ANKET

hipnoz eğitimi almak istermisiniz



Tüm Anketler




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SORUMLUK DUYGUSU GELİŞTİRME YOLLARI

SORUMLUK DUYGUSU GELİŞTİRME YOLLARI

27 Temmuz 2009 02:18
Yorum Sayısı :0  Okunma : 547

 

SORUMLUK DUYGUSU GELİŞTİRME YOLLARI

 

Çocuğun başarısını belirleyen en önemli faktörlerin basında sorumluluk duygusu gelir. Sorumluluk duygusuna sahip bir çocuk başarma sorumluluğunun da kendisine ait olduğunu bilir.Çocuğun bu duyguyu kazandığı yer ise ilk önce ailedir.
Aile tarafından küçük yaşlardan itibaren, çocuğun yaşına ve cinsiyetine uygun sorumluluklar verilirse,çocukta sorumluluk duygusu gelişir.Aile de bu duyguyu kazanmayan çocuğa ileri yıllarda bunu kazandırmak çok zor bir iştir.
Bunun için ailenin ,çocuğun bebeklikten itibaren gelişim özelliklerini çok iyi bilmesi ve bu doğrultuda çocuğa yapabileceği işlerle ilgili sorumluluk vermelidir.
Ancak özellikle şehirli modern çekirdek ailelerde çocuklar sorumluluklarıyla çok geç yaşta karşılaşmaktalar.Çoğu zaman dört beş yaşına gelmiş olan çocuğa hala annesinin yemek yedirdiğini(bazen 7-8 yaşlarında çocuklara bile),ayakkabısını annesinin giydirdiğini görmemiz mümkündür.Çocuk okula gidiyorsa ödevler aile tarafından yapılır.
Fast food tarzı , içinde çocuk oyun alanlarının da olduğu restoranlara bir bakın isterseniz. Buradaki çocuklar iki ila altı yaş arasındaki çocuklardır genellikle . Çocuk kaydıraktan kaymaktadır ve anne elinde hamburgerle ya da bir parça kızarmış patatesle çocuğun peşinden koşmaktadır. Çocuk kaçar oynamaya devam eder anne onu takip eder,çocuk koşar anne koşar ,çocuğun soluklandığı duraksadığı anı kollar ki ısırtabilsin bir parça.Çocuk azına bir parça patates attığında anne dünyanın en mutlu insanıdır ,çocuk oradan da salıncağa geçer anne onunla beraber konum değiştirir hele birde salıncakta bir lokma hamburgerden de ısırtabildiyse siz düşünün artık mutluluğun derecesini.Çocuğun bir şeyler yiyebilmesi için annenin kendisini nasıl telef ettiğini görebilirsiniz.
Evlerde de durum böyledir. Çocuğun yemek saati diye bir kavram yoktur.Sofra kurulur ve çocuk sofrada yemek yemez.daha sonra acıktığını söylediğinde anne hemen yemek hazırlar.”Yesin de nasıl yerse yesin” çocuk bilgisayarın başında ya da televizyonun karşısında yemeye çalışır.Çoğu anne reklamlar eşliğinde çocuğa yemek yedirebildiğini keşfetmiştir.Hareketli müzik klipleri de yemek yedirmek için güzel bir yöntem olabilir.(Tabi bu yöntemlerin çocuğun midesine faydası olmasına karşın zihnine yaptığı olumsuz etkilerin farkında değildir,otizm gibi)
Çocuk düşmesin , yorulmasın ,bir yeri incinmesin diye çocuğun üzerine alabileceği pek çok iş anne baba tarafından yapılır.Tüm kararlar anne baba tarafından alınır.Çocuğun ne kadar yenmek yiyeceğine bile anne baba karar verir.
Tüm yapılanlar elbette ki iyi niyetle çocuğun iyiliği için yapılmaktadır. Ama yöntem yanlış olunca niyet hiçbir işe yaramaz.Bu ortamda büyüyen çocuğun sorumluluk duygusunun gelişmesi bir yana aldığı gizlim mesajlarla kendine olan güveni de kaybolur ya da kendine güven duygusunu geliştiremez.
Örneğin ;Dört yaşında bir çocuk çorbasını çok rahat kendi içebilir.Ama dökme ihtimali vardır.Bununla beraber çocuklar genellikle annelerinin sabrını taşıracak kadar yavaş yerler.Çocuğun etrafı kirletmesini istemeyen ve bir an önce yemek faslını bitirmesini ve sofrayı toplamayı düşünen anne çocuğa yemeğini yedirdiğinde bilinçaltına verdiği mesaj:”Ben yemeğimi kendim yiyemem,annem yedirir.Yemeği yiyecek beceriye sahip değilim”dir.
Tabağındaki iki tane köfteyi yedikten sonra “ben doydum” diyen çocuğa; “hayır olmaz, tabağındaki diğer köfteyi de yiyeceksin” dediğinizde çocuğun bilinçaltına verilen mesaj: “Ben doyduğuma karar verecek güçte değilim,doyup doymadığıma annem karar verir” şeklinde olur.

Ama aileler çocuğun yiyeceği iki tane daha köfteden alacağı proteinin çocuğun özgüven geliştirmesinde daha önemli olduğunu düşünmedikleri için çocuğu biraz daha yemesi için zorlamaya devam ederler.
Böylece çocuk acıkmasının ve doymasın sorumluluğunu bile almadan büyümeye başlar.
Ayrıca biz ebeveynlerin yaptığı diğer bir hatada ; yapamaz endişesi taşıdığımızdan ya da bazen etrafın kirlenmesi ya da eşyaların kirlemesi gibi basit nedenlerden dolayı çocuklarımızın güven kazanmasına ve sorumluluk almalarına engel oluruz.Öyle ki ”ekmeğin pişkinini alamaz “diyerek çocuğu bakkala göndermeyen anneler mevcuttur.Mutfağı kirletir diyerek on iki yaşındaki kızının kek yapmasına izin vermeyen anneler de mevcut.Ya parayı kaybederse diye çocuğunun eline bir fatura verip bankaya göndermeyen aileler, “evet onlarda var” .Bir de “zaten çok yoruluyor çocuk” diye düşünen ve çocuklarına görev vermekten kananlar yok mu? Tabiî ki onlarda mevcut.
Oğlum iki yaşındayken süt içtiği bardağını götürüp bulaşık makinesine koymasını söylüyordum.Ya da bir yere giderken yanına bir oyuncak almak isterse bunu kendisinin taşımak zorunda olduğunu.Bir keresinde yanına çok fazla oyuncak aldı ve taşımak istemedi,oyuncakları bana vermek istedi.”ben sana oyuncakları taşıyacaksan al demiştim “ diyerek oyuncakları taşımayı reddettim.Arabamıza doğru yürüyorduk ama oğlum ısrarla oyuncakları elimden almamı istiyordu.Çevrede dikkatini çeken başka şeyler vardı ama o oyuncakları taşımak zorundaydı.Bir süre sonra ağlamaya bağırmaya başladı.”Onları taşıman gerekiyor, çünkü onlar senin oyuncakların,bir daha ki sefere yanına taşıyabileceğin kadar oyuncak al” dedim.Kararlı olduğumu görünce arabaya kadar oyuncaklarını taşıdı.O günden sonra yanına taşıyabileceği kadar oyuncak alıyor ya da almadan çıkıyor.
Anlattığım bu olay çok küçük bir olay gibi görünüyor. Ve çevreden bizi gözleyen birileri için acımasız,vicdansız bir anneyim o kadar şeyi çocuğa taşıttığım için.Ama burada çocuk zarar görmeden basitçe yaptığı davranışın ,aldığı kararın bedelini ödemeyi öğreniyordu.Kendisine en başta yanına aldığı oyuncağın fazla olmasının sonuçları anlatılmış bunun bir sonucu olacağı kendisine yük olacağı söylenmişti.Daha evdeyken “hayır götüremezsin bunları,kim taşıyacak” diyerek çocuğa emir verebilir ve onun karar almasını engelleyebilirdim.Ama oğlum bir karar aldı ve bu kararın gerektirdiği sorumluluğu yerine getirdi.Şimdi daha isabetli

Tülay Kok

Psikolog






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...