KENDİNE GÜVEN
KENDİNE GÜVEN
Anne babalar çocuklarına başarılı bir birey olabilmeleri için gerekli olan araçları vermeye çocuk doğduktan itibaren ve hatta çocuk sahibi olmaya karar verdiklerinde ebeveynliğe hazırlanırken başlarlar. Bir ebeveynin çocukla nasıl bağ kurduğu ve ilişkinin içinde çocuğa ne kadar güven verdiği, güven sağladığı çocuğu ne kadar desteklediği, yanında olduğu çocuğun başarısı için gerekli olan duygusal ve zihinsel araçları geliştirmesinde yardımcı olacak ve çocuğun özgüvenini yani “yapabilirim, üstesinden gelebilirim” duygusunu geliştirecektir.
Çocuğun ilk yıllarında ebeveynin onunla nasıl ilgilendiği ileriki yıllarda kendine güveni ve sağlıklı duygusal düşünce sistemleri geliştirmesi konusunda çok önemlidir. Çocuk kendini ebeveynin onunla ilgili çizdiği resme bakarak tanıyacak ve şekillendirecektir. Yani ebeveyn tarafından ”yaramaz” ya da “uyumsuz” olarak etiketlenen çocuk buna göre davranmaya ve aldığı etiketi uygulamaya başlayacaktır. Bir çocuğu çok daha olumlu nitelendirmek hatta en zorladığı anlarda bile, çocuğa karşı ebeveynin , çevrenin ve çocuğun kendisinin bakış açısını değiştirebilir. Kendine inancı olan sağlıklı bir çocuk içsel olarak da kendini iyi hisseder. Ebevyni tarafından desteklenmiş, duygusal olarak beslenmiş çocuk sağlıklı bir kendine inanç geliştirebilir.
Ebeveynin çocuğu desteklemesi bebeklik döneminde başlar. Bebek ilk ihtiyaçlarını ifade ettiğinde onu duyan ve yanında olan bir anne baba bebekte sağlam ellerdeyim güvenini oluşturur. Ağladığında çaresizlikten öfkelenen ya da panik olan bir anne yerine onu kucaklayıp sakinleştirecek bir anne bebeğin kaygısını alacak ve onu duygusal olarak temizleyecektir.
İleriki yıllarda ilk adımlarını atarken düşecek diye korkan ve yüz mimikleriyle ya da beden diliyle bunu yansıtan bir ebeveyn yerine karşısında kollarını açarak ve gülerek ona “aferin seni bekliyorum” diyen bir ebeveyn onun büyümeyi daha güvenle karşılamasını sağlayacaktır.
Başka bir deyişle ebeveynin çocuğa yolladığı mesajlar olumlu ya da olumsuz olarak çocuğu şekillendirecektir. Çocuğu övmek, iltifat etmek çocuğun kendisiyle ilgili olumlu inançlar geliştirmesini sağlayacaktır.
İlk adım ebeveynin çocuğu cesaretlendirmesi ve teşvik etmesidir. Bu çocuklara olabileceklerini olmaları için gereksinim duydukları güveni verecektir. Ona deneme cesaretini kazanmada yardımcı olmak ve devamında yaptıkları ile ilgili övmek “ ben bunu yapabilirim” inanışını geliştirmesini sağlayacaktır.
Öncelikle çocuğun teşvik edecek ebeveyne güven duyması gereklidir. Ebeveyn ondan yüksek beklentiler içindeyse ve çocuk bununla ilgili daha öncesinde hayalkırıklıkları yaşamıssa çocuğun güven ilişkisinde sıkıntılar hissetmesi olasıdır. Teşvik edici ve cesaretlendirici ya da övücü sözler yalnızca fikirlerine güven duyduğu kişilerden geldiğinde çocuk açısından etkili olacaktır. Aynı yetişkinler gibi..
Bunun yanında çocuğa cesaret kırıcı kelimeler ya da tavırlar kullanmamak önemlidir. Örneğin olumsuz genellemeler yapmak “sen hep kendinden küçük çocuklarla oynayamıyorsun zaten” ya da “ matematiğin hep çok kötü”.. Bunun yerine teşvik edici kelimeler kullanmak.
Örneğin:
-yapabileceğini biliyorum
-bunun üstesinden gelebilirsin
- başarmak üzeresin gibi
Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamak yine onun için cesaret kırıcı olacaktır. “4 almışsın ama arkadaşın 5 almış sence o neden 5 almış” gibi..
Bunun yanında çocukların yaptıkları işlerle ilgili sonuçları değil de süreçleri onaylamak ve desteklemek çocuğun kendiyle ilgili olumlu bakış açısı kazanmasına ve başarısızlıktan korkmayıp denemeye devam etmesini sağlayacaktır.
Örneğin sosyal sınavı için haftasonu çalışan çocuğunuza sınava girmeden önce sizin için sınavdan aldığı notun önemli olmadığını onun haftasonu boyunca gösterdiği gayreti ve çabayı gördüğünüzü ve takdir ettiğinizi söylemek ona destek olacak ve sınava daha az başarma kaygısı ile girmesini ve performansını olumlu anlamda etkileyecektir.
Çocuğunuz sınavdan kötü alsa bile aynı söylemi ona da tekrar etmek ve yanında olduğunuzu, neye ihtiyacı varsa verebileceğinizi söylemek belki bu skorun nedeniyle ilgili beraberce düşünebileceğinizi eklemek önemlidir.
Burada çabayı cesaretlendirmek, gösterilen azmi övmek temeldir.
Sadece sonuç odaklı çocuğu övme ve ödüllendirme onun ebeveyn tarafından onaylanan tüm davranışları ödüllendirilmek adına yapmasına neden olabilir. Oysa çocuğu maddi ya da manevi ödüllendirmenin amacı çocuğun yaptığı olumlu davranışı içselleştirmesi ve öğrenmesi olmalıdır. Bu nedenle sonuç odaklı ödüllendirmelerde ödüllendirmenin sıklığına dikkat etmek gereklidir.
ÖZGÜVEN GELİŞİMİNDE AİLENİN ROLÜ
Doğumdan itibaren anne baba ile olan ilişkileri çocuğun diğer bireylerle nesnelerle ve tüm yaşama karşı aldığı tavırların, benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturur. Özellikle okul öncesi dönemde çocuğun yaşamındaki en etkili sosyalleştirme kurumunun da aile olduğunu ve çocuğun bu dönem içinde ağırlıklı olarak başkalarını yani özellikle anne babayı taklit ederek ya da model alarak öğrendiğini düşünürsek, anne babanın çocuğun duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimindeki ya da kişilik gelişimindeki önemi tekrar gözümüzde canlanır. Başka bir deyişle anne babanın çocuğun küçük yaşından itibaren özgüven ya da temel güven duygusunun gelişiminde etkisi çok büyüktür.
Gelişimsel olarak baktığımızda bebeğin 0-12 ay sonuna kadar olan dönem içinde güven ya da güvensizlik diye adlandırılan bir evreden geçtiği bilinir. Bu dönemde eğitim biçimi, çocuğun yetiştirilme şekli ve onunla kurulan duygusal iletişim çocukta güven ya da güvensizlik duygularının oluşumuna neden olur. Hayatın ilk yıllarında bebeğin psikososyal görevi güvenmeyi öğrenmektir. Bebek annenin onu fiziksel ve duygusal olarak her zaman besleyeceğine yani ihtiyaçlarını karşılayacağına emin olmalıdır. Annenin onun acısını hafifleteceğini bilmelidir. Bunun yanında yine çok önemli olarak bebek zaman zaman annenin uzaklaşabileceğini ama kaybolmayacağını geri döneceğini de eneyimlemelidir. Bunu sağlayan da anneyle kurduğu ilişkiye güvenmesidir.
Bebekte bu dönemde huzur duygusu doyurulmadığında büyüme sürecinde kendine güvende sıkıntı gözlemlenir. Bu ilişki içinde ya ihtiyaçlarının çoğunun karşılanacağı inancıyla güven duygusu geliştir ya da isteklerinin çoğunu elde edemeyeceği duygusundan güvensizlik yaşamaya başlar.
Daha sonra 1-3 yaşta duygusal ve kişilik gelişimlerinin belirgin olarak görüldüğü özerklik evresi olarak tanımlanan çocuğun anne bağımlılığından uzaklaşıp iki ayakları üzerinde durabildikleri ve her şeyi keşfetmeye çalıştıkları bir dönem vardır.
Bu dönemde eğer çocuk sürekli cezalandırılır ya da kızgınlık ifadeleri altında kalırsa ya da aşırı koruyucu bir ebeveyn tarafından bağımsızlaşmasına ya da keşfetmesine izin verilmezse eziklik hisseder ve utanç yaşar. Anne baba bu yıllarda çocuğun kendi kendine kontrol etme isteğini olumlu yönde etkilemeli, izin vermeli ve destekleyici olmalıdır ki çocuk özerklik içinde güven duygusu kazansın.
Beş yaş sonuna kadar çocuk etrafındaki herşeyi bilmek ve incelemek ister bunda cinsellik de vardır. Çocuğun bu amaçla yaptığı girişimlerin desteklenmesi, gerekli bilgilerin yaşına uygun olarak anlatılarak beslenmesi önemlidir. Diğer koşulda çocuk suçluluk duygusunu hissederek kaygı duymaya başlar.
Daha sonraki 6-11 yaş evresinde çocuğun okula başladığı, anneden yoğun olarak ayrılarak yalnız kalmayı becermesi gereken ayrıca bilişsel becerilerinin hayatındaki yeni önemli yetişkin yani öğretmeni tarafından da değerlendirildiği, sosyal başarı ve başarısızlıklarla da karşılaştığı bir dönemdir.
Öneriler:
-Ödülü seçme sürecinde çocuğunuzun düşüncelerine yer verin .
-Ödülün hem sizin için hem çocuğunuz için anlamlı olması ve onu motive etmesi ve gerçekçi olması gerekir. Küçük işler için küçük ,büyük işler için büyük ödüller.
-Çocuğun yapabileceği hedeflerde ödüllendirme kullanın
-Çocuğun ödülü asla geciktirmeyin.
-Süreç içinde çocuğa ödülü hatırlatın, çünkü unutabilir.
-Sizinle zaman geçirmenin çocuk için ödül olabileceğini unutmayın!
-Ödülü belirlerken kendi maddi ve manevi sınırlarınızı göz önünde bulundurun!
Ne Zaman Yardım Almalı?
Kendine güven duygusu her çocuğun gelişip büyümesi için en önemli faktörlerden biridir. Kendine güven duygusunun gelişmediği çocuklarda, aileden bağımsızlaşma, kendine ait bir kimlik geliştirme, girişimci olmak gibi konularda başarısız olduklarını görmekteyiz. Ayrıca özgüven eksikliği ve kendini ortaya koymaktan çekinme, çocuğun akademik performansını da olumsuz etkileyebilir. Aileye verilen psikolojik danışmanlık sürecinde çocuğun güven duygusunu geliştirme sürecinde nasıl bir yol izleyecekleri konusunda rehberlik edilir. Çocukla yapılan bireysel görüşmelerde duygularını ortaya koyma, insiyatif alma, olumlu yanlarını fark etme ve ifade edebilme gibi becerilerinin gelişmesi sağlanır. Bunun dışında gereken durumlarda okuldaki sınıf öğretmeni ve rehber öğretmenle de görüşülerek çocuğun özgüveninin gelişmesi için işbirliğine girilir.
|




















