Borderline Kişilik Bozukluğu
Borderline Kişilik Bozukluğu
Borderline Kişlik Bozukluğu (BKB) bireyin işlevsellik alanına tamamen yayılmamakla birlikte, ilişkiler, kendilik imgesi, duygulanım ve davranışlarını içeren alanlarda görülen dikkat çekici tutarsızlıklardır. Örneğin Natasha 29 yaşındaydı, 1 yıldan uzun bir süre çalışamaz hale geldikten sonra yardım almıştı. Çalışmak için çok yorgun olmak ve günün çoğunu yatarak geçirmekten şikayet etti. Sorunları, işle bağlantılı bir çatışma sonrasında başlamış gibi görünüyordu. Patronuyla bir ilişkiye başlamış ancak patronunun ilişkilerinden önce planladığı evliliği atlatamadığı için ilişki bitmişti. Kendini onun tarafından yoğun bir şekilde hayal kırıklığına uğratılmış hissetmiş ve başka bir adamla ilişkiye başlamıştı. Natasha'ya göre, patronu bu kararına gücenmiş, ona düzeyinin altında bir iş vermiş ve onu diğer personelin önünde çok fazla eleştirmiş, çalışamaz hale" getirmişti.
Onu gören klinisyen başlangıçta karışık duygusal özelliklerle birlikte bir adaptasyon bozulduğu ve bir V-kodu (ilişkisel problemler) olduğunu düşünmüştü. Onu ikinci kez gördüğünde, manzara daha karmaşık hale geldi. Kocasıyla olan ilişkisini çok fazla kavga ve saldırgan tehditlerle karakterize ederek tanımladı. Aynı zamanda hasta ailesiyle de çok fazla kavga ettiğini ve yüksek oranlarda esrar ve alkol kullandığını itiraf etti. Sık sık hayatını anlamsız bulduğunu ve diğer insanların güvenilmez olduğunu vurguluyordu. Tedavisinden ne beklediği sorulduğunda oldukça belirsizdi ve "kendimi evimde hissetmeliyim" gibi cevaplar veriyordu. Terapisti, Natasha'nın büyük olasılıkla yüksek düzeyde anksiyete, üzüntü ve yalnızlıktan acı çektiğini düşünmesine rağmen o, sert bir görünüm vermekteydi ve bu durumun diğer insanlardaki kızgınlığı ve öfkeyi nasıl kışkırttığını anlamak kolaydı.
Bu kanıtın daha ileri bir psikopatolojiye işaret edebileceğini not alarak terapist, kesin bir tanıya ulaşabilmek için yarı yapılandırılmış klinik görüşmeyi sürdürdü. Çok sayıdaki Eksen I ve Eksen II tanılarına ek olarak, Natasha'nın sorununun BKB'nin kriterlerini karşıladığı açık bir hale gelmişti. Aynı zamanda Natasha, gençliği ve ailesiyle olan ilişkileriyle ilgili pek çok çözülmemiş duygusal sorundan ötürü acı çekmekteydi. Klinisyen daha sonra BKB'nin ana problem olma olasılığını ve onun uzun süreli kişilik problemlerine yönelik tedavinin lehinde veya aleyhinde oluşunu tartıştı. Natasha, kendisinin kişisel problemleri üzerine odaklanan uzun süreli bilişsel-davranışçı terapiye başlamaya karar verdi. Kendisi ve diğer insanlar hakkında hissettiklerine dair köklü bir şeyler yapılması gerektiği sonucuna vardı ve ailesiyle ilgili sahip olduğu acı verici deneyimleri duygusal olarak işlemek istedi.
BKB, şizofreni ile karşılaştırıldığında çok fazla sosyal bedelleri olan yüksek intihar riski (yaklaşık %ıo*u intihar yüzünden ölmektedir; Paris, 1993) ve bireylerin hayatında önemli yetersizlikler yaratan oldukça yaygın (genel yetişkin popülasyonunun %1.1-%2.5'i) bir bozulduktur (Linehan & Heard, 1999; van Asselt, Dirksen, Severeas & Arntz,2002). BKB olan hastaların bir kısmı sağlık hizmetleri merkezlerinde, %ıo'dan azı ayaktan tedavi merkezlerinde, %5o'den fazlası ise uzmanlaşmış yatılı hasta ünitelerinde tedavi görmektedir. (Amerikan Psikiyatri Derneği, 1994). BKB hastaları akrabaları, arkadaşları ve meslektaşları için bir yüktür ve psikopatolojilerini çocuklarına aktarmaları yüksek bir risktir (Weiss vd., 1996). BKB olan birçok birey zeki ve yeteneklidir, fakat bozuklukları kendilerini geliştirmelerini engeller ve çoğu eğitimlerini bitirmekte zorluk çeker, hiç çalışamazlar veya kapasitelerinin altında işleri vardır. İlişki krizleri yaygındır, sık biçimde kendilerini yaralar ve genellikle kendi kendine ilaçla tedavi biçimi olarak madde kullanımı ilgilerini çeker.
Zihinsel sağlık merkezlerinin dışında, fiziksel sağlık merkezlerinin de yoğun kullanıcısıdırlar. (Van Asselt vd., 2002). BKB olan pek çok hasta daha kronik problemlerle bağlantılı olan travma sonrası stres bozulduğu (post-traumatic stress disorder), depresyon, sosyal fobi ve ilişki bozulduğu gibi krizler nedeniyle yardım ararlar. Onlara, yaşadıkları zorlukları kişilik problemleri açısından görmeleri konusunda yardım edilmeli ve aynı zamanda problemlerinin tedavi edilebilir olduğuna dair ümit aşılanmalıdır.
Öfke patlamaları ve krizleri nedeniyle adı kötüye çıkmış olan BKB hastaları sağlık hizmeti merkezlerinde kötü bir üne sahiptirler ve çoğu terapist onlardan çekinir. Bu insanlara gerçekten yardım edilemeyeceği yönündeki inanç yaygındır. Bununla birlikte son araştırmalar bu bulgunun doğru olmadığını göstermektedir. Bilişsel terapinin uzmanlaşmış biçimleri, tedavi seçenekleri arasında uygun olarak görülmektedir. BKB için bilişsel terapi basit bir yol olarak görülmemekle birlikte, pek çok terapist bu çerçeveyi kullanmanın BKB’ ye sahip olan bireyleri tedavi etmede başarılı ve ödüllendirici bir deneyim olduğunu keşfetmiştir.
Tarihsel Bakış Açıları
"Borderline" tanısı, 1930'lu yıllarda, sonuçları nevroz ile psikoz arasında bir yere düşen hastaları etiketlendirmek için kullanılmıştır (Stern, 1938). Nesne ilişkisi kuramcıları bunu daha detaylı biçimde ele aldı ve 'borderline'ı çocukluğun gelişimsel bir aşaması olan 'ayrılma-bireyleşme'de duraklama hipotezi ile bağlantılı kişilik organizasyonu olarak tanımladılar. Gelişmemiş kişilik olarak tanımlanan "borderline" organizasyonu, kimlik karmaşası, bölünme ve yansıtmalı özdeşim olarak adlandırılan ilkel savunma mekanizmalarının kullanımıyla fakat büyük oranda bozulmamış gerçekliği test etme becerisiyle karakterize edilir (Kernberg, 1976, 1996; Kernberg Selzer, Koenigsberg, Carr ve Appelbaum, 1989). Fikir şudur ki, (kendilik temsillerini içeren) nesne ilişkileri temsilleri birbirleri ile bütünleşmemiş aksine bölünmüştür. Pozitif temsilleri yok eden kötü temsillerle bağlantılı agresif dürtüleri önlemek için, pozitife (iyi) karşı negatif (kötü) değerliklerine göre organize edilirler.
Dikkat edilmelidir ki, borderline organizasyon kavramı (ya da yapısı) BKB'den daha kapsamlıdır ve pek çok kişilik türünün ve madde bağımlılığını da içeren semptomatik bozukluklar, çift kutuplu (bipolar) bozukluk ve dürrü-kontrol bozukluklarını içeren geniş bir alanı kapsar. 1970'lerde, Gunderson ve Singer (1975) BKB'nin ilk işlemsel tanımını göstermişlerdir. Bu tanımlama Gunderson'un DSM IlI'e BKB'nin katılmasına zemin oluşturması için ampirik çalışmalarla desteklendi. Bazı uyarlamalarla bu tanımın özü hala DSM IV-TR'de kullanılmaktadır. Daha çok psikotik gibi görünen, eskiden borderline olarak tanı konan, sosyal açıdan soyutlanmış (şizofren gibi) olan hastalar; bundan sonra şizotipal kişilik bozukluğu olarak tanı almışlardır. DSM IV-TR'de borderline kavramı istikrarsızlıktır yani kişilerarası ilişkilerde, kendilik imgesinde ve duygularda ve göze çarpan, dürtüsellikte ifade edilen istikrarsızlıktır. (Bakınız Tablo 9.1.)
Araştırma Ve Ampirik Veri
Psikolojik Modeller
BKB'nin psikolojik modellerini test eden erken girişimler, nesne ilişkileri kuramından türetilen hipotezler üzerine odaklanırlar. Araştırmacılar Tcmatik Değerlendirme Testi gibi yansıtıcı testleri kullanarak BKB olan hastaların nesne temsillerini ve savunma mekanizması olarak kullanılan örneğin bölme gibi psikolojik süreçleri ortaya çıkarmayı denemişlerdir.
TABLO 9.1 Borderline Kişilik Bozukluğunun DSMIV-TR Tanı Kriterleri
Aşağıdakilerden beşinin (ya da daha fazlasının) olması ile belirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik bağlamlarda ortaya çıkan, kişilerarası İlişkilerde, kendilik imgesinde ve duygulanımda istikrarsızlık ve belirgin dürtüselliğin olduğu sürekli bir örüntü:
(1) Gerçek ya da hayalî bir terk edilmeden kaçınmak için çılgınca Çabalar gösterme. Not: 5. Tanı kriterinin kapsamına giren intihar ya da kendine zarar verme davranışını buraya sokmayınız.
(z) Aşırı idealleştirme ve değer düşürme uçları arasında gidip gelen, gergin ve tutarsız kişilerarası ilişkilerin olması.
(3) Kimlik karmaşası: belirgin olarak ve sürekli bir biçimde tutarsız kendilik imgesi veya kendilik algısı.
(4) Kendine zarar verme olasılığı yüksek en az iki alanda dürtüsellik. (örn. Para harcama, cinsellik, madde kullanımı, pervasızca araba kullanma, tıkınırcasına yemek yeme). Not: 5. Tanı kriterinin kapsamına giren intihar ya da kendine zarar verme davranışını buraya sokmayınız.
(5) Yineleyen intihar davranışları, girişimleri, göz korkutmalar ya da kendine zarar verme davranışı
(6) Ruhsal durumda belirgin bir tepkiselliğin olmasına bağlı duygusal istikrarsızlık, (örn. Yoğun epizodik disfori, hassaslık ya da genellikle birkaç saat süren, nadiren birkaç günden daha uzun süren anksiyete)
(7) Kronik boşluk hissi.
(8) Uygunsuz, yoğun öfke ya da öfkesini kontrol etme zorluğu. (örn. Sık sık hiddetlenme, geçmek bilmeyen Öfke, sık sık fiziksel kavgalara karışma)
(9) Stresle ilişkili geçici paranoid düşünce veya ağır dağılma semptomlar.
Not: Amerikan Psikiyatri Dernegi'ndcn (2000, s. 710). Telif hakkı zoob Amerikan Psikiyatri Derneği'ne aittir. İzinle yeniden basılmıştır.
Genelde BKB olan hastaların fonksiyon düzeyinin preödipal (ödipal öncesi) çocuk gibi olduğu yönündeki hipotezler, nesne ilişkileri kuramcıları tarafından desteklenmemiştir. BKB hastalarının yansıtmalı testlerdeki figürlere yüksek düzeyde anlamlar yükleyebildikleri görülmekteyken, "bölme" için çok az kanıt vardı. Bununla birlikte bu çalışmalara zıt olarak BKB olan hastaların tutarlı bir şekilde diğerlerine kötü niyetler atfettikleri görülmekteydi. westen'e göre (1991) kötü niyet, normal bir pre-ödipal çocuğun sözcük dünyasının western’e özelliği değildir ve BKB olan denekler, herhangi küçük bir çocuğun bilişsel olarak üretebileceğinden çok daha fazla gelişim" olan karmaşık atıflar üretebilmekteydi. Benzer bulgular, BKİS olan hastaların ailelerini sınıflamaları araştırıldığında Baker Sille, westin, Nick ve Lohr (1992) tarafından da bildirilmişti.
Çeşidi çalışmalar bulmuştur İd BKB olan hastalar düzensiz bağlanma temsilleri ile karakterize edilmektedir (Fonagy vd.1996; Patrick vd., 1994). Bu tür bağlanma temsilleri bu tür insanlar için özellikle çözülmemiş çocukluk dönemi travmaları aile figürlerini içerip korkulan davranışlar doğrudan aile, den geldiğinde tipik olarak görülmektedir. Düzensiz bağlanma, çocuk tarafından çözümlenmeyen şu durumun neticesinde ortaya çıkar; "ebeveyn aynı zamanda hem korku kaynağı hem de potansiyel güveli liman" olarak görülür (van IJzendoorn, Schuengel ve Bakermans-Kranenburg, 1999, s. 226).
Başka bir kısım araştırma, BKB olan hastaların gelişimsel tarihini incelemiştir. Başlangıçta bakıcılar tarafından özellikle 6 İle 12 yaşları arasında cinsel kötüye istismarın yüksek olma sıklığı rapor edildi (örn. Herman, Perry ve van der Kolk, 1989; Ogata vd., 1990; Weaver ve Clum, 1993). BKB'nin özel bir travma sonrası stres bozukluğu olduğu yönünde önerilen görünümün BKB ile bağlantısı çok güçlü göründü (Örn. Herman ve van der Kolk, 1987). Özellikle bakıcıları tarafından cinsel istismara uğramış pek çok çocuk diğerlerini kötü niyetli görme ve düzensiz bağlanma kalıbını içeren pek çok BKB semptomunu ve davranışını açıldar görünmekteydi. Ancak aynı zaman da bazı çalışmalar da BKB ile çocukluk dönemi fiziksel ve duygusal istismarı arasında bağlantılar bulmuştu.
Travmatik çocukluk deneyimleri BKB'nin patogenezinde rol oynadığı düşünüldüğünde, bu durum BKB olan pek çok hastanın kendilerine zarar verdiklerinde neden acı hissetmediklerini iddia etmelerini açıklayabilir. Kontrol edilmeyen yoğun stres iç kaynaklı (endojenöz) opioid (opiyat) salgısını harekete geçirebilir ve bu da ağrı deneyimini azaltabilir (Janssen ve Artz, 2001; Pitman, van der Kolk, Orr ve Greenberg, 1990). Başlangıçta, çocuğun cinsel, fiziksel veya duygusal istismarı sonucunda ortaya çıkan aşırı stres doğal opioid salınımına neden olabilir. Klasik koşullanma süreçleri, dalıa sonra, istismarın tekrarlanması beklentisi gibi stres kaynaklarına yanıt olarak koşullanmış opioid salınımına neden olabilir. Buna uygun olarak, deneysel ağrı uyaranını çalıştıran araştırmalar kendine zara verirken acı hissetmediklerini iddia eden BKB olan hastalar da, stresle endüklenen analjezinin varlığını destekleyen kanıtlar bulmuşlardır (Bohus vd., 2000; Kemperman vd, 1997; McCown, Galina, Johnson, DeSimone ve Poas, 1993; Russ vd., 1992, 1994)- BKB olan (bazı) hastalarda acıya duyarsızlık derecesi strese endüklenmiştir ve opioid aracılığı hala tartışma konusudur.
Çocukluk dönemi cinsel istismarının BKB'nin patogenezinde rol oynadığı tartışmalarının devam etmesine rağmen (Fossati, Maddeddu ve Maffei, 1999; Trull, 2001; Weaver ve Clum, 1993; Zanarini, 1997) genel bir kanı çocuklukta istismarm bazı biçimlerinin BKB olan hastalar arasında yaygın olduğunu kabul etmektedir. Neredeyse tüm BKB hastaları aileleri tarafından fiziksel cezalandırma, duygusal istismar, tehditler, ailede görülen çeşitli psikiyatrik problemler veya cinsel istismar nedeniyle acı çekiyor görünmektedirler. Eğer aile suçlu değilse, istismara karşı çocuğunu korumada veya duygusal olarak istismar sürecine yardım etmede başarısız olmuştur. Bunun yerine, ebeveynler sile biçimde ebeveynlerin cezalandırma ve suç atma tepkilerini çocuğa yönelik anlatır.
Yeni bir görüş travmanın kendisinin BKB'ye neden olmadığını, ancak çocuğun onu işlemlemesinin ve bireysel mizacı yaşı ve durumsal etkenleri ile bağlantılı hale getirip anlam yüklemesinin sorun yaratmakta olduğunu belirtir (Arntz 1994; Zanarini, 2000). Bazı travmatik deneyimler çok erken yaşlarda yaşanabilir, özellikle bakıcılar tarafından cezalandırılma, terk edilme, reddedilme tepkileri düzensiz bağlanmaya neden olabilir. Bilişsel terimlerle, travmatik deneyimler öznel Çocukça yorumlara ve bakım verenler tarafından gösterilen olumsuz tepkilerle ortaya çıkabilen karşıt davranışlara yol açabilir, bu süreç sonunda patojenik çekirdek şemaların ve stratejilerin formülasyonuna neden olabilir.
Arntz (1994), sırasıyla BKB'nin gelişimine neden olan çekirdek şemaların formülasyonunun altında çocukluk dönemi travmalannın yattığı öne sürmüştür. Bu hipotezin yapısal eşitlik modelinin testi, çocukluk dönemi travmaları ve varsayımları olan BKB hastaları, C kümesi ve psikiyatrik olmayan \ kontrolleri karşılaştırdığında göstermiştir ki, BKB olan hastalar bu gibi belirgin varsayım setleriyle diğer gruplardan güçlü bir şekilde ayrılmaktadır. Bu varsayımlar (istatistiksel anlamda) BKB olanları, diğer iki kontrol grubundan güçlü bir biçimde ayırt edip çocukluk dönemi cinsel ve duygusal istismar arasındaki ilişkiyi rapor eder (Arntz, Dietzel ve Dreesen, 1999).
Daha sonra yapılan geniş çaplı araştırmalar, BKB hastalarında olduğuna inanılan varsayımların aynı zamanda diğer kişilik bozulduklarında da (özellikle çekingen ve paranoid inançlar) olduğu hipotezini destekleyen kanıtlar sağlamıştır. Belirgin temalar yalnızlık, sevilmezlik, reddedilme ve diğerleri tarafından terk edilme ve kendini kötü ve cezalandırılması gereken biri olarak görmektir (Arntz, Öressen, Schouten ve VVeertman, baskıda). Buttler, Brown, Beck ve Grisham {2002) farklı bir yaklaşımla, orijinali BKB'ye özgü inançlar için formüle edilmemiş olan Kişilik İnanç Anketi'nin 14 maddesini de kullanarak, BKB'yi diğer 6 kişilik bozukluğundan ayırt etmişlerdir. BKB'ye özgü inançlar, bağımlılık, çaresizlik, güvensizlik, aşırı dikkat arayan davranış ve reddedilme korkusu, terk edilme ve duygusal kontrolü kaybetme temalarını yansıtır. Dünya Varsayanlar Ölçeği (World Assumption Scale) gibi var olan bir aracı kullanarak, Giesen-Bloo ve Arntz (2003), Pretzer'in (1990) hipotezine kanıt bulmuşlardır. BKB inançlarından 3 tanesi baskındır: "Dünya tehlikeli ve kötü niyetlidir", "ben güçsüz ve savunmasızını", "ben doğal olarak kabul edilmezim". Bu üç çalışmada bulunan temalar birbirleriyle büyük ölçüde uyuşsa da, farklılık için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Son zamanlarda Young'ın şema modeli (McGinn ve Young,i997; Young, Klosko ve Weishaar,2003) test edilmiştir. Arntz ve arkadaşları, BKB olan hastaların, inançları, duyguları ve davranışları ile ilgili kendilik raporlarının dört patojenik BKB moduyla bağlantılı olduğunu göstermişlerdir (kopuk korungan, terk edilmiş/istismar çocuk, öfkeli çocuk ve cezalandırıcı ebeveyn modu) ve C kümesi ve psikiyatrik olmayan kontrollerle karşılaştırıldıklarında sağlıklı yetişkin modu ölçeğinde düşük sonuçlar aldıklarını bulmuşlardır. C kümesi denekleri, önemli derecede yüksek olan aşırı telafi davranışı maddeleri (mükemmeliyetçilik vs.) ile karakterize edilmekteydi. Bir duygusal bir film (çocuğun istismarı) aracılığıyla endüklenen stres, BKB olan deneklerde, tüm kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında kopuk korungan modda belirgin bir artışa neden olmaktadır.
BKB şemalarının içeriğinden başka, ilk bilişsel yaklaşımlar, BKB olan hastaların, aşırı tetikte olma (kimseye güvenileme-yen tehlikeli bir dünyada savunmasız olmak) ve iki seçenekti düşünmeyle karakterize edildiğini hipotez etmektedir (Pretzer, 1990). Üç çalışma aşırı tetikte olma hipotezini duygusal STROOP paradigması ile test etmiştir. Hipotez edildiği gibi, sunulan sözcükler tehdit edici olduğunda, renk ismi gecikmesinde artış olduğu bulunmuştur (Arntz, Appels ve Sieswerda, 2000; Sieswerda ve Arntz, 2001; Wallar ve Burton baskıda), ilk iki çalışma, uyarıcı özgüllüğü bulmayı başaramadı (örn. tüm sözcük türleri bozucu etkiyi ortaya çıkarmıştır) , ancak son çalışma yanlılığı, sadece kendini cezalandırıcı sözcüklerin ortaya çıkardığını bulmuştur. Bir çalışma etkinin eşik altı düzeyde (farkındalık olmadan) bile var olduğunu göstermiştir (5ieswerda ve Arntz, 2001). Şimdiye dek, bu aşırı tetikte olmanın ne derece BKB'ye özgü olduğu veya geniş oranda diğer kişilik bozuklarında da ortak olup olmadığı açık değildir.
İkili düşüncenin BKB'ye sahip hastalarda yüksek oranlarda karakteristik olduğuna dair deneysel kanıt Veen ve Arntz tarafından (2000) yapılan bir çalışmada da desteklenmiştir. İstismar veya terk edilme ile ilgili temalar içeren film fragmanları gösterildikten sonra, BKB hastaları film kişiliklerini, C kümesi kişilik bozuldukları ve psikiyatrik olmayan deneklerden daha fazla polarize olarak değerlendirmişlerdir. Ancak nötr veya belirgin olmayan duygusal fragmanlar gösterildikten sonra, BKB hastaları da tüm kontrol gruplarınınki kadar ortalama tepkiler vermişlerdir. İlginç bir şekilde, karakter özellikleri listesindeki BKB polarize oranları, BKB olan hastaların diğerlerinin tamamen iyi veya tamamen kötü (bölme) olarak değerlendirdiklerini ileri süren nesne ilişkileri kuramından beklenildiği gibi, iyi-kötü boyutunda sıralanmamıştır.
Yapılandırılmamış bir formatta, belirgin film kliplerindeki kişilikleri değerlendirmeleri istendiğinde BKB ile C kümesi hastaları daha az kompleks yanıtlar vermişlerdir ve psikiyatrik olmayan kontrollerden daha az özellik tanımlaması kullanmışladır (Arntz ve Veen, 2001). BKB hastaları oldukça olumsuz bakışa sahiptirler, yansıtmalı testlerden elde edilen ille verileri doğrularlar. Bununla birlikte bulgular, BKB olan hastaların yapılandırılmış durumlarda, (örn. değerlendirmelerinde daha fazla boyut kullanarak) yapılandırılmamış durumlardan daha Yüksek düzeylerde işlevsel olabildiklerini göstermişlerdir. " BK3'de duygu düzensizliği olduğunu hipotez eden duygu düzenleme araştırmaları karışık bulgular sunmaktadır. Çevresel psikofızyolojik işaretler, yüz ifadeleri ve kendilik raporu, BKB hastalarının duygusal uyarıcıya tepkilerinin deneysel çerçevede psikiyatrik olmayan kontrollerle normal altı seviyede karşılaştırılabileceğini göstermektedir ■ (Herpertz vd., 3000; Herpertz, VVerth vd., 2001; Renneberg, Heyn, Gebhard ve Bachmann, baskıda), Ancak merkezi işareder (fMRI özellikle amigdala tepkileri) aşırı uyarılabilirlik olduğunu öne sürmektedir (Herpertz, Dietrich ve ark., 2001). Çevresel ve merkezi bölgeler arasındaki bu ayrışma BKB hastalarının kopmuş izlenimleri ile içsel duygusal deneyimleri arasındaki zıtlığı anımsatmaktadır. Doğal bağlamlardaki kendilik raporu çalışmaları güçlü ve değişken olumsuz duygulanıma sahip oldukları hipotezini doğrulamaktadır (Cowdy, Gardner, O'Leary, Leibenluft ve Rubinow, 1991; Stein, 1996).
Psikoterapi Araştırmaları
Eski çalışmalar çoğunlukla psikodinamik terapi üzerine odaklanmıştır. Genelde, BKB hastalarına psikodinamik tedavinin daha geleneksel türleri teklif edildiğinde, yüksek düzeylerde tedaviyi erken bırakma oranları bildirilmekteydi: % 67'si 3 ay içinde, (Skodol, Buckley ve Charles, 1983), % 4Ö'sı 6 ay içinde, toplamda % 67'si (VValdinger ve Gunderson, 1984), % 43*ü 6 ay içinde (Gunderson ve ark., 1989), % 64'ü 12 ay içinde (Yeomaz, Selzer ve Clarkin, 1993) ve % 42'si 6 ay içinde (Clarion ve ark., 1994). Geleneksel psikodinamik yaklaşımların tedavi edilen hastalardaki intihar riskinde bir azalmayla sonuçlanmadığı görülmektedir. 4 çalışmanın karşın biçiminde, hastaların yaklaşık % ıo'u intihara bağlı olarak tedavi süreci boyunca veya tedaviyi izleyen 15 yıl içerisinde ölmektedir (Paris, 1993). Bu yüzdelik oran, genelde BKB'ye sahip deneklerdeki intihar riskiyle karşılaştırılabilir (% 8-9; krş. Adams Bernat ve Luscher, 2001).
BKB'ye ilk bilişsel-davranışçı terapi yaklaşımları, başlangıçta bozuklukla ilgili bütünleştirilmiş bir formülasyon olmaksızın problemli davranışlar üzerine odaklanmıştır. Şema odaklı yaklaşımların, eğer tedavi kısa süreliyse, kısıtlı bir değerde olduğu görülmekteydi (Davidson ve Tyrer, 1996). Ancak, daha fazla bütünleştirilmiş yöntemler, uzun süreli olarak sunulduğunda, vaka çalışmaları bu gibi yaklaşımların umut verici olduğunu göstermekteydi (Turner, 1989).
Dönüm noktası olan bir araştırmada, Linehan, Armstrong Suarez, Allmon.ve Heard (1991), ölümle sonuçlanmayan İntihar girişimi olan BKB'li hastalarda 1 yıllık diyalektik davranışçı terapinin (DDT), her zamanki tedaviden üç açıdan daha üstün olduğunu göstermişlerdi: Hastanede yatan hastaların sayısı (%83'e karşı %5o), hastaneye yatışın orta günleri (ıy'ye karşı 62 gün), ve tedavinin son üç ayı boyunca hala intihar öncesindeki hastaların sayısı (%36'ya karşı %6i). Bununla birlikte, depresyon, umutsuzluk, yaşamak için neden yokluğu ve intihar fikri ile ilgili öznel bildirimler bu görünümdeki hastalara DDT'nin her zamanki tedaviden daha fazla yardım edemediğini göstermiştir. Benzer bulgular madde bağımlısı olan BKB'li hastalarda DDT ile her zamanki tedaviyi karşılaştıran bir Hollanda araştırmasından da elde edilmiştir (van de Bosch, Verheul, Schippears ve van den Brink, 2002). DDT'nin her zamanki tedaviyle karşılaştırıldığında yıpratma oranını azalttığı (1 yılda %37'ye karşı %77) ve kendini yıkıcı ve kendine zarar verici dürtüsel eylemleri azalttığı görülmekle birlikte, kullanımını içeren diğer alanlarda etkileri olmadığı gözlemlenmekteydi. Benzer bir şekilde Linehan vd. (1999) DDT'nin madde kullanımını azaltmakta her zamanki tedaviden üstün olduğu, psikopatolojinin diğer ölçümlerinde etkisi olmadığını göstermişti. Böylece, DDT'nin özelliklede kendine zarar veren BKB davranışlarını azaltmada etkili olabildiği ancak bu hastaların çektiği duygusal acıyı azaltmada etkili olmadığı görülmekteydi. DDT'nin 1 yılı hastalarda pek çok açıdan ilerleme sağlasa da veriler göstermektedir İd, ortalama hastalar hala pek çok problemden ötürü acı çekmekteydi (ancak, bakınız Koons ve ark., 2001)
Beck, Freeman ve yardımcılarının bilişsel-davranışçı terapi alanındaki takipçileri en az 2 kontrolsüz deneyi araştırmışlardır. Brown, Newman, Charlesworth ve Chrits-Christoph (2003) intihara eğilimli veya kendine zarar veren BKB'li hastalarda 1 yıllık bilişsel-davranışçı terapi sonrasında intihar fikirleri, umutsuzluk, depresyon ve bir dizi BKB semptomunda önemli derecede azalma bulmuşlardır. Sonuçlar, 6 aylık izleme çalışmalarında da sürdürülmüştür. Etki büyüklüğü ortalamaydı (0.22-0.55). Tedaviyi yarım bırakma oranları %o.45rü. Arntz (1999), 6 tane BKB'li olan hasta içeren kişilik bozukluklarının karışık örneklerinde uzun süreli bilişsel-davranışçı terapinin olumlu etkileri olduğunu buldu. BKB'li 2 hasta erken zamanlara tedaviyi yarım bıraktı, ancak 4 tanesi iyi sonuçlar aldı. Kontrollü bir deneyde Berk, Forman, Hcnriques, Brown ve Beck (2002) ve Beck (2002) yüksek düzeyde intihara eğilimli BKB hastalarında kısa süreli, odaklanmış bilişsel-davranışçı terapinin intihar fikri ve intihar girişimlerinde kontrol tedavisinden daha başarılı olduğunu göstermişti.
Young'ın şema modeli üzerine inşa edilen bir bilişsel-davranışçı terapi yaklaşımı (McGinn ve Young, 1996; Young, Klasko ve weishaar, 2003) Arntz'ın (1994) Beck'çi bilişsel-davranışçı terapisinin uzaması halen modern psikodinamik terapi ile karşılaştırılmaktadır. (Kernberg ve arkadaşları tarafından geliştirilen aktarım odaklı psikoterapi (AOP), 1989). Çalışma başlamadan önce, terapistler, iki koşula biçimsel olarak rastgele seçilen pilot hastaları tedavi ermişlerdi. Başlangıç bulguları 20 bilişsel-davranışçı terapi (BDT) klavuz hastasının %ıo'u ve 17 AOP klavuz hastasının % 47'si (3'ü intihar etmiş-tir) tedaviyi erken zamanda sonlandırdığını göstermektedir. Tamamlayanlar, her iki tedavi türünde de yavaş yavaş iyiye gitmişlcrdi. Sonuçlar aşırı bir dikkatle yorumlanmalıydı, çünkü hastalar rastgele bir şekilde tedaviye dağıtılmamışlardı. Tedavinin 3 yılını araştıran son çok merkezli çalışmarın başlangıç sonuçları (N=88, şimdi rastgele) tedavideki pek çok hastanın i yıldan az bir sürede, psikodinamik tedavinin daha güçlü olarak erken bırakmayla bağlantılı olduğunu göstermişti. (%z8 AOP'ye karşı % 7 BDT); Giesen-BIoo, Arntz, van Dyck, Spinhoven ve van Tilburn, 2001). 2 yılda AOP tedavisini yanda bırakma %42'ydi, BDT karşılaştırıldığında ile %i3'tü, (Giesen-BIoo, Arntz, van Dyck, Spinhoven ve van Tilburn, 2002). Sonraki veriler ı yıllık tedavi sonucu BKB görülmesinde Önemli bir azalmaya yol açabildiğim göstermektedir (etki büyüklüğü 0.89-1.12) ve psikiyatrik semptomlarla etki alanıyla doğrudan bağlantılı olmasa bile yaşam kalitesini önemli ölçüde arttırabilir (etki büyüklüğü 0.66) ve bu tür değişkenler tedavinin ikinci yılında da iyileşmeye devam edebilir (BKB görülmesinde kümülatif- toplam etki büyüklüğü: 1.00-1.35; yaşam kalitesi 0.67), (Giesen-Bloo ve ark.; 2001, 2002). Bu konuda her iki tedavinin tamamlanmış karşılaştırmaları henüz mevcut değildir.
Özetlersek., bilişsel-davranışçı terapinin çağdaş versiyonları BICB ile ilgili gibi görünen problemleri karşılamaya yetmemektedir, BKB'de fizyolojik tedavilerin etkilerinin arttırılması gerektiği görülmektedir. Tedaviyi çok erken bırakan hastaların oranı Önemli ölçüde azaltılmalı, kısıtlı sayıda problemli davranış üzerine odaklanan erken tedavilerin etkileri şimdi genişletilmeli ve derinleştirilmeli gibi görünmektedir. Kısa süreli tedaviler (örn. 1 yıllık) pek çok problemli davranışı azaltabilir ve öfke kontrolü ve sosyal işlevselliği iyileştirebilir, ancak ortalama hasta çare bulmaktan uzaktır. Daha uzun süreli tedaviler, daha kapsamlı iyileşmeler için gerekli gibi görünmektedir.
Ayıntıcı tanı
BKB, yataklı ve ayakta tedavi edilen çeşitli hasta tesislerinde en yaygın hastalıktır. Genel popülasyonda yaygınlığı %ı.ı ile % 2.5 olarak tahmin edilmektedir ve klinik popülasyonda değişimi tesise bağlı olarak %ıo'dan %6o'a değişmektedir. Yüksek yaygınlığına rağmen bozukluğa sıklıkla önem verilmemektedir. Açık, istikrarlı ve bağımsız bir Eksen I bozulduğu sunulduğunda ve yardım arayışına neden olduğunda bu çok büyük sorun olarak görülmeyebilir, çünkü bu gibi koşullarda Eksen I için bilişsel davranışçı terapi ile Eksen II bozuklukları BDT karışmamaktadır (Dressen ve Arntz, 1998). Pek çok vaka da yine de aria sorun BKB'dir. Tanılanmamış durumlar yetersiz tedavi ile sonuçlanan büyük bir problem oluşturur. Pek çok vakada gördük ki, gerçekte BKB'den ötürü acı çektiği anlaşılmadan önce, bu hastaları tedavi etmek için yapılan yararsız girişimler yıllar almaktadır.
BKB ile bağlantılı çoğunlukla yüksek eş tanı bu gibi durumları daha karmaşık yapmaktadır. Nerdeyse tüm bozukluklar BKB ile bağlantılı olarak bulunmuştur: Duygudurum bozuldukları, madde bağımlılığı, anksiyete bozuklukları (özellikle travma sonrası stres bozulduğu), psikotik bozukluklar ve diğer kişilik bozuklukları. BKB olan hastalar sürekli olarak diğer kişilik bozukluklarının birden beşe kadar kriterlerini karşılamaktadırlar. Çünkü BKB en yaygın kişilik bozukluklarından biri olarak görülmektedir, BKB'nin ille kişilik tanısı olarak kullanılması ve tedavinin önemli eş tanı kişilik bozuklukları üzerine uyarlanması tavsiye edilmektedir. Antisosyal ve narsisistik kişilik bozuklukları özellikle kriminal özellikler gözlemlendiğinde bir istisna olabilir.
Kavramsallaşttrma
Kabaca söylenecek olursa, BICB'nin üç bilişsel davranışçı kavramsallaştırması vardır: Linehan'ın diyalektik-davranışçı görüşü, Beck'çi formülasyonlar ve Young şema modu modeli.
Linehan'ın Diyalektik -Davranışçı Görüşü
Linehan'ın modeline göre, BICB olan hastalar muhtemelen doğuştan kaynaklı olarak duygusal düzenlemede işlevsizlikle karakterize edilmektedir (Linehan, 1993). Bu işlevsizlik stresli olaylar karşısında güçlü tepkilere neden olur ve duygular temel seviyeye dönene kadar uzun bir zaman gerekir. İkinci bir varsayım BKB olan hastaların çevresinin geçmişte ve hala geçersizleştirici olduğudur. Çocuğun duygusal tepkilerini reddeden, cezalandıran veya doğru olmayan yanıtların, BICB olan hastalarda kendi duygusal reaksiyonlarını düzenleme, anlama ve tolere etmedeki problemlere katkıda bulunduğu hipotezi öne sürülmektedir. Daha sonraları, BICB olan hastalar, kendi duygusal tepkilerini geçersiz kılmakta ve duygularına karşı aşırı basite indirgeyen ve gerçekçi olmayan bir bakış açısı kazanmaktadırlar. Yetersiz duygusal reaksiyonlar, özelikle dürtülerin zayıf kontrolü ve kendine zat ar veren ve kendini yıkan davranışlar tedavinin öncelikli hedefidir. Terapist tarafından alınan diyalektik bir duruş, diğer yandan duygusal acı kabul etme (bunu değiştirmeyi denemek yerine) ve diğer yandan stres öncülleri ve hastanın duyguları değiştirilir. Linehan'ın DBT modelinde duygu toleransı ve düzenlemesi için edinilen beceriler ile birlikte geçerliliği kabul edilmiş duygusal tepkiler merkezdedir. DBT, günümüzde pek çok hastanın BKB hastalar olarak açıkça tanılanmadan önce kendini yıkıcı davranışları tedavi etmek için geliştirildi. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde araştırmalar, DBT'nin kendini yıkıcı ve tedaviyi yarım bırakma gibi pek çok kendine zarar verici davranışlar üzerinde güçlü bir etkisi var olduğunu göstermektedir.
Beckfçi Formüksyonlar
BKB'nin ille Beck'çi formülasyonları bu bozukluktaki varsayımların rolünü vurgular. Beck vd. (1990), BKB'de aktif olan varsayımların çoğunun diğer kişilik bozukluklarında da yaygın olduğu hipotezini öne sürer. Pretzer (1990) BKB'de üç anahtar varsayımın önemli olduğunu ileri sürmektedir: "Dünya tehlikeli ve kötü niyetlidir, "ben güçsüz ve savunmasızım", "ben doğal olarak kabul edilmezim". İkinci ile kombine olan ilk varsayımın yüksek düzeyde uyarılmışlık ve kişilerarası güvensizliğe neden olduğu düşünülmektedir. Aşırı uyarılmışlığın yanı sıra diğer iki bilişsel özelliğin de BKB'de merkezi öneme sahip olduğu kabul edilir: ikili düşünme ve zayıf bir kimlik hissi (örn. zayıf bir şekilde hissedilen kendilik şemaları). Üç anahtar varsayım ve üç bilişsel özelliğin, bozukluğun sürdürülmesinde anahtar bir rol oynadığı kabul edilir ve bu nedenle de terapinin büyük hedefleridirler. Örneğin, bağımlılık varsayımlarının bazı paradoksal kombinasyonları (hastaların zayıf ve yetersiz olduklarına, diğerlerinin ise güçlü ve yeterli olduklarına dair inançları) ve paranoid varsayımların (diğerlerinin güvenilmez ve kötü niyeti olduklarına dair inanç) BKB olan hastalarda diğerlerine yapışmak ve onları güvenilmez kılmak arasında gidip gelme biçiminde istikrarsız ve aşın: kişilerarası ilişkileri körüklediği düşünülmektedir. Bu tür hastaların duygusal çalkantıları ve aşırı uçlu kararları iki kutupludüşünmelerine katkıda bulunmakta ve olayları gri zeminde değerlendirme yeteneklerindeki kısıtlılık nedeniyle aşırı kararlar almalarına, beklenmedik ve aşırı değişiklikler yapmalarına katkıda bulunmaktadır. Sonuç olarak Pretzer'in tedavi önerisinde ikili düşüncenin azaltılması önemli bir maddedir ve bu da çalışılacak bağlantı bulunduğunda tedavinin başlangıç aşamalarında vurgulanmalıdır.
Layden, Nevvman, Freeman ve Morse (1993) bilişsel modeli daha fazla ayrıntılandırılmış ve erken çocukluk gelişimi ve BKB olan hastalarda varsayılan durgunluk ile bağlantılı bir dizi diğer yanlılıklar ve süreçler görmüşlerdir. Layden vd., BKB olan hastalardaki çekirdek şemalarda, aynı zamanda ilk sözlü öncesi gelişimle bağlantılı olan sözlü öncesi öğelerin gelişimine vurgu yapmışlardır. Sonuç olarak, Layden vd., dene-yimsel tekniklerin, özellikle hayal çalışmalarının tedavideki önemine vurgu yapmışlardır. Arntz (1994), Pretzer'in BKB'deki çocukluk istismarının yüksek yaygınlığıyla ilgili gözlemleri hakkında çocuk tarafından üretilen istismar yollarının anahtar varsayımların ve PKB hastalarının bilişsel özeliklerinin oluşumuna götürdüğünü Öne sürmüştür. O, çocukluk dönemi istismarını işlemlemek ve kötüye kullanımdan doğru patojenik sonuçlar çıkarmak için tarihsel çalışmayla Beck'çi bir "burada ve şimdi" bilişsel terapisi önermeleredir. Layden ve arkadaşlarına göre, erken çocukluk dönemi anıları, tedavideki yaşantısal metotların önemini vurgulamaktadır.
Young'ın Şema Modu Modeli
Kötü niyetli bir dünyada yalnız bırakılmış olan son derece korkutulmuş ve istismar edilmiş çocuğun ileride istismar edilme ve terk edilme olasılığından korktuğu için güvenliği ve arzulaması ve ancak güvensiz olmasından kaynaklanan BKB'deki çekirdek patolojinin kavramsallaştırılması, Young tarafından geliştirilen modelle önemli derecede ilişkilidir (McGinn ve Young, 1996). Young, BKB olan hastaların davranışındaki ani değişimleri anlamak için, 1980lerde Aaron Beck tarafından klinik bir merkezde anlatılan (D.M. Clark, kişisel iletişim), BICB olan hastanın çocuk olarak bazı patolojik durumlarını yoğun duygusal durumlar içerisinde bir tür gerileme olarak yaşadığı düşüncenin ayrıntılarına indi. Young bu tür şema modları durumları ve buna ek olarak çocuksu gerileyici durumları kavramsallaştırdı, ayrıca daha az gerileyici şema modlarını madde madde belirtti. Şema modu bir grup şemaya dayanan düzenlenmiş bir düşünme, hissetme ve davranma tarzıdır. BKB olan hastalar, bazen bir moddan diğerine ansızın geçebilirler. Beck'in de gözlemlediği gibi, bu durumların bazıları oldukça çocuksu ve hastayla diğerleri için kafa karıştırıcı olabilir. Young, BKB'de dört şema modunun merkezi olduğunu öne sürmüştür; Terk edilmiş çocuk modu (bölümün yazarı bunu istismar veya terk edilmiş çocuk olarak etiketlemeyi önermektedir), öfkeli/dürtüsel çocuk modu, cezalandırıcı ebeveyn modu ve kopuk korungan mod. Ayrıca, hastanın sağlıklı yanını belirten sağlıklı bir yetişkin modu vardır.
İstismar edilmiş ve terk edilmiş çocuk modu, hastanın çocukken deneyimlediği (tehdit edilmiş) terk edilmiş veya istismar edilmiş olmayla bağlantılı olabilen depresif durumu ifade eder. Tipik çekirdek inançlar özellikle onlara yaklaşıldığında diğer insanların kötü niyetli, güvenilmez olduğu ve kişiyi cezalandıracak veya terk edecek olduklarıdır. Diğer çekirdek inançlar, "duygusal acım asla bitmeyecek", "daima yalnız olacağım" ve "benim için endişelenen kimse olmayacak" şeklindedir. Hasta, bakıma ve teselliye özlem duyan ancak bundan korkan üzgün ve depresif bir çocuk gibi davranabilir. Pek çok terapist bu gibi duygusal dışavurumlardan hoşlanmaz, çünkü krizlerden ve hastanın bağımlılık geliştirmesinden korkarlar.
Çoğunlukla, hastalar bu moddan korkarlar, sadece duygusal acıdan ve travmayla bağlantılı anıların ve hislerin aktive olmasından değil, aynı zamanda bunların aktivasyonunun cezalandırıcı ebeveyn modunu aktive etmesinden de korkarlar. Bu durum, hastanın kendisini ayıpladığını, kendisini kötü ve şeytani olarak gördüğünü ve cezalandırmayı hak ettiğine inandığını, kendini cezalandırdığını göstermektedir. Olumsuz duyguların, fikirlerin ve dileklerin ifadesi çoğunlukla ebeveynler tarafından cezalandırılır, bunlara açık bir biçimde ("sen kötü bir çocuksun") veya örtük bir biçimde (örn. çocuğu günlerce görmezden gelerek) özellikler atfedilir. Bakım verenler tarafından terk edilme tehditleri, ("seni kimsesizler yurduna göndereceğim", sözel ve fiziksel şiddet ve tehdit) gibi çeşitli cezalandırmaların bu modda içseleştirildiği sanılmaktadır. Tipik çekirdek inançlar: "Sen kötüsün (şeytansın) ve cezalandırılmayı hak ediyorsun", "senin fikirlerin/dilediklerin/duyguların hastalıklı", "sen sadece manipülasyon yapıyorsun". Sıklıkla hastalar yalnızca bu cezalandırıcı düşünceleri deneyimlemekle kalmaz, aynı zamanda kendini yıkma, hayatlarındaki iyi şeylere zarar verme ve tedavi oturumlarına gelmeme gibi kendilerini cezalandırıcı eylemler içerisine girerler. Suçluluk, göze çarpan histir. Hasta, cezalandırıcı eylemlerini, terapistini de içerecek şekilde diğerlerine karşı harekete geçirebilir.
Diğer modlardan biri, hastanın (ve terapistini) sıklıkla korktuğu öfkeli/dürtüsel çocuk modudur. Bu, çocukça öfkenin veya hastanın ve onun ilişkilerini hasara uğratan kendini tatmine yönelik dürtüselliğin bir bölümünü İfade eder. Oysa Young, BKB olan hastaların tipik olarak öfkeyi deneyimlemek ve ifade etmekten kaçındıklarını, bastırılmış öfkenin gerilim yarattığını ve bunun da ansızın kontrolsüzce ifade edildiğini vurgulamaktadır. Bu öfke nöbetine benzer durumları, modele göre tipik olarak cezalandırıcı ebeveyn modu izler. Dürtüsel, kendini tatmine acil ihtiyaç duyan davranışlar, aynı zamanda bu moda atfedilir. Altında yatan inançlar şunlardır: "Temel haklarımdan mahrumum", "diğer insanlar zararlı ve kötü niyeti", "mücadele etmeliyim veya hayatta kalmak için neye ihtiyacım varsa hemen almalıyım".
BKB olan hastalar, krizleri ve öfkeleriyle kötü bir ün yapmış olsalar da, onlarla uzun süre çalışan terapistler, bu hastaların çoğu zaman kopuk (detached) olmaya eğilimli olduklarını gözlemlemişlerdir. Diğer insanlarla veya kendi gerçek duygularıyla ve fikirleriyle gerçekten de temas kurabiliyor gibi görünmemektedirler. Young'a göre onlar, çocuğun tehlikeli dünyaya karşı hayatta kalmak için geliştirdiği koruyucu bir tarz olan, kopuk korungan modundadırlar. Bu mod -bu işaretlerin her biri olası acı ve cezalandırıcı mod aktivasyonu olduğu için, hastayı bağlanmaktan (çünkü bağlanmaları acı, terk edilme, cezalandırılma veya istismar edilme izleyecektir)-duygusal deneyimden, kendini ortaya koymaktan ve gelişimden korumaya hizmet ettiği Öne sürülmektedir. Çekirdek inançlar, hissedilen duyguları ve diğer insanlarla teması mantıksız kılar. Hatta bunu yapmak tehlikelidir, kopuk olmak hayatta kalmak ve kişinin hayatını kontrol etmek için tek yoldur. Hasta sıklıkla bu modu sürdürmek için hissetmekten ve düşünmekten bilişsel olarak kaçınmayı, konuşmamayı, diğer insanlardan ve etkinliklerden kaçınmayı, somatik rahatsızlıklar geliştirmeyi ve onlar hakkında şikayet etmeyi, ilaç ve alkol kullanmayı ve hatta intiharı içeren birçok strateji kullanır. Hasta yüzeysel olarak mantıklı ve sağlıklı görünebilir, ama bu gerçekten sağlıklı demek değildir çünkü hasta önemli sorunları bastırır.
Tedavi Yaklaşımı
İşbirliği Stratejisi
Uygun tedaviye başlanmadan önce, terapist önermek istediği tedavinin ne olacağına karar vermelidir. Bir tarafta, BKB'deki en problemli ve tehlikeli davranışı azaltan göreceli kısa tedavi önerilebilir. Bu tür tedavinin hedefleri, dürtüselliği
ve kendini yıkan davranışları ve belki madde kullanımın' azaltmak ve duygular üzerinde bazı kontroller ve sorunlar karşı iç görü kazandırmaktır. Böylece hasta daha ileri bir psikoterapi için uygun hale gelir. Linehan vd., (1991) ve Browri vd., (2003) tarafından yapılan çalışmalar 1 yıllık tedavi ile bu, hederlerin başarılabilir olduğunu gösterdi. Ancak, çalışmalar aynı zamanda uzun süreli tedavilerin çekirdek şema düzeyindeki daha geniş ve derin değişiklikler için gerekli olduğunu gösterdi. Biz genellikle hasta ve terapist arasında gelişen yoğun bir ilişkinin gelişmesi sırasında BKB'nin gerçek tedavisi için uzun bir terapinin gerekli olduğuna inanırız. Bunun sebeplerinden biri, özellikle BKB olan hastaların onlarla yakın bir ilişkiye başlandığında diğer insanlara karşı önemli güvensizliklerinin olması ve bu kişilerarası engellerin kalkmasının , son derece zaman alması ve onların bağlanma stilinin çok patolojik olmasıdır (Gunderson, 1996). Bu nedenle, BICB'nin gerçek bir tedavisi için, çocukluk dönemi boyunca yanlış gitmiş ne varsa bunların temel bir düzeltmesi olarak yeni güvenli bağlanma geliştirme zamanıdır. Bununla bağlantılı olarak dikkat, uzun bir zaman alacak olan travmatik çocukluk anılarının tedavisi üzerine verilmelidir.
Terapinin türü ve hedefleri sadece tedavi süresini etkilemekle kalmaz, aynı zamanda terapistin hastayla geliştirmek istediği ilişkinin türünü de etkiler. İlk seçenekle, terapist, hastayla arasında biraz mesafe bırakır, tedavi erken sonlandığı 5 için ve güvenli bağlanma henüz geliştiğinde tedaviye devam etmeme, BKB olan hastalar için Özellikle sorunlu bir durum olabilir ve hatta zarar verebilir. BKB olan hastalara kriz desteği daima sağlanmalıdır, fakat terapist ilk tedavi seçeneğinde, krizleri tedavi etmeyi derinlemesine kapsamaya gerek duymaz. Oturumların sildiği haftada 1 veya 2 olabilir.
Bu bölümün geri kalanında buna odaklandığı üzere, ikinci seçenekle terapist hasta ile daha kişisel ve şefkatli bir ilişki biçimi geliştirmeyi dener. Terapist, krizlere aktif bir şekilde dahil olarak, hasta üzüldüğünde onu yatıştırıp bir birey olarak kendine getirerek hastanın kopukluğunda aktif olarak başarı elde eder. Seansların sıklığı haftada 1 veya 2 olabilir. Bu yaklaşım, sonraki terapide vurgulanabildiği için iyi olan, neredeyse zorunlu bir şekilde çekirdek şemalara dayalı olan hastadaki güç duyguları kışkırtır. Bu yüzden, bu "yeniden ebeveynlik" yaklaşımının tedavinin temel içeriği olduğu düşünülür. Güvenli bağlanmayı desteklemek için, BKB olan hastalarımıza seanslar arasında duygusal ihtiyaç duyduğunda terapiste ulaşabileceği (örn. özel bir telefon numarası) yöntemler veririz. Seanslar arasındaki bu kişisel bağlantı, hastaların kendileri için gerçekten endişelenen hiç kimsenin olmadığı ve olumsuz duygularını ifade ederlerse cezalandırılacakları veya terk edilecekleri şeklindeki inançlarını çürütmeye yardım eder ve güvenli bağlanmanın beslenmesine yardımcı olur. Kriz sırasında hastalarla özellikle kabul edici bir şekilde konuşmak ve onları dinlemek, olumsuz duygularına tahammül etmeyi ve onları kabul etmeyi öğretmek için etkili bir yoldur ve bu tür bir yaklaşım onlara, olumsuz duyguların çoğunlukla yatıştığını gösterir. Terapiste seanslar arasında ulaşmak, terapistin üzerinde büyük yük yaratacak şekilde daima görüşmeye uygun olduğu veya gücünün her şeye yettiği anlamına gelmez. Terapistle temas kurmaya ek olarak, terapistin ulaşılamadığı veya hastanın terapistle konuştuğunda sakinleşmediği bir krizin tesis edilmesi kullanılabilir olmalıdır.
Bu gibi terapötik yaklaşımlar, hasta terapistin kişisel sınırlarına girdiğinde, terapistlerin kendilerini güvende hissetmeleri için sınırlar koymalarını gerektirmektedir. Yeniden ebeveynlik yaklaşımında, bu ebeveynliğin gerçekçi olabilmesi için konulan sınırlar karşısında hastanın hayal kırıklığına uğraması gereklidir ve özellikle hastanın "sınır koyulmanın anlamı, benim kişi olarak reddedilmem demektir", "sınırlar hakkındaki öfkemi dile getirirsem bunu terapistimin beni cezalandırması veya terk etmesi izleyecektir" gibi olumsuz inançlarının sonuçlanın test etmeleri bakımından da tedavi edicidir. BKB olan hastayla kişisel sınırlar hakkında konuşurken önemli uyarı vardır: Bunlardan biri, terapistin, hastanın yalnızca davranışlarına vurgu yapması, bakım verenlerin sık sık yaptığı gibi karakterine atıf yapmaması gerektiğidir. Daha ileride terapist sınırlar hakkında kişisel motivasyon vermeli ve buna yalnızca kurumsal veya profesyonel kuralları neden göstermemelidir. Örneğin, terapist diğer kişisel sorumluluklarına bağlı olarak telefon konuşmalarını günün belirli saateriyle sınırlandırabilir. Aşağıdaki örnek diyalog kişisel sınırların bildirimi ile ilgilidir.
NATASHA: Bu hafta 30. yaş günü partim var ve sizi orada görmek isterim, böylece sizi eşim ve arkadaşlarımla tanıştırabilirim.
TERAPİST: Beni doğum günü partine çağırman ne hoş, ama korkarım ki bunu yapmak istemiyorum.
NATASHA: Niye? Benimle olacağınızı çok umut etmiştim.
TERAPİST: Seni çok seviyorum, ancak boş zamanımı ailem ve arkadaşlarımla geçirmek istiyorum.
NATASHA: (Kızmaya başlayarak) Yani beni arkadaş olarak görmüyorsunuz? Bana terapinin bende derin duygular uyandıracak çok Özel bir yer olduğunu düşünebileceğimi ve sizin çok Özel bir rol oynayacağınızı ve beni Önemsediğinizi söylememiş miydiniz? Tıpkı çocuğunu yaklaşan bir ebeveyn gibi? Ve şimdi sizden bazı kişisel isteklerde bulunuyorum, benim için çok önemli olan bir şey ve siz hayır diyorsunuz. Bana yalan söylediniz! Size güvendiğim için aptal olmalıyım.'
TERAPİST: Haklısın, senden çok hoşlanmakla birlikte seni bir arkadaşım olarak düşünemem ve ailem ve arkadaşlarım için zamana ihtiyacım var. Bu benim kişisel kararım, seni burada görmekten ve seninle burada çalışmaktan hoşlanıyorum, ancak partine gelmek istemiyorum.
NATASHA: Tanrım! Bunu tekrarlamana gerek yok, yarama tuz basmana gerek yok. Ne demek istediğini biliyorum, seni duydum (şimdi korkmaya başlayarak) Aman Tanrım, bunu sormamalıydım. Biliyordum. Bunu reddedeceğini ve böyle saygısızca bir şey sorduğum için bana kızacağını biliyordum. Gitmek istiyorum. Burada kalamam. {Ayağa kalkar ve odayı terk etmeye başla?')
TERAPİST: Gitme, lütfen kal; Reddedişimin seni çok fazla kırdığını görüyorum. Ayrıca bana soru sormaya cesaret ettiğin için seni daha da çok kıracağımdan aşırı derecede korktuğunu görüyorum. Doğru muyum? Bunun hakkında konuşalım. Şimdi gidersen bu bana kendimi iyi hissettirmez. Bunu yapmayı deneyebilir miyiz?
NATASHA: (Oturur ve ağlamaya başlar) Tamam, ama çok utandığımı hissediyorum...
Bu yaklaşım, olumsuz duyguların yüksek derecelerini, özellikle terapiste yöneltilen öfke, hüzün ve umutsuzluğun terapist tarafından tolere edilebilmesini gerektirir. Terapiste yönlendirilen olumlu duygularda, özellikle aşk hastalığı ve terapistten beklenen diğer gerçekdışı beklentiler zorlayıcı olabilir. Benzer hastalarla çalışan meslektaşların danışmanlıkları, BKB olan hastaları tedavi ederken çok değerlidir.
Terapitik ilişkinin amaçlan açıktır, ancak uygulanması tartışmasız değildir. BKB olan hastalar yakın ilişki ihtiyacı içinde olmalarına rağmen, aynı zamanda bundan derinden korkarlar ve bu korkuyu ve güvensizliği tolere etmede ciddi sorunları olduğu için, uzun süreli yakın ilişkiler tarafından tetiklenİr. Bu nedenle terapist, mesafe ve yakınlığın dengesini kurmaya çalışmalı ve bunu tedavinin evrelerine uyarlamak fakat ayrıca aktif biçimde tedavinin uyandırdığı korkuları ve güvensizliği de vurgulamalıdır. Pretzer'in (1990) vurguladığı gibi "hastanın terapiste güvenmedeki zorluğunu kabul etme ve açıkça ifade etme sayesinde en etkin biçimde güven inşa edilir (bir kez açık hale gelince) ve daha sonra tutarlı biçimde güvenilir tarzda davranmaya dikkat edilir" (s. 191). Çekirdek şemaların altında yatan bağlantılı sorun (eğer terapist bir mod modeli kullanıyorsa ve modlar) aynı zamanda bu gibi problemlere yeni bir bakış açısı kazanmaya yardımcı olabilir ve tedaviyle bu tür problemlerin üstesinden gelineceğine dair umut aşılayabilir.
Daha önce de söylendiği gibi, BKB olan hastaları tedavi etmenin en büyük problemi onların sıra dışı biçimde terapinin başında yüksek yarıda bırakma oranlarıdır. Yarıda bırakmayı önleyebilmek için terapist, seanslara gelmeyen hastaları arayıp terapiden çekinme nedenlerini sorarak (ve kopmayı önlemeye çalışarak) ve davranışlarını hastanın ihtiyaçlarına göre düzenleyerek hastayı terapide tutmak için aktif olmalıdır. Terapiden uzak durmadaki ortak nedenler, kopma stratejileriyle (hayatta kalma yolları olarak diğer insanlara bağlanmama zorluklar hakkındaki duygulardan düşüncelerden çekinme ve onları itmek) terapist tarafından kötüye kullanılma korkusuyla ve kendini cezalandıran tutumlarıyla ilgilidir (“Terapiyi hak etmiyorum, kendimi cezalandırmak için iyi şeyleri yok etmeliyim") . Hastaya terapiden uzak durmanın altta yatan inançları düzeltme şansını kaçırma ve patolojinin devam etmesi anlamına geldiği ve bu tür altta yatan inançlar eleştirel olmayan biçimde açık hale getirilmeli ve vurgulanmalıdır. Aslında güncel denemeler, bu gibi yaklaşımların tedaviyi yarıda bırakmayı azaltmada yüksek derecede başarılı olduğunu göstermektedir.
Zaman ve hedefleri sınırlandırılmış tedavide, hastayla belirlenen hedef ayarlaması, uzun süreli yaklaşımla olduğundan daha kolay olabilir. Bir sonraki vakada, amaçlar evrensel olmak zorundadır ve çekirdek şemalar, fonksiyonel olmayan stratejilerin etkilerinin azalışı, sağlıklı şemalar ve stratejilerin yaratılması ve artışı vurgulanmalıdır. İkincisini formüle etmek daha karmaşık olabilir, çünkü pek çok BKB olan hasta sağlıklı görüşlerin ve stratejilerin ne olduğu hakkında fikir sahibi değildir. Aktif ve eğitsel bir tutum (yine iyi bir ebeveynlikte olduğu gibi) ahlakçı değildir ancak burada vurgulandığı gibi kimi görünüm ve stratejilerin neden diğerlerinden daha sağlıklı olduğunu açıklar. Rol oynama ve davranışsal deneylerin kullanımı da, fonksiyonel şema ve stratejilerin geliştirilmesinde yararlıdır.
BICB hastaları, duyguların deneyiminde, duygularının hastalıklı olduğunu düşünme, bu tür hislere sahip olmanın kötü olduğu, duygularıyla mücadele etmede kontrollerini kaybedecekleri, diğer insanların (terapistlerini de içeren) onları cezalandıracağı ya da reddedeceği, terapistin temel tutumunun duyguları kabul etme ve onaylama fakat dürtüsel duygusal davranışları desteklememe olduğu gibi olumsuz inançlara sahiptir. Bu durum duygusal düzenleme üzerinde daha sağlıklı bir şema için temeldir. Eksen I sorunlarıyla çalışmaya alışkın bilişsel terapistler, işlevsiz duygulara yol açan sıradan alışkanlıkları olan önyargılı yorumlamalara yönelmeye direnmelidirler: İfade edilen ilk konu duygu deneyimine verilen hastalık yapıcı anlamdır.
Son Önemli ilişki tekniği empatik yüzleştirmedir, yüzleştirmeyle ilgili mesajı üç öğeyi içerir: (1) terapistin neden işlevsiz bir stratejinin seçildiğini anladığının empatik ifadesi (2) stratejinin olumsuz etkileriyle ve eğer gerçekten bozukluk takip ediliyorsa bunun devamıyla yüzleştirilmesi (3) yeni, işlevsel, alternatif bir stratejinin açık formülasyonu ve hastadan bunu izlemesini istemek.
"Mark'ın söyledikleriyle ilgili ne kadar üzgün olduğunu anlıyor olmama rağmen, kalbini derinden yaraladığı için ve şu an ona nasıl bir pislik olduğunu göstermek için, kendine güçlü bir biçimde fiziksel acı verme isteği içerisinde olduğunu anlıyorum, senden bunu yapmamanı isteyeceğim, çünkü eğer bunu yaparsan bu daha sonraları Mark'la olan ilişkini daha karmaşık bir hale getirecektir. O, sana daha çok kızacak ve sen daha çok korkacaksın ve bu gerginlik senin diğer insanların kötü olduğu ve asla güvenebileceğin bir kimsenin olmayacağı fikrini güçlendirecektir. Bir başka deyişle, eski stratejilerini takip ederek sorunlarını devam ettireceksin. Bunun yerine, senden empatik olarak, ona seni incitenin ne olduğunu söylemeni ve bunun senin için neden incitici olduğunu açıklamanı ve ondan bunu durdurmasını istemeni içeren yeni bir strateji denemeni isteyeceğim. Bu yolla, kendini incitmezsin davranışlarının kontrolü sende kalır. Bu problemle başa çıkmak için sağlıklı olan yoldur. Ve eğer o durmazsa, buna nasıl tepki gösterebileceğin üzerinde çalışacağız. Bunun senin için zor ve hatta korkutucu olduğunu biliyorum, ancak bunda ısrar ediyorum, çünkü bu, bunun gibi sorunlarla başa çıkabilmen için daha sağlıklı yolları öğrenmene yardımcı olacaktır"
Özel Müdahaleler
Hiyerarşik Yaklaşım
Hangi sorunun vurgulanacağını seçerken, hiyerarşik yaklaşımı kullanmak akıllıcadır. Tablo 9.2 genel bir açıklama önermektedir. Yaşam ve ölüm konularına her zaman Öncelik verilmelidir. İntihara eğilimli dürtüler ve diğer tehlikeli davranışlar bunların arasındadır, özellikle bağımlı çocukların, diğer insanların hayatlarım tehlikeye atan veya tehdit eden davranışlar bunların içindedir.
TABLO 9.2. Vurgulanan Konuların Hiyerarşisi
(r) Hayatı tehdit eden konular
(2) Terapitik ilişki
(3) Kendine zarar verici konular
(4) Diğer problemler, şema çalışmaları ve travma işlcmlcmc
Hiyerarşideki sonraki konular tehdit edilen terapötik ilişkidir. Bu, hastanın terapiyi zamanından önce durdurma isteğini, başka bir şehre taşınmayı, terapiye gelmemeyi, şu an devam edenin yanı sıra bir başka terapiye daha başlamayı, hastalım terapiste, terapistinde hastaya karşı olumsuz duygularını, çok geç gelmeyi, seanslarda cep telefonu kullanmayı vb. konuları içerir, Terapötik ilişkiyi tehdit eden konuların hiyerarşinin bu kadar üstünde olmasının nedeni, iyi bir terapötik ilişkinin diğer konulardan önce gerekli olmasıdır. Üçüncüsü, doğrudan hayati tehlikesi olmamakla birlikte, kendine zarar verici davranışların çoğu altta yatan şemaları ifade etmek için hiç yer olmadığı için yıkıcıdır. Kendine zarar verme, madde ve ilaç kullanımı, işe gitmeme, dürtüsel hareketler ve kararlar, yeterli besin ve barınmaya sahip olmama ve duygusal öfke patlamalarının zayıf biçimde kontrol edilmesi bu yıkıcı davranışlar arasındadır. Bu davranışlara defalarca vurgu yapmak, hastadan bunlara bir son vermesini istemek ve alternatif ve çözümler üzerinde çalışmak yararlı olsa da terapist, tedavide erken bir değişim İçin kesinlikle beklememeli ve ısrar etmemelidir. Hastanın patolojisi terapistin uzun süre dayanmak zorunda kalacağı kadar çok şiddetli olabilir, bu gündemde defalarca yer almayacağı anlamına gelmez. Sonuncu, ama çok Önemli olan, şema çalışması ve travma işlemlemeyi içeren diğer konular vurgulanmalıdır.
Hiyerarşi yalnızca bir seansta gündemdeki konulara karar vermeye yardımcı olmak için değildir; aynı zamanda terapi sürecini bir bütün olarak planlamak içindir. Terapİsder, şema çalışmasının bittiği terapi aşamasında olduklarında, konuların 1-3 olarak yeniden ifade edilmesinin gerekli olduğu hakkında uyarılmalıdır. Örneğin, çocukluk dönemi travmaları öncelikli konuma getirilmesi gereken yaşamı tehdit eden davranışlarını ortaya çıkarabilir, daha sonra odak travma işlemleme sürecine yeniden yerleşebilir.
Krizlerle Başa Çıkabilmek
Daima bir kriz aracı olmakla birlikte, krizleri tedavi etmede terapist en önemli kişidir. Söylendiği gibi, pek çok kriz, hastanın duyguları deneyimleme hakkındaki olumsuz inançlarından beslenmektedir. Bu inançlarla mücadele etmenin ilk yolu, sakin, kabul edici ve yatıştıran bir tutum içinde olmaktır. Hastayı empatik biçimde dinlemek, hislerini ve yorumlamalarını sormak ve duygularını onaylamak önemlidir. Sık biçimde, kendini cezalandırıcı fikirler ve eylemler (Young'ın modeli: Cezalandırıcı ebeveyn modu) işlevsel olmayan bir rol oynar ve bu düşünceler için aktif biçimde bilgi almak, onlara karşı gelmede önemli olabilir (örn. "Bu doğru değil, sen iyi bir insansın, kocan seni terk ettiğinde kendini üzgün ve kızan hissetmen çok normal ve hislerini bana anlattığın için çok mutluyum"). :
Kriz süreci boyunca ulaşılabilir olmak yararlı olabilir, çünkü erken müdahale sıklıkla kötüye gidiş, kendini yaralama madde kullanımı veya diğer uyumsuz eylemleri ve hastaneye yatırılma ihtiyacını azaltır. Tedavinin başlangıcında veya sonunda terapistle konuşmadan önce hasta ile İşlevsiz davranışlara (kendini yaralama gibi) başvurmayacağı ile ilgili bir anlaşmaya varmak mümkündür. Pek çok vakadan empatik dinleme ve hastayla telefonda konuşmanın, krizi 15-20 dk. içinde azalttığını öğrendik. Tedavi boyunca hasta güç duygularına rağmen bu tutumu içselleştirir ve bunu kendisine uygulayabilir, öyle ki diğer insanların yardımına daha az ihtiyaç duyabilir hale gelebilir. Terapist bu geçişi, sakinleştirici sözlerini teybe kaydederek ve hastanın kullanabileceği sakinleştirici düşüncelerle ilgili flaş karar hazırlayarak kolaylaştırabilir.
Terapist, problem ve krizle nasıl başa çıkabileceği konusunda pratik çözümleri önermeye çok erken başladığında yaygın bir görünmez tehlike meydana gelir. Bu genellikle cezalandırıcı İnançları besler ("bu yüzden yanlış yaptım") ve deneyimli duyguya karşı sağlıklı bir tutumla karşılık verir. Duygular yatıştığında pratik sorunlar vurgulanmalıdır ve hasta daha sonra sık biçimde bununla kendi başına başa çıkabilmelidir. Bununla birlikte bu yönergeleri izlemek için verimli olmayan koşullar vardır. Bir örnek, hasta çok sarhoş olduğunda (alkol, benzodiazepin vs.) onunla konuşmalım mantığı yoktur ve o saldırgan dürtülerini kontrol edemez. Sonra, daha tıbbi odaklı bir yardım uygulanır. Diğer bir örnek, terapistle konuşurken hastanın kendine zarar verici davranışlar içerisine girmesidir. Bu durumda terapist sağlam sınırlar çizmelidir. (Örn. "kendini kesmeyi hemen bırakmanı istiyorum ve ondan sonra duyguların hakkında konuşacağız, bu yüzden bıçağı bırak".)
Sınırları Belirleme
Bazı davranışlar gerçekten kabul edilmezdir ve terapist tarafından bunlara sınır konmalıdır. Bunlar, terapistin kişisel sınırlarını ihlal eden davranışları içerir (örn. terapisti gizlice takip etmek, tehdit etmek veya aşağılamak). Kabul edilemez davranışlar hastanın hayatını veya terapinin gidişatını tehlikeye atan eylemleri de içermektedir. Burada vurgulanan resmi sınır koyma, yalnızca terapist, tedaviyi sonlandırmanın son adım olduğunu düşündüğü zaman uygulanabilir. Eğer öyle değilse, terapist, davranışları tolere etmeli, hastayı bununla yüzleştirmeye ve bir değişim için çalışmaya devam etmelidir. Bu tekniğe başvurulduğunda, terapistler sınırlar hakkında kararlı olmalı, kişisel motivasyonunu bunu açıklamak için kullanmalı, hastayla davranışları hakkında konuşmak ve hastanın kişiliğini eleştirmemelidir. Hasta, bu tür davranışların terapist tarafından kabul edilebileceğini asla düşünmemelidir.
"Dün beni korkunç bir duygusal acı içerisindeyken aradın, senden yapmanı istediğim gibi. Ama sarhoş olduğunu ve çok miktarda benzodiazepin aldığını öğrendim. Sarhoş olduğun için, seninle mantıklı bir biçimde konuşabileceğimi düşünmedim. Bunun bir anlamı yoktu. Bu yüzden senden beni sarhoş olduğun sırada aramamanı istiyorum. Beni çok fazla içmeye ve hap almaya karar vermeden önce arayabilirsin, böylece seninle gerçekten bir bağlantı kurabilirim. Lütfen, önce beni ara, bunu yaptıktan sonra değil."
Hastanın davranışı ısrarcı olabilir, böyle bir durumda terapist kararlı bir şekilde kendi sınırlarını tekrarlar.
"İki hafta önce, beni arayabileceğin koşulları değiştirdim. Senden beni sarhoş olduğunda ve benzodiazepin almışken aramamanı istedim. Ama, geçen Çarşamba beni haplar aldıktan ve bir şişe şarap içtikten sonra aradın. Sarhoş olduğunu anladıktan sonra biraz kızdığımı söylemek zorundayım. Sarhoş insanlarla konuşmaktan hoşlanmam ve beni sarhoşken aradığın için senden de hoşlanmamak İstemem. Bu yüzden , açık konuşayım: Krizde olduğun için bana ihtiyaç duyduğunda ara, ama sadece ayıkken. Beni sarhoşken arama. Benİ içmeye veya ilaç almaya başlamadan Önce ara."
Tablo 9.3 (Young'ın "kişisel iletişimine" dayalı), sınırları düzenlemede atılması gereken adımları özetler. Tablo 9-3’de. Açıkça anlaşıldığı gibi, sonuçlar (cezalar) ancak bir uyarı yapıldıktan sonra verilir, böylece hasta davranışını değiştirmek için bir şansa sahip olur. Bunun dışında, sonuçlar başlangıçta hafif olmalıdır ve eğer mümkünse, özünde istenmeyen davranışla bağlantılı olmalıdır (örneğin, bir hasta terapistin zamanını çok fazla kullanırsa, sonraki seans daha kısa sürer). Sınır düzenlemesi, daha önce listelenen işbirliği stratejilerine göre başa çıkılabilen, güçlü bir öfke uyandırabilir.
TABLO 9.3. Sınır Koyarken Takip Edilmesi Gereken Adımlar
Kuralları açıklayın; kişisel motivasyonunuzu kullanın.
Kuralları tekrarlayın; duygularınızı biraz gösterin, kişisel motivasyonunuzu tekrarlayın.
Belirtildiği gibi; uyarıyı ekleyin ve sonucu bildirin.
Belirtildiği gibi; sonucu uygulayın.
Belirtildiği gibi; sonucu daha güçlü bir şekilde belirleyin
Belirtildiği gibi; sonucu daha güçlü bir şekilde uygulayın.
Terapiye kısa bir süre ara vereceğinizi bildirin, böylece hasta bunu düşünsün.
Terapiye kısa bir süre ara verin, böylece hasta bu sınırlarla terapiye devam edip etmeyeceğine karar verebilir.
Terapiyi sonlandıracağımızı bildirin.
Terapiyi sonlandırın ve hastayı gönderin.
Not: Young'ın "kişisel iletişimine" dayalı.
Bilişsel Teknikler
Altta Yatan Şemaları (Modlar) Çözmek BKB olan hastalar başlangıçta kendi duygulan, düşünceleri ve davranışlarını anlamada yetersiz olduğu için, tedavinin önemli bir kısmı hastanın onları anlamasına ayrılır. Altta yatan şemaların (veya modların) ne olduğunu anlamak onlara, karışıklığın azalmasında ve davranışları üzerinde belli bir kontrol kazanmalarında yardım etme rolü oynar. Altta yatan şemaları (veya modları) keşfetmesi için hastaya yardım etmede duyguların, düşüncelerin ve davranışların günlük kaydının tutulması yararlıdır. Bu, özellikle hastanın öyküsünde altta yatan şemaların bağlantısını (modları) çözmek için faydalıdır, böylece hasta şemaların nasıl geliştiğini ve daha önce ne işlevine hizmet ettiğini görebilir.
Bir örnek olarak, Natasha kendini kararsız ve zarar görmekten korkar hissettiğinde, kimse onu incitemesin diye, oldukça küstah, mücadeleci bir tutuma ayarlandığını anlamayı öğrendi. Bu durum, sıklıkla, onun istediği en son şey olan diğer insanlardan daha fazla kırıcı davranış görmeyi Tetikliyordu. Natasha ve terapisti, Natasha'nın bu tutumu çocukken, annesinin tehditleri ve fiziksel istismarıyla başa çıkmak için geliştirdiğini ortaya çıkardılar. Onu ne kadar incittiğini veya ona ne kadar öfkelendiğini annesine göstermesi, kaçınılmaz bir biçimde daha çok cezaya neden olmaktaydı ve bu tutuma uyum sağlamak, bir balama ona kendilik değerini koruması ve annesini geri cezalandırması konusunda yardım ediyordu. Bu Önemli bağlantı, onun şemasının koruyucu işlevini açıklıyordu ve bu bir çocuk olduğunda uyuklayıcıydı. Yetişkin olduğunda bu şema otomatik olarak tetiklendiği ve bu durumun terapiye kadar neredeyse farkında olmadığı için, onun bugünkü durumlarında kendi davranışının daha az yerine daha çok incinmeye yol açtığını anlaması uzun zamanını aldı. Bu açık bir hale geldikten sonra, kendini tehdit eden durumlarla başa çıkmada alternatif yolları öğrenmek onun için daha ilgi çekici bir hale geldi.
İkili Düşünme Düzeni. BKB olan hastalar sıklıkla, yoğun duygularla tetiklenen, çatışmaları kutuplaştıran ve ani, aşırı, dürtüsel kararları tetikleyen ikili terimlerle düşünürler. Bu düşünme stilinin, zararlı uygulamalarının farkında olmaları ve durumları daha ayrıntılı bir biçimde değerlendirmelerini öğ-retmek için onlara yardım ermek Önemlidir. Yapılandırılmış egzersizler daha uyumlu düşünce stili geliştirmek için kullanılabilir. Siyah-beyaz düşünme ve farklı düşünme arasındaki farkı resmetmek için beyaz tahtayı kullanmak yardımcı bir" yöntemdir. Terapist beyaz tahta üzerinde bir eylemi veya bir kişiyi iki bölmeden (siyah ya da beyaz) birine koyarak, iki uç arasında yatay bir çizgiyle görsel bir analog ölçeği (GAÖ) yaratarak karşılaştırır. Böylece farklı insanlar, eylemler ve karakter özellikleri, iki uçlu düşünme sistemi içerisinde yer alabilirler veya GAÖ süresi boyunca başından sonuna yer alabilirler. Çok boyutlu değerlendirmelerin yapılması gerektiğinde, her boyut için ayrı bir GAÖ çizmek akıllıcadır.
Flaş Kartlar. Seans içinde başarılanları BKB olan hastalar için ihtiyaç duydukları anda hatırlamaları genellikle zordur. Eğer bir şema gerçekten tetiklenmişse onların tüm düşünme ve hissedişlerini bunun tarafından belirlenir ve onlar diğer bakış açılanın ele almada güçlük çekerler. Flaş kartlar özellikle, hafızaya yardımcı olmada ve patojenik şemalarla mücadele etmek için faydalı olabilirler. Çoğunlukla kartın bir tarafında patojenik neden ve aktive olmuş şema (mod) tanımlanır, böylece hasta duygularına, şemanın aktivasyonunun sebep olduğunu anlayabilir. Kartın diğer tarafında sağlıklı bakış açısı, bu sorunlarla başa çıkmada işlevsel olan yol ile birlikte önerilir. Bazı hastalar flaş kardan, sadece içeriğinden dolayı değil, aynı zamanda onların terapiyle ve terapiste bağlantılı hissetmelerini sağladığı için bir güvenlik ölçüsü olarak yanlarına alırlar.
Deneysel Teknikler
Hayalî Yeniden Senaryo Yazımı ve Tarihsel Rol Oynama. Şema düzeyindeki üzücü çocukluk anılarına ulaşıp değiştirmek için güçlü bir teknik hayalî yeniden senaryo yazımıdır (Weertman ve Arntz, 2001). Detaylı prosedürler başka bir yerde anlatılmıştır. (Arntz, ve VVeertman, 1999; Smucker ve ark., 1995). Vakaların çoğunda, hastanın gözleri kapalıyken (eğer mümkünse), şimdiki olumsuz bir duygu ile çocukluk dönemi anıları arasında bir hafıza köprüsü kurulur. Hasta çocukluk anısını açık bir biçimde hayal ettiğinde ve duygu akti-ve olduğunda, terapist (veya başka güvenilir ve güçlü bir kişi) sahneye girmeli ve müdahale etmelidir. BKB olan hastalar çoğunlukla, en azından tedavinin başlangıcında, kendi kendilerine müdahale ermek için yeterince sağlıklı ve güçlü değildir, bu yüzden bir başkası onlara müdahil olarak yardımcı olabilir. Müdahil olan kişi, istismarı veya diğer acı verici durumu durdurur, çocuğu kurtarır ve çocuğa ihtiyacının ne olduğunu sorar. Daha sonra olumsuz yorumlamayı düzeltmek ve çocuğu sakinleştirmek için özel bir dilckat verilmelidir, hayal sırasında bir çocuğu teselli etmek ve sevgi göstermek için en etkili yol olan fiziksel temas önerilmelidir. Eğer hasta fiziksel teması kabul etmiyorsa, buna hiçbir şekilde zorlanmamalıdır.
Aşağıdaki örnekte Natasha, annesiyle ilgili, tehdit edici bir çocukluk anısını hayal etmektedir.
NATASHA: Hiçbir şey yapamıyorum. Çok korkuyorum.
TERAPİST: Şu anda sana katılmam uygun mu? Beni, senin yanında dururken hayal edebilir misin?
NATASHA: Evet, seni yanımda görebiliyorum.
TERAPİST: Güzel. Şimdi küçük Natasha'yla konuşuyorum... Neye ihtiyacın var? Yapabileceğim bir şey var mı?
NATASHA: (Hiçbir şey söylemez, çok korkmuş görünür)
TERAPİST: Tamam. O zaman annene ne söylediğimi dinle... "Bayan, siz Natasha'nın annesisiniz değil mi? Size, kızınıza korkunç şeyler yaptığınızı söylemek zorundayım. Bisikleti çalındı, bu konuda yapabileceği hiçbir şey yoktu ve bu konu hakkında duygusal. Bu normal, herkes önemli bir şeyini kaybettiğinde duygusal hisseder. Ama siz onu ailenin geri kalanının önünde duygusal davrandığı için küçük düşürüyorsunuz. Ve daha kötü olanı, onu hırsızlığa neden olmakla suçluyorsunuz. Ona, her zaman çok kötü olduğunu, sorun çıkardığını ve üzüntünüzün asıl sebebi olduğunu söylüyorsunuz. Ama bu doğru değil, Natasha iyi bir kız. Sizden anlayış ve teselli görmeli. Çünkü siz onun annesisiniz ve o acı çekiyor. Diğer tip çocukların ihtiyaç duyduğu ne ise, eğer ona ihtiyacı olan veremeyecekseniz, bu zaten yeterli bir sorun. Ama herhangi bir durumda onu suçlamamalısınız, çünkü sizin duygularla; başa çıkmayla ve ebeveyn olmakla ilgili sorunlarınız var. Bu yüzden onu suçlamayı bırakın ve yaptıklarınız için özür dileyin!"
Natasha, şimdi annene bak, ne yapıyor? Ne söylüyor?
NATASHA: Biraz şaşkın görünüyor... O bu şekilde konuşulmasına alışkın değil... Ne söyleyeceğini bilmiyor... yani, diyor ki "bir ders almalıymışım çünkü bisikletime yaptığım hatalı olan şeyi önceden bilmeliymişim..."
TERAPİST: Beni dinleyin bayan. Bu mantıksız, Natasha bunu önceden bilemezdi ve bisikletini kaybettiği için üzgün ve eğer onu rahatlatamayacaksanız böyle konuşmayı bırakın ve odayı terk edin...
Şimdi ne yapıyor Natasha?
NATASHA: Konuşmayı bıraktı ve yalnızca sandalyesinde oturuyor. ..
TERAPİST: Küçük Natasha şimdi nasıl hissediyor?
NATASHA: Sen gittiğinde beni cezalandıracağından korkuyorum...
TERAPİST: Sana yardım etmek için yapabileceğim herhangi bir şey var mı? Benden iste!
NATASHA: Kalmanı ve benimle ilgilenmeni istiyorum.
TERAPİST: Tamam Natasha. Kalacağım ve seninle ilgileneceğim... Şu an neye ihtiyacın var?
NATASHA: Yalnızca benimle ilgilenmene değil, aynı zamanda kız kardeşimle de...
TERAPİST: Anneni uzaklaştırmak mıyım ya da kardeşini ve seni benimle götürmeli miyim?
NATASHA: Bizi yanma al.
TERAPİST: Tamam, ikinizi de götürüyorum: Oyuncaklarını ve istediğin her şeyi aldığını ve kardeşinle beraber evi terk ettiğimizi hayal et. Benim evime gidiyoruz. Şimdi eve girdik ve sen oturdun. İçecek bir şey ister misin?
NATASHA: Şu an kendimi üzgün hissediyorum. (Ağlamaya başlar)
TERAPİST: Tamam, sorun değil, seni rahatlatmamı ister misin? İzin ver sana sarılayım... Bunu hissedebiliyor musun?
NATASHA: (Daha çok ağlar.)
Terapistin müdahale eden ve çocuğu koruyan, suçluluk ve kötülükle ilgili işlevsel olmayan fikirleri düzelten ve çocuğu rahatlatan pek çok farklı rol aldığına dikkat edilmelidir, bu sayede deneyim duygusal olarak işlemlenebilir. Başka bir deyişle terapist, iyi bir ebeveynin yapması gerektiği gibi davranır. Yeniden senaryo yazımının amacı, hastanın çocukluğunun gerçekliğini değiştirmek veya yinelemek değil (bu genellikle kötüdür) ancak işlevsiz inançları düzeltmek, çare olan deneyimler sağlamak ve kaçınılan veya bastırılan duyguları uyandırmaktır. Çoğunlukla hayalle yeniden senaryo yazımı hastanın kaçırdığı şeylerle ve nasıl istismar edildiğiyle ve eşlik eden yas süreciyle yüzleşmeye başladığı yüksek düzeyde yüzleştirici bir tekniktir. Terapist, hastaya bu süreç boyunca, burada ve şimdi arasındaki odağı dengelemeye ve çocukluk dönemi anılarını işlemeye yardımcı olmalıdır. Çocukluk dönemindeki durumların rol canlandırması, hayal yerine kullanılabilir. Bununla birlikte, bazı davranışlar rol canlandırması için uygunsuz veya etik dışıdır (örn. terapist, çocuğu kucağına oturtur) ve imgeleme daha kolay ve güvenli bir strateji sağlayabilir,
Boş Sandalye Teknikleri. Cezalandırıcı bakıcılar, şu andaki tehdit edici kişiler veya cezalandırıcı şema modu sembolik olarak boş bir sandalyeye oturtulabilir ve terapist ve/veya hasta güvenli bir biçimde ona karşı duygularnıı ve fikirlerini ifade edebilir. Genellikle, hastalar kendilerini ifade etmede çok korkuyor olabileceği için, bu teknikte terapistin önce model olması akıllıcadır. Örneğin Natasha, annesinin sözel saldırganlığının tekrarlanması ve cezalandırıcı şema modundan ötürü acıçekti, terapist bu modu defalarca (örn. onun saldırgan annesini) boş sandalyeye koydu, onu sert bir biçimde yalanladıona durmasını söyledi ve onu uzaklaştırdı. Tedavinin ilerleyen'safhalarında, terapist Natasha'ya bunu kendi başına yapmasıiçin yardımcı oldu ve Natasha bunu evde modun aktivasyonu ile yüklü olduğu her seferde başarıyla yapmaya başladı.
Duyguları Deneyimlemek. BKB olan hastalar, deneyimden kaçma veya kaçınmaya hizmet eden eyleme vurma davranışla-} n olmaksızın güçlü olumsuz duyguların deneyimini tolere : edebilmeyi öğrenmelidirler. Davranışçı terapiden bilinen maruz bırakma teknikleri hastanın tüm duygularını eyleme vurduğu ve istismar eden kişiye yazılan (ama gönderilmeyen) mektup oluşturma gibi yazma egzersizleri yararlı olabilir. BKB olan hastalar özellikle kontrolü kaybedeceklerini ve saldırganlaşacaklarını düşünerek öfkeyi deneyimlemekten korkarlar. Orta aşamada, terapist, bir yastığı yumruklarken sözel bir biçimde öfkeyi ifade ederek model olabilir, hastadan kendisine katılmasını ister. Bu öfke korkusunu azaltır. İleride has- ,' tadan, herhangi bir davranışsal eyleme bağlanmadan öfkeyi yaşamayı denemesi istenebilir. Daha sonra hasta duyguların yüksek derecelerine, onları davranışsal olarak ifade etmeden ve kontrolünü kaybetmeden dayanabildiğim keşfeder.
Davranışsal Teknikler
Rol Oynama. Bu teknikler hastalara kendini uygun biçimde; ifade etme ve hislerini başka kişilere ifade etme gibi kişilerarası becerileri öğretmek için yararlıdır. Terapist çoğunlukla duyguların etkin ifadesini nasıl gerçekleştirecekleri konusunda; gerçekten şaşkın olan BKB olan pek çok hastasına öncelikle kendine güvenen ifade konusunda model olur. Hasta, bir seans süresince pratik yapmayı reddetse de, model olmanın hastalara duygularını ve fikirlerini seans dışında uygun biçimde ifade etmeye başlamaları için yardımcı olduğunu görmekteyiz.
Yeni Davranış Deneyimlemek. Yeni şema ve stratejileri güçlendirmenin en iyi yolu hastadan onlara göre davranmasını istemektir. Böylece, hasta bu yeni davranış yolunun kendisiyle bütünleşmediğini hissetse de, yararlı olabilir. Tedavinin ilerleyen safhasında Natasha içinde kararsız olduğu veya incindiğinde katı bir tutum sergilemek yerine daha fazla kararsızlık ve duygusal acı göstermeye başladı ve bunun insanların çoğunun onu kabul etmesine yol açtığı için daha işlevsel olduğunu keşfetti. Saldırgan kocasından boşandıktan sonra, flört süreci boyunca yeni yollar da denemeye başladı. Onu daha fazla önemseyen ve önceki partnerlerinden daha az tehdit edici olan ve sonuç olarak onunla ilgilenen diğer türdeki erkekleri bulmaya başladı.
Farmakolojik Müdahaleler
BKB olan hastalar duygulanım hakkında az toleransa sahipken yüksek düzeylerde olumsuz duygular deneyimleyebilirler. Bunun sonucunda, onlara sık biçimde ilaç tedavisi verilir. Araştırmalar, antidepres anların depresif duyguları azaltmada etkili olabileceğini ve nöroleptiklcrin anksiyete, öfke, dürtüsel sorunlar ve psikotik sorunları azaltmada yararlı olabileceğini göstermektedir (gözden geçirmeler için, Dimeff, McDavid ve Linehan, 1999; Soloff, 1994'e bakınız). Tedavi edcileri genellikle ılımlıdır ve ilaçların çoğunun yalnızca kısa dönemler boyunca test edildiği belirtilmelidir. Genelde farmakoterapi BKB tedavisinin kendisi olarak değil, psikoterapiye olası ek olarak düşünülmektedir. Bunun Ötesinde, bu popülasyonda ilaç tedavisi vermenin belirgin riskleri vardır. Paradoksal etkiler, kötüye kullanım, bağımlılık ve intihar girişimleri için kullanma bunlar arasındadır. Bu özelikle, hastaların akut korku dönemi içindeyken verilen benzodiazepinler için doğrudur. Sıklıkla korku, hastanın kontrol edemediğini hissettiği saldırgan dürtüler tarafından ateşlenir, Benzodiazepin kullanımı, alkolle benzer olarak, dürtüleri ifade etme korkusunun azalmasına ve ifade için eşiğini düşmesine yol açabilir (deneysel kanıt için Cowdry ve; Gardner, 1988; Gardner ve Cowdry, 1985 bakınız). Sık biçim de benzodiazepin kullanımından sonra, özelikle alkol kombinasyonu ile birlikte kullanıldığında, duygusal krizin yoğunlaştığını, kendine zarar verme ve intihar girişimlerine sebep olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu "paradoksal" etki hastaya açıklanmalı ve hastadan benzodiazepinleri ve alkolü kullanmayı bırakması istenmelidir. Anksiyete düzeyi tolere edilemez hale gelir gibi göründüğünde, nöroleptikilerin kısa süreli kullanımı genellikle daha güvenli bir seçenektir. Kişisel temas daha iyi; bir seçenektir. Nöroleptiklerin uzun süreli kullanımı pek çok ' BKB semptomunu azaltır ancak genellikle cesaret ikinci olan önemli duyguları ifade etmeyi imkansız hale getirebilir.
İlerlemeyi Devam Ettirmek
Tedavinin sonlandırılmasının hasta için çok ürkütücü olması yüzünden, bu terapi sürecinin bir parçası olarak iyi biçimde hazırlanmalı ve tartışılmalıdır. Terapiyi sonlandırmayla ilgili hisler ve olumsuz inançlar netleştirilmelidir. Buna ek olarak, geri kalan problemlerin listesi yapılmalı ve uygun tedavi stratejileri seçilmelidir. Yavaş biçimde seansların sıklığının azaltılması tavsiye edilir, böylece hasta, terapistin düzenli yardımı olmadan yaşamın nasıl olacağım keşfedebilir. Destekleyici seanslar özellikle, hastanın işlevsel olan stratejilerini sürdürmesini ve eski şemaların nüksetmesini önlemek için yardımcı olabilir. Bazı terapistler hasta İhtiyaç duyduğunda birkaç seans için daima geriye dönebileceği açık uçlu bir son önerirler. Paradoksal olarak, bu olasılık daha az kötüye gidişe ve sağlık hizmeti kullanımına neden olmaktadır, çünkü bu hastanın yardım isteyebileceği güvenli bir esas önermektedir. BKB olan hastalar genellikle partner seçimlerinde pek sağlıklı olmamaları ve tedavinin genellikle büyük değişikliklere neden olması yüzünden, sonradan ilişkisel sorunlar meydana gelebilir. Evlilik terapisi için yönlendirme belirtilebilir, böylece çiftler yeni duruma uyum sağlayabilirler. Hasta çoğu çok sağlıksız olan ilişkilerini terk etmeye karar verebilir. Terapist, hastanın daha sağlıklı partnerler seçmeyi Öğrenmesine ve sağlıksız partnerler seçerek eski kalıplarının nüksetmesini önlemesine yardımcı olabilir. Bazıları, eski BKB hastalarının uzun süreçte dikkatli bir partnerle iyi bir ilişkideyken hastalığın nüksetmesi için en iyi şekilde korumada olduğuna inanırlar.
Benzer şekilde, hasta kendi gerçek ilgilerini ve yeteneklerini keşfetmesi ve geliştirmesi için cesaretlendirilebilir. Bu, çalışmanın ve işin, aynı zamanda hobilerin ve arkadaşların seçimi için uygulamaların yapılması anlamına gelebilir. Terapinin son aşamasında geniş anlamda iyi ve sağlıklı bir bağlam yaratmanın gündemdeki yeri oldukça yüksekte olmalıdır. Hastanın artık sorun kalmadığını iddia ederek terapiyi erken sonlandırmayı istemesi gibi bir riski vardır, oysaki terapist tedavide önemli konuların vurgulanmadığını bilir. Bu kopuk strateji ile empatik yüzleştirme işe yaramadığında, terapistin büyük olasılıkla yapabileceği en iyi şey, hasta ihtiyaç duyuyorsa tedavinin devam etmesini önermektir.
Sonuç
BKB olan hastalar işlevselliklerinin çoğu boyutunda olağanüstü bir kararsızlık sergilemekle birlikte, yoğun ve yönlendirilmiş bilişsel müdahale bu değişkenliği azaltabilir, kişilerarası güvensizliği ve travmayla bağlantılı şemalar dahil olmak üzere altta yatan çekirdek şemaları değiştirebilir ve böylece bu bozuklukla genellikle mücadele edilebilir.
Teşekkür
Tim Beck, Christine Padesky ve Jeffrey Young'a onlarla birlikteyken atölye çalışmaları ve tartışmaları boyunca bana öğrettiklerinden dolayı teşekkürler. Ayrıca Frank Yeoman'a farklı kuramsal yönelimlerden olmamıza rağmen, yaptığımız ilham verici tartışma için minnettarlığımı belirtmek isterim. Hem meslektaşlarım hem de hastalar bu bölümde anlatılan fikirleri ve yöntemleri geliştirmeye ve onaylamaya yardımcı oldular. BKB hakkındaki araştırmalarımız Hollanda Gelişimsel Tıp Fonunun OG 0697-001 ödeneği tarafından desteklenmiştir.
A.T. Beck Kişisel Bozuklukların Bilişsel Terapisi Litera Yayıncılık
|



















