ANKET

hipnoz eğitimi almak istermisiniz



Tüm Anketler




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Histriyonik Kişilik Bozukluğu

Histriyonik Kişilik Bozukluğu

02 Ekim 2011 17:06
Yorum Sayısı :0  Okunma : 384

Histriyonik Kişilik Bozukluğu

Histriyonik kişilik bozukluğu (HKB) aşırı duygusallık ve ilgi çekme arayışı ile karakterize olur. Bu bozukluğa sahip bi­reyler, fiziksel çekicilikle, genellikle açık biçimde baştan çıka­rıcı olmakla ilgilidirler ve en rahat oldukları an ilgi odağı oldukları durumdur. Onların duygusallığı uygunsuz biçimde abartılı, değişken ve yüzeysel görünür. Genel ve izlenimci bir konuşmaya sahip olmak için eğilimlidirler. Bu hastalar genel, İzlenimci bir konuşma biçimiyle canlı ve dramatiktirler. Onla­rın davranışları aşırı derecede tepkisel ve yoğundur. Duygusal olarak kolay heyecanlanan, uyarılmayı çok isteyen, ufak bir uyarana öfke patlamaları ve bağırıp çağırmalarla gerçekçi olmayan tepkileri sık biçimde veren insanlardır. Onların kişilerarası ilişkileri hasarlıdır ve diğerleri tarafından sığ, talepkar, aşırı derecede bağımlı, çok gergin ve bunu devam ettiren kişi­ler olarak tarif edilirler.

Histriyonik bireylerin kişilerarası ilişkileri fırtınalı ve tat­minsiz olmaya eğilimlidir. Diğerlerinin ilgisine olan bağımlı­lığı yüzünden, HKB olan bireyler özelliklede ayrılık anksiyetesine yönelik incinebilirdir ve bir ilişkisi bittiği için yoğun biçimde üzüldüğü zaman tedavi arayışına girebilirler. Histriyonik kişilik tanısı ile psikiyatri hastanesine yatırılan 32 hastanın olduğu bir çalışmada, Slavney ve McHugh (1974), bu hastaların neredeyse %8o'nin intihara meyilli, depresyonda veya her iki duruma da sahip olduğunu bulgulamıştır. İntiharların çoğu hayati tehlikeye yol açmamış ve çoğu bir öfke veya hayal kırıklığı sonrasında ortaya çıkmıştır. Ayrıca agora fobi veya tek başına olan panik bozukluğu gibi anksiyete bozuklukları, HICB olan insanlarda ortak biçimde görülen problemlerdir. Aslında çalışmalar HICB'nin panik bozukluğu popülâsyonu içerisinde en sık görülen kişilik bozukluğu olduğa nu göstermektedir. HKB'nin diğer yaygın komplikasyonları alkolizm ve madde kullanımı, konversiyon bozukluğu somatizasyon bozukluğu ve kısa psikotik atağını içeren tedavi arayışlarına yol açabilir.

Tarihsel Bakış Açıları

Histriyonik kişilik bozukluğu göreceli olarak yakın zamanda ortaya atıldı. Uzun bir zaman boyunca bu hastalık kökenini "histeri" kavramından alan "histerik kişilik bozukluğu" olarak bilinirdi. Histeri 4000 yılı kapsayan uzun bir tarihe sahiptir (Vieth tarafından özetlenmiş, 1963). Bu terimin kullanılışı tartışmalıdır ve histeri kavramı feministler tarafından kadınların problemlerini küçümsemek için cinsiyetçi bir etiket olarak; kolay açıklanamayan şikâyetler sergilediklerinde veya aşırı görünen isteklerde bulunduklarında sık biçimde kullanıl­dığı için reddedilmektedir. "Histeri" terimi, konversiyon bozulduğu, Briquet sendromu, kişilik bozulduğu, kişilik özelliği ve belki de en yaygın olarak tedavisi güç olan kolay heyecan­lanan kadın hastalan tarif etmekte kullanılan aşırı stres kay­naklı kontrol kaybı gibi çok çeşitli olgulara referans olarak kullanılmaktadır. Bu fenomeni gözden geçirerek, Temoshok ve Heller (1983) "histeriyi" izlenimci, değişken, dağınık, sabit olmayan ve yüzeysel olarak görünen ilgili çeşitli fenomenlerle belirlendiği kadar tanı koyma etiketi olarak da tanımladılar (s. 204). Amerikan Psikiyatri Derneği (1980) DSM II ‘te "histe­ri" terimine, kafa karışıklığını (ve olası cinsiyetçi çağrışımları) azaltma çabasıyla yer vermedi. Bunun yerine somatizasyon bozukluğu konversiyon bozukluğu, hipokondri, dağılmalı bozukluklar ve histriyonik kişilik bozukluğunun farklı kategorilerine işaret etti.

Histeri kavramı, rahmin vücut içerisinde başıboş bir şekilde gezindiğini ve geçici olarak bir yerde kalıp burada histerik semptomları ürettiğini söyleyen bir Mısır inancıyla başladı. Tedavi vajinayı hoş kokulu veya değerli maddelerle kutsayıp buharla dezenfekte ederek rahmi cezp edip eski yerine çekerek veya kötü kokulu, zararlı maddelerin içe çekilmesi veya ilaçlanmasıyla yeni yerinden ait olduğu yere doğru takip ederek yapılırdı. Hipokratik reçeteler doktorların histerik hastalarına sık biçimde önerdikleri evlilik ve çocuk doğumunu içerirdi.

Psikanalitik kuram, hastalığın kökenlerine Freud'un histe­rik semptomları açıklamasıyla sahip olsa da Freud'un birincil ilgi odağı konversiyon türü histeriydi, sadece histerik kişilik özellikleri değildi. Eski psikodinamik tanımlar, çözümlenme­miş Ödipal çatışmaların bu bozukluğun birincil belirleyicileri olduğunu, en karakteristik olarak "bastırma" mekanizması ile görüldüğünü vurguladılar (Abraham, 1949; Fenichel, 1945; W.Reich, 1972). Bastırılmış cinsel duyguların açığa çıkarılma­sının tedavi sağlayacağına dayanan inanç, histerinin erken analitik tedavisini, abreaksiyonu (duygusal boşalma) kolaylaştıran hipnozu ve telkinleri kullanmayı içeriyordu. Daha sonra, iç görü ve abreaksiyonu sağlamak için Freud, serbest çağrışım ve dirençle aktarımın yorumlanmasını ekleyerek metodunu geliştirdi. Histerinin tedavisi psikanalitik metodun kökeni ola­rak karakterize edilmekle birlikte, bu tedavi yaklaşımının am­pirik ve kontrollü olan birkaç çalışması basılmıştır.

Marmor (1953), histerik kişiliğin temelde fallik değil oral evrede duraklamaya uğrayıp uğramadığı şeklindeki hastalığın daha ısrarcı ve ilkel bir bozukluk olduğunu öne süren bir soruyu gündeme taşıyarak klasik psikanalitik yaklaşıma meydan okudu. Birçok psikanalitik düşünür, histerik kişiliğin yelpazesindeki farklılaşmayı önermekle bu iki görüş arasında bir uzlaşmaya vardı. (Baumbacher ve Amini, 1980-1981; Easser v Lesser, 1965; Kernberg, 1975; Zetzel, 1968).

Araştırma ve Ampirik Veri

HKB'nin epidemiyolojik çalışması, güvenilir bir şekilde tanısı konabilen genel popülasyonda onun görülme sıklığının %2.ı olduğunu ve bunun geçerli bir tanımlama olduğunu! buldu (Nestadt vd., 1990). HKB olan bireylerin çoğunun ka­dın olduğuna dair klinik izlenimin yanı sıra, bu çalışma erkeklerin ve kadınların eşit derecede etkilendiğini buldu.

Faktör analizi çalışmasında Lazare, Klerman ve Amor (1966, 1970) histerik kişilikle İlgili klasik olarak bir arada öbeklenmiş olması beklenen yedi özellikten dördünü buldu. Duygusallık, teşhircilik, benmerkezcilik ve cinsel olarak tahrik edicilik güçlü biçimde bir arada kümelenmekteydi. Bununla birlikte telkine yatkınlık ve cinsellik korkusu bir arada kümelenmemektedir. Bağımlılık orta dereceli bir pozisyon içerisin­de yer alır.

DSM I kadar eski ayrım (Amerikan Psikiyatri Derneği, 1952), histerinin nevrotik boyutları (konversiyon tepkileri) ve kişilik boyudan arasında (sonradan duygusal olarak istikrarsız kişilik) düşünülerek yapıldı. DSM H'de (Amerikan Psikiyatri Derneği, 1968) ayrım, (konversiyon ve dağılma tepkileri içe­ren) histerik nevrozlar ve histerik kişilik arasında yapıldı.

Duygusal tutarsızlığın belirgin özelliği üzerinde bazı araş­tırmalar yapıldı. Bir dizi çalışmada, Slavney ve meslektaşları erkeklerde ve kadınlarda histerik özelliklerin kendi kendine puanlanması ile pozitif olarak ilişkili olduğunu ve histerik kişi­lik bozukluğu olarak tanı almış hastaların dalına büyük bir duygu durum çeşitliliğine sahip olduğunu (kontrol hastalarına göre) gösterdiler (Rabins ve Slavney, 1979; Slavney, Breitner ve Rabins, 1977; Slavney ve Rich, 1980). Standage, Bilsbury, Jain ve Smith(1984) HKB tanısı olan kadınların aynı kültürdeki diğer kişiler tarafından algılanıp değerlendirildiklerini an­cak kendi davranışlarını algılama ve değerlendirmede hasarlı bir beceri gösterdiklerini buldu.

HKB antisosyal kişilik bozukluğu ve somatizasyon bozukluğu arasındaki ilişki, Lilienfeld, VanValkenburg, Larntz ve Akiskal tarafından çalışıldı (1986). Bu üç bozulduğun bireylerde oldukça iç içe geçtiğini, anti sosyal ve histriyonik kişilik­lerin en güçlü ilişkiyle bir arada olduğunu buldular. Buna ek olarak, histriyonik kişiliğin anti sosyal kişilik bozukluğu ve somatizasyon bozulduğuyla arasındaki ilişki orta dereceli gö­rünmekteydi. Çünkü anti sosyal kişilik ve somatizasyon bo­zukluğu arasındaki ilişki sadece histriyonik kişilik bozukluğu olmayan bireylerde belirgindi. Bu da yazarları, histriyonik bi­reyler eğer erkekseler anti sosyal kişilik geliştirmiş olabilecekle­ri ve eğer kadınsalar somatizasyon bozukluğu geliştirmiş ola­bilecekleri fikirlerine götürdü. Bazı yazarlara göre psikopatik kişi­lik özellikleri kendisini farklı cinsiyetlerde HKB ve anti sosyal kişilik bozukluğu gibi kişilik bozuklukları olarak gösterir. Bu hipotez hakkındaki veri tutarsızdır ve Cale ve Lilienfeld tara­fından özetlenmiştir (2002).

Kişinin fiziksel görünüşü ile açıkça bağlantılı tek kişilik bozulduğu HKB'dir Robert Bornstein tarafından yapılan il­ginç bir çalışma (1999) HKB olan kadınlarda diğer kişilik bozukluklarına sahip olan veya hiç kişilik bozulduğu olmayan kadınlara göre daha yüksek bir oranda fiziksel çekicilik buldu. Bununla birlikte, HKB ve çekicilik arasındaki benzer bağlantı erkeklerde bulunamadı.

Herhangi bir kişilik bozulduğu olan hastalar Global İşleyiş Değerlendirmesi Ölçeğinde (Nakao vd., 199a) kişilik bozuk­luğu olmayan hastalara göre daha fazla işlevsel bozukluk gös­termelerine rağmen, HKB en az işlev kaybına sahip olan tek kişilik bozulduğudur. Histriyonik kişiliği olan klinik dışı örneklemlerdeki deneklerle aile çevresinde yapılmış bir çalışma­da (Baker, Capron ve Azorlosa, 1996) histriyoniklcrin aile kökeni açısından yüksek kontrollü ve entelektüel-kültürel oryantasyonları açısından düşük uyumlu olarak karakterize edilirler; Bu bir bağlamda Millon'un(1996) histriyoniklerin aileleri hakkındaki kuramlara uymaktadır. Millon'un hipotezini bu ailelerdeki ebeveynlerin kendilerine odaklanmış olduğu, düşük uyum skoru yansıtabilir.

Davranışçı bakış açısından histerinin tedavisine yönelik; çok az şey yazılmış ve kısıtlı davranışçı araştırmaların çoğu konversiyon ve somatizasyon bozukluklarının tedavisine has­redilmiştir (Bird tarafından özetlenmiştir, 1979). Özellikle HKB için davranışçı tedaviler hakkında daha da azı sunulmuş­tur. Histerinin en azından kısmi olarak davranışsal tedavisin 2 kontrol edilmemiş çalışması adil bir şekilde olumlu sonuçlar rapor etmiştir (Kass, Silvers ve Abrams, 1972; Woolson ve ' Swanson, 1972). Kişilik bozukluğu olan hastalar genellikte daha zayıf sonuçlar sergilemesine rağmen (standartlaştırılmış tedavilerde) bazen HKB ile tersi bir durum görülebilir. Turner (1987) ve Chambless, Renneberg, Goldstein ve Gracely(1992) anksiyete bozukluklarının yapılandırılmış biliş­sel davranışçı tedavilerinde, panik sildiği ölçümünde diğerle­rine göre HKB olan deneklerin daha iyi tepki gösterdiklerini bulmuştur. Histriyonik hastalar için özellikle faydalı olabile­cek yeniden etiketlendirme etkisine odaklanma hipotezi de ge­liştirildi.

Ayırıcı tanı

İsminin de işaret ettiği gibi, HKB'nin en güçlü belirtisi aşırı dramatik veya histriyonik kendilik sunumudur. Akademis­yenler ve sağlık görevlilerine histriyonik kişiliği tanımlayan ki­şilik özelliklerinin tanı koymaya yönelik önem sıralaması soru­lunca, Slavney(i987) kendiliği dramatize etme, çekicilik, duy­gusal değişkenlik ve baştan çıkarıcılık özelliklerini tanı koyma ve ayırt etmede en önemliler olarak sıraladı. Değersizlik, olgunlaşmamışlık ve konversiyon semptomları göreli olarak da­ha az Önemli ve elbette fark edilmiş olarak görülür.

Klinik Örnek

Cathy 26 yaşmda modacı bir giyim mağazasında satış elemanı olarak çalışan bir kadındı ve agorafobili panik bozuklu­ğu için terapi görmüştü. Çok ayrıntılı ve dramatik bir saç şek­liyle göze çarpan biçimde giyinirdi. 150 cm'in altındaki boyu ve en az 165 kiloluk aşın kilosuyla, görünüşü özellikle çok çarpıcıydı. Değerlendirme boyunca, iç mekânlarda sürekli gü­neş gözlüğü kullandı ve sürekli takıp çıkararak sinirli biçimde ve belli bir noktayı vurgulayarak gözlüğünü sallayıp daima onunla zaman geçirdi. Yüksek sesle ve dramatik biçimde gö­rüşmenin birçok farklı noktasında ağladı, çok sayıda kâğıt mendil harcadı. Sürekli garanti almak istedi ("iyi olacak mı­yım?", "bunu aşabilir miyim?"). Değerlendirme boyunca hiç durmadan konuştu. Değerlendirmeyi yapan kişi tarafından nazik bir şekilde bölündüğünde, özür diledi, güldü ve "çok konuştuğumu biliyorum" dedi ancak yine de seansın sonuna kadar bunu devam ettirdi.

Pfohl (1991) sonradan DSM-IV-TR'de değiştirilen HKB tanı kriterlerinin bazılarını tartışır (Amerikan Psikiyatri Derneği, 2000). "Sürekli onaylanma, övgü ve güvence için talepte bulunmak veya çabalamak" ve "kendine odaklı, hemen tatmin elde etmeye yönelik hareketlerde bulunma, ertelenen tatmine karşı hiç tolerans göstermeme" şeklindeki iki kriter listeden çıkarıldı ve artık DSM-IV-TR'de bulunmamaktadır. Onlar kri­ter olmaktan elendiler çünkü bu özellikler HKB'de yaygın de­ğildir, fakat diğer kişilik bozukluklarında çok sık görüldükleri için onu diğer kişilik bozukluklarından ayırt edemediler. DSM-IV-TR, DSM-III-R.'de sunulmamış olan ilave bir krite­re sahiptir. "İlişkileri olduklarından daha yakın olarak değer­lendirme" kriteri histriyonik literatürüne dayanıyordu ve DSM-III-R.'de sunulan kriter sayısını devam ettirmeye yardım etti.

HKB olan hasta kültürümüzdeki kadınlık tanımı ne onun bir karikatürü olarak kavramsallaştırılmaktadır Kibirli sığ, kendine acındıran, olgunlaşmamış, aşırı bağımlı ve bencil Psikiyatrik serviste kalanlardan ve psikiyatristlerden anlamsal ayrım tekniğini kullanarak "kadın", "erkek", "histriyonik kişilik bozukluğu", "anti sosyal kişilik bozukluğu" ve "kompulsif kişiliğin" oylanması istendiğinde; "erkek" veya "anti sosyal ki­şilik" ya da "kompulsif kişilik" kavramları arasında bulunan ' ilişkiye göre "kadın" ve "histriyonik kişilik" kavramlarının akla ' daha güçlü bir ilişkiyi getirdiğini gösterdiler (Slavney, 1984).

Klinik olarak HKB en sık kadınlarda tanılanmaktadır ve erkeklerde tanı koyulduğunda ise homoseksüellikle ilgi gö­rülmektedir. Bununla birlikte bu cinsiyet ayrımı, oluşan ger­çek farktan daha çok sosyal beklentilerimizin ürünü olabilir. HKB'nin daha uygun biçimde genel olarak aşırı erkeksiliği ve aşırı kadınsılığı içeren, cinsiyet rollerinin bir karikatürü olarak görüldüğü öne sürülmektedir (Kolb, 1968; MacKinnen ve Micheals, 1971; Malmquist, 1971). Dişiliğin aşırı boyutu genellikle adaletli biçimde histriyonik olarak tanımlanır yine de erkekliğin karikatürü, DSM-IV-TR. kriterlerini karşılıyor olsa bile (aşırı derecede "maço" olan, dramatik, uyarıcı arayan, sığ, kibirli ve bencil) erkekler nadiren HKB tanısı alır (Tablo l0.1'e bakınız). Ayrıca böyle bir erkek tedavi arayışında olmayacak­tır ve bundan dolayı bir tam almayacaktır.

Histriyonik Kişilik Bozukluğunun DSM-IV-TR. Tanı Kriterleri

Aşağıdakilerden beşinin(ya da daha fazlasının) olması ile be­lirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı gösteren sürekli bir örüntü:

(1) ilgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olur

(3) başkalarıyla olan etkileşimi çoğu zaman uygunsuz bir biçimde cinsel yönden ayartıcı ya da baştan çıkarıcı davranışlarla karakterize edilir.Histriyonik Kişilik Bozukluğu hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular sergiler

(4) ilgiyi üzerine çekmek için sürekli olarak fizik görünümünü kulla­nır

(5) aşırı bir düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimi vardır

(6) kendini dramatize etme, yapmacıklık ve duyguların aşırı abartıl­mış dışavurumu

(7) telkine yatkınlık, yani başkalarından ya da olaylardan kolay etki­lenme

(8) ilişkilerin, olduğundan daha yakın olması gerektiğini düşünme

Not: Amerikan Psikiyatri Derneğİ'nden (2000, s. 714). Telif hakkı 2000 Amerikan Psikiyatri Dcrneği'nc aittir. İzinle yeniden basılmıştır.

Histriyonik bireylerin duygulan yoğun biçimde ifade edi­lir; ama bunlar yine de abartılı ve ikna edici değildir ve hasta dramatik biçimde rol oynuyormuş gibidir. HKB'nin değerlendirmesinde, klinisyen bu bozulduğun tanısını koymayı dü­şünürken kendi tepkilerini faydalı bir işaret olarak kullanabilir. Eğer hasta aşırı bir stres ifade ediyorsa, klinisyen de bunu bir performans izliyormuş hissi yerine birey için empati hissedi­yorsa bu durum olası HKB'nin ileri keşfi için yardımcı olabi­lir. Bu hastalar oldukça sıcakkanlı, çekici ve hatta baştan çıka­rıcı görünür, yine de samimiyetlerinin derinliği kayıp gibi gö­rünür.

Bir grup terapisi seansında, terapistlerden biri Cathy'nin her zaman büyük bir bardak su getirdiği gerçeğini söyledi. Cathy şöyle diyerek tepki verdi: "Su hiçbir şey, yanımda taşı­dığım diğer şeylere balon!". Sonra dramatik bir şekilde geniş el çantasını kaptı ve bir panik atak durumunda her birini nasıl kullandığını açıklayarak; İncil'i, tuzu, sabunlu bezi, kâğıt tor­bayı ve bir ilaç şişesini çıkardı. Bunlara rağmen, nasıl kaygılı olduğunu tarif ederken ve bu eşyalar olmadan nasıl dışarı çıkmaya dayanamadığından bahsetti, donanımını göstermek­ten dolayı gurur duyar gibi görünüyordu ve "göster ve anlat" tarzı iletişimden keyif alıyor gibi görünüyordu.

Bu hastalar genellikle semptomlarını, düşüncelerini ve eylemlerini sanki onlara dışarıdan iradeleri dışında empoze ediliyormuş gibi sunarlar. Konuşmaları güçlü ve dramatik olabilir, büyük bir abartmayı içeren, dramatik jestleri kullanırlar ve bunu içeren tüm İfadeleri yapmaya eğilimlidirler: "Bu şeyler neredeyse her zaman benim başıma geliyor!" gibi. O da oldukça kuvvetli ve dikkat çekici görünen kalıpları kullanmaya yatkındırlar. Yine de sonra, klinisyen hastanın demeye çalıştıkları hakkında gerçekten bir fikri olmadığının farkına varır. Genellikle dikkat çekecek biçimde giyinir ve kışkırtı tarzda açık renkler ve ağır makyajla saç şekilleri kullanır.

Kendiliğin dramatik betimlemesi HKB'nin varlığı için faydalı ipuçları olarak yardımcı olabilir, tanı koymak için dramtik bir stil veya sıra dışı giyim kendi başına yeterli bir veri ğildir. Histriyonik kişilik bozukluğu terimi sadece "hister ile onun kalıplarını kullanmaktan daha fazlasını ya Klinisyenler tüm DSM-IV-TR tanı kriterleri kullanırken dikkatli olmak zorundadır ve hastaları sadece dramatik yetene belirtilerine dayanarak histriyonik olarak sınıflandırmamalıdırlar (örneğin kırmızı elbise histriyonik hastayı işaret eder). Bu­nunla birlikte, bu karakteristikler daha dikkatli biçimde ileri tanı koyma bilgisi için araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtebilir.

Kişilerarası ilişkilerden gelen veri HKB değerlendirmesini bütünlemektedir. Detaylar ilişkilerin nasıl başladığını, ne olduğunu ve nasıl bittiğini içermelidir. İlişkilerin romantik bakış açısı nasıl kısa bir sürede paramparça olduğunu, ilişkilerin( hoş ve sakin başlayıp bir felaket olarak bittiğini ve fırtınalı ilişkileri (dramatik sonlarla) içermek için belirtiler izlenir. So­rulması gereken bir başka alan ise bu bireylerin öfke, kavga ve anlaşmazlıklarla nasıl başa çıktığıdır. Klinisyen özel örnekler sormalıdır ve dramatik öfke padamalarıyla hileli biçimde öf­kenin kullanılmasının herhangi bir işaretine bakmalıdır.

Cathy erkelderle fırtınalı ilişkiler geçmişine sahipti. Genç bir ergen olduğunda, onu gizlice takip eden ve kıskanç bir erkek arkadaşı vardı. Bu ilişkisi bir bıçak kavgasıyla bitmesine rağmen, Cathy tedaviye başladığında bile hala onu ara sıra görmekte ve tekrar ayrılmaktaydı. Yirmili yaşlarının başında, erkek arkadaşı birden bire onu aramayı kesince, başka bir erkek arkadaş buldu ve onunla "inadına" evlendi. Evliliği hakkında iyi olan şeyler sorulduğunda, "ikimiz de giysilerden hoşlanıyoruz" diyerek ne kadar uyumlu olduklarını söyledi. İlişkisinin evlilikten önce harika olduğunu belirtti fakat evlendikten hemen sonra "beni kontrol etmeye başladı" diye anlat­tı. Bununla birlikte, bu rapor sonraki tanımlarla yalanladı dü­ğünden önceki gece ona nasıl kendisiyle evlenmemesi için yal­vardığını eğer onunla düğüne gitmezse onun öldürmekle teh­dit ettiğini anlattı. Onu kontrol etmekle ne demek istediği özellikle alkolizmini, kompulsif bir şekilde kumar oynamasını, fiziksel olarak onu taciz etmesini ve sadakatsizliğini İfade etti­ği ancak dikkatli biçimde sorgulandığı zamanda ortaya çıktı. Birkaç ay sonra boşandılar.

Çoğu insan hali hazırda HKB'nin olumsuz özelliklerini kabul etmez, fakat ilgili materyal, hastalara diğer insanların onları nasıl gördüğünü sorarak ortaya çıkarabilir. Bunu ifade etmenin bir yolu iyi gitmemiş olan önceki ilişkileri tartışmak ve diğer kişilerin onlar hakkında nasıl şikâyetlerde bulunduğunu sormaktır. Gerçekten bir intihar riskinin olup olmadığı­na karar vermek için her hasta ile intihar fikirleri, tehditler ve girişimlerinin detayları bir araya getirilmelidir. Potansiyel ola­rak histriyonik olan bir hasta ile bu bilgi tehdit ve girişimlerin dramatik veya hileli nitelik taşıyıp taşımadığına karar vermek için de faydalıdır. Ayrıca hastanın en çok keyif aldığı aktivite tiplerinin detaylarını sormak özellikle ilginin odağı olmaktan keyif aldığını veya aktivite ya da heyecan için yoksunluk gös­terdiğini anlamak için faydalı olabilir.

HKB olan hastalarda, tıpkı Eksen I sendromu olan salınımlı bozukluk veya çift kutuplu bozukluk olan hastalarda olduğu gibi hipomanik periyotlar bulunabilir. Millon (1996) hipomanîk aşamasını aciliyet, huzursuzluk ve yoğunluk salınımının histriyonik hastaya özgü olmayan bir şekilde tanımlar. Histriyonik hastanın davranışı buna rağmen bazen uygunsuz olabilir, histriyonik genellikle yeteri kadar sosyal beceri Öğrenmiştir ve ciddi bir kesinti olmadan rutin sosyal ve mesleki işlevselliğini devam ettirerek hipomaniyi yaşar oysa salınımlı hastalarda hipomanik dönemler çok daha yıkıcıdır.

Histriyonik ve diğer kişilik bozuklukları arasında bir örtüşme olabilir ve bunlar çoklu boyutlarda bir arada var olabi­lirler. Histriyonikler de narsisistler de ilgi odağı olmak ister­ler. Bununla birlikte, histriyonikler dikkatin devam etmesine hizmet etmeye istekli davranırlar, fakat narsisistler kendi üs­tünlüklerini korumak için ilgi odağı olmayı feda ederler. Borderline kişilikler ve histriyonikler değişken ve dramatik duygular sergiler; bununla, birlikte, borderline hastalar kendi­lik yıkıcı davranışları sergilemeye daha çok meyillidir ve güçlü duygu karşısında aşırı bir rahatsızlık yaşar.

Kavramsallaştırma

Shapiro(1965) içeriğinden bağımsız olarak izlenimci, karmaşık, global (bir biliş olarak) histeriğin genel bilişsel tarzını yazdı. Bilişsel ve davranışçı kuramcılar arasında Beck (1976) histerinin bilişsel kavramsallaştırmasını sundu, fakat histeriyi HKB yerine konversiyon histerisi olarak inceledi. Millon (1996) HKB'nin biyososyal öğrenme kuramını referans alan bu bozulduğu aktif-bağımlı kişilik örüntüsü olarak gören bir yaklaşım sundu. Şekil 10.1 grafik olarak HKB'nin bilişsel dav­ranışçı kavramsallaştırmasını Millon'un, Shapiro'nun fikirleri ile Beck'in bilişsel kuramını birleştirerek taslağını çizdi.

Histrionik Kişilik Bozukluğunun Bilişsel Modeli HKB olan bireyin varsaymalarının altında yatanlardan biri "ben yetersizim ve kendi başıma hayatımı idare edemem" düşüncesidir. Diğer bozuklukları olan bireyler benzer varsayıma sahip olabilir, bununla birlikte, kişinin bu varsayımla başa çıkma yolu bozulduklar arasındaki ayrımı oluşturur. Örneğin, bu temel inanca sahip depreşirler, kendilerinin olumsuz yönle­ri üzerinde durabilir, değersiz ve umutsuz hissedebilirler. Ba­ğımlı kişilik bozukluğu olan bireyler kendi çaresizliklerine ve pasif bir biçimde kimsenin onlarla ilgilenmeyeceğine vurgu yapmayı seçebilirler. Bununla birlikte, histriyonik bireyler hiçbir şeyi şansa bırakmayan daha faydacı bir yaklaşıma yö­nelmeye yatkındırlar.

Kendileriyle ilgilenmekten aciz oldukları sonucuna vardıkları için diğerlerinin onlarla ilgilenmeleri için yollar bulmaya ihtiyaç duyacaklardır. Sonra aktif biçimde dik­kat isteyen ve diğerleri tarafından ihtiyaçlarının yeterli biçim ŞEKİL 10.1 Histrionik Kişilik Bozukluğunun Bilişsel Modeli HICB olan bireyin varsayımlarının altında yatanlardan biri "ben yetersizim ve kendi başıma hayatımı idare edemem" dü­şüncesidir. Diğer bozuklukları olan bireyler benzer varsayıma sahip olabilir, bununla birlikte, İçişinin bu varsayımla başa çılana yolu bozukluklar arasındaki ayrımı oluşturur. Örneğin, bu temel inanca sahip depreşirler, kendilerinin olumsuz yönle­ri üzerinde durabilir, değersiz ve umutsuz hissedebilirler. Bağımlı kişilik bozulduğu olan bireyler kendi çaresizliklerine ve pasif bir biçimde kimsenin onlarla ilgilenmeyeceğine vurgu yapmayı seçebilirler. Bununla birlikte, histriyonik bireyler hiçbir şeyi şansa bırakmayan daha faydacı bir yaklaşana yönelmeye yatkındırlar. Kendileriyle ilgilenmekten aciz oldukları sonucuna vardıkları için diğerlerinin onlarla ilgilenmeleri için yollar bulmaya ihtiyaç duyacaklardır. Sonra aktif biçimde dik­kat isteyen ve diğerleri tarafından ihtiyaçlarımı yeterli biçimde de karşılandığından emin olmak için onay ve dikkat bekleyen bir şekilde düzenler. .

Bu dünyada yaşamanın anahtarını diğer insanlara vermekle histriyonik hastalar (yaptığı her şey için) herkes tarafından se­vilmesinin gerekli olduğu temel inancını tutmaya yatkındırlar. Bu da kişiyi çok güçlü bir reddedilme korkusuna yöneltir. Reddedilmenin mümkün olduğu fikri ile eğlenmek bile bu bireyleri tehdit eder, çünkü onlara -kişinin hastaya yaptığı ret aslında o kadar önemli olmasa dahi dünyadaki temelleri sağlıksız olan pozisyonlarını hatırlatır. Herhangi bir reddetme işareti tamamen yıkıcıdır. Yetersiz hissetmelerine rağmen yine de onay için umutsuzca davranmak onların yegâne kurtuluşudur. HKB olan insanlar rahatlayamaz ve onay almayı şansa bı­rakamazlar. Bunun yerine, etkili olduğunu öğrendikleri yol­larla, sile biçimde cinsel rol kalıplarının aşırı biçimiyle doldu­rarak, bu dikkati araştırmak için sürelidir bir basla hissederler. Kadın histriyonikler (aynı zamanda erkeklerin bazıları) erken yaşlarında sevimlilikleri, yeterliliği veya sistematik düşünce ve plan gerektiren herhangi bir emek yerine fiziksel çekicilikleri ve etkileyicilikleri için ödüllendirilmiş gibi görünür. Daha "maço" erkek histriyonikler aşırı bir erkeksi rol oynamayı öğ­renmişlerdir, kişilerarası ilişkilerde yetkinlik veya problem çözme becerisi yerine erkeklikleri, dayanıklılıkları ve güçleri için ödüllendirilmişlerdir. Anlaşılabilir biçimde, daha sonra, erkek ve kadın histriyonikler oynadıkları rollere ve diğerlerine performans sergilemeye odaklamayı öğrenirler.

Cathy'nin ebeveynleri o henüz bir bebekken boşandı, son­ra babası New York'a taşındı ve gösteri İşine girdi. Çocukken onu senede bir kere görürdü ve açık biçimde onun ilgi çekici gösteri işinden dolayı, arkadaşları ve çevresindeki tüm o "ka­dınlarla" yarışmak zorunda olduğunu hissederdi. Her zaman onun mükemmel küçük kızı olmak istediğini ve sürekli onu hayal kırıldığına uğratmaktan dolayı endişelendiğini anlattı.

Bir HKB vakası tartışmasında, Turkat ve Maısto (1985) onun problemlerini dikkat için aşırı bir ihtiyaç ve diğerlerinin dikkatini çekmeyi başarmak için uygun sosyal becerileri kullanmada başarısızlık" şeklinde formüle ettiler (s. 530). Böylece diğerlerinin onayını kazanmak asıl hedef olmasına rağ­men bu bireyler onu başarmanın etkili yollarını öğrenmişlerdir Diğer insanların tepkilerini dikkatlice gözlemlemeyi, analiz etmeyi ve sistematik olarak onları memnun etmenin veya etkilemenin yollarını öğrenmek yerine histriyonik kişi belli rollerin genel canlandırması için ciddi biçimde ödüllendir­mektedir böylece sadece bu rollerin canlandırması sırasında çok iyi olmayı öğrenmektedir. Diğerlerini memnun etme ça­bası kendi başına"işlevsiz olmak zorunda değildi, Histriyonik insanlar, bununla birlikte, gerçekten etkili olan şeyden uzaklaşarak bu stratejiye' çok fazla dahil olmuşlardı, Dramatik oyunlara ve ilgi çekmeye kendini kaptırarak onlar gerçek he­deflerini görmeyi kaybederler ve uyarılma beklentisi ile gelir, bu amaç için drama sergilerler.

HKB olan insanlar kendilerini sosyal, dost canlısı ve kolay geçinebilir olarak görürler ve aslında ilişkinin başında çok seçici olarak algılanırlar. Bununla birlikte, ilişki devam ettikçe, çekicilik azalmaya başlar ve yavaş yavaş aşılır. talepkar ve surekli ikna edilme ihtiyacında görülmeye başlanırlar. Doğrudan olmak reddedilme riskini içerirse, bu durumda onlar sıklıkla dikkat çekmek için manipülasyon gibi daha dolaylı yaklaşım­lar kullanırlar fakat daha hafif metotlar başarısız görünürse tehdit, baskı, öfke ve intihar tehditlerine başvuracaklardır.

Histriyonik insanlar dışarıdan onaylanmayı ortaya çıkarma hakkında çok endişelidir dışsal değerlendirmeyi kendi, içsel deneyimleri üzerinden yapmayı öğrenirle. Kendi içsel yanlarına çok az odaklanarak, diğer insanlardan farklı bir kimlik hissi olmadan kalırlar ve kendilerin, temelde diğerlerine bağlı görürler. Aslında, kendi içsel deneyimleri onlara oldukça ya­bancı ve rahatsız hissettirebilir ve bazen aktif biçimde kendilik bilgisinden kaçınır ve onunla nasıl başa çıkacağını bilmezler kendi duygularını gerçeğin bir delili olarak ele alırlar. Böylece, histriyonik bireyler eğer yetersiz hissediyorlarsa, yetersiz ol­duklarını, eğer aptal hissediyorlarsa aptal olmak zorunda ol­duklarını varsaymaya eğilimlidir.

Tedavi Yaklaşımı

Açıkçası, belli sorun durumları üzerinde çalışırken bütün bilişsel davranışçı teknikler (J. Beck tarafından listelenmiş, 1995) faydalı olabilir. Hastanın hedeflerine bağlı olarak çeşitli belli teknikleri kullanmanın kesin olarak yerinin belirlenmesi, otomatik düşüncelere meydan okumak, düşünceleri test et­mek için davranışçı deneyler düzenlemek, aktivite takvimi ve gevşeme eğitimi, problem çözme ve girişkenlik yardımcı olabilir. HKB'nin yukarıda sözü edilen formülasyonunun önerdiği tedavi stratejisi, hastanın kişilerarası davranışlarını ve dü­şünce tarzını değiştirmeye ek olarak, onun öncelikli hedefleri­ni başarmak için tipik olarak ihtiyaç duyduğu değişiklikleri yapmak için çalışmayı bütünleştiren bir yapıdır. Son olarak, "ben yetersizim ve kendi başıma hayatla başa çıkamam" ve "(herkes tarafından ve her zaman) sevilmek gereklidir" gibi altta yatan varsayımlara ihtiyacı olacak tedavi bittikten sonra uzun bir süre kalıcı olmaya devam edecek değişiklikler yap­mak için meydan okunacaktır.

İşbirliği Stratejisi

Tedavinin başlangıcında histriyonik hastayla bilişsel yönelimli terapist arasındaki çatışan düşünce biçimleri ilişkiyi oldukça zor ve engellenmiş bir hale getirebilir. Bununla birlikte, eğer tarzlardaki bu çatışma yavaşça çözümlenebilirse, terapi tarafından kolaylaştırman bilişsel değişimler hastanın duygusal güçlüklerine aracılık edebilir. Histriyonik bir hasta ile bilişsel terapi yapmanın başlıca zorluğu terapistin sağlam, tutarlı bir çabayı sürdürmesi ve başlangıçta onlara çok doğa dışı gelenOnların duygularının yüzeysel doğasının biraz muğlâk hisse sahip oluşu, diğer insan tarafından ortaya çıkarılma korkusu yüzünden onunla gerçek mahremiyete, girmekten utanarak çekinmelerini destekleyebilir. Çünkü kendi içsel kaynakların çok az dikkat harcadıkları için, ilişkisi içinde derinlik gereksinnildiğinde nasıl tepki verecekleri hakkında hiçbir fikirleri yoktur. Böylece onların ilişkileri çok sığ, yüzeysel ve rol oynama­ya dayalı olmaya yatlandır.

HKB bilişi, genel ve detaydan yoksundur, belirgin karakte­ristikler ve başarılara dayanmak yerine kendiliğin izlenimci bir algısına götürür. Eğer bir kişi kendi davranış ve duygularını yeterince detaylı biçimde göremezse, kendisi hakkında gerçekçi bir izlenimi devam ettirmek güçtür. Buna ek olarak, düşüncelerin duygular üzerinde güç kullandığını tartışan bilişsel kuram, abartılı düşüncelerin genel, abartılı duygulara yol açılacağı şeklinde devam eder. Bu genel duygular çok yoğun ve tu­tarsız olabilir bu yüzden histriyonik hastalar kendini duyguya kaptırabilir, yine de tamamen onunla bağlantılı olduğu hisse­dilmez. Karmaşık bilişsel bütünleştirme olmaksızın, bu farklı­laşmamış duyguların kontrolü çok zor olabilir ve kişiyi öfke patlamaları konusu ile baş başa bırakabilir.

Histriyonik hastanın J. Beck tarafından (1995) listelenmiş olan, karakteristik düşünce stili özellikle iki kutuplu düşünce gibi birçok bilişsel dikotomiye yol açar. Histriyonik hasta güçlü ve aniden tepki verir, olumlu veya olumsuz olsun aşırı sonuçlara varır. Böylece, bir kişi tamamen harika görülürken diğeri tamamen korkunç olarak algılanır. Böyle hastalar duygularını çok güçlü hissettikleri ve detaylara; mantığa keskin olarak dikkat etmedikleri için, ayrıca aşırı genelleme çarpıtma­sını yapma eğilimindedirler. Eğer bir kez reddedilmişlerse dramatik biçimde hep reddedildikleri ve hep reddedilecekleri sonucuna varırlar. Depresif aksine, histriyonik hastalar in­sanlar ve ilişkiler hakkındaki olumlu sonuçlarında da eşit de­recede aşırı olabilirler ve bu iki uç arasında kolayca değişebi­lirler. Ayrıca "duygusal muhakeme" çarpıtmasına yatkındırlar,yaklaşımı yavaşça kabul etmelerini sağlayacak kadar yeterli bil esnekliği devam ettirmesidir. Bilişsel terapinin sistematik sorun odaklı yaklaşımı, histriyonik hastaya tamamen yeni bir biçimde algılama ve işlemleme deneyimi empoze eder. Bu yüzden, bilişsel terapiyi öğrenme süreci, bir sondan çok daha fazla bir anlam taşımaktadır, beceriler aktif biçimde katılarak edinilen tedavinin en önemli parçasını oluşturmaktadır.

En azından terapinin başlangıcında, hasta terapisti her şeyi daha iyi yapacak her tür güce sahip olan bir kurtarıcı olarak görebilir. Bu terapiste kendisini iyi hissettirebilir, ancak teda­vinin etkinliği ile ciddi biçimde çatışabilir. Tedavide hastanın daha etkin bir rol oynamasına gereksinim duyulmaktadır böylece bu İmaj daha az devam edebilir. Böylece işbirliğinin ve rehberli keşfin tutarlı kullanımı histriyonik hastanın özellikle ilişkilerde bağımlı bir rol oynamasına önemli bir eğilim vermektedir. Hasta ne zaman terapistine yardım için yalvarsa terapist hastanın problemleri için kendi çözümlerini geliştir­mesine yardım etmek için sorgulamayı kullanmak yerine, bir kurtarıcı rolüne (bazen çok baştan çıkarıcı olan) doğru ayartılmamak için dikkatli olmaya ihtiyaç duyar.

Dikkatsiz terapist kurtarıcı rolü içine alınarak kolayca yönetilebilir, eğer hasta değişime yönelik çalışmazsa ve çok fazla istek için hazır durumda olursa, terapist çok fazla sorumlulu­ğu üzerine alır. Bu da terapistin duygularının manipüle edil­mesine, kızmasına, hasta tarafından aldatılmasına yol açar. Diğerlerine güçlü bir şekilde yardımcı olmak isteyen terapist, elde olmayarak hastanın çaresizlik duygularını kuvvetlendire­bilir ve hastanın normal ilişki tipini yeniden canlandırarak onu zor bir işin içine sokabilir. Terapist kendisini histriyonİk hastaya karşı güçlü duygusal tepkilere sahip ve girişimcilik ve yetkin tepkileri desteklemede daha az tutarlı olarak bulmuşsa, bu kendisinin düşünce ve duygularını gözleme zamanı olabilir .

Cathy’nin terapisti ona karşı karmakarışık duygulara sahip­ti. Bir yanda, hastasını oldukça hoş bulmakta ve onu bir arka­daşı olarak tanımanın nasıl eğlenceli olabileceğini görebilmek­teydi. Bununla birlikte bir terapi hastası olarak ona karşı en­gellenmiş hissediyordu. Örneğin, yakın zamanda olmuş bir panik atak boyunca veya öncesindeki düşünce ve duyguları araştırmayı denemek istediğinde edinebildiği sadece ("bayıla­cağım") şeklindeki tekrarlayan yüzeysel bir düşüncesiydi. O boşuna çabaladığını ve elini bu işten çekmek istediğini dü­şündü. Şöyle düşüncelere sahipti: "Bu zahmet niye? Hiçbir şey anlaşılmıyor. Bu hiçbir şeyde değişiklik yapmayacak. Za­ten hiçbir şeyin değişeceği yok". Böyle zamanlarda, bazı dü­şüncelerle duruma meydan okuması gerekti: "Yaptığımız şe­yin etkisi hakkında emin olamam. Hasta daha iyiye gidiyor, aslında bir şeyler ilerliyor. Bu sadece bir meydan okuma. Sa­dece bu olayları işlemesi için ona yardım etmem gerekiyor, çünkü bu düşünce ona çok yabancı."

HKB plan hastaları, yeterlilik konusunda ve özel konulara dikkat etmesi hususunda desteklemek terapi seansları boyunca önemlidir. Detaylara dikkat etmeyi ve girişkenliği öğretmek seanslar içerisinde tamamen faydalı olabilir. Bu, bireylere gi­rişken olmayı ve aktif biçimde problem çözmeyi öğretmenin ilk adımıdır, terapi seansları dışındaki dünyada duygusal karmaşa ve manipüilasyondan daha fazla yararı olur. Bu yüzden, hastanın önceki ilişkilerindeki çoğu kalıba kapılmaktan ka­çınmak terapist için önemlidir. Bu deneyimli bir terapist için bile oldukça meydan okuyucudur, çünkü bir histriyonik has­tanın tarzı çok cazip, çekici ve dramatik temsil deneyimleri, oldukça sürükleyici, eğlenceli ve güldürücü olabilir. Terapist için hastanın oyununa kendini kaptırmaktan kaçınmak ve te­rapi içindeki manipülasyon girişimlerinin farkında olmak ha­yati önemdedir, böylece açık sınırlar terapist tarafından bu girişimleri desteklemeden konabilir.

Cathy özel ücret ayarlamaları elde etmek için aylarca denedi ve bazen hastanenin yöneticileriyle temas kurarak terapistin bilgisi dışında özel ayarlamalar yapmak için terapistin üstünde olmaya çalıştı. Neyse ki, bu tür girişimlerin hepsi terapistin dikkatine hemen sunuldu, böylece terapist diğer hastalar için olduğu gibi Cathy için de aynı ücret ayarlamasını açıkça ve her seferinde uygulayabildi. İstekleri kabul görmeyince hasta­nın yaşadığı reddedilmişlik duyguları tartışıldı, fakat ücret ayarlaması için bir istisna yapılmadı. Tedavi masrafını karşıla­yamadığı görüşmelerin iki haftada bir olmasına ihtiyaç duy­duğunda hasta, ısrar ederek sınırları zorladı ve terapist istisna yapmak için onunla hem fikir olunca hem şaşırdı hem de kız­dı. Terapiye ilci haftada bir gelmeye başladıktan birkaç hafta sonra, özel bir karşılığı olmadığını görünce, haftalık terapi düzenine geri döndü, tedavinin ilerleyen zamanlarında, geliri gerçekten değiştiğinde ve girişken bir tavırla konuyu terapis­tine sunduğunda, girişken tavrı için ödüllendirildi ve uygun bir ücret ayarlaması yapıldı.

Özel Müdahaleler

HKB olan bir birey bir kerede sadece bir konuya nasıl dikkatini odaklayacağını öğrenmeye ihtiyaç duyar. Seans gündeminin düzenlenmesi, hastaya belli bir konuya dikkatini odaklamayı öğretmeye başlamak için en mükemmel yerdir. Histriyonik hastanın doğal eğilimi seansın çoğunu dramatik biçimde, hafta boyunca meydana gelmiş olan heyecan verici ve travmatik olaylarla geçirmektir. Bu eğilimle savaşmak yerine, her seansın bir bölümünü bu amaç için ayarlamak önemli olabilir. Böylece, gündemin bir kısmı hafta boyunca işlerin nasıl gittiğini gözden geçirilebilir (kesin bir zaman sınırıyla), terapist destekleyici olabilir ve böylece hasta iyi hissedebilir. Sonra seansın geriye kalan kısmında diğer hedeflere yönelik çalışmayla zaman geçirilebilir.

HKB olan bireylerin tedavisindeki en büyük problemlerden biri onların tedavide Önemli bir değişim yapacak kadar uzun kalmamalarıdır. Hastalar diğer aktiviteler ve ilişkilerde olduğu gibi, ilgilerini kaybetmeye ve daha heyecan verici birşeye yönelmeye eğilimlidirler. Histriyonİk hastaları tedavide tutmanın bir yöntemi, kısa süreli faydaları kadar uzun süreli kazançları elde etme olasılığı sunularak onlar için gerçekten anlamlı ve önemli olarak algılanan hedefler düzenlemektir. Onlar bir terapi hastasından beklenen imajlarına uygun olarak geniş ve muğlâk fakat özellikle samimi görünmeyen hedefler belirleme eğilimindedir. Bu hedeflerin (sadece "olmak" diye düşündükleri bir imajdan öte) belirgin, kesin ve hastalar için gerçekten önemli olması hayatidir. Terapist onlara şöyle sorular sorarak kullanıma hazır hedeflerine yardım edebilir "hede­fine ulaşsan bunu nasıl söylerdin?" "tam olarak neye bakar ve neyi farklı hissederdin, hangi yollarla?" ve "niye Özellikle bunu başarmak istiyorsun?" Kim olmak istediklerine dair deneysel bir model içinde düşüncelerini bir araya getirmelerine yardım etmek için hayatları değişse nasıl hissedecekleri hakkında se­ans içinde hayal kurmaları faydalı olabilir. Bir kez hedefler düzenlendiğinde, seans boyunca dikkat odaklamayı hastaya Öğretmek için bu hedefler listelenebilir. Bu hastalar konudan saptıklarında veya başka konulara yöneldiğinde, terapist naz ile fakat ısrarlı bir biçimde bunun tartışmak için anlaşmaya var­dıkları hedefle nasıl ilgili olduğunu sorar.

Cathy aslında tedaviye işe geri dönmek, yalnız başına ara­ba kullanabilmek ve kendi dairesinde yalnız kalabilmek gibi çok pratik hedefler için gelmişti. Bununla birlikte, hedefler onu daha çabuk biçimde ödüllendiren durumları içerir hale gelerek genişlediğinde Cathy tedavi hakkında daha fazla heye­canlanmaya başladı. Alış veriş merkezlerine gitmek (özellikle ayakkabı satın almak!), rock konserlerine gitmek, restoranda yemek yemek ve kiliseye gitmek (etkileyici toplantı) gibi he­defler üzerinde çalışmak onun ilgisini daha faydalı hedeflere göre daha uzun süre korudu. Cathy için en güçlü motivasyon kaynaklarından biri ilginç bir tatile uçma fırsatına sahip oldu­ğunda geldi. Bu yolculuktan önce kısa bir dönem içerisinde hızlı bir gelişim gösterdiği zorlayıcı bir hedefti.

Tedavinin başlangıç aşamalarından sonra, asıl müdahaleler hastanın sunduğu problem ve hedeflere bir yere kadar bağlı olacaktır. Bununla birlikte, sendromun bütününde kalıcı bir değişim yapmak için HKB'nin bilişsel kavramsalaştırmasının çeşidi unsurlarının her birine değinmek önemlidir.

(Belirgin şeylere odaklanmada başarısızlığı içeren) genel izlenimci düşünce tarzlarıyla histriyonik hastaların problemle­ri daha kötü duruma geldiği için, hastaya belirgin düşünceleri izlemeyi ve kesin olarak belirlemeyi öğretmek, sunulan probleme rağmen tedavinin önemli bir kısmıdır. İşlevsiz Düşünce Kaydını (İDK) kullanarak ilk üç kolondaki belirgin olaylar, düşünceler ve duyguları belirlemek için düşünceleri izlemeyi bu hastalara öğretmek bir hayli zaman alacaktır. Diğer birçok hasta tipi eve gidip düşüncelerini gözlemleyebilmesine rağ­men bu, doğru biçimde seans içinde basit bir açıklama ve uy­gulamadan sonra, histriyonik hastalar için gerçekçi olmayan bir beklentidir. Histriyonik hastalar büyük olasılıkla otomatik düşüncelerin gözlemlenme amacını unutacak ve bunun yerine hafta boyunca onlara neler olduğuna dair tam olarak uzun bir hikâye getireceklerdir.

Terapist onların tüm ev ödevi yapma girişimlerini ödüllendirmeye ihtiyaç duyacaktır, bununla bir­likte İDK hastalar tamamen anlayıp hedefin sadece terapistle iletişim kurmak olmadığını anlayıncaya kadar muhtemelen defalarca açıklanacaktır. Onlar İDK'nın asıl amacının o andaki duyguları değiştirmek için düşüncelere meydan okuma ve ta­nımlama becerisini öğrenmek olduğunun hatırlatılmasına ih­tiyaç duyacaklardır. Bazı histriyonik hastalar güçlü bir biçim­de tüm duygu ve düşüncelerini terapistiyle paylaşma ihtiyacı duyar, eğer böyle olursa, düşünce kâğıtlarına ek olarak yapı­landırılmamış düz yazı şeklinde yazmaları (ama ödevlerin ye­rine değil) önerilebilir. İDK hastaya özellikle aşırı uçtaki fan­tezilerle gerçekliği ayırt etmede ve sebep-sonuç hakkında daha geçerli varsayımlar yapmalarında yardımcı olabilir.

Cathy fiziksel durumundaki en ufak değişime korkunç bir hastalık atfetmekte ve çabucak kendisinin kanser veya AİDS'e yakalandığı ve ölmek üzere olduğu sonucuna varmaktaydı. Odası sıcak ve kalabalık olduğu için veya panik atak geçirdiği için başı dönüyor ve nefes almakta zorlanıyor olsa bile bu bir farklılık yapmadı. Baş dönmesinin gerçek sebebi ne olursa olsun, çabucak bayılacağı veya öleceği sonucuna varıyordu ki kendisine fiziksel semptomlarının olası alternatif sebeplerini durup keşfetmeyi Öğretmek ona daha uygun sebepler atfetmesine ve panik döngüsünü kesintiye uğratmasına yardımcı ol­du.

Yazılı ev ödevi görevleri sıkıcı ve saçma olarak görülecektir bu yüzden potansiyel faydalarla bu düşüncelere meydan okumak için fazladan zamana ihtiyaç duyulabilir. Hastanın drama hissi ile savaşmak yerine, onların güçlü canlandırmaları tera­pinin görevleri için kullanılabilir. Örneğin, gerçek tepkilerini yazarlarken hastalar, dramatik olmaya cesaretlendirilebilir, otomatik düşüncelere göre rasyonel tepkileri daha zorlayıcı ve güçlü yapılabilir. Bilişler çoğunlukla sözel düşünceler yerine etkili hayal biçimini alır, bu yüzden etkili hayal değişimi de cesaretlendirilebilir. Otomatik düşüncelere sözel meydan okumaların dramatik tipleri-Örneğin terapistin hastanın oto­matik düşüncelerini canlandırdığı ve hastanın da daha uyumlu tepkileri oynadığı seslerin dışsallaştırılması gibi- histriyonik hastalar için özellikle ikna edici olabilir.

Cathy'nin terapisti bir ev ödevi görevini hazırlarken ona ait dramatik kelimeleri kullandığı zaman Cathy'nin daha fazla dikkat harcadığını fark etti. Bundan dolayı onlar Ödevleri da­ha günlük dilde yer alan bir ifade kullanılıp "patronumla bu­luşma" demek yerine "gıcık adamla ile toplantı yapmak" şek­linde ifade edilen sıradışı bir seslendirme ile bitiyordu. Cathy seslerin dışsallaştırılmasını, dramatik ve bundan dolayı da dü­şüncelere rasyonel bir tepki vermenin daha güçlü yöntemi olarak gördü. Seans içerisinde dramatik dışsallaştırmayı yap­tıktan sonra, eve gidip otomatik düşünceleriyle kendi başına yazarak meydan okuyabilir hale geldi.

Dramatik davranışsal deneyleri düzenlemek otomatik dü­şüncelere meydan okumanın daha güçlü başka bir metodu olabilir. Örneğin, Cathy her başı döndüğünde şöyle düşüncelere sahipti: "Bayılacağım ve kendimi tam anlamıyla bir aptal konumuna sokacağım". Bu düşüncelerle mücadele etmek için, grup terapisinde dramatik bir yolla yapılabilen baş dönmesi­nin bedensel olarak algılanan ipuçlarına maruz bırakmayı dü­zenlemek önemlidir.

TERAPİST: Cathy, seni korkutan ana semptomun baş dönmen olduğu görülüyor.

CATHY: Evet, ondan nefret ediyorum. Bu korkunç değil mi?

TERAPİST: Peki, senin İçin böyle olduğunu biliyorum. Yardım edemiyorum ama şunu merak ediyorum sadece hoş olmayan bu durum hakkında kendini bu durumun korkunç olduğuna ikna etmiş olabilirsin. Bize ne hissetmenin baş dönmesini korkunç hissettirdiğini söyleyebilir misin?

CATHY: Çok korkunç bir şey. Bilirsiniz, bayılacağım ve kendimi utanç verici bir duruma sokacağım.

TERAPİST: Yani başın dönerse bayılacağına inanıyorsun. Ve eğer bayılırsan, bunun korkutucu bulduğun yanı nedir?

CATHY: Yeniden uyanıp defalarca, sonsuza kadar bayılacağıma dair bir resim var zihnimde.

TERAPİST: Sürekli olduğunu mu hayal ediyorsun? Ne kadar süre boyunca?

CATHY: Sanki sonsuza kadar, sanki hiç kendime gelemeyecekmişim gibi. (güler.)

TERAPİST: Bunu söylerken gülüyorsun. Tahminin hakkında şüp­heli misin?

CATHY: Pekala, bunun aptalca geldiğini biliyorum, fakat o sırada bu şekilde hissettiriyor bana.

TERAPİST: Yani o sıradaki hislerine dayanarak bir tahmin yapı­yorsun. Ve kaç kere başının döndüğünü hissettin?

CATHY: Oh, binlerce kez. Biliyorsun her zaman onun hakkında konuşuyorum.

TERAPİST: Peki, kaç kez binlerce kez başının döndüğünü hisset­tin ve bayılacağını varsaydın? Gerçekten bayıldın mı?

CATHY: Hiç. Fakat bu sadece baş dönmesi ile savaştığım için. Eminim eğer savaşmazsam böyle olmaz.

TERAPİST: Bu da bizim tam olarak test etmek istediğimiz şey. Gördüğüm kadarıyla, burada problem yalnızca baş dönmesi değil, fakat bunun yerine baş dönmenle ilgili korkun. Başının dönmesini ne kadar çok kabul edersen onu daha az felaketleştirirsin ve yaşamın agorafobi tarafından daha az yönetilir olur. Sonuç olarak bizim İşimiz baş dönmesiyle birlikte daha rahat hale gelebilmen için çalışmak. Anlamı var mı bunların?

CATHY: Evet sanırım anlamı var. Fakat nasıl yapılacağını anlamıyorum. Onun hakkında konuşuyoruz ancak bana korkutu­cu görünüyor.

TERAPİST: Bu doğru ve işte bu yüzden başın dönse bile hiçbir felaketin olmayacağına dair gerçek delile ihtiyacın var. Bu noktada sahip olduğumuz delil çok zayıf. Ayrıca seni her sefe­rinde çarpmasına izin vermek yerine kasıtlı olarak baş dönme­sine kendini maruz bırakmaya ihtiyacın var. Senin için faydalı olacak bir alıştırmayı denemek ister misin?

CATHY: Eğer bana komik şeyler yapmamı söylemeyeceksen

TERAPİST: Şu ana kadar söylediklerimle hem fikir misin?

CATHY: Sanırım

TERAPİST: Peki, senden yapmanı isteyeceğim şey biraz tuhaf görünebilir, anlamı olduğunu söylediğin şeyle uyumlu olacak. Senden grubun ortasına geçip başın dönünceye kadar dön­meni istiyorum.

CATHY: Bunu yapmak istemiyorum.

TERAPİST: İşte sana göstereyim {ayağa kalkar ve birkaç kez dö­ner) işte, aynen böyle. Çabucak başım dönerdi. Çocukken her zaman yapardım. Sen de yapmaz miydin?

CATHY: Evet. Şimdi hariç bu farklı. Eskiden eğlenceliydi şimdi beni korkutuyor.

TERAPİST: Eğer başın dönünceye kadar dönmeye isteksizsen sı­nırlı sayıda dönmek ister miydin?

CATHY: İki kez döneceğim. Daha fazla olmaz.

TERAPİST: Harika.

CATHY: (Tereddüt ederek ayağa kalkar ve deneme şeklinde iki kez döner) bu histen nefret ediyorum

TERAPİST: Bu onu yapman için daha çok sebep. Hisle doğrudan yüzleştikçe ondan çekinmek yerine sonunda onu daha çok kabul eder hale geleceğini umuyorum. Bugün ne keşfettin?

CATHY: Bayılmadım. Ama bu hastanede olduğumu ve yardımın çok yakında olduğunu bildiğim içindi (güler).

TERAPİST: Bu yüzden her gün dönme alıştırmasını yapmanı isteyeceğim. Önce evde doğal ortamında baş dönmesi ile yüzleşebilirsin. Sonra bir sonraki grupta, ne kadar süre dönebildi­ğini göreceğiz.

CATHY: Bunu tekrar yapmak zorunda olduğumu mu söylüyor­sun?

TERAPİST: Problemlerin üzerinde çalışmanın en çabuk yolunun bu olduğunu düşünüyorum. Tereddüt edişin doğru yolda ol­duğumuzun en güçlü göstergesi. Fakat bunun için senin tolere edebileceğin bir hızda çalışabiliriz.

CATHY: Çılgınca görünüyor ama sanırım anlamı var.

Otomatik düşüncelerin tam olarak saptamayı öğrenmenin diğer bir avantajı tepkiselliği azaltmak için sürecin kullanılabilmesidir. Düşünceleri kaydetmek için yeterince uzun tepki vermeden önce durmayı öğrenerek hasta kendini kontrol et­mek için büyük bir adım atmıştır.

HKB olan bireyin başa çıkma becerilerini geliştirmede de­ğerli olan bir bilişsel teknik, seçeneklerin avantaj ve dezavan­tajlarını listelemektir. Bu teknikeri iyi tedavinin başında, fikir birliğine varılmış bir konu hakkında direnme çabalarına odak­lanır odaklanmaz tanıtılır. Eğer terapist sadece ısrar ederse hastanın, terapistin değersiz ve kendisini anlamadığına karar vermesi birbirini izleyebilir. Diğer taraftan eğer terapist sürek­li olarak terapi zamanını nasıl harcayacağı seçiminin hastanın olduğunu vurgularsa, hasta kendi kararını alması için bırakıldığında hedefe odaklanma avantajı ile İstenen hedefleri ba­şarmak için biraz şans olacaktır. Ne seçilirse seçilsin, terapist­ten gelene göre hastadan gelen daha hoş olacaktır. Hastaya terapi seansları içinde bilinçli seçimler yapmasına yardımcı olmak, eylemin çeşitli yollarının avantaj ve dezavantajlarını incelemek, günlük yaşamda öncelikli faydalı olan aktif prob­lem çözme ve seçimler yapmayı öğrenmektir.

Cathy "kendi dairesinde yalnız kalabilmeyi" hedeflerinden birincisi olarak belirlemiş olmasına rağmen, dairesinde en kısa zaman dilimlerinde (mesela 5 dakika) kalmayı içeren ev ödevi görevlerini asla takip eder görünmedi. Bunun yerine, kendisi­ni daha fazla uyumlu olması için zorlamak yerine, terapisti gerçekten bu hedefe yönelik çalışmak isteyip istemediği konusunu ortaya çıkardı. Annesinin evinde veya kendi dairesinde kalmanın avantaj ve dezavantajlarını liste halinde yazmak ke­sin olarak peşine düşmek isteyeceği hedefi kendi başına karar vermesine yardım etti(Tablo 10. 2Tye bakınız). Bu karara var­dıktan sonra, kendi başına bu hedefe yönelik ev ödevi görev­lerinde tutarlı biçimde çalışmaya başladı.

Bu bilişsel stratejilere ek olarak, bu hastalar belli problem çözme becerilerinden de faydalanabilirler. Nadiren, harekete geçmeden önce sonuçları onlara, düşündükleri "araç-amaç düşünme" yöntemi olarak sunmak yardımcıdır (Spivack ve Shure, 1974). Problem çözme prosedürü, hastaya çeşitli önerilmiş çözümler üretmeyi ve daha sonra çeşitli seçeneklerin muhtemel sonuçlarını değerlendirmeyi öğretmeyi içerir.

HKB olan bireyin tedavisi nadiren problemli kişilerarası ilişkilere dikkat etmeden tamamlanır. Bu bireyler ilişkilerine daha az reddedilme riski taşır gibi görünen dolaylı yollarla hükmederler. İlişkilerini manipüle etmek için genellikle en sık kullandıkları metotlar duygusal krizleri, kıskançlığı tetiklemeyi, çekiciliklerini kullanmayı ve baştan çıkarıcılıklarını, seksten mahrum bırakmayı, azarlamayı ve şikâyet etmeyi içerir. Bu davranışlar sürdürülmeye yeterli olarak işliyor olmasına rağmen, genelde kısa süreli kazançlara odaklandıkları için uzun süreli bedelleri hastalara görünmez. Eldeki düşüncelere mey­dan okumak yeterli olmayabilir, durumları manipüle etmek için histriyonik bireyler sık biçimde duygusal patlamalar kul­landığı için, bundan dolayı eğer hasta Öfke nöbetine sahipse eşi işten geç geldiği için, en yakın düşünceleri "bana bunu na­sıl yapabilir? Beni artık sevmiyor! Beni terk ederse yaşaya­mam" şeklindedir. Öfke nöbetinin sonucu olarak, kendisine karşı ölümsüz sevgisinin şiddetli itirazlarını alabilir, bunlar onun ikna olma isteğini tatmin eder. Böylece doğrudan dü­şüncelerine meydan okumaya ilave olarak duygusal şekilde alt üst olduğunda, kendisine "gerçekten şu anda ne istiyorum?" diye sormayı öğrenmeye ve alternatif seçenekleri bunu başar­mak için keşfetmeye ihtiyaç duyar.

Hastalar bir durum içinde ne istediklerini gerçekten bulmayı öğrendikleri zaman (histriyonik hastalarda bu genellikle güvence ve dikkattir) problem çözme becerileri uygulanabilir. Bu yüzden otomatik biçimde öfke nöbeti geçirmek yerine on­lar, öfke nöbeti geçirmek ve diğer seçenekleri denemek ara­sında bir seçim yapmakla yüzleşirler. Terapist, onlardan dav­ranışlarında kalıcı değişimler yapmalarını istemek yerine (öfke nöbetlerinden tamamen vazgeçmek gibi) en az uzun dönemli bedele sahip en etkin metotları denemek için kısa davranışsal deneyler düzenlemeyi önerebilir. Tipik olarak kısa deneyler, kalıcı bir davranış değişikliği yapma fikri ve yeni davranışların ortaya çıkmasına yardımcı olmaktan daha az tehdit edicidir.

Diğerlerinin sevgisini ve ilgisini nasıl elde edeceğine yoğunlaşmakla zamanının çoğunu harcayan histriyonik hastalar tipik olarak çok düşük düzeyde kendi ihtiyaçlarının, istekleri­nin ve İçimliğinin farkındadır. Bu yüzden, terapi çabası, onla­rın ne istediklerine ve bir kimlik hissi oluşturmaya yönelik dikkatlerini odaklamaya ihtiyaç duyar. Bu noktada, kişinin ih­tiyaçlarını karşılayan bireysel haklarım içeren girişkenliğin avantajlarını göz önünde bulundurmak yardımcıdır. Hastalar isteklerini diğerlerine daha açık ve etkili biçimde iletmeyi öğrenmeden önce, kendi kendileriyle açık bir iletişime sahip ol­mak zorundadırlar.

Bir grup terapisi seansında, grup lideri Cathy'yi zor bir ev ödevi görevini alması için cesaretlendirdi. O ödevi kabul etti fakat sonraki hafta bunu adadı ve bundan sonra seansta yüzü­nü asıp oturdu. Başka bir grup üyesi onu davranışı ile yüzleştirdiğinde, çok kaygılandı ve tam bir panik atak geçirdi. Başlangıçta, ne düşündüğünü ve hissettiğini tanımlayamadı ve sadece artık grup içinde olmaktan hoşlanmadığına dair muğ­lâk duygular anlattı. Sonunda düşüncelerini tanımlayabildi ve girişken biçimde kendisini çok fazla zorladığını ve çok zor bir ev ödevi hazırladığını grup liderine söyledi. Kendine olan bu güveni için grup lideri ve diğer grup üyeleri tarafından güçlü biçimde ödüllendirildi ve bu kaygıya dayanmanın değdiği sonucuna ulaştı.

"Kimlik" veya "kendilik algısı" kavramları histriyonik hastalar için çoğu işlevsiz düşüncenin kaynağı olabilir. Bu hasta­lar kimliği, diğer insanların sahip olduğu ancak kendilerinde eksik olan, büyük, sihirli bir şey olarak görmeye yatkındırlar. Kendi kimliklerini keşfetme fikri tamamen bunaltıcıdır ve kimliğin kişinin zaten sahip olduğu ya da olmadığı bir şey olarak görmeye yatkındırlar. Hasta bir kere daha önce tartı­şılmış olan bilişsel tekniklerden bazılarını kullanmaya başladı­ğında, zaten duygularına, isteklerine ve tercihlerine biraz dik­katini odaklamaktadır, fakat o bunu kimliğinin önemli bir parçası olarak görmeyebilir. Çoğu şeyin basitçe bir özeti ola­rak; favori renkler, yiyecekler ve benzeri sıradan ve somut şey­lerden başlayarak kişinin kendisi hakkında bildiği çeşitli şeyleri ve bunlardan bazılarını terapi seansında listelemeye başlaması, kendilik algısının gelişimini tanımlamak için yardımcı olabilir. Bu listenin değerlendirilmesi terapinin geri kalanı boyunca devam eden bir ev ödevi görevi olabilir ve seanslar sırasında hasta kendisi hakında herhangi bir türde ifadede bulunduğu her seferde ("insanların beni bekletmesinden gerçekten nefret ediyorum" gibi) terapist bunları vurgulayabilir ve üsteye ekle­yebilir.

Bir ilişki kaybının yıkıcı olduğu inancına sonunda meydan okumak önemlidir. Hastanın ilişkileri iyi görünüyor olsa bile, eğer hasta hala ilişkileri bittiğinde yaşayamayacağına inanıyor­sa iddialı riskler almak zor olacaktır, ilişkinin bitmesi gerekti­ğine ve ilişkiden önceki hayatını hatırlamaya yönelik geçekliğin hayal edilmesi, hastaya reddedilme fikrinin "felaketleştirilmemesi" için yardım etmeye başlamanın iki yoludur. Başka bir kullanışlı metot ise kasıtlı olarak küçük reddedilmelerin(Örneğin, yabancılarla) olduğu davranışsal deneylerin tasarlanmasıdır, böylece hasta harap olmadan reddedilmeyi gerçek­ten deneyimleşebilir.

Sonunda, HKB olan hasta "ben yetersizim ve yaşamak için diğerlerine dayanmaya mecburum" şeklindeki en temel varsa­yımına meydan okumaya ihtiyaç duyar. Önceden tartışılmış olan yöntemlerin çoğu (girişkenlik, problem çözme ve davra­nışsal deneyimler dahil olmak üzere) hastanın başa çıkma be­cerisini arttırmak için tasarlanmıştır ve böylece kendine yeter­lilik arttırılır ve hastanın biraz yetkinlik hissetmesine yardım edilir. Bu hastalar mantıksal sonuçları tasvir etmede zorluk çekerler, bununla birlikte, başardıkları her bir işin nasıl yetkin olamayacakları fikrine meydan okuduğunu sistematik olarak vurgulamak önemlidir. Ayrıca açık bir hedefle onların yeterli bağımsızlık fikrini test etmek için küçük, belirgin davranışçı deneyler düzenlemek faydalı olabilir.

İlerlemeyi Devam Ettirmek

Histriyonik insanlar canlı, enerji dolu ve birlikteyken eğ­lenceli olan kişilerdir Eğer duygusallıklarından tamamen vazgeçerlerse kendilerinden çok şey kaybetmiş olurlar. Diğer­leri için kasvetli, duygusuz ve sıkıcı hale gelmekten korkabilirler. Bundan dolayı tedavi boyunca hedefin duyguları yok et­mek olmadığını (ki bu imkansızdır), aksine onları daha yapıcı biçimde kullanmak olduğunu açıkça belirtmek önemlidir. As­lında, tedavi boyunca terapist dramatik ve ikna edici anlamla­rın otomatik düşüncelere meydan okumak için kullanmaları­na yardım ederek, onların canlı hayal güçlerini ve drama algı­larını uyumlu biçimde kullanmaları için cesaretlendirebilir. Heyecan arayışı için, tiyatro ve dramaya katılmak, heyecan ve­rici aktivitelere ve rekabet içeren sporlara katılmak ve edebiyat, film ve televizyondaki dramatik unsurların ara sıra gö­zünden kaçması dahil olmak üzere diğer yapıcı ana yollar des­teklenebilir. Cathy için yeni keşfettiği Hristiyanlığı heyecan arayışı için daha yapıcı bir yol sağlamışa, vaftizinde aramasına yoğun biçimde odaklanabilmişti ve kilisesinin bir parçası ol­mayı başarmıştı.

Hayatlarındaki duygusal travmadan vazgeçmekte isteksiz hisseden ve korkunç boyutta depresif ve üzgün olmaktan başka bir şansları olmadığında ısrar eden hastalar için, "bir trav­ma programını" öğrenmek en azından biraz kontrol kazanma­larına yardım etmek için faydalı olabilir. Hastalar güçlü duy­gularına teslim olacakları (depresyon, öfke, öfke nöbetleri gi­bi) her gün (veya hafta) belli bir zaman seçip ne zaman böyle duygular ortaya çıksa karşı konulamaz olmaktansa, duyguları­nı uygun bir zamana kadar ertelemeyi ve üzerinde anlaşmaya varılmış bir zaman dilimine kadar tutmayı öğrenir. Bu para­doksal bir etkiye sahip olabilir. Hastalar "programlanmış bir depresyonu" gerçekten öğrenebildikleri ve yaşamlarını engel­lemesine izin vermedikleri zaman sınırlamalarına bağlı kaldık­larında, böyle bir program yapma ihtiyacı hissetmeyebilirler. Bu onlar için daima bir seçenek olarak kalacaktır. Bununla birlikte, terapi sonlandırıldıktan sonra, sadece "onu sistemle­rinden çıkarmak" zorunda olduklarına kendilerini İkna eder­lerse, bunu başarmanın çok daha az yıkıcı bir yolunu öğren­miş olurlar.

Histriyonik hasta çok yoğun biçimde diğerlerinin onayını ve dikkatini almaya yatırım yapağı için, yapılandırılmış bir bilişsel grup terapisi özellikle tedavi için etkin bir yol olabilir. Kass ve arkadaşları (1972) işlevsiz ve aşırı derecede duygusal tepkilerin söndürülmesi ve kendine olan güvenin ödüllendirilmesini desteklemek için grup üyelerinin seçilebileceğini gösterdi. Kişilik bozukluklarının çoğunun bilişsel terapisi, Ek­sen I tanılarına göre genelde tedavinin daha uzun süre devam etmesine bağlıdır.

Cathy'nin tedavisi bireysel terapi ile başladı. Bilişsel tera­pinin temel kavramları hakkında uzmanlaşınca, tedavinin ta­mamlanmasına doğru bir adım olarak bir bilişsel terapi gru­buna alındı. Gruptaki en histriyonik üye olarak o, çabucak "sosyal yönetici" rolünü üstüne aldı ve iyileşmenin aşamaları­na maruz kalmanın dramatik ödüllendirmesinin tarzım düzen­ledi. Cathy'nin cesaretlenmesiyle, grup üyeleri birbirini alkış­ladı ve bazen özellikle zor konuları başarıyor oldukları için birbirlerini ayakta alkış yağmuruna tuttular. Grup ona kendi­ne olan güvenini kazanmaya yönelik çalışması, grubu eğlen­dirme ve memnun etme ihtiyacı için ideal olan ortamı sağladı. Örneğin, bir seansta, Cathy beklediği tepkiyi alamadığı bir şaka yaptı. Sonraki seansta, grup kendine güveni tartışarak belli bir süre geçirmek istediğine karar verdi. Cathy bunu "peki, madem kendine güvenden bahsedeceğiz, son seansta nasıl hissettiğimi paylaşmak istiyorum" diyerek cevapladı. Şöyle düşüncelerini tam olarak saptayabildi: "Komik bir şey söyledim, bu yüzden grup beni şimdi dışlayacak", "yanlış bir şey yaptım" ve "insanlar benim olduğumdan farklı olmamı is­tiyor". Bunu tartışırken, özellikle erkek grup liderinin nasıl tepki vereceği hakkında endişeli olduğunu açıklayabildi. Bu tartışma ve bu düşüncelere meydan okuma, sonraki seanslarda erkeklerdeki otoritesi dahil olmak üzere diğerlerinden ayrı olarak, ne istediğine ve neyin onun için en iyi olduğuna karar verme hedefinde çalışmasına izin verdi.

Güncel olarak önemli bir ilişkisi olan hastalar için, ayrıca çift terapisi özellikle faydalı olabilir. Çift tedavisinde, her iki eşin de, ilişkideki kalıpların ve onların bu kalıpların devamlılı­ğını kolaylaştıran yollarının farkına varmaları için yardım edi­lebilir.

Cathy 3 yıldan fazla bir süre boyunca toplam olarak 101 se­ans gördü. Terapiye başladığı zaman, agorafobisi yüzünden çalışamıyordu ve Beck Depresyon Envanterinden 24 puan almıştı. Altı seans sonra, işine geri dönmüş ve Beck Depres­yon Envanterinden aldığı puan 11'c (normal aralığa) düşmüştü. Terapinin başlangıcında hızlı semptomatik iyileşmeler gös­terse de, sadece agorafobisi ve depresyonun da değil aynı za­manda HKB'de de kalıcı değişimler yapmak çok daha uzun zaman aldı. Terapiyi tamamladıktan iki yıl sonra, bir ilişkisin­den ayrılmasını, köpeğinin (sevdiği arkadaşının) itlaf edilme­sini ve annesinin ciddi hastalığını da içeren büyük bir krizden geçmesine rağmen, Cathy agorafobisinin ve ciddi depresyo­nunun hiç tekrarlamadığını anlattı. Bu ağır streslerle başa çı­karken, kendisine sürekli şunları söylediğini anlattı: "Eğer fo­bimin üstesinden gelirsem, her şeyle başa çıkabilirim". Prob­lemli olan bir ilişkisini bitirdi ve istikrarlı, olgun ve kendisine iyi davranan bir adamla evlenmek üzere nişanlandığını anlattı. Hayatında ilk kez harika bir cinselliği içeren iyi sağlam bir ilişkisi olduğunu anlam.

Sonuç

Üç yılı aşan bir dönemde 101 seans hiç de kısa süreli bir terapi olmamasına rağmen, Cathy'nin agorafobisinin ve tekrar­layan depresyonunun yanı sıra HKB'nin da tedavi edildiği he­saba katılmalıdır. Birinci eksende yer alan semptomlar çok daha kısa bir sürede değişmesine rağmen, yazarın deneyimi HKB'nin karakteristiklerinin değişiminin 1 ile 3 yıl arasında olduğudur. Açık biçimde, kontrol edilmemiş olan vaka rapor­larının faydası sınırlıdır. Bu popülasyonda tedavinin etkinliği­ni kanıtlamak, tedavinin gerekli olan içeriklerini açıklamak ve son olarak hangi tip hastanın hangi tür tedavi biçimlerine uy­gun olduğuna karar vermek için ampirik araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

A.T. Beck Kişisel Bozuklukların Bilişsel Terapisi Litera Yayıncılık

web tasarım






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...