulamak için aceleci olmamakla yetinmek zorundayız. Süje gözlerini açmışsa kendisine herkesin mutlaka ilk seansta uyumasının mümkün olmadığı, şu anda çok çok güzel hipnotize olan birçok hastamızın ikinci seansta veya daha sonraki seansta başarıya ulaştıkları gerçeği anlatılır, kendisinin de ikinci seansta daha fazla başarı sağlamasının mümkün olduğu aslında bizim de birinci seanstan daha fazla bir şey beklemediğimiz anlatılır. Böylece hastada oluşan başarısızlık izlenimi olabildiği kadar silinerek ikinci seans için bir başka güne randevu verilir. Bununla beraber kendi pratiğimizden bildiğimize göre birçok hasta bu seansta etrafta bir ağırlığın başladığını, biraz daha devam edilseydi uyumanın mümkün olabileceğini ifade ederler. Bu hastaların çoğu ikinci seansta gerçekten daha derin bir transa girerler. Süje gözlerini açamıyorsa transa girmiş demektir, o zaman şöyle devam edilir:
"Evet denemekten vazgeçiniz, görüyorsunuz ki onları açmak artık sizin elinizde değil. Zaten gelince sizi uyandıracağım. O zaman onları kolayca açabileceksiniz". Bazı Amerikan yazarları uyandırmanın nasıl yapılacağının, bu sırada süjeye bildirilmesinin ilerde bir uyanmaya direnme meydana gelmemesi için gerekli olduğunu bildirirler. Biz çalışmalarımız sırasında böyle bir uyanmaya direnme olayı gözlemlemedik. Sadece bir hanım hastamız hipnoz hali hakkındaki izlenimlerini anlatırken trans içindeyken transtan çıkmamak arzusu duyduğunu ifade etti. Fakat kendisi transtan kolaylıkla çıkıyordu.
TRANSIN DERİNLEŞTİRİLMESİ
Göz kapakları katalepsisi testinde transa girdiği anlaşılan süjenin daha derin ve transa sokulması için çeşitli metodlar vardır.
"Şimdi sizi daha derin bir uykuya sokmak istiyorum. Bunun için sayacağım üç sayı ile üç derin nefes alacaksınız. Alacağınız her derin nefes sizi daha derin bir uyku haline götürecek. Üçüncü derin nefesin sonunda o kadar derin bir transa gireceksiniz ki o zaman benim sesimi biraz daha derinden ve uzaktan duyacaksınız. Fakat yinede söylediğim her şeyi rahatlıkla duyabilecek ve istediğim her şeyi kolaylıkla yerine getirebileceksiniz. Şimdi sizi o derin uykuya sokacak üç sayıyı sayıyorum. Biiir, ikiii, üüüç". Süje her sayıyla derin bir nefes alır. O zaman sesimizi biraz alçaltır, süjeden birkaç adım uzaklaşır ve devam ederiz.
"Artık çok derin ve çok rahat bir uykudasınız . O kadar derin uyuyorsunuz ki benim sesimi oldukça derinden ve uzaktan duyuyorsunuz. Fakat yine de söylediğim her şeyi rahatlıkla duyabiliyor ve istediğim her şeyi kolaylıkla yerine getirebiliyorsunuz"
Süje bu suretle telkinlere devam ettikçe daha derin transa doğru gider. Gerekirse nefes aldırma yenilebilir.
Transın derinleştirilmesi için başka yöntemler de kullanılmaktadır. Nefes aldırıp nefesi mümkün olduğu kadar tutmasını istemek. Veya nefes alışverişlerini kendine vereceğimiz bir tempoya, bir ritme uydurmasını istemek, bir yandan da bu şekilde transın derinleşeceğine ilişkin telkinlerde bulunmak. Veya bu ritmi süjenin hayalen söylediği bir müzik parçasından almak da olanak içindedir. Bu halde süje eliyle bir yandan müziğe tempo tutar, bir yandan her tempo ile nefes alır. Veya her tempoyla transının derinleşeceği telkini ile gittikçe derin transa girer. Hastaya sayı saydırmak veya her metronom, saat, motor gibi monoton bir ses dinleterek saydığı her sayı ile veya metronomun her vuruşu ile derin bir transa gireceğini telkin etmek te kullanılan yöntemler arasındadır. Veya birkaç dakika için odayı terk edebileceğimizi ve geri döndüğümüzde süjeyi çok derin bir uyku içinde bulacağımızı, kendisine veya odadaki bir üçüncü şahısa söyleriz. Bunun içinde ben dışarı çıkar çıkmaz uykunuz süratle derinleşmeye başlayacak denir ve oda bildirilen zaman kadar terk edilir. Dönüldüğünde süje daha derin bir trans içindedir. Bir başka yöntem de süjeyi transtan çıkarıp derhal yeniden transa sokmaktır. Bunun için süje herhangi bir işaretle uyumaya şartlandırılır ve uyuyan süjeye şartlı işaret verilerek tekrar transa alınır.
TIBBİ UYGULAMA İÇİN GEREKLİ FENOMENLERİN MEYDANA GETİRİLMESİ
Bu şekilde trans mümkün olduğu kadar derinleştirildikten sonra pratiğin uygulamasına geçilir. Ancak transın derinliği uygulanacak operasyonun cinsine göre yeter derecede olmalıdır. Örneğin; hafif transta olan süjede bir abse açılmak gerekiyorsa hastamızı derin transa kadar uyutmamız gerekir. Aksi halde bu operasyonu sadece hipnoanestezi ile yapmamıza olanak yoktur. Çünkü yeterli derinlikte anestezi elde edilemez. Eğer süjemiz derin transa giremiyorsa lokal anesteziklerden birine başvurmak gerekir. İstenirse posthipnotik amnezi ile iğne yapıldığından absenin açıldığı sırada olup bitenler, süjeye unutturulabilir ve uyanan süje absenin açıldığından veya dişinin çekilip çekilmediğinden haberdar olmaz.
HASTANIN RELAKSASYONUNUN TEMİNİNDE
Trans süjenin kendini gevşek bırakmasıyla başlar. En hafif transta bile bu rahatlık ve gevşeme kendiliğinden mevcuttur. Hipnotize edilmiş hastalarımız, hipnoz esnasında, daima narkoz almışçasına rahat ve gevşek kalırlar.
HASTANIN KORKULARININ VE SIKINTILARININ GİDERİLMESİNDE
Süje hafif transı geçmiş ve orta transa girmişse esasen korkularının çok büyük bir kısmını atmıştır. Fakat ayrıca yapılacak herhangi bir işlem sırasında hiçbir korku ve çekingenlik duymayacağı çünkü bu işlemin kendisine hiçbir zarar getirmeyeceği gibi özel telkinler de verilebilir.
HASTANIN TEDAVİSİ İÇİN GEREKLİ VE PROTETİK v.b UYGULAMALARA İTİRAZLARIN KALDIRILMASINDA VE ORTODONTİK, PROTETİK v.s CİHAZLARA ALIŞTIRILMASINDA
Hastaya uygulanan cihazların ona sağlayacağı faydalar anlatılarak bu bakımdan onları severek kullanacağı, onların ağızda geçici bir zaman için yapması olası fazlalık ve kalabalığa hemen uyum sağlayacağı ve bunu hissetmeyeceği telkin edilir. Hatta posthipnotik olarak vuran ve dokunan yerlerde hiçbir ağrı duymayacağı da telkin edilir. Bu takdirde hastaya kontrol için bir randevu verilir ve kontrole mutlaka gelmesi de telkin edilir. Ve uyanınca da ayrıca bu husus belirtilir.
UZUN VE SIKICI OPERASYONLARDA HASTANIN RAHATININ SAĞLANMASINDA
Örnek olarak bir diş hekiminin hastasının rahatını temin için söylediklerini dinleyelim:
"Şimdi dişinizi gerekli aletlerle şekillendirmek üzere keseceğim aşındıracağım. Bu işlemler size hiçbir ağrı vermeyeceği gibi turun meydana getirebileceği gürültüyü kesin olarak duymayacaksınız, hatta şimdiye kadar bildiklerinizin aksine bu turun hiç gürültü çıkarmayışına biraz da şaşıracaksınız. Bu arada hiçbir kötü koku duymayacak ve hiçbir kötü koku tarafından rahatsız edilmeyeceksiniz".
Bundan başka hastalarıma tıbbi tedavi sırasında önceden gördüğü ve beğendiği bir filmi yeniden gördürmek, beğendiği bir müzik parçasını dinletmek ve hatta vizüel ve oditiv halüsinasyonları* birlikte meydana getirip, ona hayali bir konser düzenlemek de mümkündür.
ANESTEZİ VE ANALJEZİ TEMİNİNDE
Günlük yaşantımızdan hatırlıyoruz ki ağrı eşiği en basit telkinlerle bile yükselebilmektedir. Hipnotik trans altında bu olay çok daha belirli bir hale gelmektedir. Journal of anesthesiology’nin hayli eski bir sayısında Dr. Bernard B. Raginsky narkoz verilecek hastaların narkoza dirençlerinin psikolojik sebeplerini incelemekte ve narkozitörün hipnoz bilgisinin hastasını daha etkili şekilde teskin edebilmesi için önemine değinmektedir.
Hipnoz altında tam anestezi elde edilemediği hallerde bile ağrı eşiğinin yükselmiş olması nedeniyle kullanılan anestezik miktarını önemli derecede azaltmak mümkün olmaktadır. Hipnozu birçok yazarın telkin kabul etme yeteneğinin çoğalması olarak tarif ettiğini de göz önüne alınca ağrı eşiği yükselişinin mekanizması daha belirgin bir şekilde açıklık kazanır. Fakat hipnozda anestezi daha ilgi çekici bir konudur. Trans yeterli derinlikte ise anestezi fenomenini kolayca elde etmek mümkündür. Bunun için ya doğrudan doğruya ağzın içinde istenen yerde aneztezi elde edilir, veya önce süjenin elinde bir anestezi meydana getirerek anestezinin yeterliliği burada kontrol edilir, sonra bu uyuşukluk elden vücudun içinde istenen bölgeye nakledilir.
*Halüsinasyon :Bir kimsenin ortada bulunmayan bir şeyi görmesi veya duymasıdır, hayal görmek.
Ben çalışmalarımda tekniği her iki şekli ile kullandımsa da ikinci şekli daha tercih ettim. Anestezi elde etmek için şöyle hareket edilir:
Süjeye "şimdi birden beşe kadar sayılar sayacağım. Saydığım her sayı sağ ve sol elinizde bileğinizden parmak uçlarına doğru bir uyuşukluk ve ağrı duymazlık hali meydana getirecek. Öyle ki elinize bir eldiven giymişsiniz gibi olacak. Elinize bir iğne batırılsa veya keskin bir şeyle kesilse veya yansa hiçbir ağrı duymayacaksınız, sanki bütün bunlar elinize değil de giydiğiniz koruyucu eldivene uygulanırmışçasına hiçbir ağrı, sıcaklık veya yanma hissetmeyeceksiniz" denir. "Şimdi sayıyorum, biiiir, ikiii, üüüç. Eliniz uyuşmaya başladı ve gittikçe daha fazla uyuşuyor. Dört elinizin uyuşukluğu çok fazlalaştı. Beş eliniz tamamen uyuştu, altık hiçbir ağrı, hiçbir sıcaklık, hiçbir yanma duymanıza olanak kalmadı" denir ve steril bir iğneyle hassasiyet kontrolü yapılır.
Bu arada hastanın kendi kendine uyuşmayı kontrolüne izin vermemelidir. Kendini yaralayabilir. Ağrı meydana geliyorsa süjeye "evet tam uyuşma meydana gelmeden ne derece duyuyorsunuz diye bir kere kontrol etmek istedim" denir. Uyuşturmaya devam edilir; yeniden kontrol edilir. Anestezi meydana gelmişse şöyle devam edilir. Anestezi meydana gelmişse şöyle devam edilir. "Şimdi yeniden beş sayı sayacağım, saydığım her sayı elinizdeki uyuşmayı kaldırıp onun dokunmakta olduğu yerdeki şu kısımlara geçecek", bu sırada uyuşacak yerler tarif edilir. "Saydığım her sayı elinizdeki uyuşmayı kaldırırken, söylediğim ve dokunduğum yerlere kat kat fazlasıyla iletecek. Şimdi sayıyorum. Biir, ikiii elinizin uyuşması azalıyor, fakat dişiniz, diş etleriniz ve çene kemiğiniz fazlasıyla uyuşuyor. Üç, dört, elinizdeki uyuşma iyice hafifledi fakat dişinizde, diş etlerinizde ve çene kemiğinizde çok fazla; önceden elinizde olan uyuşmadan da fazla bir uyuşma meydana geldi. Beeş, şimdi elinizde hiçbir uyuşma kalmadı. Fakat dişiniz, diş etleriniz ve çene kemiğinizde çok fazla bir uyuşma var, öyle ki buraya sanki bir novakain iğnesi yapılmış gibi, hatta daha da derin bir uyuşma içindesiniz. Şu anda o kısmı kesebilir, dikebilir veya koparabiliriz. Bu dokular o kadar uyuştu ki bütün bunları yapsak bile hiçbir ağrı ve acı duymanıza olanak yok" denir. Hastanın eli yeniden muayene edilirse onun da duyarlı hale geldiği görülür.
Elde meydana getirilmiş anestezinin ağız içine nakledilmesinin bir başka yolu bize vücudun tarif edemeyeceğimiz durumlarda veya hastamızın anlayamadığı hallerde şöyledir: Uyuşturulmuş el, işlem uygulanacak dişin bulunduğu kısımdaki yanağın üzerine konur. Hafifçe bastırılması istenir ve eldeki anestezinin önce yanağa, oradan da derinlere işleyerek dişe, diş etine, çene kemiğine geçeceği yukarıdaki gibi telkin edilir veya uyuşma el yerine doğrudan doğruya ağzın içinde elde edilir.
Anesteziye ihtiyacımız kalmadığı zaman anestezileri vereceğimiz yeni telkinlerle ortadan kaldırmamız gereklidir.
HOŞ OLMAYAN ÇALIŞMALARIN AMNEZİSİNDE
Süjeler orta derecede bir transa girmişlerse gerekli operasyonların bitirilmesinden sonra ve transtan çıkarılmasından önce onlara şöyle denebilir: "Biraz sonra sizi uyandıracağım. Ancak uyandıktan sonra bu seans içinde olup biten hiçbir şeyi hatırlamayacaksınız. Hatta size bir hatırlamama tembihi yapıldığını da bilmeyeceksiniz" ve sonra süjenin dehipnotizasyonuna geçilir. Süje uyanınca uygulanan işlem ne kadar nahoş olursa olsun (frez, uygulaması, iyodoform kokusu, koterizasyon nedeniyle yanık kokusu) hiçbir şey hatırlamaz.
GENEL ANESTEZİ PREMEDİKASYONUNDA
Genel anestezi premedikasyonu yerine veya onunla birlikte de hipnozdan yararlanılabilir. Bu hallerde de hastayı narkozdan önce, hafif transa sokmak, daha az narkotik ile sonuca varılması sağlanır.
BULANTI VE ÖĞÜRMENİN ÖNLENMESİ
Kusma refleksinin önlenmesi için transa sokulan süjeye sayılacak şu kadar sayı ile ağzın geri kısmındaki (burada anatomik terimlerin kullanılmaması hasta için ifadelerin anlaşılır olmasını sağlamak içindir) ve damaktaki hassasiyetin tamamen ortadan kalkacağı telkin edilir. Sayılar sayılıp kontrol edilir. Shaw, süjeye bir alındığı halüsinasyonunu telkin ettikten sonra hassasiyetin tamamen ortadan kalkmış olduğunu hastaya da kabul ettiriyor ve onu sonra uyandırıyor.
TÜKÜRÜK AKIMININ VE KANAMANIN KONTROLÜNDE
Bir kimsenin derisinde, örneğin yüzünde hipnotik telkinle kızarma meydana getirilebiliyorsa, kapiller damarları kontrol edilebiliyor demektir. Bu durumda derin transa sokulan hastada kanama kontrol altına alınabilir. Tükürük salgılaması da kanama ile paralel bir kontrol edilebilme göstergesidir.
POST OPERATİV ANESTEZİ SAĞLANMASINDA
Suje derin transa girmişse trans esnasında verilecek telkinlerle elde edilmiş anestezi uyandıktan sonra da belirli bir zaman devam ettirilebilir.
TIBBİ İŞLEMLERİN UYGULAMASI
Hipnoz altındaki bir hasta ile normal bir hasta arasında bir çalışma farkı yoktur. Ancak hipnotize edilmiş hasta üzerinde çalışırken, ara sıra telkinleri yenilemek transın hafiflemesine engel olmak bakımından faydalıdır.
ÇALIŞMALAR SONA ERDİKTEN SONRA
Meydana getirilmiş felç, anestezi, hiperestezi gibi, post hipnotik olarak devamı mümkün, fenomenlerin dikkatle kaldırılması gereklidir.
POST HİPNOTİK TELKİNLERİN VERİLMESİ
Bir diş çekiminde sonra anestezinin daha bir süre devam etmesi istenirse "Sizi biraz sonra uyandıracağım, uyandırdıktan sonra daha şu kadar zaman ağzınızdaki uyuşma devam edecek ve sonra kendiliğinden geçecek" şeklinde telkinde bulunulabilir veya gerekli başka telkinler verilir.
SÜJENİN DEHİPNOTİZASYONU
Böylece gerekli işlemler yapılıp post hipnotik telkinler de verildikten sonra süjenin dehipnotizasyonuna sıra gelir. Dehipnotizasyon da basit birkaç telkinle yapılır. Ben genellikle dokuzdan sıfıra doğru tersine sayılar sayacağımı ve saydığım her sayının onu biraz uyanıklığa yaklaştıracağını ve ben sıfır dediğim zaman rahatlıkla gözlerini açacağını, uyanınca kendisini çok iyi hissedeceğini hiçbir sıkıntı rahatsızlık ve yorgunluk duymayacağını söylerim ve sayıları saymaya başlarım. Süjeler genellikle gözlerini kolayca açarlar. Gözlerini açmak için zorluk çeker gibi olanlar varsa uyandırıcı telkinlere şöyle devam ederim: "Evet açınız gözlerinizi, uyandınız artık, açıldınız. Kendinize geldiniz, uyandınız" gibi.
Bazı eserlerde süjelerin uyanmaya direnç gösterdikleri yolunda kayıtlar varsa da (36) ben çalışmalarımda böyle bir olayla karşılaşmadım. Yine Shaw’a göre böyle bir durumda telaşa kapılmamanın ve özellikle bu telaşın süjeye fark ettirilmemesi gereği üzerinde duruyorlar ve baş vurulacak uyandırma yöntemleri şöyle sıralanıyor.
Hastaya daha beş dakika uyuyacağını, isterse bu beş dakika içinde normal uykuya da dönebileceğini ve bu beş dakikanın ona beş saat gibi geleceğini ve bu beş dakikanın sonunda sanki beş yıldır uykudaymış gibi dinlenmiş, rahat ve sakin şekilde kendi kendine uyanacağı telkin edilir.
Operatör üçüncü bir kişiye ve örneğin bay falanca daha beş dakika uyuyacaklar. Ve sonra kendi kendilerine rahatça uyanacaklar denir. Uyandıktan sonra kendisini çok iyi hissedecek, rahatlayacak vs. denir veya şöyle de eklenebilir. Ben bu zaman için odayı terk ediyorum, geldiğimde onu uyanmış bulacağım. Tabii söylediğimiz kadar odayı terketmemiz gerekmektedir.
Ayrıca süjeye "şimdi yüzünüzü ıslak bir bezle sileceğim. Yüzünüzdeki serinliği hissedince bayılmış kimselerin dahi hemen kendine geldiği gibi daha rahat ve kolay bir şekilde uyanacaksınız" denir ve yüzü ıslak bir sünger veya bir bezle silinir. Süje uyanır.
UYANMANIN TAM OLUP OLMADIĞININ KONTROLÜ
Süjelerin muayenehaneyi terk ettiklerinde iyice uyanıp yarı transta olmalarından bazı tehlikeler doğabileceği düşünülerek, dehipnotizasyondan sonra süje ile biraz konuşma ve onun tamamen uyanmış olduğundan emin olmak gerekir. Ben süjelerimin hemen hepsinin tamamen uyandıktan sonra lavaboda yüzlerini yıkatıyor ve iyice uyanmalarını sağlıyorum.
HASTALARIN SALIVERİLMESİ
Artık hastanın muayenehaneyi terk etmesinde bir sakınca kalmamıştır. Kendisine daha sonraki bir seans için randevu verilerek gitmesine izin verilir.
BİR BAŞKA TEKNİK
Yukarıda anlattığımız teknikten başka yöntemlerde vardır. Ancak çeşitli hipnotizasyon yöntemleri arasında fark daima ‘transın meydana getirilmesi’ sorununun çözülmesine bağlıdır. Çünkü transın sağlanması için mekanik olarak tekrarlanacak kelimeler mutlaka yeterli değildir. İyi bir hipnotist takip edeceği yöntemi hastasının reaksiyonlarına göre derhal tayip edip gerektiğinde değiştirebilen kimsedir. Çünkü herhangi bir yöntem ile başarı sağlayamayan bir süje bir başka yöntemle başarıya ulaşabilir. Bu bakımdan hipnotistin başarı şansı bildiği çeşitli indiksiyon yöntemlerine bağlıdır. Burada kenetlenmiş el tekniğini anlatacağız.
Süje bir koltuğa rahat şekilde oturtulur. Başı, omurgası düz bir hat teşkil edecek şekilde düzeltilir. Ellerini, parmaklarını birbiri içinden geçirerek kenetlenmesi istenir. Avuç içleri birbirinden hafifçe uzaklaştırılır ve iki elin birbirine sadece parmaklarla teması sağlanır. Süjeye gözleri kapattırılarak, kenetlenmiş el testinde anlatıldığı gibi telkinler yapılır ve süjeye parmaklarının birbirine yapıştığı ve onları çözemeyeceği söylenir ve şöyle devam edilir.
"Evet uğraşmaktan vazgeçiniz ve kendinizi rahat bırakınız. Şimdi ben birden yirmiye kadar sayılar sayacağım. Saydığım her sayı ellerinizin yavaş yavaş yükselip yüzünüze yaklaşmasını sağlayacak ve ben daha yirmiye gelmeden elleriniz yüzünüze değecek. İşte o zaman bütün vücudunuzla büyük bir rahatlık ve gevşeme hissedeceksiniz o kadar ki elleriniz de derhal kucağınıza düşecek ve siz çok derin ve çok rahat bir uyku haline gireceksiniz. Fakat o halde de benim sesimi rahatça duyabilecek ve istediğim her şeyi rahatça yerine getirebileceksiniz. Hatta o kadar rahat ve derin uyuyacaksınız ki benim istediklerim adeta kendi kendine hasıl olacaklar. Şimdi ellerinizi yüzünüze yaklaştıracak ve onlar yüzünüze yaklaştıracak ve onlar yüzünüze dokununca sizi derin uykuya sokacak sayıları sayıyorum" denir ve sayılar yavaş yavaş sayılır. Süjenin birbirine kenetli elleri yavaş yavaş hareket ederek yükselir ve sonra yüzüne doğru yaklaşır ve yüzüne dokununca çok belirgin bir gevşeme ile hastanın elleri çözülüp düşer. Bu sırada ellerinin koltuğun kenarlarına çarpmaması için dikkat edilmelidir. Hastamız transa girmiştir. Yöntemin bundan sonraki kısımları diğerlerinden farklı değildir. Bir önceki usulde olduğu gibi trans derinleştirilir. Gerekli işlemler uygulanarak hasta dehipnotize edilir.
ÇOCUKLARDA TEKNİK
Çocuklarda mesele, çocuk ile kooperasyonun sağlanması ve dikkatin tesbitinin zorluğudur. Bu güçlükleri yenebilmek için çocukla beraber bir oyun oynuyormuş gibi davranmak ve bu oyunda partönerliğimizi ona kabul ettirmek iyi bir yol olur. Dikkatin tesbiti içinde eline bir para vererek devamlı olarak bu paraya bakmasını istemek, tırnağına bir nokta, bir yıldız veya bir insan yüzü çizerek bu resme dikkatle bakmasını istemek işe yarayabilir ve yüze veya elliye kadar sayılar sayacağı veya alfabenin harflerini sayacağımız söylenir. Sayılar sayılırken uykusunun geleceği, gözlerinin yorulacağı, istediği zaman gözlerini kapatıp uykuya dalabileceği, fakat uykuya dalınca yine birbirimizle konuşabileceğimiz, gözleri kapanınca çok rahat bir uykuya dalacağı o kadar ki bu rahat uyku içinde kolunun da gevşeyip düşeceği ve elinin de gevşeyerek parayı artık tutamayacağı söylenir ve sayılar sayılır, kol düşünce (çarpmaması için tutmaya hazır olmalıdır) normal yöntemlerle trans derinleştirilir ve büyüklerdeki gibi devam edilir. Doğal olarak kullanılacak kelimeler ve cümlelerin sadelik ve düzeni çocuğun anlayabileceği düzeyde olmak zorundadır.
HİPNOZDA YARDIMCI ARAÇLAR
Hipnotik transın meydana getirilmesinin sağlanmasında kullanılan yardımcı araçların bir kısmı dikkatin tesbitine yarayan ve bir kısmı da hafif, monoton uyarılar vererek (ileride PAVLOV teorisinde görüleceği üzere) beynin korteksinin bir kısmında inhibisyonun meydana gelmesine yarayan cihazlar ve araçlardır. Bunlar birkaç gurup altında toplamak mümkündür.
Birinci gurupta göze hitap eden araçlar vardır. Bunlar dönen renkli spiraller veya dilimler içeren diskler, merkezinde parlak bir nokta ihtiva eden cam küreler, ışık pırıltıları veren kristaller ve kıymetli taşlar, ritmik olarak aydınlanan ekranlar veya ışık kaynakları gibi vasıtalardır. Çocuklarda kullanılan para veya tırnak üzerine çizilmiş şekillerde bu gurup araçlardandır. Bizde bu çalışmalarımızda ünitin reflektörünü bu gruptan bir yardımcı olarak sık sık kullandık.
İkinci gurup araçlar, kulağa hitap edenlerdir. Akan bir dere sesi, yağmur veya rüzgarın uğultusu, küçük bir motorun veya pervanenin devamlı vızıltısı bir saat veya metronomun monoton tik-tak’ları transın indüksiyonunda yardımcı olarak kullanabilirler. Hatta son zamanlarda Japonya’da küçük çocukların normal uykularına sokan bir cihazın satışa çıkarıldığını okuduk ki bu cihaz anne kalbinin seslerini vermektedir. Birçok anneye çocuklarının başlarının sağ tarafta iken mi daha çabuk uyuduklarını sorduksa da sonuç verecek cevaplar alamadık. Ancak Pavlovien görüşe göre tabii uyku veriş tarzının konumuz içine girmesi gerekli ise de, bizim araştırma konumuz dışında kalmaktadır.
Üçüncü gurup araçları farmakolojik droglardır. Narkoanaliz amacı dışında farmakolojik droglar vererek süjelerin daha çabuk transa girmeleri sağlanabilir. Bunlar bazı narkotikler, hipnotikler ve özellikle meprobamat sınıfı psikoaktif trankilizanlardır.
Dördüncü gurup araçlar elektrikli cihazlardır. Bazı tip elektrik akımlarının lokal uygulaması, lokal anestezi meydana getirebildiği gibi bazı cihazlarda ve örneğin "cerebral wave syncroniser" denen cihazla kişide bir sakinlik hali yaratılarak, hipnotik transa girmesi kolaylaştırılabilmektedir. Bununla birlikte bu gurup cihazlar hakkında ve bazı araştırıcıların (Prof. Andrea Romera Torino-İtalya) elektronik hipnoz adını bile verdikleri bu alanda başkaca bir bilgi ve görgü sahibi maalesef olmadığımızı söylemek doğru olur.
HİPNOZ ÇEŞİTLERİ
Çeşitli psikoterapötik amaçlar için hipnoz çeşitli şekillerde kullanılır. Hipnoz altında serbest çağrışım yöntemi, otomatik yazı tekniği, hipnoz altında resim yaptırma tekniği, hipnodram gibi özel yöntemler gibi. Grup hipnozu aynı anda birden fazla kişinin hipnoza alınmasıdır. Tek kişinin hipnotizasyonundan farklı değildir. Amerika ve Rusya’da büyük kitleler içinden hipnotizabl olanların seçilmesi ve hipnoz altında ağrısız doğum yapacakların hazırlık seanslarının yapılması için ‘Hypnotorium’ adı verilen özel çalışma yerleri vardır.
Otohipnoz şahsın kendi kendini hipnoza sokmasıdır. Birçok süje hetero hipnoz seanslarından sonra böyle bir eğilime kendiliğinden sahip olurlar. Çalışmalarımız esnasında derin transa girebilen süjelerimizden birkaçı evlerinde kendi kendilerine deneme yolu ile otohipnoz elde ettiklerini ifade ettiler. Birkaç hastamıza da yine seans içinde verilen telkinlerle kendi kendini hipnotize etmesini öğrettik. Diş hekimliğinden bu son şeklin kullanıldığı biliniyor ise de; heterohipnoza bir üstünlüğü olduğu görüşünde değilim. Çünkü süjelerim gelip koltuğa oturduktan sonra onun kendi kendisine veya benim tarafımdan uyutulmasında bir var yok.
HİPNOTİK FENOMENLER VE TRANSIN DERİNLİĞİ
Hipnotize edilmiş bir süjede görülen fenomenlerle hipnotik transın derinliğini aynı bölüme başlık koymamız nedensiz değildir. Chertok; bir süjenin hipnotize edilip edilmediğini saptamaya yarayacak objektif kriterlere sahip değiliz demektir. Bu objektif kriter yoksunluğumuz sadece süjenin transa girip girmediği hususunda değil transa girmiş süjenin de ne derece derin transta olduğunun ölçülmesi hususunda da söz konusudur. Bugün için transın derinliğini bir dereceye kadar tayin etmemize yarayan yöntem, hipnotize edilmiş süjede belirli fenomenlerin belirli trans derinliklerinde ortaya çıktığının bilinmesinden ve bu fenomenlerin aranmasından ibarettir. Bu nedenle tek tek hipnotik fenomenlerin incelenmesine geçmeden önce transın safhaları ve her safhada süjede görülebilen fenomenlerin neler olduğunu belirtmeliyiz. Ancak bu sınıflandırmaların da istatistik çoğunluk neticelerine dayandığını her süje için mutlak uygulama olanağı taşımadığını kullanılan hipnoz metoduna, süjenin ruh yapısına ve ön bilgilerine göre değiştiğini söylemeliyiz.
|




















