Anne ve babalar güç sizde!!! Farkında değilsiniz değil mi?
(Bir hipnoterapistin anıları)
Anne ve babalar güç sizde!!! Farkında değilsiniz değil mi?
(Bir hipnoterapistin anıları)
Hipnoz ile yapılan çözümlemeler göstermiştir ki, çocukların hayatı öğrenmelerinde, ilk yaşlarda anne ve babanın gücü inanılamaz derecede önemlidir. ebeveyn etkisi, öğrettikleri, on yıllarca süren bir güce sahiptir. Bu etki ebeveyn eğitiminin, bakımının önemini gözler önüne sermektedir.
Hipnoz çalışmalarının öğrettiği bir şey daha var. İyi anne baba olmak istiyorsanız daha çocuğunuzu doğurmadan, hatta gebe kalmadan önce eğer içinizde size rahatsızlık veren, olumsuz işlediğini düşündüğünüz programlar var ise, öncelikle bunları yok edecek çareler aramalısınız. “Ne gerek var?” diyebilirsiniz. “Benim yaratılışım bu” diyebilirsiniz. “Ben çevremle barışığım” diyebilirsiniz. Ama bilin ki tüm çevreniz kendi içindeki sorunları, çocukları üzerinde şiddet uygulayarak çözmeye çalışan anne ve babalarla dolu.
Ne yazık ki, çocukların çok azı, karşılıksız sevgi veren ailelere sahip olma şansına sahip. İşte bu çocuklar, büyük olasılıkla, ileride kendileri de çok iyi anne ya da baba olacaklar. Anne-baba adayları böyle uygun bir çevrede büyümemiş olsa da, yapılacak şeyler var.
Yıllarca iyileşmeden sürmüş olan kronik hastalıkların hipnoz-analizlerinin ortaya çıkardığı değişmez bir gerçek var. Bir canlı ana rahmine düştüğü andan 12 yaşına kadar geçen sürede en önemli olan şey nedir diye sorarsanız yanıt şu. Çocuğunuz sizin tarafınızdan istendiğini düşünüyor mu? Ya da çocuğunuz, o olmasaydı, sizin daha az mutsuz olacağınızı hissediyor mu? Tüm sorun burada yatıyor. Bilirsiniz, çocuklarına her türlü olanağı sağlayan aileler vardır. Oyuncaklar, para, özel oda, bakıcılar v.s. Ama bunları sağlayan anne babalar öte yandan çocuk ile aralarına bir mesafe koymuştur. Odasına kapatır, konuşmaz, görüşmezler çocuk ile. Hipnotik analizler böyle anne babasından uzak mesafede yetişen çocukların, büyüdükten sonra bile bilinçaltlarında anne babasını memnun etmeye çalışan bir taraf olduğunu gösteriyor. Bu tip ailelerin aksine bağıran, çağıran, vuran, çocuklarını terorize eden ama yine de bütün bu hengâme arasında her nasılsa çocuklarına tam anlamıyla sahip çıkmış aileler vardır. Bu ailelerin çocuklarına verebildikleri tek mesaj, onların bir aile olduğu ve hangi tehdit altında olurlarsa olsunlar bu bütünlüğün bozulmayacağı olmuştur. Bu bozuk görünen dinamik içinde birçok sağlıklı insanın büyüdüğü gözlemlenmiştir. Böyle bir eğitim mi öneriyoruz? Tabii ki hayır. Bu karşılaştırma bize çocuk büyütülürken neyin daha önemli olduğunu gösteriyor.
O halde, çocuk isteyen anne babalar! Öncelikle çocuğunuzu planlayın. Ve bebeğiniz anne rahmine düştüğü andan itibaren çocuğa onun istenen bir varlık olduğunu hissettirin. Çocuğa onun değerli bir varlık olduğunu belirleyen ona karşı olan davranışlarınız olacaktır, söylemleriniz değil. Çocuğunuza gözlerinizi çevirdiğiniz zaman, onun bu dünyadaki varlığıyla takdir edildiğini, beğenildiğini hissetmesini sağlayın. “ SEN BİZİM İÇİN ÖNEMLİSİN VE DEĞERLİSİN”. Anne babalıkta bundan daha önemli bir kural yoktur.
Anne karnına kadar geriletilmiş olan hipnoz-analiz hastalarının öğrettiği önemli bir şey daha var. “Karnınızdaki bebekle konuşmak.” Sözlerinizi çocuğunuz çok sonra öğrenecek. Ama bebeğin beynindeki kayıt sistemleri gebe kalındıktan kısa bir süre sonra çalışmaya başlar ve duyduğu hissettiği sesleri elektriksel akımlar şeklinde kaydeder. Annenin duyguları doğmamış bebeği şüphe götürmeyecek bir belirginlikle etkilemektedir. Gebelik boyunca kaydedilmiş olan kelimeler daha sonra yaşam üzerinde etkili olur. İyileşmeyen hastalıkları olan hastalara uygulanan hipnoz-analizler bu durumu gayet güzel ortaya koyar. Ailenin hatırladıklarından ve kayıtlardan belirtilerin 2–4 yaş arasında başladığı bilinir. Ama nedene yönelik hipnotik araştırma anne karnına kadar götürür. Hastalığı ilk başlatan olaylar anne karnındayken yapılan olumsuz kayıtlardır. Sözlerin anlamını öğrenmeye başladıktan sonra beyinde depolanmış olan o anlamsız bilgiler birden bire anlam kazanır ve bilinçaltında yerleşmiş inanç sistemleri haline döner.
Sonuç. Pozitif ve seven bir anne olarak karnınızdaki bebekle en iyi arkadaşınızmış gibi konuşun. Birlikte yaşayacağınız gelecekteki güzel günlerden konuşun. Doğumunuz hakkında olumlu ve şevkli düşüncelerinizi aktarın. Bebeğiniz için kolay, rahat bir doğum planlayın. Çocuğunuza onu büyük bir heyecanla ve umutla beklediğinizi bildirin. Ve bu süre boyunca onu ister kız, ister erkek olsun bütün kalbinizle seveceğinizi bildirin. Bu kadar basit tavsiyem bile inanın ki ilerde birçok sorundan uzak kalmanızı sağlayacaktır. Ve doğum yaparken, siz ve babası, etraftaki akrabalara hatta doktor ve hemşirelere hemen bir kulak duyumu mesafede bir canlının bulunduğunu ve her konuşmayı kayıt yaptığını bilmelerini sağlayın. Herkesin sizin bir bebek sahibi olmakta olduğunuzu fark etmesini ve olumlu bir heyecan duymasını sağlayın.
Hamile kaldığınız zaman araştırıcı olun. Dışarılarda dolaşın, çiçek koklayın, hayvanlara bakın, çayırlarda yürüyün, mümkünse çıplak ayakla… Yüzün, yıldızları seyredin, güzel hikâyeler okuyun, daima iyiyi arayın ve eğlenin.
TV den uzak durun. Ölüm, felaket, korku, intikam salan film ve haberlerin karnınıza ulaşmasına engel olun. Reklâmlardan uzak durun. Daha karnınızda beyni yıkanmış ve alış veriş hastası olmuş bir çocuk doğurmayı istemezsiniz herhalde.
Gezdiğiniz yerleri bebeğinize anlatın. Bebeğinizi de olayın içine alın. Bu sizin için, bebek doğduktan sonrası için iyi bir çalışma olacaktır. Doğum anı geldiğinde zor doğum şartlanmasını bir yana bırakın. Doğumun normal doğal bir olay olduğunu bilin. Doğum gerçekten keyif verici huzurlu bir deneyim olabilir. Bunu hedefiniz haline getirin.
O heyecanla beklediğiniz güzel varlığı kollarınızda tutar tutmaz, ona elinizdeki ve kalbinizdeki duyguların en iyilerini vereceğiniz konusunda kendinize söz verin. Ona elinizden gelen en iyi bakımı vereceğiniz konusunda söz verin. Kendiniz için en iyileri öğreneceğinize söz verin. Çocuğunuz yaşamı keşif çabalarına daima gülümseme ile karşılık vereceğinize söz verin
Sevgi İle kalın...
|



















