ANKET

hipnoz eğitimi almak istermisiniz



Tüm Anketler




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ayaz gibi olabilene ne mutlu....

Ayaz gibi olabilene ne mutlu....

04 Kasım 2009 11:07
Yorum Sayısı :0  Okunma : 425

Ayaz gibi olabilene ne mutlu....

 

Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış. Takdir bu ya, köle bir gün Sultan Mahmut" un kölesi olmuş. Sultan, köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken Sultan"ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütün sultanlığın haznedârı tayin edilmiş ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taşlar ona emanet edilir olmuş.

Bu gelişmeyi gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar. Hasetleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler.

Bu duygular içinde, özellikle Sultan yakınlardaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikayet etmeye başlamışlar ve asil ruhlu kölenin itibarını zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar.

Bir gün Sultanın huzurunda bir saraylının diğerine şöyle dediği duyulmuş: Köle Ayaz’ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun? Onun mücevherlerimizi çaldığından adım gibi eminim. Sultan kulaklarına inanamamış. İşin aslını kendi gözlerimle görmeliyim demiş. Duvara küçük bir delik yaptırıp, içeride olanları seyretmeye hazırlanmış. Kölenin sessizce içeri girdiğini, kapıyı kapattığını ve sandığa gittiğini görmüş.

Orada sakladığı küçük bir bohçaymış bu. Bohçayı öpmüş alnına koymuş ve sonra da açmış. İçinden çıkan köleyken giydiği yırtık pırtık bir elbise! Aynanın karşısına geçmiş. Kendi kendine, Daha önceleri bu elbiseyi giydiğin zamanlar kim olduğunu hatırlıyor musun? diye sormuş. Bir Hiçtin sen... Hepsi hepsi satılacak bir köleydin ve Allah, Sultanın eliyle sana rahmetinden belki de hiç hak etmediğin nimetler lütfetti. Asla nereden geldiğini unutma! Çünkü mal mülk insanın hafızasını uçurur, unutuluşlara sürükler. Şimdi sen de, nimetçe senden aşağı olanlara kibirle bakma ve daima hatırla Ayaz, hatırla! Sandığı kapatmış, kilitlemiş ve sessizce kapıya doğru yürümüş.

Hazine dairesinden çıkarken birden Sultanla yüz yüze gelmiş. Sultan gözlerini Ayazın yüzüne dikmiş dururken, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyormuş ve boğazı öyle düğümlenmiş ki, konuşmakta güçlük çekmiş.

Ve Sultan Mahmut:
-Bugüne kadar mücevherlerimin hazinedarıydın, ama şimdi... kalbimin hazinedarısın. Bana benim de önünde bir hiç olduğum kendi Sultanımın huzurunda nasıl davranmam gerektiği dersini verdin demiş.



Nerden geldiğimizi, ne olduğumuzu ve neler olabileceğinin unutulmamasını vurgulayan güzel bir hikaye.

Önyargının böylesi...,ve burada öyle mesajlar var ki.. güvenmek, kıskançlık, iftira, insan olduğumuzu unutma…hepside kötüye, yanlışa ve çirkinliklere götüren duygular bence…

Önyargılarımı kıralı birkaç yıl oluyor.Artık hiçbir şey, ya da hiçbir insan için önyargı duygusunu taşımıyorum.Çünkü hep şüpheleri, acabaları, niçinleri ve nedenleri kafamda kurarak eziyet etmişim kendime. Gelişen yada günlük yaşanan olaylara da artık daha yumuşak daha şüphesiz bakmaya çalışınca özellikle de iş hayatında huzuru yakaladım.Kedimle barışıktım ama bu dahada empati halie geldi..herkesi kabullenebilirim.

Bir insanın daha önce ne olduğu , nasıl yaşadığı, özel hayatı, nerden geldiği, güzelliği, çirkinliği yada buna benzer özellikleri hiç önemli değil bana sunduğu paylaşımı değerli olan. Hele de güveni yakalayacak kadar yakınlaşmış isem kimsenin yargısını kabul etmem ne olursa olsun. Benim için o her şeyiyle doğru insandır.

Biz nerden geldik, neyiz, ne olacağız, kim olduğumuzu unutmadan yaşamayı kabullenip, çevremizdeki insanlara kötü duygularla yaklaşmanın her zaman doğruluk payının olmadığını unutmamak gerek. Tanımak için görmek, beklemek ve zaman vermek gerekli. Daima iyi duyguların yaşanacağı, ne olduğumuzu, neler yaşayabileceğimizi unutmadan.. Ne olursa olsun hepimiz birer değeriz insan olduğumuz için...lütfen unutmayalım ...






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...