ANKET

hipnoz eğitimi almak istermisiniz



Tüm Anketler




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sağ Beyinsel Hipnoz

ERİCONİAN YAKLAŞIMDA Sağ Beyinsel Hipnoz

27 Temmuz 2009 09:57
Yorum Sayısı :0  Okunma : 616

Sağ Beyinsel Hipnoz 
Her türlü iletişim bir hipnoz olabilir. Zaman zaman geleneksel hipnoz yöntemleri ve Erickson'un yöntemlerini  bir arada iç içe geçmiş şekilde kullanabilirim. Bazen seansa klasik yöntemlerle başlayıp Dr.Erickson'xun düşünceleri doğrultusunda  işin psikoterapi kısmını devam ettirebilirim. Bazende içsel bir sohbet ile ve  Ericksonian yöntemlerle başladığım seansımı geleneksel anlamda ki hipnoz ile sonlandırabilirim. Dr.Erickson'un yöntemi bir yöntemi olmamasıdır. Hipnozun ve psikoterapinin şekli her danışana göre değişebilmelidir.
Günlük hayatta bazen insanın önemli bir anında duyduğu tek bir cümlenin bile insan hayatını 180 derece değiştirebildiği durumlarla sık sık karşılaşırız. Bir kitap okudum hayatım değişti şeklinde ki sözleri sık sık duyarız. Bu tür durumlarda kişi adeta bir hipnotik telkin almış gibi kendine yön verebilir. Çünkü sağ beyin dominant(baskın) iken kişi hipnoz altındadır. Bilinç (sol beyin) çok konsantre bir vaziyette kitap okurken sağ beyin kendiliğindende aktif hale gelebilir. Buda tam bir hipnoz halidir ve bu türlü trans hallerinde karar verdiğimiz istediğimiz şeyleri transın etkisi ile büyük bir ihtimalle yerine getiririz. Hipnoz konusundaki en farklı düşüncelerimi başka konular hakkında konsantre bir vaziyette kitap okurken ürettiğimi çok iyi biliyorum. Başka bir konuya konsantre olunca bilinçaltındaki düşünceler daha rahat ortaya çıkıyor sanırım.
1950'li yıllarda T.R. Sarbin'in ve bu günlerde Dr. T.X Barber'in araştırmaları Hipnoz'un, sağ beyin hemisfer aktivitesi ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Bence Dr.Erickson'un Hipnoz sağ beynin bir aktivasyonu (Erickson and rossi 1981);Watzlawick 1982) olduğunu deneyimlemesi onu Dünya'nın en tanınmış (Mesmer'den sonra) hipnoterapisti olmasını sağlamıştır.

Günümüzde Dünya'da benimsenmiş görüşe göre Hipnoza direnç sol beynin manifestosudur. Bundan dolayı seanslarımda sağ beyni adeta bombardıman altına alırım. Sol beyin yargılama, anlamlı konuşma, söz dizimi, yazma, okuma, aritmetik, ritim gibi fonksiyonlardan sorumludur. Sağ beyin ise görsel, uzaysal konfigrasyon , holistic analizler, melodi,imajinasyon, yorum ve mecazi anlamları proseslendirmede etkilidir.
Neden çocuklar gençler entellektüeller daha iyi hipnotize edilebiliyor? Çünkü onlar sağ beyinlerini en iyi kullanan insanlardır. Çocukluk çağı duygusallık (sağ beyin fonksiyonu) çağı değil midir? Benim uygulamalarımda bayanların hipnoza daha yatkın olduğunu gözlemledim. Bayanların  erkeğe göre daha duygusal olması daha iyi içselleşebilmelerini sağlayarak trans halini kolaylaştırmaktadır. Hipnozda acemi iseniz seanslarınıza bayanlarla başlamanızı tavsiye ederim. Neden psikiyatri hastalarının yaklaşık% 80'nını bayanlar oluşturmaktadır. Çünkü onların sağ beyinleri kolayca etkilenebildiğinden (hipnoz) psikolojik sorunlar daha kolay oluşabilmektedir. Geleneksel hipnoz yöntemlerinde seans sırasında danışanın müzik dinlemesi çok yararlı olmaktadır. Çünkü müzik dinlerken sağ beyin uyarılmaktadır.
Hipnoz hakkında bildiğiniz her şeyi şöyle bir gözlerinizin önünden geçirirseniz hipnozun sağ beyni kullanmaktan başka bir şey olmadığını görmeniz zor olmaz. Hipnoz bana göre bir bilimdir ve hipnoz biliminin şu anda son ikametgahı sağ beyindir. Özetle benim hipnoz anlayışımın temelinde iki kelime vardır. "SAĞ BEYİN"
Hekimlerin Prensi İbn-i Sina'ya göre ise "Ruhsal bir hayal gücü mevcuttu, bunun emirlerine vücut her zaman uymak zorundaydı. Bu güç, bir hastayı iyileştirebildiği gibi, sağlıklı birini de hasta edebiliyordu.." Bu düşünceden  hareketle de hastalarını tedavi ediyordu. Sayın Dr.Murat Ulusoy 'un araştırmaları sonucunda psikolojideki bilinçaltı teriminin kökenlerinin İbni Sina'ya kadar uzandığını öğrenmiş oluyoruz. İşte gerçek bilim adamı görünen ile yetinmeyendir deyip Murat beyi kutluyorum. Bakınız sayın dostum :)) Albert Einstein ne diyor "Hayal etmek bilmekten daha önemlidir."O zaman demek ki şu anda Murat bey neyin önemli olduğunu gayet iyi yakalamış durumda.
Ruhsal bir hayal gücü yani bilinçaltı elbette bir hastayı iyileştirebildiği gibi sağlıklı birini de hasta edebilir. Her zaman söylediğim gibi bilinçaltı (İbni Sina'ya göre hayal gücü) hem bir çok sorunları oluşturur hem de aynı sorunların çözümünü bünyesinde barındırır. Bu ateşin içinden su çıkması gibi çok ilginç ve aynı zamanda gerçek bir doğal olay olarak her zaman ilgimi çekmiştir.
Sevgili Dr.Murat Ulusoy ve İbni Sina'nın düşüncelerini benim hipnoz anlayışım doğrultusunda değerlendirmem gerekirse;Hayal gücüde bir sağ beyin fonksiyonudur. Son bilimsel araştırmalar hayal gücünü kullanmanın tedavide ve her türlü insan performansını arttırmada kullanılabileceğini göstermektedir. Sağ beynin her türlü bilinen ve bilinmeyen fonksiyonunun tedavide kullanılabileceği düşünüyorum. Nitekim Müzikte tedavide kullanılmaktadır ve müzikte sağ beyin fonksiyonudur. O halde bilinen bu türlü gerçeklerden yola çıkarak artık hipnozun sağ beyni kullanmak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu bakımdan Dr.Murat beyinde bir sağ beyin teorisyeni olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.( Murat bey dur hele biraz hemen e-mail gönderme:))) önce yazının tamamını okuyuver :))) Ayrıca bu "Gizli Mabed" Fikrini benim bilinçaltıma yerleştiren Sevgili Dr.Murat Ulusoy'dur. Bundan dolayı kendisine katmerli içsel bir teşekkür gönderiyorum.
Mevlana'nın Mesnevide "Aklı Külli" dediği şey'in kollektif bilinçaltı olduğu düşüncesindeyim. (Sory Jung:)))) Bu bakımdan bilinçaltı insanın bildiği aklı dışındaki aklıdır.Hipnoz da normalde farkına varamadığımız bu aklı kullanmaktır.Bu aklı külliyi normalde kullanmadığımıza göre "Aklı Küllide" sağ beyin hazinelerinden bir tanesi.
Aslında sağ beynin hazinelerini batıda şu anda keşfetmiş durumda. Bu keşfi ilk yapanda Psikolog Daniel Goleman oldu. Golemanın Bu keşfi ile Amerikan Psikologlar Derneğinin ve Amerika'lıların vazgeçilmez psikologlarından olmasını sağladı."Duygusal Zeka" kitabını okursanız  Dr.Erickson'un yıllardır kullandığı sağ beyin hazinelerini Goleman'ın Duygusal Zeka adı altında tanıttığını anlayabilirsiniz.
Biz psikologlar sağ beyni bilerek kullanmaz isek danışanlar sağ beyinlerini kullanarak hasta ve yıpranmış bir vaziyette bizlere ulaşmaktalar. Bu noktada en akıllı iş düşmana (hastalıklar) düşmanın silahını (sağ beyin) kullanarak saldırmak olmaz mı ? Bu bakımdan bilinçaltı süreçleri göz önünde bulundurmadan psikoterapi yapılacağını iddia eden psikoterapistleri, ben sağ böbreğin çalışmayan bir hastanın sol böbreğini ameliyat eden doktora benzetiyorum. Böbrek ve beyin gibi sonuçta bir organ. Bu psikoterapistler sağ beyninde bilinçaltı ile ilgili sorunları olan insanların maalesef sadece sol beyinleri ile ilgilenmektedirler. İnsan psikolojisi ve hipnoz bilimi ile ilgili bilinmeyen her şeyin cevabının sağ beyinde bulunabileceğini düşünüyorum. Arkadaşlar düşünenlerinde Türkiye 'de sonunun ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Onun için şu anda sitemdeki bu "GİZLİ MABETTE" toplanmaya hepinizi davet ediyorum. Ben bu sona kendimi yolun başında hazırlamıştım. Nasıl diyeceksiniz "Sağ Beynimin Gücü İle"
Sanırım ki gelecekte tüm psikoterapiler sağ beyin temelli olacak yani  her zaman söylediğim gibi tüm psikoterapiler özüne yani hipnoza dönüşmeye başlayacak. Sitenin girişinde hipnozun psikoterapilerin atası olduğunu zaten belirtiyorum ve şu an için hipnoz psikoterapilerin geleceği olabilecek tek adaydır.Beni en çok üzen şey ise biz bu kafa ile devam edersek Türkiye'de Hipnoz'un hala bazıları için alternatif tıp olmaya devam edecek olmasıdır.
Tıbbi Hipnoz Derneğinde bir sohbetimiz sırasında hocam Dr.Ali Özden Öztürk Şöyle bir söz etmişti."Her şey aslında bir şeydir.Ve bir şey aslında her şeydir." Bakış açınıza göre hipnozun her şey mi bir şey mi olacağını belirleyebilirsiniz. Hipnoz ve  benim için bazen her şeydir ve bazen her şey bir hipnozdur.(yani aynı şeydir.)Bu garip gibi görünen düşünceyi şöyle açıklayabilirim:Evet sol beyin var ve inkar edemeyiz. Ancak niye var diye hiç düşündük mü ? Bence sol beyin sağ beyin için vardır. Sol beyin sağ beynin postacısı gibi çalışır.Yani sağ beyne sadece bilgi getirir. Sol beyin konuşma, söz dizimi, yazma, okuma, aritmetik gibi fonksiyonlarını kullanarak edindiği bilgileri sağ beyne aktarır. Bilginin asıl değerlendirmesi sağ beyinde yapılır ve orada kayıt altında bulundurulur. Diyelim ki bir mektup aldınız ve mektubu anlamak için postacıyı incelemenize :)) gerek yoktur, mektubu açıp okumanız yeterli olur. Sol beyin ile psikoterapi yapılacağını iddia etmek mektubu okumadan postacıyı inceleyerek mektubun anlaşılabileceğini iddia etmeye benzer. Şimdi postacı ve mektup kelimelerinin size ne çağrıştırdığını bir düşünün ! Bu iki kelime bana postaneyi çağrıştırıyor. Ama postane demek postacı veya mektup demek değildir.Yani mektup ve postacı kelimeleri postane kümesinin alt elemanları olabilir. İşte Evrende ki her şey bu şekilde  kümeler halinde  küçük ve büyük çemberlerin birbirlerini kapsamasından meydana geliyor. Şimdi Dr.Ali Özden Öztürk hocamın sözünü anlayabildiniz mi?  Psikoloji bilimi henüz insanı anlamaya çemberlerin en dışından başlamıştır. Umarım bir gün en önemli çemberin (özümüzün bilinçaltı olduğu) sağ beyin olduğu anlaşılır. Sağ beyin çemberinin içinde de elbetteki sağ beyin fonksiyonları bulunacaktır. Sağ beyin fonksiyonlarını ve hipnoz ile olan bağlantılarını ileride inceliyorum.
Sağ beyin görsel, uzaysal konfigrasyon, holistic analizler, melodi, imajinasyon, yorum ve mecazi anlamları proseslendirmede etkilidir. Dikkat ederseniz tüm sağ beyin fonksiyonları insana zevk veren şeylerdir. Dikkat edilirse sağ beynin her fonksiyonunun tedavide de kullanılabileceği görülür. Şimdi bilinen sağ beyin fonksiyonlarını bu iki bakış açısı ile inceleyelim.
1-Görsel Uzaysal Konfigrasyon :
Görsel sanat eserleri yaratmak insana zevk verir. Resim ve heykel gibi. şimin ressamdır.Resimden Kazandığı paranın kat kat fazlasını resim için harcar. Her türlü görsel sanatın tedavi edici etkisi bilinir. Sanat terapiler Dünya'da hızla yaygınlaşmaktadır. Aslında tedavi eden sanat değil sağ beyindir.

2-Holistik Analizler                   :
Bu tür analizler hangi insana zevk vermez ki ? Hipnoterapi.com da benim yaptığım şey hipnozun holistik analizinden başka bir şey değildir ve bana her zaman zevk verir.

3-Melodi ve İmajinasyon           :
Müzik ve film endüstrisi sağ beynin bu parçasına hitap ettiği için milyarlarca dolar para  kazanıyor. Hipnoz olmadan sadece imajinasyon ile bir çok tedavi günümüzde yapılabiliyor."İyi diyelim iyi olalım atasözüde bu konuya bir örnek. İyi olmayı imajine ederseniz iyi olursunuz.

4-Yorum ve Mecazi Anlamlar    :
Neden gazeteler köşe yazarlarına milyarlarca lira maaş ödüyorlar çünkü köşe yazarları  yorumları  ile  mecazları içeren yazıları ile beynin bu bölgesine hitap ediyorlar. Bilinçaltına gönderilen ve mecazi anlamlar ifade eden sözlerin tedavi edici etkisi olduğunu Dr.Erickson çoktan ispatlamış durumda. Mecazi anlamlar bilinçaltında etkili oluyor çünkü bilinçaltının en iyi anladığı dil mecaz dili ve sembollerin dilidir. Benimde bu konudaki çalışmalarıma ileride değineceğim.
Evet şimdi sağ beyin fonksiyonlarının ne kadar zevk verdiğini ve tedavilerde kullanılabildiğini anladık. Hipnozda zevk veriyor ve tedavi ediyor...Bir danışanım "Hipnoz hayatta hiç tatmadığım bir zevkmiş" demişti. Tabi ki böyle söyler çünkü sağ beynin uyarabildiğim her noktasını sözlerimle uyarmak için benim kıçımdan terler akıyordu. Sağ  beynin tamamına hitap eden Psikolog Tuncay Özer ise hipnozdan paranın daha fazlasını hipnoz için harcıyor. Çünkü Psikolog Tuncay Özer'inde bir sağ beyni var  ve kendisi için bir "DAVA" haline gelmiş "Hipnoz" için para harcamak büyük bir zevk.
Şimdi her hipnoz sonrasında her danışanın hipnoz hakkında değişik şeyler hissetmesini daha iyi anlayabilirsiniz. Çünkü her hipnoz sırasında sağ beynin değişik bölgelerini değişik miktarlarda uyarıyorsunuzdur. Siz isteseniz de hep aynı şekilde danışanı uyaramassınız çünkü bunun için sizin ruh halinizin hep sabit olması gerekir.
Mecaz anlamlar bilinçaltını nasıl etkileyebilir ?
Dr.Erickson  hastaya aktardığı mecaz anlamlar ifade eden hikayeler ile gerçekleştirdiği "kısa stratejik terapinin", inanılmaz büyüklükte tedavi potansiyeli içerdiğini göstermiştir.
Erickson'un şu vakasını inceleyelim.. "Yatağını ıslatma" şikayeti ile getirilen 12 yaşındaki oğlan çocuğu ile Erickson'un diyaloğu kayda değerdir. Çocukla yaptığı kısa sohbet boyunca Erickson "yatak ıslatma" problemine hiç mi hiç deyinmez. Yerine havadan sudan konuşmaya başlar. Laf arasında çocuğun beyzbol kardeşinin ise futbol oynadığını öğrenen Erickson, beyzbol'da kas kontrolünün futbola nazaran ne kadar daha  olduğundan konuşmaya başlar. Çocuğun ilgi dolu bakışları altında doktor, tam zamanında eldiveni açıp topu yakalamak için hangi kasların hangi sırada çalıştığını en ince detayına kadar anlatır. Bununla da kalmaz, topu öbür ele alıp geri fırlatmak için de kasların nasıl kontrol edildiğini anlatır. Koordinasyon çok önemlidir; zira topun elden rasgele değil tam zamanında çıkarılması gerekir yoksa top hedefe doğru gitmez. Bu buluşmadan kısa bir süre sonra çocuk hipnoz altına alınmamış da olsa iyileşir ve yatağı ıslatması durur. Dr.Erickson'un "Beyzbol Mecazı" tedaviyi gerçekleştirmiştir.
Ayrıca Dr.Erickson 'un bu vakasından onun insanı "hasta" yapan güçleri yine insanı tedavi etmek için kullandığını anlayabiliriz. Kardeş kıskançlığı nedeni ile oluşan bir "yatağını ıslatma " vakasını hastasının kıskançlık duygularının gücünü kullanarak tedavi edebilmiştir. Bazen ateşten su çıkabilir. Bilmiyorum belki de her zaman çıkıyordur:)) Sonuçta hastalık sağlıktan çıkıp geliyor insana tedavi hastalığın kendisinden neden çıkartılamasın!!??
5.Sezgi
Sezgisel güçlerimiz sağ beynin kontrolündedir.
6. Sentez
Bilgileri sentezleme sağ beyinde yapılar.

Sonuç Olarak
Söylediğim şeylerin siz sayın üyelerime çok garip geldiğini biliyorum."Sağ Beyinsel Hipnoz Teorisi" kesinlikle benim ürünüm değildir. Ben sadece tüm hipnoz anlayışlarının sonuçta dönüp dolaşıp sağ beyinde kendine yer edindiğini fark ettim. Yani aslında var olan şeyi belki de isimlendirdim. Tıpkı zaten var olan Amerika kıtasının fark edilip isimlendirilmesi gibi. Dikkatlice bakıldığında hipnozla ilgili her şeyin ve her söylemin zaten sağ beyin çatısı altında toplandığı rahatlıkla görülebilir. Bundan dolayı biz hipnoterapistler artık tepemizdeki çatının ismini koymak zorunda idik.
Yalnız şimdi karşımıza çok büyük bir sorun çıkıyor. Bilimsel yöntem sol beyni kullanarak doğayı anlamaya çalışır. Sol beyni kullanarak sağ beyni sizce ne kadar anlayabiliriz ? 

Geleneksel hipnoz yöntemleri marifetin hipnozda olduğu kanısını uyandırabilir. Hipnozun sağ beyni kullanarak tedaviyi sağladığını ilk farkeden sanıyorum ki Dr.Erickson oldu. Sonrasında Dr.Erickson geleneksel anlamdaki hipnoz olmadan da sağ beyni kullanarak tedavilerine devam etti. 
Şimdi de gizli mabette ki arkadaşlarla bir şeyimi paylaşmak istiyorum. Arkadaşlar ; insan sevgim ve hipnoz sevgisi ile başladığım meslek yaşantımda şu anda hipnoz sevgim insan sevgimden daha baskın çıkmış durumda. Artık danışanlarımın hipnozdaki hallerini danışanlarımın kendilerinden daha fazla seviyorum. İnsanın hipnozdaki Sağ Beyinsel Hipnoz 
Her türlü iletişim bir hipnoz olabilir. Zaman zaman geleneksel hipnoz yöntemleri ve Erickson'un yöntemlerini  bir arada iç içe geçmiş şekilde kullanabilirim. Bazen seansa klasik yöntemlerle başlayıp Dr.Erickson'xun düşünceleri doğrultusunda  işin psikoterapi kısmını devam ettirebilirim. Bazende içsel bir sohbet ile ve  Ericksonian yöntemlerle başladığım seansımı geleneksel anlamda ki hipnoz ile sonlandırabilirim. Dr.Erickson'un yöntemi bir yöntemi olmamasıdır. Hipnozun ve psikoterapinin şekli her danışana göre değişebilmelidir.
Günlük hayatta bazen insanın önemli bir anında duyduğu tek bir cümlenin bile insan hayatını 180 derece değiştirebildiği durumlarla sık sık karşılaşırız. Bir kitap okudum hayatım değişti şeklinde ki sözleri sık sık duyarız. Bu tür durumlarda kişi adeta bir hipnotik telkin almış gibi kendine yön verebilir. Çünkü sağ beyin dominant(baskın) iken kişi hipnoz altındadır. Bilinç (sol beyin) çok konsantre bir vaziyette kitap okurken sağ beyin kendiliğindende aktif hale gelebilir. Buda tam bir hipnoz halidir ve bu türlü trans hallerinde karar verdiğimiz istediğimiz şeyleri transın etkisi ile büyük bir ihtimalle yerine getiririz. Hipnoz konusundaki en farklı düşüncelerimi başka konular hakkında konsantre bir vaziyette kitap okurken ürettiğimi çok iyi biliyorum. Başka bir konuya konsantre olunca bilinçaltındaki düşünceler daha rahat ortaya çıkıyor sanırım.
1950'li yıllarda T.R. Sarbin'in ve bu günlerde Dr. T.X Barber'in araştırmaları Hipnoz'un, sağ beyin hemisfer aktivitesi ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Bence Dr.Erickson'un Hipnoz sağ beynin bir aktivasyonu (Erickson and rossi 1981);Watzlawick 1982) olduğunu deneyimlemesi onu Dünya'nın en tanınmış (Mesmer'den sonra) hipnoterapisti olmasını sağlamıştır.

Günümüzde Dünya'da benimsenmiş görüşe göre Hipnoza direnç sol beynin manifestosudur. Bundan dolayı seanslarımda sağ beyni adeta bombardıman altına alırım. Sol beyin yargılama, anlamlı konuşma, söz dizimi, yazma, okuma, aritmetik, ritim gibi fonksiyonlardan sorumludur. Sağ beyin ise görsel, uzaysal konfigrasyon , holistic analizler, melodi,imajinasyon, yorum ve mecazi anlamları proseslendirmede etkilidir.
Neden çocuklar gençler entellektüeller daha iyi hipnotize edilebiliyor? Çünkü onlar sağ beyinlerini en iyi kullanan insanlardır. Çocukluk çağı duygusallık (sağ beyin fonksiyonu) çağı değil midir? Benim uygulamalarımda bayanların hipnoza daha yatkın olduğunu gözlemledim. Bayanların  erkeğe göre daha duygusal olması daha iyi içselleşebilmelerini sağlayarak trans halini kolaylaştırmaktadır. Hipnozda acemi iseniz seanslarınıza bayanlarla başlamanızı tavsiye ederim. Neden psikiyatri hastalarının yaklaşık% 80'nını bayanlar oluşturmaktadır. Çünkü onların sağ beyinleri kolayca etkilenebildiğinden (hipnoz) psikolojik sorunlar daha kolay oluşabilmektedir. Geleneksel hipnoz yöntemlerinde seans sırasında danışanın müzik dinlemesi çok yararlı olmaktadır. Çünkü müzik dinlerken sağ beyin uyarılmaktadır.
Hipnoz hakkında bildiğiniz her şeyi şöyle bir gözlerinizin önünden geçirirseniz hipnozun sağ beyni kullanmaktan başka bir şey olmadığını görmeniz zor olmaz. Hipnoz bana göre bir bilimdir ve hipnoz biliminin şu anda son ikametgahı sağ beyindir. Özetle benim hipnoz anlayışımın temelinde iki kelime vardır. "SAĞ BEYİN"
Hekimlerin Prensi İbn-i Sina'ya göre ise "Ruhsal bir hayal gücü mevcuttu, bunun emirlerine vücut her zaman uymak zorundaydı. Bu güç, bir hastayı iyileştirebildiği gibi, sağlıklı birini de hasta edebiliyordu.." Bu düşünceden  hareketle de hastalarını tedavi ediyordu. Sayın Dr.Murat Ulusoy 'un araştırmaları sonucunda psikolojideki bilinçaltı teriminin kökenlerinin İbni Sina'ya kadar uzandığını öğrenmiş oluyoruz. İşte gerçek bilim adamı görünen ile yetinmeyendir deyip Murat beyi kutluyorum. Bakınız sayın dostum :)) Albert Einstein ne diyor "Hayal etmek bilmekten daha önemlidir."O zaman demek ki şu anda Murat bey neyin önemli olduğunu gayet iyi yakalamış durumda.
Ruhsal bir hayal gücü yani bilinçaltı elbette bir hastayı iyileştirebildiği gibi sağlıklı birini de hasta edebilir. Her zaman söylediğim gibi bilinçaltı (İbni Sina'ya göre hayal gücü) hem bir çok sorunları oluşturur hem de aynı sorunların çözümünü bünyesinde barındırır. Bu ateşin içinden su çıkması gibi çok ilginç ve aynı zamanda gerçek bir doğal olay olarak her zaman ilgimi çekmiştir.
Sevgili Dr.Murat Ulusoy ve İbni Sina'nın düşüncelerini benim hipnoz anlayışım doğrultusunda değerlendirmem gerekirse;Hayal gücüde bir sağ beyin fonksiyonudur. Son bilimsel araştırmalar hayal gücünü kullanmanın tedavide ve her türlü insan performansını arttırmada kullanılabileceğini göstermektedir. Sağ beynin her türlü bilinen ve bilinmeyen fonksiyonunun tedavide kullanılabileceği düşünüyorum. Nitekim Müzikte tedavide kullanılmaktadır ve müzikte sağ beyin fonksiyonudur. O halde bilinen bu türlü gerçeklerden yola çıkarak artık hipnozun sağ beyni kullanmak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu bakımdan Dr.Murat beyinde bir sağ beyin teorisyeni olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.( Murat bey dur hele biraz hemen e-mail gönderme:))) önce yazının tamamını okuyuver :))) Ayrıca bu "Gizli Mabed" Fikrini benim bilinçaltıma yerleştiren Sevgili Dr.Murat Ulusoy'dur. Bundan dolayı kendisine katmerli içsel bir teşekkür gönderiyorum.
Mevlana'nın Mesnevide "Aklı Külli" dediği şey'in kollektif bilinçaltı olduğu düşüncesindeyim. (Sory Jung:)))) Bu bakımdan bilinçaltı insanın bildiği aklı dışındaki aklıdır.Hipnoz da normalde farkına varamadığımız bu aklı kullanmaktır.Bu aklı külliyi normalde kullanmadığımıza göre "Aklı Küllide" sağ beyin hazinelerinden bir tanesi.
Aslında sağ beynin hazinelerini batıda şu anda keşfetmiş durumda. Bu keşfi ilk yapanda Psikolog Daniel Goleman oldu. Golemanın Bu keşfi ile Amerikan Psikologlar Derneğinin ve Amerika'lıların vazgeçilmez psikologlarından olmasını sağladı."Duygusal Zeka" kitabını okursanız  Dr.Erickson'un yıllardır kullandığı sağ beyin hazinelerini Goleman'ın Duygusal Zeka adı altında tanıttığını anlayabilirsiniz.
Biz psikologlar sağ beyni bilerek kullanmaz isek danışanlar sağ beyinlerini kullanarak hasta ve yıpranmış bir vaziyette bizlere ulaşmaktalar. Bu noktada en akıllı iş düşmana (hastalıklar) düşmanın silahını (sağ beyin) kullanarak saldırmak olmaz mı ? Bu bakımdan bilinçaltı süreçleri göz önünde bulundurmadan psikoterapi yapılacağını iddia eden psikoterapistleri, ben sağ böbreğin çalışmayan bir hastanın sol böbreğini ameliyat eden doktora benzetiyorum. Böbrek ve beyin gibi sonuçta bir organ. Bu psikoterapistler sağ beyninde bilinçaltı ile ilgili sorunları olan insanların maalesef sadece sol beyinleri ile ilgilenmektedirler. İnsan psikolojisi ve hipnoz bilimi ile ilgili bilinmeyen her şeyin cevabının sağ beyinde bulunabileceğini düşünüyorum. Arkadaşlar düşünenlerinde Türkiye 'de sonunun ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Onun için şu anda sitemdeki bu "GİZLİ MABETTE" toplanmaya hepinizi davet ediyorum. Ben bu sona kendimi yolun başında hazırlamıştım. Nasıl diyeceksiniz "Sağ Beynimin Gücü İle"
Sanırım ki gelecekte tüm psikoterapiler sağ beyin temelli olacak yani  her zaman söylediğim gibi tüm psikoterapiler özüne yani hipnoza dönüşmeye başlayacak. Sitenin girişinde hipnozun psikoterapilerin atası olduğunu zaten belirtiyorum ve şu an için hipnoz psikoterapilerin geleceği olabilecek tek adaydır.Beni en çok üzen şey ise biz bu kafa ile devam edersek Türkiye'de Hipnoz'un hala bazıları için alternatif tıp olmaya devam edecek olmasıdır.
Tıbbi Hipnoz Derneğinde bir sohbetimiz sırasında hocam Dr.Ali Özden Öztürk Şöyle bir söz etmişti."Her şey aslında bir şeydir.Ve bir şey aslında her şeydir." Bakış açınıza göre hipnozun her şey mi bir şey mi olacağını belirleyebilirsiniz. Hipnoz ve  benim için bazen her şeydir ve bazen her şey bir hipnozdur.(yani aynı şeydir.)Bu garip gibi görünen düşünceyi şöyle açıklayabilirim:Evet sol beyin var ve inkar edemeyiz. Ancak niye var diye hiç düşündük mü ? Bence sol beyin sağ beyin için vardır. Sol beyin sağ beynin postacısı gibi çalışır.Yani sağ beyne sadece bilgi getirir. Sol beyin konuşma, söz dizimi, yazma, okuma, aritmetik gibi fonksiyonlarını kullanarak edindiği bilgileri sağ beyne aktarır. Bilginin asıl değerlendirmesi sağ beyinde yapılır ve orada kayıt altında bulundurulur. Diyelim ki bir mektup aldınız ve mektubu anlamak için postacıyı incelemenize :)) gerek yoktur, mektubu açıp okumanız yeterli olur. Sol beyin ile psikoterapi yapılacağını iddia etmek mektubu okumadan postacıyı inceleyerek mektubun anlaşılabileceğini iddia etmeye benzer. Şimdi postacı ve mektup kelimelerinin size ne çağrıştırdığını bir düşünün ! Bu iki kelime bana postaneyi çağrıştırıyor. Ama postane demek postacı veya mektup demek değildir.Yani mektup ve postacı kelimeleri postane kümesinin alt elemanları olabilir. İşte Evrende ki her şey bu şekilde  kümeler halinde  küçük ve büyük çemberlerin birbirlerini kapsamasından meydana geliyor. Şimdi Dr.Ali Özden Öztürk hocamın sözünü anlayabildiniz mi?  Psikoloji bilimi henüz insanı anlamaya çemberlerin en dışından başlamıştır. Umarım bir gün en önemli çemberin (özümüzün bilinçaltı olduğu) sağ beyin olduğu anlaşılır. Sağ beyin çemberinin içinde de elbetteki sağ beyin fonksiyonları bulunacaktır. Sağ beyin fonksiyonlarını ve hipnoz ile olan bağlantılarını ileride inceliyorum.
Sağ beyin görsel, uzaysal konfigrasyon, holistic analizler, melodi, imajinasyon, yorum ve mecazi anlamları proseslendirmede etkilidir. Dikkat ederseniz tüm sağ beyin fonksiyonları insana zevk veren şeylerdir. Dikkat edilirse sağ beynin her fonksiyonunun tedavide de kullanılabileceği görülür. Şimdi bilinen sağ beyin fonksiyonlarını bu iki bakış açısı ile inceleyelim.
1-Görsel Uzaysal Konfigrasyon :
Görsel sanat eserleri yaratmak insana zevk verir. Resim ve heykel gibi. şimin ressamdır.Resimden Kazandığı paranın kat kat fazlasını resim için harcar. Her türlü görsel sanatın tedavi edici etkisi bilinir. Sanat terapiler Dünya'da hızla yaygınlaşmaktadır. Aslında tedavi eden sanat değil sağ beyindir.

2-Holistik Analizler                   :
Bu tür analizler hangi insana zevk vermez ki ? Hipnoterapi.com da benim yaptığım şey hipnozun holistik analizinden başka bir şey değildir ve bana her zaman zevk verir.

3-Melodi ve İmajinasyon           :
Müzik ve film endüstrisi sağ beynin bu parçasına hitap ettiği için milyarlarca dolar para  kazanıyor. Hipnoz olmadan sadece imajinasyon ile bir çok tedavi günümüzde yapılabiliyor."İyi diyelim iyi olalım atasözüde bu konuya bir örnek. İyi olmayı imajine ederseniz iyi olursunuz.

4-Yorum ve Mecazi Anlamlar    :
Neden gazeteler köşe yazarlarına milyarlarca lira maaş ödüyorlar çünkü köşe yazarları  yorumları  ile  mecazları içeren yazıları ile beynin bu bölgesine hitap ediyorlar. Bilinçaltına gönderilen ve mecazi anlamlar ifade eden sözlerin tedavi edici etkisi olduğunu Dr.Erickson çoktan ispatlamış durumda. Mecazi anlamlar bilinçaltında etkili oluyor çünkü bilinçaltının en iyi anladığı dil mecaz dili ve sembollerin dilidir. Benimde bu konudaki çalışmalarıma ileride değineceğim.
Evet şimdi sağ beyin fonksiyonlarının ne kadar zevk verdiğini ve tedavilerde kullanılabildiğini anladık. Hipnozda zevk veriyor ve tedavi ediyor...Bir danışanım "Hipnoz hayatta hiç tatmadığım bir zevkmiş" demişti. Tabi ki böyle söyler çünkü sağ beynin uyarabildiğim her noktasını sözlerimle uyarmak için benim kıçımdan terler akıyordu. Sağ  beynin tamamına hitap eden Psikolog Tuncay Özer ise hipnozdan paranın daha fazlasını hipnoz için harcıyor. Çünkü Psikolog Tuncay Özer'inde bir sağ beyni var  ve kendisi için bir "DAVA" haline gelmiş "Hipnoz" için para harcamak büyük bir zevk.
Şimdi her hipnoz sonrasında her danışanın hipnoz hakkında değişik şeyler hissetmesini daha iyi anlayabilirsiniz. Çünkü her hipnoz sırasında sağ beynin değişik bölgelerini değişik miktarlarda uyarıyorsunuzdur. Siz isteseniz de hep aynı şekilde danışanı uyaramassınız çünkü bunun için sizin ruh halinizin hep sabit olması gerekir.
Mecaz anlamlar bilinçaltını nasıl etkileyebilir ?
Dr.Erickson  hastaya aktardığı mecaz anlamlar ifade eden hikayeler ile gerçekleştirdiği "kısa stratejik terapinin", inanılmaz büyüklükte tedavi potansiyeli içerdiğini göstermiştir.
Erickson'un şu vakasını inceleyelim.. "Yatağını ıslatma" şikayeti ile getirilen 12 yaşındaki oğlan çocuğu ile Erickson'un diyaloğu kayda değerdir. Çocukla yaptığı kısa sohbet boyunca Erickson "yatak ıslatma" problemine hiç mi hiç deyinmez. Yerine havadan sudan konuşmaya başlar. Laf arasında çocuğun beyzbol kardeşinin ise futbol oynadığını öğrenen Erickson, beyzbol'da kas kontrolünün futbola nazaran ne kadar daha  olduğundan konuşmaya başlar. Çocuğun ilgi dolu bakışları altında doktor, tam zamanında eldiveni açıp topu yakalamak için hangi kasların hangi sırada çalıştığını en ince detayına kadar anlatır. Bununla da kalmaz, topu öbür ele alıp geri fırlatmak için de kasların nasıl kontrol edildiğini anlatır. Koordinasyon çok önemlidir; zira topun elden rasgele değil tam zamanında çıkarılması gerekir yoksa top hedefe doğru gitmez. Bu buluşmadan kısa bir süre sonra çocuk hipnoz altına alınmamış da olsa iyileşir ve yatağı ıslatması durur. Dr.Erickson'un "Beyzbol Mecazı" tedaviyi gerçekleştirmiştir.
Ayrıca Dr.Erickson 'un bu vakasından onun insanı "hasta" yapan güçleri yine insanı tedavi etmek için kullandığını anlayabiliriz. Kardeş kıskançlığı nedeni ile oluşan bir "yatağını ıslatma " vakasını hastasının kıskançlık duygularının gücünü kullanarak tedavi edebilmiştir. Bazen ateşten su çıkabilir. Bilmiyorum belki de her zaman çıkıyordur:)) Sonuçta hastalık sağlıktan çıkıp geliyor insana tedavi hastalığın kendisinden neden çıkartılamasın!!??
5.Sezgi
Sezgisel güçlerimiz sağ beynin kontrolündedir.
6. Sentez
Bilgileri sentezleme sağ beyinde yapılar.

Sonuç Olarak
Söylediğim şeylerin siz sayın üyelerime çok garip geldiğini biliyorum."Sağ Beyinsel Hipnoz Teorisi" kesinlikle benim ürünüm değildir. Ben sadece tüm hipnoz anlayışlarının sonuçta dönüp dolaşıp sağ beyinde kendine yer edindiğini fark ettim. Yani aslında var olan şeyi belki de isimlendirdim. Tıpkı zaten var olan Amerika kıtasının fark edilip isimlendirilmesi gibi. Dikkatlice bakıldığında hipnozla ilgili her şeyin ve her söylemin zaten sağ beyin çatısı altında toplandığı rahatlıkla görülebilir. Bundan dolayı biz hipnoterapistler artık tepemizdeki çatının ismini koymak zorunda idik.
Yalnız şimdi karşımıza çok büyük bir sorun çıkıyor. Bilimsel yöntem sol beyni kullanarak doğayı anlamaya çalışır. Sol beyni kullanarak sağ beyni sizce ne kadar anlayabiliriz ? 

Geleneksel hipnoz yöntemleri marifetin hipnozda olduğu kanısını uyandırabilir. Hipnozun sağ beyni kullanarak tedaviyi sağladığını ilk farkeden sanıyorum ki Dr.Erickson oldu. Sonrasında Dr.Erickson geleneksel anlamdaki hipnoz olmadan da sağ beyni kullanarak tedavilerine devam etti. 
Şimdi de gizli mabette ki arkadaşlarla bir şeyimi paylaşmak istiyorum. Arkadaşlar ; insan sevgim ve hipnoz sevgisi ile başladığım meslek yaşantımda şu anda hipnoz sevgim insan sevgimden daha baskın çıkmış durumda. Artık danışanlarımın hipnozdaki hallerini danışanlarımın kendilerinden daha fazla seviyorum. İnsanın hipnozdaki halinden daha gerçek bir hali olduğuna inanmıyorum.
İnsanı insan yapan  özelliklerin sağ beyinde olduğu unutulmamalıdır.
Bence sağ beyin-sol beyin ayırımı sadece insan için değil toplumlar ve kültürler içinde söz konusudur. Uzak Doğu toplumlarının sağ beyni baskındır. Bundan dolayı yaptıkları her işi sanki bir trans halinde gerçekleştirirler. 1996 yılından sonra yıllarca Japon insanları ile birlikte yaşadım. Bir Japon'u amaçlarından vazgeçirmek hiç te kolay değildir. Japonlar mutlaka verdikleri sözde dururlar. Bir Japon'a sıradan bir konu hakkında fikir değiştirmek bile zor gelir. Örneğin Alış verişe Japon'larla beraber çıkarsanız görürsünüz ki sadece alış veriş listelerinde ki şeyleri alma eğilimindedirler. Bunun dışındaki şeyleri kolay kolay aldıramassınız.
Sağ beyinlerini baskın olarak kullanan Japonlar  Dünya'nın en uygar en mutlu ve en uzun yaşayan toplumudur. Gelelim sol beynin baskın olduğu Amerika gibi batı toplumlarına. Evet gayet doğaldır ki sol beyin teknolojide ve keşfetmede daha kullanışlı. Ancak tüm keşifleri batı yaparken bu keşifleri alarak ve bunlardan yararlanarak hep daha iyi teknoloji üreten de Japon'lar olur. 
Batının yeni yaşam modelinde para, güç ve iş hakim durumda. Yani batılı baskın olarak sol beynini kullanıyor. Şehirlerinde her şey pırıl pırıl, yaşam standardı mükemmel. Ancak insanlar sizce ne kadar mutlu ? Teknoloji geliştikçe buna paralel olarak neden ruh sağlığı sorunları artıyor ? Çünkü sağ beyin hep ihmal ediliyor. İnsanın önemi hep sonradan anlaşılıyor. 1990' lı yıllara kadar şirketlerde hatırlarsanız personel departmanları vardı. Şimdi insan kaynakları oldu ve niteliği değişti. Psikologlar bu departmanlarda aktif görevler almaya başladılar. Çünkü insanın önemi anlaşılmaya başlandı.
Gel gelelim Türkiye'ye. Acaba T.C İnsanının sağ beyni mi baskın sol beyni mi ?Bence her ikisini de yarım yarım kullanıyoruz. Ne sağ ne sol. Belki de bundan dolayı bazıları kimlik bunalımı yaşıyor. Örneğin altta pantalon üstte eşarp gibi. 
alinden daha gerçek bir hali olduğuna inanmıyorum.
İnsanı insan yapan  özelliklerin sağ beyinde olduğu unutulmamalıdır.
Bence sağ beyin-sol beyin ayırımı sadece insan için değil toplumlar ve kültürler içinde söz konusudur. Uzak Doğu toplumlarının sağ beyni baskındır. Bundan dolayı yaptıkları her işi sanki bir trans halinde gerçekleştirirler. 1996 yılından sonra yıllarca Japon insanları ile birlikte yaşadım. Bir Japon'u amaçlarından vazgeçirmek hiç te kolay değildir. Japonlar mutlaka verdikleri sözde dururlar. Bir Japon'a sıradan bir konu hakkında fikir değiştirmek bile zor gelir. Örneğin Alış verişe Japon'larla beraber çıkarsanız görürsünüz ki sadece alış veriş listelerinde ki şeyleri alma eğilimindedirler. Bunun dışındaki şeyleri kolay kolay aldıramassınız.
Sağ beyinlerini baskın olarak kullanan Japonlar  Dünya'nın en uygar en mutlu ve en uzun yaşayan toplumudur. Gelelim sol beynin baskın olduğu Amerika gibi batı toplumlarına. Evet gayet doğaldır ki sol beyin teknolojide ve keşfetmede daha kullanışlı. Ancak tüm keşifleri batı yaparken bu keşifleri alarak ve bunlardan yararlanarak hep daha iyi teknoloji üreten de Japon'lar olur. 
Batının yeni yaşam modelinde para, güç ve iş hakim durumda. Yani batılı baskın olarak sol beynini kullanıyor. Şehirlerinde her şey pırıl pırıl, yaşam standardı mükemmel. Ancak insanlar sizce ne kadar mutlu ? Teknoloji geliştikçe buna paralel olarak neden ruh sağlığı sorunları artıyor ? Çünkü sağ beyin hep ihmal ediliyor. İnsanın önemi hep sonradan anlaşılıyor. 1990' lı yıllara kadar şirketlerde hatırlarsanız personel departmanları vardı. Şimdi insan kaynakları oldu ve niteliği değişti. Psikologlar bu departmanlarda aktif görevler almaya başladılar. Çünkü insanın önemi anlaşılmaya başlandı.
Gel gelelim Türkiye'ye. Acaba T.C İnsanının sağ beyni mi baskın sol beyni mi ?Bence her ikisini de yarım yarım kullanıyoruz. Ne sağ ne sol. Belki de bundan dolayı bazıları kimlik bunalımı yaşıyor. Örneğin altta pantalon üstte eşarp gibi. 
Tuncay Özer
Uzm.Psikolog www.hipnoterapi.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...