Karakter boyutu :
Dave Elman Hipnoz ile Depresyon
Dave Elman Hipnoz ile Depresyon
19 Ekim 2009 10:32
Yorum Sayısı :0 Okunma : 1845
Dave Elman Hipnoz ile Depresyon
Birkaç yıl önce bir psikiyatrist intihar eğilimli bir depresif hastayla çalışmamı rica etti. Daha önce böyle bir hastayla çalışmadığım için isteksizdim. Fakat doktor çok az ilerleme kaydettiğini ve benim yardımımla en azından hipnotik tekniklerle bu tür bir kişiyle nasıl başa çıkabileceğini öğrenebileceğini açıkladı. Pek zevk almadığım bir görevdi fakat doktor da benim gibi bilgi arayışındaydı ve bu intihar eğilimli depresif birini psikiyatrik açıdan incelemek için iyi bir fırsattı. Hasta, neredeyse kırk yaşında bir kadın, pek konuşkan değildi. İlk başta tekrar tekrar “Yaşamanın faydası ne? Ben ölmek istiyorum” dedi.
Hipnozu hazır bir şekilde kabul etti. Şimdi onun böyle hissetmesine yol açan şeyin ne olduğunu bulmak gerekiyordu. Yardımcı olabilecek cevapları alamadım. Evlenmişti, kendisini kocasına adamıştı ve çocuklarını seviyordu. Son zamanlarda onu kırık bir kalple bırakacak hiçbir trajedi olmamıştı. İlk seanstan sonra bırakmaya hazırdım. Psikiyatrist “onunla biraz daha çalış, Ben hala nedenin kaynağına inebileceğini düşünüyorum” dedi. Ve böylece tekrar denedim. Bu sefer bana psikiyatristin zaten önceden vermiş olduğu bilgileri verdi, fakat şöyle ekledi “intihar bizim ailede nesilden nesile geçiyor gibi. Annem de intihar etmişti ve ben de bir gün edeceğim – yakında”
Annesinin yıllar önceki intiharının kızının şimdiki depresif durumuyla ilgisi olup olmadığını merak ettim, fakat herhangi bir direk bağlantı bulamadım. İlerlemedeki eksikliğimiz cesaret kırıcıydı. Bu noktada psikiyatride TUS için çalışan ve hipnoz pratisyeni olmasına rağmen daha fazla pratik isteyen bir doktor çağırdık.
Daha önce bir psikiyatristi çalışırken izlemiştim fakat bu çok parlak bir öğrencinin yıllarca yaptığı çalışmaları hayata geçirmesiydi. Beş dakika içinde hastayı benim ve psikiyatristin saatler sonrası getirebildiğimiz rahatlık duruma getirdi. Hatırladığım kadarıyla kelimeleri şöyleydi “Bu kadının şimdi yardıma ihtiyacı var – sonra değil – ve onu şimdi alacak”.
Hasta ona baktı ve ilk defa yüzünde bir rahatlama belirtisi göründü. Hipnozu benden veya psikiyatristten kabul ettiğinden daha kolay bir şekilde kabul etti. Daha önce hiç olmadığı kadar derin somnambulizmde olduğu belliydi ve sorularını çok daha hazır şekilde cevapladı. Ben yaşını sorduğumda “neredeyse kırk” diye cevap vermişti. Fakat aynı soruyu o sorduğunda doğum tarihini ve kesin yaşını verdi. Cevaplama şeklinde büyük bir farklılık vardı ve sanırım bu onun, kişinin karşısında durarak konuşmak yerine başucunda çömelerek konuşması yüzünden hızlı ve tam işbirliği yapmasında etkili olmuştu.
Sonra ona ailesini sordu. O da tereddütsüz herşeyi açıkladı. Annesinin intiharından bahsettiğinde, o “Bana anneni anlat, nasıl bir insandı?” dedi.
Hasta “aynı benim gibi. Her zaman depresif. Ben küçük bir kızken kasabamızda bir sürü insanı öldüren bir sel olmuştu. Bu onu berbat bir şekilde depresif hale getirdi. Bir gün evi terk etti ve babam eve geldiğinde “annen nerede?” diye sordu, “bilmiyorum. Belki seli görmeye gitmiştir” diye cevapladım. Babam çok üzüldü. Bana neredeyse bağırarak “çabuk gel. Onu bulmamız gerekiyor” dediğini hatırlıyorum. Aceleyle sel sularının olduğu bölgeye gittik. Annem oradaydı, selin içine ve daha içe doğru gidiyordu.
Bu hastadan hiç detaylı bilgi alamamıştım. Psikiyatrist de öyle. Fakat bu doktor ilk önemli ipucunu birkaç dakika içinde ortaya çıkarmıştı. Onu daha fazla sorguladığında babasının, küçükken onu annesinin intihar düşünceleri hakkında uyardığını öğrendik.
Bu noktada hasta vahşice tepkiler vermeye başladı. Doktor onu dikkatle izledi. Gözyaşları akarken devam etti, “her gün, okuldan eve geldiğimde anneme bakmaya giderdim – her zaman karşıya bakarken, sanki dalmış gibi, bir koltukta otururken bulurdum. Bir gün okuldan eve geldim ve annem koltukta oturmuyordu. Bütün evde ona seslenerek onu aradım fakat bir cevap alamadım. Sonunda bir giysi dolabının kapısını açtım... ve orada, giysi dolabında sallanıyordu... ölmüştü.”
Doktor ve ben onu sakinleştirdik ve doktor “Bunu psikiyatristine neden söylemedin? Bay Elman’a neden söylemedin?” diye sordu.
“Söyleyemezdim – söyleyemezdim, çok korkunçtu. Onu hatırlamak istemedim.”
“Bütün bunlar olurken annen kaç yaşındaydı?”
“Otuz dokuz”
“Sen kaç yaşındaydın?”
“Sen kaç yaşındayım demiştin?”
“Gelecek Perşembe otuz dokuz olacağım”
“Bağlantıyı görmüyor musun?”
Hala ağlarken “tabi ki görüyorum. Bütün hayatım boyunca – o olay olduğundan beri – annemin yaşına geldiğimde onun yaptığını – intihar etmeyi – düşündüm. Fakat bunu yapmak zorunda değilim, öyle değil mi?”
Bundan sonra tedavi oldukça kolaydı. Bir yıl kadar sonra hastanın eşinden bir telefon aldım. Bana teşekkür etmek istedi; hasta kırk yaşını geçmişti ve mutluydu. Fakat şüphesiz asıl emek başucu tekniğini kullanarak bu kadının depresyonunu sonlandıran doktorundu.
kaynak:
|
YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...
HİPNOZ Diğer Başlıklar
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ




















