Karakter boyutu :
EL SIKMA TEKNİĞİ VE HİPNOZUN BEŞ BELİRTİSİ
EL SIKMA TEKNİĞİ VE HİPNOZUN BEŞ BELİRTİSİ
19 Ekim 2009 10:23
Yorum Sayısı :0 Okunma : 1647
EL SIKMA TEKNİĞİ VE HİPNOZUN BEŞ BELİRTİSİ
Henüz hipnoza yeni başladığımda tekniğim kişiye yaklaşıp “Elini üç kere sıkacağım. Birincisinde gözlerin yorgunlaşacak... onlara izin ver. İkincisinde kapanmak isteyecekler... izin ver. Üçüncüsünde kilitlenecekler ve onları açamayacaksın... Bunun olmasını iste ve oluşunu izle... Şimdi... bir... iki... şimdi kapat gözlerini... şimdi üç... ve kilitlendiler, ne kadar zorlarsan zorla çalışmadıklarını göreceksin... Ne kadar çok zorlarsan o kadar az çalışacaklar. Dene onları ve hiç çalışmadıklarını göreceksin... Bu doğru... İşte bu harika göz kapatma.”
Bunun hipnoz olduğunu düşünüyordum. Sonradan, bunun yalnızca hipnoza giriş olduğunu fark ettim ve bu önemli bir buluş, göreceksiniz.
Kişinin gözlerini hızlı bir şekilde nasıl yorabileceğimi öğrendikten sonra tekniğimi kullanarak onda beşlik bir başarıdan ortalama onda dokuzluk bir başarıya yükseldim. Bir kişiyle el sıkışırken, sol elimin serçe parmağı yüzüne doğru olacak şekilde elimi kişinin alnının önüne koyardım. Daha sonra “elimi çenenin altına doğru indirirken dikkatini elime ver” diyordum ve elimi çenesinin altına gelene kadar indiriyordum. “Şimdi gözlerini kapat ve gözlerini rahatlat, gözlerinin etrafındaki kasları rahatlat, hiç çalışamayacakları seviyeye gelene kadar rahatlat. Sen emin olduğunda dene, çalışmayacaklar.” Ve bu küçük hileyle harika göz kapanması elde ediyordum.
Başka hipnoz kurslarına gidenlere söylenene göre, göz kapanmasını elde ederseniz hipnoza ulaşırsınız ve buradan devam edebilirsiniz. İşin doğrusu göz kapanması olursa hipnoz olmak zorunda değildir. Bu yüzden birçok acemi başarısızdır. Hipnozun göz kapanmasından daha ileri bir şey olduğunun farkına varmıyorlar. Birçok kitap, bu yanlış önermelere dayanarak yoldan çıkar.
Eğer konuyu açıklaması için yüzlerce kitap okuyacak olursanız tamamen kafanız karışacaktır; çünkü her yazar – doktorlar da dahil – bir diğeriyle çelişen bir tanım verir. Bu durum üç kör adamdan bir fili tanımlamalarının istenmesine benziyor. Kör adamlar gibi her yazar kendi dokunduğu şeyi tanımlıyor ve farklı bir açıdan yorumluyor. Hiçbiri fili görmemesine rağmen haklı olduğuna inanır. Birçoğu hipnozun kolaylıkla tesir altında kalma durumundan ibaret olduğunu düşünür; fakat daha sonra çelişir ve farklı yönlere giderler. Birçoğu şu kelimelerle başlar “hipnoz içinde.... olan bir koşullandırmadır” ve hipnoz bir “koşullanma” olmadığına göre geriye kalan buluşları hatalı olmaya mahkumdur.
İlk keşfettiğim şeylerden biri hipnozun bir zihin hali/durumu olduydu. Şimdi, zihnin koşullanması ve zihin durumu arasındaki fark nedir? Öncelikle, siz bu kelimeleri okurken hipnotik bir koşullanmada/şartlanmada değilsiniz. Eğer sizi hipnotik şartlanmaya sokmak isteseydim şu anki halinizi değiştirmem gerekirdi. Birçok kişi durumunun değiştirilmesine istekli olmayacaktır. Zihnin durumu, şartlanmanın aksine, sık sık ve kolayca değiştiğine göre belki de anlamsal; fakat önemli bir soru bu. Hipnozdaki zihin durumu anında/hemen elde edilebilir. Çünkü zihin durumu yalnızca ruhsal durumdur ve inanıyorum ki hipnoz bir ruhsal durumdur. Bugünkü durumunuz/koşulunuz belki de değişmedi; fakat sabahtan beri kaç tane ruh hali yaşadınız?
Size aksiyomatik bir tanım vermek istiyorum “Hipnoz, insanın kritik zekâsının atlatıldığı ve seçici düşünmenin kurulduğu bir zihin durumudur”. Zihnin kritik fakültesi yargılamaları onaylayan/geçiren bölümdür. Sıcak ve soğuk, ekşi ve tatlı, büyük ve küçük, karanlık ve aydınlık arasında ayrım yapar. Eğer bu kritik fakülteyi bir şekilde atlatabilirsek sıcak ve soğuk, tatlı ve ekşi arasındaki ayrımı daha fazla yapamaz ve klasik yargılamayı seçici düşünceyle değiştirebiliriz.
Pratikte bütün kitaplar hipnoz elde etmek için önce göz kapanmasının yapılması gerektiğinden bahseder ve göz kapanması genellikle fiksasyon, monotomi, ritim, taklit, veya havaya yükselme hissi gibi tekniklerle elde edilir. Size kritik zihni atlatmak ve bu metotları kullanmadan göz kapanması elde etmek için basit bir yol göstereceğim: Şimdi gözlerinizi kapatın ve onları açamıyorsunuz gibi yapın. Yapmaya devam edin ve bunu yaparken gözlerinizi açmayı deneyin. Eğer bu yalana konsantre olursanız bunun imkansız olduğunu göreceksiniz. Şimdi zihin durumunuzu değiştirip denemeyi bıraktığınızda gözlerinizi istediğiniz zaman açabileceğinizi biliyorsunuz. Fiksasyon, monotomi, ritim, taklit veya havaya yükselme hissi tekniklerini kullanarak elde edebileceğiniz göz kapanmasını elde ettiniz. Bu hemen yapılabilir.
Fakat bu hipnoz olduğunuz anlamına gelir mi? Tabi ki hayır. Bu sadece giriş aşaması ve hipnoz, seçici düşünce sağlam bir şekilde oturmadan elde edilemez.
Seçici düşünce neye inanırsanız inanın bunu tüm kalbinizle yapmanızdır. Örneğin; acı hissetmeyeceğinize inanmaya yönlendirilirseniz ve buna tüm kalbinizle inanırsanız, acınız olmayacaktır. En ufak bir şüphe duyarsanız ve seçici zihin yok olursa kritik zekâ artık devre dışı değildir. Acıyı normal seviyede hissedersiniz. Seçici düşünce, yalnız şüpheyle değil, korkuyla da yok olur. Anestezi olarak hipnotik telkinlerle bebek doğuran bir kadın acı hissetmez. Fakat doktor, hemşire veya başka birisi talihsiz bir söz söylerse – mesela “ağrıların şimdi çok güçlü olması lazım” – o zaman güçlü bir şekilde ağrı hissedecektir ve hipnotik anestezinin etkisi kaybolacaktır. Korkuların girişi bir savunma tepkisi oluşturarak zihinsel fakültenin tekrar dönmesine sebep olur.
Şimdi göz kapatma hilesine dönelim. Eğer şöyle diyecek olsaydım “gözlerini kapat ve onları açamayacakmışsın gibi yap” ve talimatları takip etseydiniz kritik aklınızı atlatmış olurduk, fakat hipnoz için daha ileri gitmeniz gerekir. Aynı zamanda seçici düşünmeyi de sağlam bir şekilde oturtmam gerekir. O zaman size şöyle söylerdim “Gözlerinizi açamayacakmış gibi yaptığınızda hiçbir şey hissetmeyeceksiniz. Doktor her ne yaparsa yapsın sizi hiçbir şey rahatsız etmeyecek.” Bunu yeterince ikna edici söylersem ve siz buna tamamen inanırsanız kritik fakülteniz devre dışı olurken seçici düşünmeyi oturtmuş olurum ve sonuçta tam anlamıyla anestezi olur. Bu basit işlemin anlaşılması benim geniş bir doktor dinleyici kitlesinin önünde durarak şu cümleyi söylememi sağlıyor “ben bu sandalyeye bir doktorun oturmasını istiyorum ve o doktorun bu salondaki en şüpheci kişi olmasını istiyorum. Onu hipnotize etmeyeceğim. Kendisini hipnotize etmesine izin vereceğim ve bunu yaparak ona hipnozun değerini kanıtlayacağım.”
Bu genellikle şüpheci birini öne çıkarır – hipnozun tıpta veya dişçilikte yeri olmadığına inanan birini. Koltuğa oturur ve sorarım “en sevdiğin oyun veya spor hangisidir?” Cevaplar. Sonra ona derim ki “şimdi yapmanı istediğim tek şey gözlerini kapatman ve kendini aktif olarak bu sporu yaparken hayal etmek”.
Mesela spora yüzme diyeceğiz. O zaman ona “kendini yüzerken görebiliyor musun?” diye sorarım. “Evet” dediğinde yüzmeye devam ettikçe ne olursa olsun hiçbir şeyin onu rahatsız etmeyeceğini söylerim. Bu noktada steril bir sondayla hipnozun tıp ve dişçilikte değeri olmadığına inanan doktora ağır bir test yapması için dinleyicilerden bir doktor daha çağırırım – tercihen bir dişçi. Koltuktaki adam şaşkınlıkla bütünüyle anestezi altında olduğunu öğrenir. Bu testten geçenlerden birçoğu hayretle ayağa kalkıp şöyle söyler “Üstümde gerçek bir test uygulanmadı. Hiçbir şey hissetmedim.” Salondaki her doktor onun ağır bir testten geçtiğini bilir. Katılan iki doktor da bu topluluğun üyeleridir ve bu gösteriye herhangi bir şekilde hile karıştırılamaz.
Neden işe yaradı? Çünkü adam yüzdüğünü hayal ettiğinde gerçekten yüzmüyor, yalnızca kritik aklı devre dışı bırakıyor ve ben şu kelimeleri eklediğimde “yüzmeye devam ettiğin sürece hiçbir şey hissetmeyeceksin” seçici düşünmeyi oturtuyorum. İki adım o kadar ustalıkla atılmıştı ki adam seçici düşüncenin tesiri altında kaldığının farkına bile varmadı.
İki kademenin anında ve etkili bir şekilde yapıldığının farkına varılması belki de neden benim öğrencilerimin tutarlı bir şekilde ilerleme kaydettiğini ve hipnoz kullanımında ne kadar harika başarılar elde ettiklerini açıklar. Benim iddiam şudur ki eğer hipnoz tıbbın birkaç dalında değerli olacaksa doktorun hemen kullanabileceği şekilde elinin altında olmalıdır. Fiksasyonun, monotominin, ritmin ve levitasyonun 1840’dan beri kullanışsız olduğu kanıtlandı. Hangi gruptan olursa olsun hiçbir doktorun hükmü bunları aniden güvenilir hale getirmeyecektir. Doktor burada ve hemen hipnoz istiyor fakat şimdi ve burada eğer elinin altında değilse onu kullanmaya yeltenmeden başından atıyor. Bu yüzden hızlı indüksyonların önemini vurguluyorum. Doktorlar hipnozu bilimsel bir seviyede öğrenip güvenilmez teknikleri attıkları zaman hipnoz uygun olan tıbbi başarıya ulaşacaktır. Dünyada alınması zorunlu tıp derslerinden biri olarak okutulacaktır. Ve müfredattaki diğer dersler gibi dikkatli ve titiz bir şekilde öğretilecektir.
Birçok doktor neden ısrarla üç günlük hipnoz kurslarına karşı olduğumu merak eder. Bu konuyu yıllarca çalıştım ve hatta bugün bile yeni şeyler öğrenebilirim. Yapılması gereken birçok araştırma var ve umuyorum ki söylemek zorunda olduklarım daha fazla araştırma için teşvik edici olacaktır. Eğer bir insan hipnozu yarım yüzyıldan fazla çalışmışsa herşeyi bildiğini söyleyecek pozisyonda değildir, hipnozu yalnızca üç gün çalışan biri onu tıbbi bir araç olarak kullanmak için, hastalarının tedavisinde kullanmak için nasıl konu hakkında yeterli bilgi sahibi olduğunu düşünebilir?
El sıkma, göz kapama, fiksasyon ve hipnozun genel kullanımı hakkındaki doğruları ve yanlışları ifade ettikten sonra hızlı indüksyonun gelişimi için basit bir tekniği açıklamak istiyorum. Bu teknik basitçe düzgün uygulanan el sıkma’nın hipnozun beş belirtisiyle eşleşmesidir. Aynı zamanda oto telkinin önemine (ve rahatlığına) da değineceğiz.
Bilimsel hipnozu yeni çalışmaya başlayan bir doktor için el sıkışma tekniğinin neden özellikle değerli olduğunu açıklayan beş neden vardır. Birinci neden operatörün çalıştığı kişiyi yakın mesafeden gözlemlemesini sağlar. Gözlemleme çalışmadaki en önemli evrelerden biridir. Diğer bir neden de el sıkışmanın bir arkadaşlık göstergesi olduğudur. Anında bir yakınlık yaratır ve bu da çok önemlidir. Sol eli kişinin yüzünden aşağı doğru indirmenin kişinin gözlerini çabucak yormak için bir teknik olduğunu zaten biliyorsunuz ve bu yüzden hala fiksasyon tekniğini kullanıyorsunuz.
Sağ el hipnozun ilk işaretini barındırır. Hipnoz beş belirti gösterir ve tokalaşma anında ilkini bulursunuz, vücut ısısı. İleri bir öğrenci veya tecrübesiz bir öperatör bile tokalaşmadan hastanın telkine alıcı olup olmadığını anlar. Soğuk bir el kişinin konuya soğuk olduğunu belirtir; sıcak ve ıslak bir el kişinin direnmeye eğilimli olduğunu gösterir; ılık bir el anında başarılı olacağınızı gösterir.
Eugene H. Reading adındaki bir ortopedist birkaç yıl önce el sıkışma tekniğinde çok daha değerli bir şey keşfettiğini söylemişti. İddialarına göre hipnoz çalışmaları onun hasta hipnoza girerken nabzın fark edilemez olduğunu öğrenmesini sağlamıştı. El sıkma tekniğini kullanarak nabzı test etmek çok kolaydır. Doktor Reading tarafından yapılan bu buluş çok önemlidir ve bunun herhangi bir kitapta belirtildiğini de sanmıyorum. Hipnoz alanında yoğun çalışmalarıma ve sayısız kitap okumama rağmen daha önce kimsenin bundan bahsettiğini duymamıştım. Doktor Reading’in sonuçlarının hipnoz konusunda gerekli araştırmalarda değerli bir ilerleme teşkil edip etmediğini test etme ve öğrenme özgürlüğünüz var.
El sıkma tekniği kullanıldığında gözlemlenebilen hipnozun diğer belirtilerine bakalım. Vücut ısısına ek olarak göz kapaklarının çırpınmasını, artan gözyaşı salgılanmasını, gözün beyaz bölgesinin kırmızılaşmasını ve birçok kişide göz bebeklerinin kaybolmasını görebilirsiniz. Bu belirtilerin bazılarını göremeyen akıllı öğrenciler oturmuş vaziyetteki hastayla daha fazla ilerleme kaydedemeyeceklerdir.
Kitaplarda hatalı olarak sık sık değinilen bir grup belirti daha vardır. Onlar eğer yalnızca hipnoz kullanıldığının farkına varıldığında - hasta hipnozdan korkuyorsa - hastada korku oluşunca meydana gelirler. Bu belirtilerin bir korku sendromu oluşturduğunun farkına varın. Bunlar: hızlı nabız, hızlı kalp atışları ve artan solunum hızıdır. Bu belirtiler herhangi bir şeyden korkan birisinde gözlemlenebilir, bu yüzden hipnotik belirtiler değillerdir.
Gerçek hipnotik belirtiler taklit edilemez ve –mış gibi yapılamaz. Örneğin vücut ısısını –mış gibi yapamaz veya taklit edemezsiniz, o orada olmalıdır. Göz kapaklarının çırpınışlarını taklit edemezsiniz. Deneyin, birinci veya ikinci denemeden sonra çırpınışların durduğunu fark edeceksiniz. Hipnozda indüksyon ilerledikçe göz kapaklarının çırpınışı neredeyse sürekli olarak meydana gelir. Kendi isteğiyle gözyaşı dökebilen çok az insan vardır ve iradenizle de olsa gözlerinizin beyaz bölgelerini kırmızılaştıramazsınız. Gözbebeklerinizi başınızın yukarısına doğru çevirmeye çalışın. Zor olduğunu göreceksiniz – fakat hipnozda bu gözler birçok durumda göz bebekleri yukarı döner.
kaynak:
|
YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...
HİPNOZ Diğer Başlıklar
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ




















