ANKET

hipnoz eğitimi almak istermisiniz



Tüm Anketler




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AntiSosyal Kişilik Bozukluğu

AntiSosyal Kişilik Bozukluğu

02 Ekim 2011 17:02
Yorum Sayısı :0  Okunma : 383

AntiSosyal Kişilik Bozukluğu

Anti sosyal kişilik bozukluğu olan bireyler (ASICB) hem gençlikte oluşan davranış bozukluğu geçmişi taşır, hem de yetişkinliklerinde aşırı derecede sorumsuz ve sosyal olarak tehli­keli davranışları sürdürürler. Bu bireyler, kriminal davranış ve klinik psikopatolojinin özel bir karışımına bağlı olarak çeşitli tedavi ortamlarında bulunurlar.

Hapishanelerde ya da ıslah kurumlarında kalanlar, psikiyatri hastanelerinde yatanlar ya da kliniklere ve özel hekimlere devam edenler vardır. Hapiste, hastanede ya da dışarıda olsun, bu hastalan tedavi etme moti­vasyonu genellikle bireyi "değişmeye" zorlayan dış bir kaynak­tan (ya da güçten) gelir.

Aile bireyleri, yakınlar, işverenler, öğretmenler ya da daha sıklıkla adli hukuk sistemi, kabul edi­lemez davranış ya da gergin kişilerarası ilişkiler sebebiyle ASICB sahibi kişiyi tedavi görmeye zorlar. Tedavi önerisi sık­lıkla, aksi halde okuldan atılmak ya da işinden olmak şeklinde bir ültimatomdur. Mahkemeler hükümlü suçlulara ya terapiye ya da hapishaneye git şeklinde bir seçim önerir. Seçim çoğun­lukla terapiden yanadır. Birçok durumda şartlı tahliye psikoterapiyle devama bağlıdır.

Anti sosyal hastalar gönüllü olarak sahte fiziksel problemlerle ayakta tedavi hizmetlerinden yararlanabilirler. Ya da bazı denetimli maddelere bir reçete almak için psikopatolojiye ge­lebilirler. Bu ikinci vakada en önemlisi tanımlanabilir psikolojik problemlerin ve uygun tedavinin, hile girişiminden ayrıştırılabilmesidir.

Anti sosyal kişilik bozukluğu, "diğerlerinin haklarını hiçe sayan ve ihlal eden" (Amerikan Psikiyatri Derneği, 2000, s. 685) bir davranış kalıbı olarak tanımlandığına göre, kafa karıştırıcı ve sosyal bir problem yaratır. Tanım gereği, bu bo­zukluk suç davranışlarıyla birleşerek tehdit oluşturduğu ve ki­şiye ve mala zarar verdiği için bu bireyler toplum genelinde problem yaratır.

ASICB gösteren bireyler psikoterapiyle iyileşebilir mi? Birçok yazar onları "terapiden yarar göremeyecekler" şeklinde etiketier ve görmezden gelir. Bu balasın etiyolojisi araştırıldığında 3 nokta ortaya çıkar. Birincisi, psikoterapiyle ilgilenme­nin süperego gerektirdiğine ilişkin psikanalitik düşünceden kaynaklanır. ASKB hastası birey, empati eksikliği ve toplum laıralları ve normlarını (süperego) kabul etmemesi dolayısıyla tedavi edilemez (Kernberg, 1975; Person, 1986). Tedavi edi­lemezliğe ilişkin ikinci mit, çoğu ASKB hastası bireyin tedavi motivasyonu olmamasından kaynaklanır. Değişim İçin çok az sebep varken ve değişimin yönü konusunda da belirli hiçbir düşünce yokken kendi istekleri dışında tedaviye getirilirler. Üçüncü faktör, ASKB'nin sınırları belli olmayan, genetik ola­rak belirlenmiş bir bütün olduğuna, belli sayıda üişkili davra­nış olmacuğına ilişkin yaygın kanaattir. Bugünkü yaklaşım, genellikle ASKB'Ii kişilerce gösterilen ilişkili inanç ve davranış­ların bir bileşimine odaklanmıştır.

Tarihsel Perspektifler.

Cleckley (1976) ve Robins'in (1966) çalışmaları antisosyal bireylerde sıkça ortaya çıkan belli kişilik Özelliklerinin haritasının çıkartılmasına yardımcı oldu. Hare de (1985b) bu temel özellikleri ayırmak için Cleckley tarafından geliştirilen bir kontrol listesini gözden geçirdi. Pek çok kişisel odaklı değerlendirme gibi psikopati kontrol listesi de yerinde tanımlama­lar içerir ancak öznel yargılara dayanır.

DSM-I (Amerikan Psikiyatri Derneği, 1952) sosyopatik kişilik rahatsızlığı tanısına, başı sürekli dertte olan sorumsuz bi­reyleri, ahlaki açıdan anormal çevrelerde yaşayanları, "homo­seksüellik, travestilik, pedofili, fetişizm ve cinsel sadizmi (te­cavüz, cinsel saldırı, sakatlama dahil)" kapsayan cinsel sapkın­lıkları dahil eder. (s.39)

DSM-II (Amerikan Psikiyatri Derneği, 1968), anti sosyal kişilik tanısını gözden geçirerek şu durumları daha eder: "Bireylere, gruplara ve sosyal değerlere sadakat gösteremezler. Onlar aşırı derecede bencil, duygusuz, sorumsuz, fevri olup deneyim ve cezadan suçluluk duyma ya da ders çıkarma yeti­sine sahip olmayanlardır. Engellenmeye karşı toleransları dü­şüktür. Başkalarını suçlama ya da kendi davranışlarına inandı­rıcı bahane ileri sürme eğilimindedirler

DSM-m (Amerikan Psikiyatri Derneği, 1980) 15 yaşından önce başlayan davranışlarda kroniklik bulunduğu uyarısını ekler. Bu "yalan söyleme, hırsızlık, kavga, okuldan kaçma, otori­teye direnme" ve " alışılmamış biçimde erken ve saldırgan cin­sel davranışlar, fazla alkol alma ve yasadışı uyuşturucu kulla­nımını" içerir, (s. 318). Daha sonra DSM-ni-R (Amerikan Psikiyatri Derneği, 1987) fiziksel acımasızlık, Vandalizm ve evden kaçmayı da buna dâhil eder.

Anti sosyal kişilik bozukluğu DSM-IV-TRM eki (Amerikan Psikiyatri Derneği, 2000) diğer kişilik bozukluklarından farklılık arz eder. Tanıya ait tüm diğer kategoriler çocuklar ve ye­tişkinler için kullanılabiliyorken anti sosyal kişilik bozukluğu çocukluk döneminde tanı koyulamayan tek bozukluk olarak göze çarpar, (s. 687) Ayrıca anti sosyal kişilik bozukluğu öncü bir tanıyı davranış bozukluğunu gerektirir.

Araştırma Ve Ampirik Veri

Anti sosyal kişilik bozukluğunun tedavi literatürü esas olarak, psikopat ya da sosyopat olarak tanımlanan özneleri (ge­nellikle psikiyatri hastalarından ziyade suçlular) içeren ampirik araştırmalara dayanır. Psikopati literatürü "birincil" ve "ikin­cil" psikopati arasındaki ayrıma odaklanır. (Cleckley, 1976) Bi­rincil psikopati yasadışı veya ahlaksız davranışla ilgili anksiyete ya da suçluluk eksikliği olarak ayırt edilir. Kişisel çıkarı için bilinçli olarak yalan söyleme, bir başkasına karşı gergin olma şüphe veya vicdan azabı hissetmeden fiziksel zarar verme gibi beceriler yüzünden birincil psikopati ahlaki vicdan yoksunlu­ğu olarak kabul edilir, ikincil psikopati ise, bireyin yıkıcı dav­ranışlar sergileyebilmesi ancak bununla birlikte bir başkasına zarar vermekten ötürü suçluluk duygusu bildirmesidir.

Birey yanlış davranışın muhtemel sonuçlarından korkar ama çoğun­lukla yetersiz dürtü kontrolü ve duygusal değişkenlik yüzün­den anti sosyal şekilde davranmayı sürdürür. Hapishane veya akıl hastanesinde bulunan ikincil psikopatik hastalara kıyasla, önemli ölçüde düşük bulunan anksiyete baz alındığında birin­cil olarak sınıflandırılan hastaların daha sık ve şiddetli saldır­gan davranış sergilediği görülmektedir (Fagan & Lira, 1980). Ayrıca, başkalarını kötü niyetli olarak algıladıkları durumlarda daha az bedensel uyarılma gösterdikleri bildirilmiştir (Blackburn & Lee-Evans, 1985).

Hare (1986) pek çok koşulda bir grup olarak psikopatların otomatik ve davranışsal tepkilerinin normal öznelerinkinden farklı olmadığını vurgulamaktadır. Örneğin ihtimaller dolaysız, iyi tanımlanmış, somut ve kişiye özel olursa (mesela siga­raya erişim kazanmak ya da kaybetmek) psikopatlara dene­yimden öğrenme gösterilebilir.

Hare'a göre birincil psikopat­larda, özellikle de benzeri tepkiler geniş bir bilişsel etkinlikler aralığından etkilenebiliyorsa, galvanik düşük aktiviteye dair laboratuar bulguları aşırı yorumlanmış olabilir. Alternatif ola­rak, motivasyona ilişkin ve bilişsel özelliklerin birbirinden ayrılması psikopatların tepki karakteristiklerini daha da belirginleştirebilir.

Anti sosyal psikopatoloji araştırmaları suç davranışından farklı, sistematik olarak tanımlanabilir bir bozukluğun tek ba­şına var olduğu varsayımına dayanır. Ancak, suç davranışının uzlaşılmış olmasının önem derecesi tartışmak bir konudur.

Ayırıcı Tanı

Anti sosyal kişilik bozukluğu için DSM-IV-TR (Amerikan Psikiyatri Derneği, 2000) kriterleri (Tablo 8.1) bireyin kültürünün beklentilerinden önemli derecede farklılaşan davranışla­rı ve içsel deneyimin sürekli modelini temsil etmeyi amaçlar. Model aşağıdaki alanlardan ikisinde (ya da daha fazlasında) kendini gösterir.

TABLO 8.1. Anti sosyal Kişilik Bozukluğu'nun DSM-IV-TR Tanı Kriterleri

A. Aşağıdakilerden üçünün (ya da daha fazlasının) olması ile belirli, 15 yaşından beri süregelen, başkalarının haklarını sayma­ma ve başkalarının haklarına saldırma (tecavüz etme) örüntüsü:

(1) Tutuklanması için zemin hazırlayan eylemlerde tekrar tekrar bulunmakla belirli, yasalara uygun toplumsal davranış biçimine ayak uyduramama

(2) Sürekli yalan söyleme, takma isimler kullanma ya da kişisel çıkan, zevki İçin başkalarını atlatma ile belirli sürüst olmaya tutum

(3) Dürtüsellik (impulsive) ya da gelecek için tasarılar yapmama

(4)Yineleyen kavga dövüşler ya da saldırılarla belirli olmak üzere sinirlilik ve saldırganlık

(5) Kendisinin ya da başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık

(6)Bir işi sürekli götürememe ya da mali yükümlülüklerinin tekrar tekrar yerine getirmeme ile belirli olmak üzere sürekli bir sorumsuzluk

{7) başkasına zarar vermiş, kötü davranmış ya da başkasında bir çalmış olmasına karşı ilgisiz olma ya da yaptıklarına kendince mantıklı açıklamalar getirme ile belirli olmak üzere vicdan azabı çekmeme

B. Kişi eri az 18 yaşındadır.

C. 15 yaşından önce başlayan Davranım Bozukluğunun... kanıtları vardır.

D. Anti sosyal davranış sadece Şizofreni ya da bir Manik Epizo­
dun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır.

Not. Amerikan Psikiyatri Demeği'nden (2000, s. 706). Amerikan Psikiyatri Der-neği'nin izniyle yeniden basılmıştır.

İ. Biliş (kendini, başkalarını ve olayları algılama ve yorum­lama yolları). ASKB hastası bireylerin belli sayıda "tipik" biliş özelliklerini sıralayabilecek olsak da, özel anti sosyal bir bilişi ayırt etmek imkansızdır. Bunun yerine onların otomatik düşünceleri, kendilik ilerlemelerine yarayacak pragmatik strateji­lerin ortak noktalarını yansıtır. Anti sosyal bireylerde ortak payda olarak görünen şey, birlikte yaşadıkları kuralların kayda değer ve belirgin biçimde toplumun genelinden farklı olduğu ve yaşam hedeflerinin başkalarının kontrolünden çekinmek ve bu kontrolü sınırlamak olduğudur.

2. Duygulanım (dağılım, yoğunluk, kararsızlık, duygusal tepkinin uygunluğu). Aynı şekilde, anti sosyal bireyler İçin tek bir duygulanım kalıbı tarif etmek imkânsızdır. Anti sosyal bi­reylerin duygulanımsal tepkileri anti sosyal davranışı, kendine odaklı olan (eroin kullanımı gibi) toplumdan soyutlanmış ve bağlantısız bireyden, daha agresif eyleme vuran (örn. başkalarına fiziksel saldırıda bulunan) bireye kadar her türlü işleyebilir. Duygusal işlemde önemli eksiklikler antisosyal bireylerde karakteristik özelliklerden biri olabilir (Habel, Kuehn,Sailoum, Devos and Schneider, 2002).

3. Kişilerarası işleyiş. Burada, yine tek bir kişilerarası kalıp yoktur. Bazı anti sosyal bireylerin kişilerarası becerileri zayıftır ve sosyal becerilerindeki eksiklikten kaynaklı olarak problemler yaşarlar. Görünen bir sebep olmadan uygunsuz bir şekilde davranırlar (örn. sormadan bir şeyler alırlar). Bazılarının ise diğerlerini kandıracak derecede çok iyi kişilerarası ilişki beceri­leri vardır (Örn. sahte artist). Stanley, Bundy ve Beberman (2001) ASKB hastaları için beceri eğitimini potansiyel olarak yararlı bulurlar.

4. Dürtü kontrolü. Son olarak, dürtü kontrolünün dağılımı, istediklerini alma şansı buluncaya kadar sabırla bekleyecek de­recede mükemmel bir dürtü kontrolü gösteren bireyleri de içerir (örn. zimmetine para geçirenler). Bazıları ise sonuçlarını düşünmeden istediklerini gidip alan fırsatçılardır (örn. soy­guncular). Başkaları ise iyi bir dürtü kontrolü ile dönemsel fırsatçılık kombinasyonu sergilerler.

ASKB ve bordürüne kişilik bozukluklarının (BKB) ayırt edici tanısında cinsiyetle ilgili Önemli konular vardır. ASKB kadınlarda, kriterlerin saldırgan eğilimi yüzünden düşük tanılanmıştır (APA, 2000, s. 704). Zlotnick, Rothschild ve Zimmerman (2002) BKB tanısı konan erkeklerde hayat boyu madde kullanımının, antisosyal davranış ve aralıklı taşkınlık bozukluğu kadınlardan yüksek olduğunu bulgulamıştır. Diğer ilgili faktörler sosyoekonomik statü (DSM-IV-TR; Amerikan Psikiyatri Derneği, 2001) ve etnik kökendir (Delphin, 2002).

Yargı ve tedavi sistemleriyle erken bağlantıdan kaçınılması ASKB tanısını dışarıda bırakır, çünkü davranış bozukluğu tespit edilmemiştir. Ayrıca, anti sosyal ya da davranış bozukluğu genellikle hastanın ifadesi ve klinisyenin yorumunun konusu­dur. Bireyin davranışı erken ve saldırgan tinsel deneyim mi­dir? Aşırı bir madde kullanımı var mıdır? Bazı bireyler ASKB için tüm kriterleri karşılar ama onaylanmış bir davranış bo­zukluğu yoktur. Tersine, bir birey klinisyeni etkilemek isteye­bilir ve mülakat yapanı ergenlikteki kahramanlık hikayeleriyle eğlendirebilir. Bu kahramanlıklar ciddiyetle, kendini büyütme ihtiyacı belirdikçe ve yıllara etki edecek şekilde büyütülebilir.

ASKB tanısı koymak için hastanın hayat hikâyesinin esas tartışmasını yapmak gereklidir. Bu araştırma yaşam koşullan fiziksel sağlık, madde kullanım geçmişi ve kendilik algısın-olduğu kadar ilişkiler, akademik veya mesleki başarılar, askeri hizmet, kaçma ve tutuklanma sürecinin gözden geçirilmesini: gerektirir. Ayrıca sadece hastanın bakış açısına bağımlı kalmamak için ilave bazı verilere de bakmak gerekir. İşbirliği içindeki bir araştırmanın ruhuna uygun olarak, terapist hasta iyi bir seansa başka Önemli kişileri çağırmaya davet edebilir.' Böylece hastanın hayat işleyişi üzerine farklı bir kaynaktan' bilgi edinme imkanı olur. Bu başkaları, yakınları, bir eş ya da diğer birinci derece aile üyeleri, akrabalar ya da arkadaşlar olabilir. Hastanın yazılı bir izniyle, çalışmanın devamını yön­lendirmek üzere bir problem üstesi geliştirilebilir.

Kavramsallaştırma

ASKB hastası bireylerin dünya algıları kişilerarası değil, ki­şiseldir. Sosyal-bilişsel bir deyişle, hem kendi bakış açılarını hem de başkasının bakış açısını aynı anda taşıyamazlar. Aynı şekilde, başkasının rolünü takınamazlar. Doğrusal bir tarzda düşünürler, başkalarının tepkilerini ancak kendi arzularının ardından öngörebilirler. Bilişsel sınırları yüzünden eylemleri sosyal anlamda bir seçime dayanmaz. Kendilerine bakışlarını oluşturan değerlendirmeler ve atıflar sistemi kendini korumaya yöneliktir. Örneğin, işverenlerinden sadece "ödünç alma" ve bu "borcu" kumardan kazanır kazanmaz geri ödeme eğili­minde olabilirler. Bencil davranışlar, başka birinde aynı dav­ranışlar görüldüğünde, olduğundan daha pozitif değerlendiri­lir. Anti sosyal birey kendisini kendini akıllı, dirençli ve koşul­lar tarafından zorlanmış görür. Fakat aynı davranışı gösteren bir başkasını "işe yaramaz hırsız" olarak görecektir.

ASKB'nin davranışsal boyutu, hukukta kullanılana benzer bir biçimde kriminal ölçekteki belirli noktalara denk düşer.

Anti sosyal Kişilik Bozukluğu Örneğin, Stone (2000) yaptığı "anti sosyal derecelendirme" gibi bütün grubu birkaç "tip" olarak bölebiliriz (Tablo 8.2).

Her "tip"in tedavisi, hastanın değişim motivasyonu (çıkar) ve değişebilirliği (beceriler) ile işleyen, ifade edilen veya edil­meyen çeşitlemelere denk düşecektir.

TABLO 8.2 Anti sosyal Kişilik Bozukluğu için klinik taksonomi

l Tip Sosyal kuralları ihlal eder, fakat yıkıcı eylem(ler) kendine yönelmiştir (örn. alkolizm, uyuşturucu kullanımı, fahişelik)

II.Tip Tanımlanan davranışının "kabul edilir" ya da göz yumulur olduğu alt grup
içinde yüksek oranda sosyalliği olabilir, fakat dönemsel olarak toplumun gene­liyle çatışır. İradi olabilir veya olmayabilir (örn. kavga, sarhoşluk, uygunsuz
davranış)

III.Tip Eylemler şiddet içermez ve büyük kurumlara yönelmiştir (örn. sigorta
dolandırıcılığı, vergi kaçırma, zimmete para geçirme, askeriyeden, telefon şirketinden hırsızlık)

IV. Tip Şiddet içermeyen, kimsenin yaralanmasına sebep olmayan, mülke yönelik İradi eylemler (örn. hırsızlık, araba hırsızlığı, yankesicilik)

V. Tip Mülke yönelik şiddet içeren, iradi eylemler (kundakçılık, bombalama)

VI. Tip İnsanlara yönelik şiddet içermeyen İradi eylemler (örn. dolandırıcılık, dümen çevirme, emlak sahtekârlığı)

VII.Tip Başkalarına yönelik şiddet içermeyen, ancak korkutucu göz koyma ey­lemleri (Örn. takip, sözlü tehdit, fiziksel olarak tehdit edici davranış)

VIIl.Tİp Bilgisizlik veya naiflikten kaynaklanan, ya da kaza sonucu olan, iradi olmayan, şiddet içeren eylemler (örn. silahın ateş alması, alkol veya uyuşturucu etkisindeki davranışlar)

IX. Tip Başkalarına yönelik fiziksel zarar vermeyen ancak şiddet içeren, iradi ey­lemler (insan kaçırma, araba kaçırma, fordçuluk)

X.Tip Şiddet içeren ancak ölümcül olmayan kontrolsüz ve düzenlenmemiş ey­lemler (epileptoid, kontrolsüz öfke tepkileri)

XI.Tip Başkalarına fiziksel zarar veren, şiddet içeren, ölümcül olmayan, iradi ey­lemler (çete "infazı", tecavüz, pedofıli, cinsel taciz)

XII. Tip Şiddet içeren, Ölümcül (ya da ölüm ihtimali içeren) iradi fiziksel suçlar (Örn. cinayet, silahlı saldırı, fiziksel saldın, eş tacizi)

Tedavi Yaklaşımı

ASKB tedavisi ciddi şekilde zorludur. Beceriler ve motivasyon ikilisi hastayı ve klinisyeni eşit şekilde ilgilendiren ko­nulardır. Terapist içinde bulunduğu toplumla çalışma becerilerine sahip midir? Etkin bir terapi için kurması ve sürdürmesi zorunlu olan ilişkiler için hazır mıdır? Bu tür hastalar için tedavinin etkililiği genellikle yıkıcı davranışları kurumsal bağlamda daha iyi yönetmekle ya da kurumsal bağlamdan kaçı­nan davranışlarda küçük değişiklikler yapmakla sınırlıdır. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde terapistler bu hastaları özellikle zorlu görürler (Merbaum ve Butcher, 1982; Rosenbaum ! Horowitz ve Wilner,i986).

ASKB için bilişsel terapi anksiyete ya da utanç gibi duyguların yüklenmesi yoluyla daha iyi bir ahlaki yapı inşa etmeye çalışmak yerine, bilişsel işleyişin zenginleştirilmesi yoluyla ahlaki ve sosyal davranışın geliştirilmesi olarak kavramsallaşabilir. Bilişsel kuramı ilerletmek için, kadın ve erkeklerin ah­laki gelişimlerini dikkate alan temel kuramlardan (Gilligan, 1982; Kohlberg, 1984) ve psikolojik gelişim kuramından (Erikson, 1950) çıkarsayarak, tedavi planının R. Kagan'ın (1986) önerdiği stratejilere dayandırılmasını öneriyoruz. Bu, somut operasyonlar ve kendilik belirlemesinden, soyut düşün- ; cenin ve kişilerarası düşüncenin daha formel bilişsel müdaha­lelere geçişi teşvik etmeyi gerektirir. Ahlaki işleyiş, epistemo­lojinin, yani düşünme ve bilme yollarının daha genel bağla­mının bir boyutu olarak ele alınır.

Bilişsel terapi ASKB hastasına, en dolaysız ve somut düzeyde düşünmekten, daha genel kişilerarası perspektifler, al­ternatif inançlar ve mümkün eylemler dağılımında düşünmeye geçişte yardımcı olmak üzere düzenlenmiştir.

İşbirliği Stratejisi

ASKB semptomları hastalar ve terapistler için farklı yoğunluklarda olabilir. Terapistin bu dalgalı sularda yüzebilmek için güçlü ve kararlı bir yardımcıya ihtiyacı vardır. Bu oldukça özelleşmiş bir eğitim ve süper vizyon gerektirir. ASKB hasta­sının tüm diğer hastalara benzediğini, ama biraz daha zor ol­duğunu düşünmek büyük bir hata olur.

Anti sosyal Kişilik Bozukluğu

Tedavi planı hazırlanırken, klinisyen hastayı ASKB tanısı konusunda ve tedaviye katılımın gerekliliği konusunda açıkça bilgilendirmelidir. Diğer türlü anti sosyal hasta tedaviye de­vam etmek İçin herhangi bir sebep veya amaç göremez. Bu bireyler, kendi problemlerinin kaynağını diğer insanların onları kabul edememeleri veya özgürlüklerini kısıtlamak isteme­leri olarak görür. Her tedavi etkileşiminde hastanın ve terapis­tin sınırlarını çizmek ya da onlardan beklenen davranışları be­lirlemek önemlidir; ama yetersiz bir sınır algıları olması dola­yısıyla bu, ASKB hastalan için yaşamsal önemdedir.

Tedavinin biçimlendirilmesi ASKB hastasına açık bir süreç olmalıdır. Terapistin seansların önceden düzenlenmiş süresini, seans iptali ile ilgili ilkeleri, seanslar arasındaki temaslarla ilgili kuralları, ev ödevi şartlarını, acil durumlar için verilen telefon numarasının uygun kullanımını açık bir şekilde tasarlaması ve bunlara riayet etmesi tavsiye edilir. Daha genel olarak, hastanın kısıtlı bir motivasyona sahip olduğu ya da seansı iptal et­mek istediği zamanlarda dahi terapiye katılıma yükümlülüğü gereksiniminin hastaya vurgulanması terapiste yardımcı olur. Tedavi anlaşması, üzerinde anlaşılmış seans sayısını ve beklenen davranış değişikliğini içermelidir. İşbirliği ile hazırlanan durum karşılıklı olarak benimsenebilen, akılcı, ardışık, gerçek­çi, anlamlı, proksimal ve hastanın dağarcığında mevcut hedef­leri içerir.

Terapist hastanın aktarım davranışlarının farkında olmanın ve sakince karşılık vermenin yanında, kendi otomatik, duygusal ve genellikle de olumsuz tepkilerini izlemelidir. Örneğin, terapist şüphe uyandırıcı ve hatta gülünç bahanelerle seansla­rını sürekli kaçıran bir hasta tarafından manipüle edildiğini hissedebilir. Ayrıca, tedavi ile ilgili güçlü bir ittifak oluşturma çabaları yüzünden terapinin işbirliğine dayanan doğası sürekli odak olmalıdır. Terapist ASKB hastalarının çoğu ile işbirliği­nin 80-20 ya da 90-10 olduğunu ve terapistin daha fazla yük taşıyan taraf olduğunu unutmamalıdır. Maalesef gösterilen çabadaki bu eşitsizlik genellikle terapistte yüksek seviyede stres ve duygusal tükenmişliği beraberinde getirir. (Freeman ! Pretzer, Fleming ve Simon, 1990)

"Aşırı bağlı" terapistlerle yapılan görüşmeler onların profesyonel yaşamları ile mesleki olmayan yaşamları arasında sınır çizerek, işten uzaklaşma ve rahatlama için boş zaman faaliyetlerini kullanarak, işlerindeki engelleri kendilerini kamçıla­yan unsurlara dönüştürerek ve sürekli olarak meslektaşlarından geri bildirim bekleyerek yüksek seviyede iş sorumluluğunu sürdürebildiğini göstermektedir. (Dlugos & Friedlander > 2001)

Terapistin ve hastanın sorumlulukları yakından incelenmeye başlandığında ilgi çekici, paralellikler ortaya çıkar. Hasta için yürürlükte olan tedaviyle ilgili konuların çoğu terapist için de aktif ve zorlayıcıdır. Paralellikler terapistin empâtik pozisyonunu sürdürmesine ve bu benzerlikleri kullanma firsatını en yüksek düzeye çıkarmasına, hastanın da terapik deneyimi en iyi şekilde kullanmasına yardımcı olur. Her ikisi de ASKB'nin uzun dönemli, kronik ve yaygın yüzlerini, ayrıca her hasta tarafından farklı deneyimlerden kusurların karmaşık " doğası ve düzeyini anlamalıdır.

ASKB hastasını tedavi eden terapist genellikle istikrarsız bir işbirliği ortamında öfke, dağılma, dürüst olmama, ilişki kurma güçlükleri ile ilgili problemlerle çalışma konusunda eğitilmelidir. Terapistin sabra, ısrara ve tüm hasta reaksiyonlarını kişisel olarak almama yeteneğine sahip olması gerekir. Hastanın sabırsızlık, hayal kırıklığı ve faydasızlık hissi duyduğu zamanlarda da ayartmalara rağmen terapist hasta için umut taşımayı sürdürmelidir.

Terapist hastanın genellikle öfkeli, alçaltıcı ve düşmanca; olan sözlü ifadelerine ve davranışlarına karşı tepkilerini kontrol edebilmeli, tepkilerinde küçültücü ve sert olmamalıdır. Te­rapist mesleki, duygusal, fiziksel ya da cinsel sınırların ihlaline çekilme konusunda dikkatli olmalıdır. Terapistlerin kendileri hakkındaki "en iyi terapist" ya da "önem veren tek kişi" gibi; görüşlerini güçlendiren hastalar başka bir kırılganlığa neden olurlar. Bu durum terapistin örneğin hastanın programına uyum sağlamak için Cumartesi günü çalışma ya da hasta ile mahrem kişisel bilgilerini paylaşma şeklinde kurallarını es­netmesine neden olabilir. ASKB hastaları ile çalışan terapistler için uygun davranışların modellenmesi, sınırların korunması ve hastanın "kuralların dışında" kalabilecekleri hakkındaki inançlarının güçlendirilmemesi özellikle önemlidir.

ASKB hastaları terapistin davranışlarının en doğrudan ve somut yönlerine karşılık verme eğilimindedir. Bu yüzden aşırı şüphe taşıyan etkileşim, kolay telkine açıklık, üstünlük tutu­mu, araya mesafe koyma ya da merhametin dayanışmayı yok etmesi ve çeşitli zarar verici reaksiyonları beslemesi muhtemeldir. Terapist yetişkinliğin psiko sosyal gelişim karakterini kolaylaştırmak istediği için ASKB hastasının terapisti ile "ak­ran gibi" özdeşim geliştirme yollarını göz önünde bulundur­ması önemlidir. Bu uyumu beslemeye yardımcı olabilecek özellikler terapistin kendinden emin, rahat, eleştirel ve sa­vunmacı olmayıp mizah duygusuna sahip olmasını içerir. Bir terapist ASKB hastası tarafından kendisine karşı "kardeş gibi" olduğu özellikle ona nasihat etmek ya da ders vermek yerine onu dinlediği ve ailevi problemlerini öncelendirmesine yar­dımcı olduğu için olumlu görülmüştür. Başka terapistler de bu tarz bir uyumu hastalar ya da tutuklularla kağıt oynamak için ekstra zaman ayırarak, hapishane çevresinde anlatılan en son şakaları öğrenip uygun cevaplar yetiştirerek ve böylece "içlerinden biri" olarak kabul edilerek sağlamışlardır. Bu uyumu yakalamanın basit formülleri yoktur, çünkü doğru kombinasyon terapistin, hastanın ve durumun karakteristiğine göre farklılık gösterir.

Terapistlerinden hastalıklarının zayıflatıcı ve kronik olabileceğini duyan hastalar iyileşme ihtimalleri konusunda cesa­retsiz hissedebilirler. Bu yüzden terapistlerin hastalarına kişilik bozukluğunun kronik bir durum olmasına rağmen yüksek oranda tedavi edilebilir olduğunu iletmesi çok önemlidir. Ay-rica hastaların değişim için motivasyon seviyelerinin tedavi başarısında etkin bir faktör olduğunu bilmeleri de faydalı olbilir. (Freeman & Dolan, 2001; Prochaska & DiClemen 1983)

Terapistler hastalarına değişim için iyimserlik iletmeye çalışırken aşağılayıcı bir dil ya da ifadeler kullanma tuzağın düşme konusunda dikkatli olmalılardır. Bu genellikle dikkatsizlik sonucu yapılır ancak hastanın güçsüz ve hassas olma, içlerindeki sevilmeme ve tedavi edilememe algılarını güçlendi­rir. Hastaların kendi kronik bozukluklarının, tıpkı diyabet ya da astım gibi diğer kronik hastalıkların gerektirdiği şekilde düzenli tedaviye İhtiyaç duyduğunu fark etmelerine yardımcı olunmalıdır.

Kişilik bozukluğu hastalarında görülen semptomların çeşitliliği ve zihinsel hastalıkların eşlik etme ihtimalinin yüksek­liği yüzünden, hastanın psikososyal işleyişinin maksimum po­tansiyel seviyesi yalnız kişilik bozulduğu tanışma dayanarak tahmin edilemez. Bazı ASKB hastaları yapılandırılmış yetileri ile uzun dönemli ve tekrar eden ilişkilere sahip olabilirken (ör., hapishane içinde ve dışında), bazıları da çok az terapotik yardım alarak, ya da hiç almayarak işe sahip olup, uyumlu ev­lilik ve aile ilişkileri sürdürerek yüksek işlevli olabilirler. Has­tanın kendine dair gerçekçi beklentilere sahip olması kendi gücünün, zayıflıklarının, sınırlarının neler olabileceğini bilme­si- tedavinin getirilerinin sürdürülebilmesi ve gelecek prob­lemlerin önlenmesi ya da en aza düşürülmesi için önemlidir. Terapistin hastayı dikkatli değerlendirmesine dayanan ASKB'nin yaşamsal işleyişe dair belirtileri hastayla açık bir şe­kilde tartışılmalıdır.

Özel Müdahaleler

Problem Odaklı Çalışmanın Başlatılması

Problem listesi üzerine çalışma başladığında terapist bir kez daha hastanın problemleri inkar etmesi ile karşılaşır. Has-tavı problemleri olduğunu kabul etmeye zorlamak büyük olasılıkla uyuma zarar verecek ve tedavi tepkisine, tedaviyi bırakmaya ya da devam eden iktidar mücadelelerine neden ola­caktır. Bunun yerine terapist ÂSKB kriterlerini tekrar edip bu kriterleri hastanın hikayesi ile karşılaştırabilir. Hasta ASKB’nin düşünce ve davranışları etkileyen ciddi bir bozuk­luk olduğu, aile ve arkadaş çevresinden dışlanma, başkalarında fiziksel zarar görme, uzun süreli kapatılma gibi çok olumsuz uzun dönemli sonuçları olabileceği konusunda bilgilendirilmelidir. Tedavi seçenekleri yavaş başlayanlar için iki haftalık ek deneme süresini, aile terapisi gibi alternatif hizmetlere baş­vurmayı, yoğun bir yatakta tedavi programını, hastanede te­davi programını ya da gözetim memuruna yeniden yönlen­dirmeyi içerebilir. Hasta hapse girmeyi engellemek için psikoterapiye geldiğinde tedaviye katılımının her seansta yeniden teyit ettirilmesi gerekebilir. Terapistler hastanın terapi­den yarar sağladığı yeterince açıksa terapiye devam edilmesi ve bu kriter sağlanmıyorsa terapiyi bitirmeye gönüllü olun­ması kuralını hatırlarında tutma konusunda teşvik edilmeliler­dir.

ASKB hastaları tarzları ile tutarlı şekilde örneğin konuşmayı reddederek, intihar ya da cinayet düşüncelerini dillendi­rerek, eldeki konuyu değiştirerek, terapiste, hayatındaki diğer insanlara ya da genel olarak dünyaya sinirlenerek seansları "kontrol" etmeye çalışabilirler. Madde bağımlılarına çok ben­zer şekilde ASKB hastaları da ayrıntılı "savaş hikayeleri" anla­tarak kendilik-pekiştirmeye sahip olabilirler. Hasta geçmişte girdiği riskli davranışların ve kural tanımaz olduğu durumla­rın korkunç ayrıntılarım anlatmakta ısrar edebilir. "Savaş izle­rinin" yara, yanık izi, dikişler ya da açık kesikler gibi çeşitli bi­çimlerini gösterebilirler. Terapi boyunca hastayı geçmişin olumsuz fakat rahat olaylarında tutmak yerine yeni ve başarılı deneyimler oluşturmaya yönlendirmek önemlidir.

Tedavinin başlangıcında terapistin seansın kontrolünü sürdürürken, hastayı sıkboğaz eden konulara değinmesine müsaade edecek esneklikte olma becerisini göstermesi gerekir. Geçmiş terapi deneyimlerine bağlı olarak hastalar yapılandırılmış seansa karşı az çok uzlaşmacı olabilirler. Terapistler ilk birkaç seans boyunca hastalarının davranışlarını daha çok ya­pılandırılmış terapi modeline göre şekillendirebilirler. Hasta­lar yapılandırılmış modelden sapmayla acilen yüzleşmesi ve bir tedavi konusu olarak tartışılması gereken ileriki safhalarda gerileyebilirler.

Hastanın belli silonu zamanlarında "savaş hikayelerine" dönmeye eğilimli olması tahmin edilebilir. Bu terapiste hastayla beraber keşfedeceği muhtemel bir oyalama ve kontrol taktiği olarak ipucu olmalıdır. Eğer doğrudan ve dikkatli bir şekilde ele alınmazsa zorlu bir alana dönüşebilir. Her ne kadar hastanın istediği her şeyi söylemesi ya da yapması konusunda cesaretlendirilmemesi hayal kırıklığına yol açabilse de hasta te­rapi seanslarında bir yapı kurulması ve sürdürülmesi için ge­reken ihtiyaç, amaç ve beceriler doğrultusunda sosyalleştirilmelidir. Yapının kurulması ve sürdürülmesi hastanın işbirliği­ne daha yatkın olmasını sağlar ve nihayetinde terapitik ittifakı geliştirir. Ayrıca planlanmış ev ödevi görevleri ve kendilik-izleme yöntemleri hastanın terapi seanslarının dışındaki haya­tında bazı yapılar kurmasına yardımcı olur.

Vaka Örneği- Randy, Federal Şartlı Tahliye Ofisinin, federal hapishanede akıl hastanesine yatırmak yerine gönderdiği 28 yaşında bir erkektir. Gözetim memurunun (GM) beklentisi Randy’nin bir yıl boyunca haftalık seanslara katılmasıdır. Her ayın sonunda katılım raporunun verilmesi gerekmektedir ve eğer Randy bir ayda ikiden fazla seans kaçırırsa hapishaneye gönderilme riskiyle karşı karşıyadır.

Randy ilk seansa on dakika geç kaldı ve şöyle dedi: "İşte buradayım. Sİze kaydımı yaptırmalıyım ve böylece tekrar buraya gelmem gerekmeyecek." Haftalık seanslara katılması bek­lendiği konusunda bilgilendirildiğinde Randy gözünü kırptı ve "bakın, ben gelmesem de siz ücretinizi alacaksınız. Gelin
bunu kolaylaştıralım. Ben zaman zaman sizi telefonla ararım. Siz de bir saat özgür zamana sahip olursunuz." dedi.

Terapist terapinin basit bir "kayıt yaptırma" olmadığı konusunda ısrar edince Randy sesini yükseltip korkutucu olmaya başladı. "Ben bunu daha önce yaptım, gelmem ge­rekmiyor. Beni terapiye gelmeye zorlamak anayasal haklarımı ihlaldir. Bu kanuna aykırı. Beni buraya getiremezsiniz."

Terapist Rand’ye anayasa uzmanı olmadığı için GM'yi arayıp anayasa konusu mahkemede çözülürken onun hapisha­neye gönderilmesini sağlayacağım bildirdi. Randy sistemin kendisi gibi insanları nasıl sömürdüğü ve terapistin de o sis­temin bir parçası olduğu konusunda yüksek sesli beyanlarına devam etti.

Terapist sakince başını salladı ve Rand’nin ifadelerini ka­bul etti ve "biraz konuşup nerelere gideceğimizi görmeye ne dersin" dedi.

Randy’nin cevabı açıklama istemek oldu. "Federal tutuldu olarak size söylediğim her şey gizli kalacak, değil mi?"

"Evet, gizli kalacak."

"O zaman bu seanslarda olan her şey sizinle benim aramda kalacak değil mi?"

"Evet."

"İyi."

Bu noktada Randy cebinden bir dergi çıkartıp okumaya başladı. Terapistten gelen herhangi bir soruya, ikaza ya da açıklamaya cevap vermedi.

Süre dolduğunda terapist "bu haftalık süremiz doldu. Haf­taya sizi aynı saatte bekliyorum, iki dakikadan fazla geciktiği­niz her seansı kaçırmış olacaksınız ve bunu rapor edeceğim" dedi.

Randy hiçbir şey söylemeden çıktı.

Bir sonraki hafta 10 dakika geç geldi. O hafta yanında seans boyunca sessizce okuduğu gazetesi vardı. Gelecek hafta da aynı şey oldu. Seansın sonunda Randy kapıya dönüp "doktor haftaya yanınızda sizi meşgul edecek bir iş getirin" dedi.

Dördüncü seansta terapist tedaviye şematik bir yaklaşma getirmeye karar verdi. Randy dergisiyle beraber ıo dakika geç geldiğinde terapist "bu ilginç, iki haftadır sizin ne kadar aptal? olduğunuzu düşünüyordum" dedi.

O zaman Randy kafasını dergisinden kaldırıp sordu: "Yüzünüze bir yumruk ister misiniz?"

"İstemem" dedi terapist.

"Bu kadar fazla zeki olmanızın nedeni nedir?"

"Zeki olduğumu söylemedim, sizin aptal olduğunuzu söyledim."

"Neden aptalmışım?"

"Pekala... İnsanlar benimle konuşmak için bir sürü para veriyor. Siz bunu bedavaya yapabilirsiniz. Raflardaki bütün bu kitapları görüyor musunuz? Onların hepsi benim. Ben davranışsal değişimde uzmanım ve siz beni kendi amaçlarınız için kullanmayacak kadar aptalsınız."

O zaman dergi masanın üzerine bırakıldı ve Randy sordu: "Sizi nasıl kullanabilirim?"

"Peki, davranışlarını değiştirmek istediğiniz herhangi biri var mı?"

"Evet," dedi. "Kız arkadaşım, o tembel bir fahişe. Onun yemek yapmasını ve seks için daha istekli olmasını isterim."

"Biraz bilgiye ihtiyacım var." Böylece terapist görünürde Rand’ye kız arkadaşını değiştirmek için kendisini "kullanma" konusunda yardım ederek onun hakkında bilgi topladı.

Randy Bianca ile 3 yıldır birlikteydi. Onun hakkında kötü sözler söylüyordu ama herhangi bir fiziksel şiddeti inkar etti. Terapist bilgi toplamanın bir parçası olarak sordu, "Ona he­diyeler alır mısın?"

"Ne gibi?"

"Çiçekler, mücevherler... bilirsin, hediyeler."

"Evet, Noel için ve belki doğum günü için."

"Eğer ona onun sevmekten başka bir sebep olmadan bir hediye alacak olsan ne olurdu dersin?"

"Hiçbir sebep yokken mi demek istiyorsun?"

"Hayır, bu bizim yaptığımız iş için veri olacak. O ne se­ver?"

"Çiçekleri sever."

Bu Randy'nin ev ödevi oldu. Bianca'ya çiçek almayı ayar­layacak ve onun tepkisini değerlendirecekti.

Bir sonraki hafta Randy seansa vaktinde ve yanında gazete ya da dergi olmadan geldi. Ödev raporu sorulduğunda Randy "buna inanamayacaksın. Ona çiçek aldım [eve giderken yolda birinin bahçesinden çalmıştı.] Elimde çiçeklerle içeri girdi­ğimde gerçekten kuşkulanmış gözüküyordu. Bana "Bunlar ne için?" diye sordu. Ben Hiç. Yalnızca bunları seveceğini dü­şündüm.' dedim.

"Öpüşmeye başladık ve yatakta son buldu. Daha sonra ba­na akşam yemeğinde ne istersin' diye sordu."

Terapist "Peki, buradan ne öğrendin?" diye sordu.

Rand’nin cevabı tahmin edilebilirdi: "Onunla başa çık­mak için yapmam gereken ona karşı nazik olmak. Bu herkes için işe yarar mı?"

"Bundan sonra kimi değiştirmek istersin?"

"Gözetim memurumu."

Okuyucu terapistin Rand’yi daha iyi bir ASKB hastası yaptığı sonucuna varabilir. Ya da müdahaleyi patolojiyi daha etkili işleyiş için kullanma olarak görebiliriz.

Çarpık Düşünceleri Uyumsuz Davranışlarla Bağlandırmak

Her bir sorun alanında, problemli davranışlara bağlanabilecek bilişsel bozulmaları saptamak faydalıdır. Bir ASKB tası genellikle davranışlarını yönlendiren, kendi kendine met eden birkaç inanç taşır. Bunlar çoğu kez aşağıdaki inancı kapsamakla beraber zorunlu olarak bu listeyle sınırlı değildir.

1. Meşrulaştırma/gerekçelendirme. "Bir şeyi istemek ya da bir şeyi bırakmak istemek benim eylemlerimi meşrulaştırır.

2. Düşünmek inanmaktır. "Benim düşüncelerim ve duygular sırf benim aklıma geldikleri için tamamıyla doğrudur."

3. Kişisel yanılmazlık. "Ben daima iyi seçimler yaparım."

4. Duygular gerçekleri oluşturur. "Haklı olduğumu biliyorum çünkü yaptığımda haklı olduğumu hissediyorum."

5. Ötekilerin güçsüzlükleri. "Anlık sonuçlarımı doğrudan kontrol etmedikleri sürece başkalarının düşüncelerinin be kararlarımla ilgisi yoktur."

6. Düşük etkili sonuçlar. " İstenmeyen sonuçlar benim baş gelmez ya da beni etkilemez."

Bu nedenle anti sosyal hastaların otomatik düşüncelerin reaksiyonları anlık, kişisel tatminleri vurgulayan ve gele sonuçları indirgeyen kendi kendine hizmet eden inançlar tarafından genellikle bozulur. Her zaman haklı olduklarına altta yatan inançları eylemlerini sorgulamalarını zorlaştırır. Hastaların başkalarına karşı duydukları güven ve güvensizlik seviyeleri farklılık gösterebilir ama belli bir davranış biçimi konusunda yönlendirme ya da tavsiye istemeye yanaşma Bir şeyi elde etmek isteyen bir ASKB hastası olası sonuca anlamadan ya da bu olası sonuçlara ilgi göstermeden onu alır.

Örneğin, terapist bekleme odasındaki dergilerin yok olduğunu fark etti ve ASKB hastası Randy'den şüphelendi. Dergilerin Randy'nin seansından önce yerinde olduğunu tespit etti.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Ancak sonrasında kaybolmuşlardı. Bir sonraki seansta Rand’ye kaybolan dergileri sorduğunda Randy önce eylemi şiddete inkar etti. Daha sonra yanlışlıkla almış olması gerektiği pozisyonuna döndü. Fakat dergilerin hastalar için orada olduğu ve bir hasta olarak "kendi" dergisini okumak için eve götürmekte haklı olduğu şeklinde gerekçelendirdi. Bu yüzden ASKB hastalarının davranışları yaptığının kendisine yardım etmeye çalışan birinden çalmak olduğunun farkında olmadan ya da bununla ilgilenmeden başkalarında olumsuz tepkilere neden olur.

Açığa çıkan problemler genellikle kronik ve egoya uyumlu olduğu için hastalar başkalarının tepkileri karşısında çoğu zaman hayrete düşerler ve mevcut durumun nasıl ortaya çıktığı­nı göremezler. Örneğin Randy terapistin "aptal" bir dergiyi nasıl "büyük mesele" haline getirmesine gerçekten şaşırmıştı. Dahası terapist Randy derginin parasını ödemeyi önerdikten sonra bile hala bu davranışı tartışmayı gerekli görmüştü. Ge­nellikle ASKB hastası diğer insanlarla ya da meselelerle uğra­şırken karşılaştığı zorlukların konumunu dışsal ve kendi davranışından bağımsız olarak görür. Kendisini haksız, önyargılı ve düşman sistemlerin kurbanı olarak düşünür.

Başa çıkma becerilerinin inşası

En basit gözüken yaşamsal gayretlerin dahi önemli sorunlar yaratma potansiyeli vardır. Örneğin işe gidip gelme, işte insanlarla etkileşime girme, verilen görevleri tamamlama ve otoritelerin talepleri ile başa çıkma gibi gerilimler ile uğraşmayı içerir. Bu sorunları idare etmek bazı zamanlar çoğu in­san için belli bir düzeyde stresi İçerse de, ASKB'li birey için bu sorunlar günlük hayal kırıklığının ve potansiyel küçük dü­şürülmenin kaynağı olabilir. Pek çoğu sorumlu yaşam görevleri haklarında duygusal ve davranışsal yönlendirmenin çok az olduğu ortamlardan gelir. Pek çok ASKB'li bireyin başa çıkma becerileri geliştirirken çok az destek aldığını farz edersek, cid­di beceri eksikliği stresi alanda iş görüyor olabilirler. Dolayısıyla; uyumsal problem çözücülük becerileri çoğunlukla' ASKB tedavisinin en önemli bileşenidir.

ASKB hastalarının beceri eksiklikleri sık sık manipülatif davranış olarak yanlış yorumlanır. ASKB'li hastalara, kendilerine zarar vermesine neden olmayan ve başkaları tarafından sosyal olarak daha uygun görülebilecek bir yaklaşımı dahil edecek şekilde problem çözme becerilerinin arttırılması öğre­tilir. Becerileri geliştirme alanı bakış açısı edinmeyi, dürtülerin kontrolünü, etkin iletişimi, duyguları düzenlemeyi, engellen­me toleransını, girişkenliği, dolaylı düşünmeyi, tepki göster­mede gecikmeyi ve bilişsel yeniden yapılanmayı kapsar.

Duygusal başa çıkma becerilerinin hemen hemen hiç değişmeden ortaya çıkağı alan, epey çaba göstermelerine rağmen anlık haz vermeyen ısrar halidir. Sık sile "yangın tatbika­tı" yapmak hastanın kendine, başkalarına ve ilişkilerine mini­mum zararla "kötü günlere" direnebilmesinde yardım edebi­lir. Hastanın kötü hissetme süresinin sınırlı olduğunu ve "kö­tü günlerden" öncesine dönüleceğini anlamasına yardımcı olunmalıdır. Çözüm sanki hiç sona ermeyecekmiş gibi görün­se bile, duygularla kuşatılmış haldeyken duygusal sarsıntının derin dalgalarının gelip geçici olduğunu göstermektir. O anın içinde kaybolmaktan kaçınmayı ve duygusal dalgalanmaların geçici doğasını göstermek, sıkıntıyı giderebilmenin en önemli özelliğidir. Buna ek olarak, çabaların karşılığını vermediği pek çok an vardır fakat sonuç alma ihtimali bile çabalamayı bırakmaktansa daha fazla çaba göstermeye değer.

Öfke ve Dürtülere İlişkin Sistematik Yaklaşım

ASKB hastalan öfkenin ve düşmanlığın başkaları üzerinde caydırıcı etkisi olduğunu çoğunlukla keşfederler. Gösterilen öfkenin hastayla öteki arasında koruyucu bir işlevi olan daire­sel alan kurmakta etkisi olabilir. Diğer durumlarda öfke; baş­kalarının ateşe göğüs gerecek ve yaklaşacak kadar önemseyip; önemsemediklerini görmek için "ateşle imtihan" aracı olarak kullanılabilir. Öfke ve düşmanlık hem başkalarını kontrol etmenin hem de güvenliğin ve hayatta kalabilmenin bir yönte­mi haline gelmiştir. Terapistler geleneksel tedavinin parçası olarak görülen doğrudan tepki vermek veya yatıştırıcı durumlar yaratmanın sonucunu merak edebilirler. Terapistin çekin­gen, yatıştırıcı veya reddedici tepkileri hastanın işindeki veya hayatındaki problemleri doğuran davranışlara devam etmesini destekleyebilir.

Dürtüsel davranış çoğunlukla sosyal olarak kabul edilmiş biçimlere ters düşebilecek şekilde hastanın yüksek uyarılma ihtiyacını karşılama halidir. Hem öfke hem dürtüsel hareketler yumuşak ve dolaysız bir davranışla hastaya yansıtılmalıdır. Hasta "içgüdüsel" bir davranış gösterme eğilimindedir ve terapist de davranışının avantajım ve dezavantajını test etmesini sağlayacak daha bilimsel ve daha sistematik bir alternatif üre­tebilir. Sürekli bir dürtü tepki davranış kalıbındansa, hastalara (i) duygusal ve bilişsel ipuçlarını izlemek, (2) algılarını değer­lendirmek, (3) tepki vermenin işe yarayıp yaramayacağına ka­rar vermek, (4) olası tepkileri tanımlamak (5) bir tepki seç­mek ve (6) tepki vermek öğretilebilir.

Kendilik-izleme ve İşlevsel Motivasyon

ASKB'si olan bir hastanın davranışı hem ahlaki olarak çökmüş hem de herhangi bir işlevsel amaçtan yoksun olarak ortaya çıkabilir. Herhangi birimiz koşulsuz pozitif bakışla bazı ASKB tavırlarına sahip olduğunu iddia etmek için Cari Rogers'ı bile test edebileceğini hayal edebilir. Fakat kişiyi kendi davranışından ayırmak ve hastalara kendi hareketlerini gözlemlemeyi ve bir davranış zinciriyle bağlantılı çeşitli işlevleri ve ödülleri tahmin etmesini sağlamak önemlidir. Örneğin hasta terapistinin "ihtiyaçlarıyla" ilgilendiğini söyleyebilir ve yardımcı olmayı teklif edebilir. Randy, mahkemede adı geçen hasta, seansı sırasında terapistinin yaşlı olduğunu ve park ye­rinde arabasını park etmenin onu yorduğunu fark ettiğini söy­ledi. Terapistinin çok daha iyi bir arabası olması gerektiğini düşündü. Terapist de içten içe aynı şeyi düşünüyordu. Dokuzyıllık arabası bir dizi pahalı tamir işleminden geçmeden muayenesinden geçemeyebilirdi. Yeni bir ev aldığından bir araba almak terapisti zor duruma sokacaktı.

Bunun üzerine, Randy terapistinin uygun evraklarla teşcili olan istediği herhangi bir arabayı almayı önerdi. Terapistin yapmak zorunda olduğu sadece "emretmekti" ve bu "onlar sırrı" olarak kalabilirdi. Elbette terapist bu teklifi geri çevirdi ve teklifin ardındaki nedeni açıkladı. Yardım edemezdi eve dönüş yolunda iyi bir arabanın nasıl olabileceğini düşüne bilirdi. Bununla birlikte böylesi bir alışverişin Randy'ye tedavi edici bir faydası olamazdı. Çünkü bu sadece iktidarı ele geçirme ve tipile anti sosyal araçlarla etkileme çabasıydı.

ASKB hastaları çoğunlukla iç gözlemden yoksun ve davranış kalıplarının hizmet ettiği farklı işlevlerden habersizdirler. Onlar ilk önce kendilerini dinlemenin değerini, iç gözlemin yarattığı rahatsızlıkla başa çıkmayı öğrenmeli ve ne hissettiklerini, ne düşündüklerini sorgulayabilecek becerileri geliştirme­lidirler. Onlara içsel diyaloglarını, duygusal tepkilerini ve otomatik davranışlarını nasıl dikkate alacakları öğretilmelidir. Pek çok hasta için, bunlar hayati temalardır. Bu temaya ba­ğımlılık, bağlanma, ayartma veya kaçınma/çekinme gibi dav­ranışlar eklenebilir. Bir kere hastaların davranışlarında iç bakı­şı sağlamaları bundan sonra davranışlarını uyumsal olanlarla değiştirecekleri anlamına gelmez. Eğer bu doğru olsaydı, te­rapi çok basit bir süreç olurdu. İç gözlem ve kişisel farkındalık karmaşık bir beceridir. Bu becerinin başlangıcı ve ilerleyişi te­rapinin kendisi için makul bir hedef olabilir.

Değer Biçme ve Yüklemenin Temellerini Genişletmek

ASKB hastalarının yükleme, değerlendirme ve buna bağlı seçimlerini test etmelerine yardım etme sürecinde, bütün amaç tamamen kişisel olandan kişilerarası alanların daha fazla farkında lığına kadar ilgi alanlarını mümkün olduğunca genişletmektir. Ahlaki ve bilişsel gelişim kuramlarına dayanan geniş bir hiyerarşiden başlayalım. Özel adımlar hastanın kişisel sorunlu düşünme ve hareket etme yollarına göre atılır. Bu hiyerarşinin en alt düzeyinde, hasta başkalarına aldırmadan kişisel çıkarı açısından ve ödül kazanma ya da ani cezalardan kaçın­ma temelinde düşünür. Bu çoğunlukla tedavi öncesi anti sosyal hastanın faaliyetidir. İşlevsiz inançlar, daha önce tarif edildiği gibi, bu düzeyde şartsız kurallar olarak hareket eder. Bu düzeyde antisosyal hastalar her ne hoşlarına giderse yaparlar ve kendilerinin mudak çıkarları doğrultusunda hareket ettiklerini düşünürler. Düzeltici geri bildirimlere karşı katı olmayı sürdürürler.

Bir sonraki ağır seviyede, bir hasta davranışlarının başkalarını nasıl etkilediklerini kendi çıkarlarından uzaklaşıp bakabilen bir gözle anlamaya başlar. Bu seviye klinisyenin ASKB hastasına rehberlik etmeye başlayacağı seviyedir. Bu rehberlik hastaya işlevsiz düşünce ve davranış kavramının yerleştirilme­sine ve daha önce yaşam kurallarını dönüştürecek alternatif çözümleri denemesi için cesaretlendirmesine yardım edilme­siyle basardır. Örneğin, ASKB hastalan başkalarının görüşle­rinin özel bir durumun anlık sonucunu doğrudan kontrol etmiyor olsa bile uzun vadede elde etmek istedikleri üzerinde etkisi olduğunu fark edebilirler. Giderek bu tip hastalar "mümkün" olanın aynı zamanda da anlık veya "gerçek" olan şeylerin üzerine düşünme becerisi edinirler. Onlar her zaman "haklı" olduklarına kesinlikle ikna olmuş değillerdir. Bazı yeni bilgileri alabilir ve bu doğrultuda davranışlarını yönlendirebi­lirler.

Kuramcılar arasında ahlaki gelişimin en yüksek düzeyini neyin oluşturduğu hakkında anlaşmazlık olduğundan hiyerar­şinin üçüncü büyük düzeyini tarif etmek zordur. Ahlaki ve kişilerarası tanımlarda birey, ya bir sorumluluk duygusuyla ya da başkalarına özen göstermek şeklinde hareket eder. Başkala­rına gösterilen özen onların istek ve ihtiyaçlarına saygı duy­mayı ya da iyi bir toplumun rehber ilkesi olarak hukuka bağlı olmayı kapsar. İkinci düzeyde, birey bir şeyleri kaybetme veya kazanma gibi durumlarda bazı insanlara özel bir ilgi gösterir. Üçüncü düzeyde, kişi başkalarının ve genel olarak toplumun ihtiyaçlarını hesaba katmak için büyük dirayet gösterir. Kişinin hukuki düzene saygı ve başkalarına bağlılık göstermesinin nedeni onların refahını önemsemesi ve hayatinin Önemli bir parçası olarak ilişkilerine dikkat etmesidir.

Kısa bir örnek belki biraz önce tarif edilen bilişsel hiyerarşinin genel hatlarını göstermeye yardımcı olabilir. Cinsel is­teklerini karşılamanın yollarını arayan anti sosyal bir erkeği ele alalım. İlk olarak o yapacağı hareketlerin sonuçlarına, bulacağı kişinin çıkarlarına aldırmadan kendine göre bir eşin peşine düşer. Örneğin; genç bir adam genelde ilişkilerini istediği zaman gerçekleşen cinsel etkinlik olarak tanımlıyordu. Şuan ki kız arkadaşı sürekli fast-food restoranları gibi kamu alanların­da ondan kendisine eşlik etmesini ve "randevularında" dışarı çıkmak istiyordu. Genç adamın ilişkilerini büyütmesini sağlayacak herhangi bir isteğe hatta kız arkadaşının bazı cinsel is­teklerine bile, tepki vermeye niyeti yoktu. Eşinin duygularını önemsemeden, kendi istediği cinsel amaçların peşinde koşmak ona gayet rahat geliyordu.

ikinci düzeyde, anti sosyal genç adam başkalarının istek ve çıkarlarından sınırlıda olsa etkilenebilir. Örneğin genç adam kendi avantajını korumak için kız arkadaşının bazı isteklerini nadiren kabul edebilirdi. Genç adamın düşünme mantığı: "Arada bir onu mutlu ediyorum, o istediğim şeyi bana vermeye devam ediyor" olabilirdi. Üçüncü düzeyde, karşılıklı çı­kar ilişkisine odaklanabilir ve kendi davranışına uzaktan baka­bilirdi. Örneğin, kız arkadaşını hayal kırıklığına uğratmak ye­rine onu hoşnut etmeye çabalayabilirdi. Çünkü böylesi bir davranış genelde diğer insanlara davranmanın daha iyi yolu­dur ve her ikisi içinde daha istikrar ve daha doyurucu bir ilişkiye katkı sağlar.

Yapıcı Seçenekler Yapmak

Bir seçimler kümesi olarak ortaya konabilecek problemlere sahip hastalar yönlendirildiğini, kontrol edildiğini ya da kötü; bir davranıştan dolayı ayıplandığını hissetmeye daha az meyil­li hastalardır. Pek çok problemli durumlarda hasta ve terapist farklı seçeneklerin "risk-fayda oranının" sistematik değerlendirmesini beraber yaparlar. Davranışsal değişimler çoğunlukla anti sosyal hastalar tarafından başlatılır. Hastaların kendi çıkar­larına uygun olduğundan dolayı seçenekler dizisinden birini seçmesiyle bu değişim başlar.

Örneğin ASICB hastası genç adam Sam dişçilik okulundan atılmanın eşiğindeydi. Sam, Pazartesi ve Sah klinik serviste programı olsa bile hafta sonu tatilinden Çarşambaya kadar dönmemek veya süper vizörlerini azarlamak gibi her ne isterse yapabileceğine inanıyordu. Bu tür davranışların sonucunu kendisi için değil başkaları için sorun olarak algılıyordu. Sam ya kötü davranışlarından Ötürü utanması gerektiğini söyleyen insanlara karşı kavgacı biri haline gelmek ya da okuldan atılmak eğilimindeydi.

Alternatif olarak, terapisti Sam'in dişçilik okulundan atılmanın kaçınmak istediği bir durum olduğunu anlamasına yardım etti. Terapi tartışmaları canının her istediğini yapma inancını dönüştürmeye odaklanıyordu. Sam anlık duygularıy­la haklaştırdığı davranışlarını azaltmaya çalıştı. Bunu diş hekimliği okulundan mezun olma hedefini tutturabilmek için yapıyordu.

"Seçeneklerin gözden geçirilmesi" alıştırmasının parçaları bir ev ödevine uyarlanabilir veya bazı hastaların ihtiyaçlarını karşılamak için dönüştürülebilir, ilk adım problemli durumu tanımlamak ve durum hakkındaki bütün olguları sıralamaktır. Daha sonra hasta bu olgular karşısında aldığı doyumu o-ıoo aralığında puanlama yapar.

Sonraki adımda, olabildiğince çok sayıda seçenek ikinci kolona sıralanır. Seçenek kolonu tipile olarak geçerli uyumsuz davranışları ve de alternatif daha uyumsal davranışları kapsar. Seçenek kolonundaki şıklar hem hastanın anlık, "otomatik" tepkileriyle hem de hastayla terapist arasındaki tartışma sırasında ortaya çıkan diğer olasılıkları birleştirir. Bitişik iki kolonda her bir seçeneğin avantajları ve dezavantajları listelenir. Bu noktada, terapist uyumsuz davranışların hastanın gözden kaçırdığı dezavantajlarını ortaya çıkarabilir. Sonuçta, hasta 0-100 Aralığını kullanarak her bir seçeneğin ne kadar işe yarar" olduğunu derecelendirir.

Bu alıştırmayı tamamlamanın uygun yolu tartışılan prob­lemli alanlarda yapılan davranışsal seçeneklerin değerlendirilmesini dahil etmektir. Tekrar edilen yarasız seçeneklerin avantajların ve dezavantajların yeniden değerlendirilme ihtiyat ana işaret edebilir veya bazı özel beceri eksiliklerini ele alma ihtiyacını vurgulayabilir. Alternatif olarak, hasta sürekli yara­sız seçenekler yapmasının nedenini değerlendirme ihtiyacı his­sedebilir. Bu alternatif daha Önce saptanmamış işlevsiz inanç­lar aracılığıyla gerçekleşir.

Vaka Örneği. Biraz karışık olmasına rağmen, sıradaki vaka örneği ASKB için problem odaklı bilişsel müdahalenin yarar­larını tasvir ediyor. Tedavi süresince, hastanın bilişi giderek kendi çıkarına ve anlık duygusal tepkilerinde odaklanmaktan diğer insanlar açısında onun davranışının anlaşılması ve başkalarının bu davranışlara verdiği tepkiye doğru kaydı.

Susan karmaşık aile tedavisinin bir parçası olarak psikoterapiye gelen 28 yaşında Kafkasyalı bir kadındı. İki kızı vardı. 7 yaşındaki kızı Candy babasının ve üvey annesinin (Bay ve Bayan R'ler) yanında kalıyordu. Dört yaşındaki Carol ise kendi anneannesinde kalıyordu.

Hem Susan ve R'ler ile yapılan mülakatlar hem de mahkeme kanıtlarının kopyalarının incelenmesiyle elde edilen susan’ın tarihinde 15 yaşından beri davranış bozukluğu ve sorumsuz, anti sosyal davranışları olduğu ortaya çıktı. 18 yaşına geldiğinde, kontrole tabi maddelerin satışından mahkum olmuş ve bir yıl hapiste kalmıştı. Bay R ile olan kısa ilişkisi sı­rasında Susan büyük kızı Candy’ye hamile kaldığını anlamış fakat Bay R'yi Candy üç yaşına gelene kadar varlığından haberdar etmemişti. Susanın dürtüsel ve sorumsuz davranışları yâ kızının da onun himayesinden alınmasına neden oldu.

Terapi görüşmelerinin başında Susan, R'lerin 150 mil uzağında bir şehirde yaşıyordu. İki ayda bir kez kasabaya geliyor ve küçük çocuğu Carol'ı bir geceliğine annesinin evinde görü­yordu. Candy ile de görüşmek istemesi Bay ve Bayan R'lerin şart koştuğu terapiye razı olmasına neden oldu. Daha önceki yıllarda Candy'yi çok az ziyaret etmişti, bazen bir yıl boyunca hiç haber almadığı olurdu. Tedavi sırasında, Susan'ın görüş­me hakkı koruyucu ailenin gözetiminde ve uygun gördüğü zamanlara göre sınırlanmıştı.

Başlarda Susan sıcak davranıyor ama terapinin konularına göre savunmacı ve kızgın olabiliyordu. Gönülsüzce Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri'ni (MMPI) tamam­lamaya razı oldu ve bize 4. derecede (Psikopatik Çarpıklık) öfke ve savunmacılık olarak tanımlanan bir örnek profil sun­du.

Candy ve Susanla ayrı ayrı görüşmeler yaptıktan ve birlikte oyun oynamalarını gözlemledikten sonra terapist hem kişilerarası çıkarı hem de onların arasındaki işbirliğini fark etti. Su­san görüşme sürelerini arttırma çabalarıyla kızının hayatında rol oynamak için elinden geleni yapıyordu. R'lerin beyanına göre Susan Candy ile beraberken onunla vakit geçiriyor, oyun oynuyor ve onu ihmal etmiyor ya da ona kötü davranmıyordu. Susan ise aylardır iş okuluna gidiyor, 6 aydan fazla süredir aynı işte çalışıyor ve yine 6 aydan fazla zamandır romantik bir ilişki yaşıyordu. Bütün bunlar görece kısa gibi görünse de, Susan'ın hayatında istikrarın kanıtlarıydı.

Bu bilgiye dayanarak, terapist Candy ile tekrar bütünleşme çabaları olan Susan'a yardım etti. Terapist, Susan'a geçmişinin ve psikolojik testlerinin sonuçlarının ASKB hastası olduğunu gösterdiğini söyledi. Bu bozukluğu Susan'a hem kendisi için hem de Candy gibi çevresindekiler için olumsuz sonuçlar doğuran bozuk değer yargıları ve davranışlar olarak açıkladı. Bilişsel terapinin uzlaştıkları hedefleri, Candy'nin uyumunda hiçbir gerileme olmadığı sürece, Susan'ın kızını daha çot görmesine yardımcı olmaktı.

Candy ise Susanla görüşmeleri sırasında olumlu tepkiler; veriyor fakat annesiyle daha fazla şey yapan kız kardeşi CarolV karşı kıskançlık. besliyordu. Birkaç saatlik görüşme süreleri, bittiğinde, Candy veda etmekte zorlanıyordu. Candy eve dönmek zorunda kalırken, Carol annesiyle geceyi beraber geçiriyorsa, görüşme sonrası Candy itaatsiz ve karamsar oluyordu. Bay ve Bayan R'lerin söylediklerine göre, Candy'nin davranışları annesinin gelip onu göreceğinden şüphe duymaya başladığı zamanlarda daha da kötüleşiyordu.

Seçenek değerlendirme müdahalesi Susanın Candy'yi ziyaretine odaklandığı kadar, her iki çocuğunu nasıl idare ettiğiyle de ilgileniyordu. Şekil 8,1. Susan’ın seçenek-değerlendirme alıştırmasının bir örneğini sunmaktadır. Bu alıştırmada Susan, görüşmelerine karşı hem anlık "otomatik" tepkilerini hem de terapistiyle tartıştığı diğer olası tepkileri lis­teledi. Seçenek değerlendirme tartışmaları boyunca, Susan Candy ile görüşmelerinin geleceğini etkileyebileceğini göre­bildi. Susan görüşme zamanlarının kısıtlanmasının adaletsizlik olduğuna inandığı halde bu rahatsızlığını ile "güven" ilişkisi kurmaya çalıştığı R.'lere söylemenin hedeflerine ulaşmak için yararsız olacağına karar verdi. Candy ile ayrıcalıklarını giderek arttırmak için harcadığı emek sayesinde, terapist "güven" iliş­kisi kurmanın bazı adımlarını belirlemekte yardımcı oldu.

Yaklaşık 8 aylık zaman zarfında, Susan'ın Candy ile ayrıcalıkları giderek terapiye ayrı arabalarda gelmekten, terapiden sonra baş başa öğle yemeği yemeye kadar, görüşmeleri 4 saat ten 8 saate uzamasına, 8 saatin önce yarısını ve daha sonra çoğunu yalnız geçirmeye ve sonunda Candy'nin büyükanne­sinin evinde bütün gece kalmaya kadar genişledi.

Sorun

Seçenek

Avantaj

Dezavantaj

Ziyaret.
R.'Icrın
Candy ile
gö­rüşmesi
üzerinde
kontrol
sağlayan
mahkeme kararı.
Onlar kendi
ev­lerinde
sadece 4
saat görmeme izin
veriyorlar. S=>o.

Ziyaret.
R.'Icrın
Candy ile
gö­rüşmesi
üzerinde
kontrol
sağlayan
mahkeme kararı.
Onlar kendi
ev­lerinde
sadece 4
saat görmeme izin
veriyorlar. S=>o.

R'lcrc buna da­yandığını söyle. E=4o

Vazgeç ve gö­rüşmeleri dur­dur. E=20

Candy'yi sadece
okuldan al.

E=2S

Birlikte geçirilen zamanın tadını çıkar ve zamanla artmasını rica et. E=so

R.'leri kötü bir anne olmadığına ikna et. E=4o

R'lcrden Candy ile görüşmek için daha fazla zaman talep et. E= 20.

Candy ile daha
fazla Özgürlük
için kademeli ri­
ca planına bağlı
kal,onların

olumsuz tutu­munu idare et.

E—70

Daha iyi hisset.

Kolay. Kavga miktarını azalt.

Belki çevrendeki en iyi şey. R'lerden öcünü al ve Candy ile vakit geçir. Büyük bir ihtilaf çıkmaz.

R'lcr bana ina­nabilir ve bana daha fazla Öz­gürlük verebilir.

Buna hakkın ol­duğunu onlara göster. Daha iyi hisset.

Kısa zamanda pek işe yaramaz. R'lerlc güven ilişkisi kurma şansı verir.

Ters tepebilir ve daha fazla sınır­lamaya neden olabilir.

Aslında isteme­
diğim şey.
Candy’ye zarar
verebilir.
Tutuklanabili­
rim. Candy kor-
kabilir.

Yavaş ilerleme­ler. Candy şimdi benimle kalmak istiyor.

Baş belası. Ken­di kızımı gör­mek için İzin almak zorunda değilim.

Onların inatçı kafaları değiş­meyecek. İşleri dahada zorlaştıracak

ŞEKİL 8.1. Susan'ın seçenek değerlendirme alıştırması. "S=_" "Sorun" kolonundakİ puanlama olgular karşısında hastanın doyumunu gösteri­yor. "E*=_" "Seçenek" kolonundakİ puanlama her seçeneğin hastanın o-100 aralığında yarar tahminini gösteriyor.

Yavaş bir YOL ama baş edebilirim

Susan terapistiyle yaklaşımı üzerine denemeler yaptıktan sonra, R.'lere ayrıcalıklar için ricalar etti. Başlarda, Susan ve R.'ler arasındaki görüşmeler iletişimi kolaylaştırmak için terapistle birlikte gerçekleşti. R.'ler çeşitli şartlar koydular. Susan ise daha önce terapistiyle alıştırmasını yaptığı gibi bu şartlara düşman olmaktan çok güven telkin edici şekilde tepki göster­di. Susan düşmanca cevap verdiğinde, R.'ler geri çekilip bir süre için ayrıcalıkları genişletmeyi reddettiler. Terapistinin öf­kesinin sonuçlarını göstermesinde ve sistemli bir yaklaşıma odaklanmasındaki yardımları sayesinde, Susan istediği şeyi el­de etmesinde davranışlarının etkisini gördü. Terapisti sürece müdahale etmiyor ve R.'lere karşı Susan'ın yanında olduğunu gösterirken dikkatli davranıyordu. Bunun yerine, Susan'ın Önceliklerini aklında tutmasına ve davranışlarının yararlarını de­ğerlendirmesine yardımcı oluyordu.

Candy ise hem kendi ruhsal durumu hem de evde ve okul­da yardımlaşma becerisi açısından gelişme gösterdi. Ailenin gelişimindeki en önemli faktör Susan'ın R.'lerle görüşmeye devam edecek kadar sorumluluk duygusu taşıması ve Candy onun gözetimindeyken uygun davranışlar sergilemesiydi. Susan zaman sınırlamalı, planlı aile rolünü gayet iyi oynayabildi. Aynı zamanda, bu plan geçmişte kötü bir anne olmaktan do­layı cezalandırılıp sınırların sürekli hatırlamasından çok, kendi kızıyla daha fazla eğlenceli zamanlar geçirebilmesi için esnek hale gelmek zorundaydı.

Tedavi müdahaleleri Susan'ın görüşmelerini giderek arttırma hedefine ulaşmasına ve adım adım ya hep ya hiç tale­binden çok daha yararlı davranışları görmesine yardımcı oldu. Anlık öfke tepkileri vermeden başkalarının beklentilerini tolere etmekteki becerilerini vurgulayarak, Susan'ın duygusal başa çılana becerileri belli bir rolünü oynayabilmesi ve kişilerarası zor durumların üstesinden gelebilmesi sayesinde artış gösterdi. Duygusal başa çılana becerileri büyük oranda dav­ranışının arzu edilen işlevi yerine getirmesindeki etkisini göstererek ve daha fazla kişilerarası perspektifle bakma yetisi edinmesini sağlayarak mümkün olabildi.

Susan başkalarına karşı davranışlarının kendisine davranılmasını nasıl etkilediğini ve eğer farklı davranabilirse başka­larının da ona karşı farklı davranabileceğinin mümkün oldu­ğunu anladığı zaman, Susan'ın düşünce ve mantık sistemi bi­lişsel hiyerarşinin bir üstüne çıkmaya başladı. Susan, diğer in­sanların istek ve ihtiyaçlarının öncelikle göz önüne alındığı hi­yerarşinin üçüncü düzeyine doğru ilerleme potansiyeli göster­di. Ancak bu öncelikleri göz Önünde bulundurma hali iyi bir anne olma isteğinden çok kendi çıkarını belirlemesinden kay­naklanıyordu. Çünkü iyi bir anne olmak Candy'nin ona uyum sağlaması için önemliydi. Örneğin Candy'nin onunla birlik­teyken nasıl eğlenmek istediğini değil kendisinin Candy ile nasıl eğlenmek istediğini vurgulama eğilimi gösterdi. Terapi­nin bitmesine yakın zaman başka bir örnekte Susan erkek ar­kadaşıyla Avrupa'da yaşama ihtimalini gündeme getirdi. Su­san Candy'nin onu ne kadar çok özleyeceğiyle ya da Candy'nin annesi olarak sorumluluklarını nasıl yerine getireceğiyle ilgilenmek yerine, Candy'nin ona kızması veya onu is­tememe ihtimali üzerinde duruyordu. Bununla birlikte, tedavi terapinin uzlaşılmış hedefleri karşılandığında sonlandırıldı. Her iki taraf için de doyurucu bir görüşme programı yapıldı ve herhangi bir aksilik olmadan 3 ay programa uyuldu. Candy ise ruhsal durumu ve evde, okulda işbirliği yapma becerisi açı­sından önemli bir ilerleme gösterdi.

İlerlemeyi Devam Ettirmek

Eğer ASKB hastası tedavi sırasında öğrendiği stratejileri uygulamak için duygusal olarak zorlayıcı nedenler tanımlaya-bilirse, hem davranışsal hem de bilişsel kazanımlar çoğunlukla sürdürülebilir. Sonuçta, seçenekleri değerlendirmelerini sağla­yacak bir hedef veya kişisel öncelik belirleyerek, sorunlu olarak tarif edilebilen çeşitli şekillerde tepki gösterebilecekleri potansiyel yüksek riskli durumlarını hastalarla birlikte değerlendirmek tedaviye yardımcı olabilir. Buna ek olarak, ağırbaşlı olmaya yönelik destek gruplarına katılmak gibi çevresel destek kullanımı mümkün olduğunca uygulanmalıdır. Ancak ASKB hastalan duygusal olarak daha korunmasız bireylerden fayda­lanmaya teşvik edilebileceğinden dolayı gönderilecek destek grubu özenle seçilmelidir.

Sonuç

Eğer hiçbir tedavi şart koşulmamışsa, müdahale bir kez gerçekleştiğinde anti sosyal hastanın ne kadar yıkıcı olabilece­ğini kimse bilemez. Bununla birlikte, anti sosyal hastanın kaç kere yalan söylememeye, dolandırmamaya, aldatmamaya, kavga çıkarmamaya, tecavüz etmemeye, çalmamaya, sorun çı­karmamaya, sorumluluklarını yerine getirmeye karar verdiğini ya da vaat ettiğini kimse tahmin edemez. Çünkü onlar böyle yapmanın kendilerine daha fazla kişisel yarar sağladığını dü­şünürler. Ancak, bu bölümde anlatılan vaka örnekleri bilişsel terapinin anti sosyal bir bireyin hayatında olumlu etkisi olabil­diğini gösteriyor. En iyi düzeyde işlev sağlama, tedavinin gerçekçi olmayan bir hedefi olarak kalabilir fakat toplum yanlısı (prososyal) davranıştaki ilerlemelerin hastanın istikrarı ve hem genelde toplumun hem de hasta için önemli olan kişilerin iyi­liği açısından yaralı olduğu açıktır.

A.T. Beck Kişisel Bozuklukların Bilişsel Terapisi Litera Yayıncılık

web tasarım






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...