ANKET

hipnoz eğitimi almak istermisiniz



Tüm Anketler




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kekemelik

Kekemelik

13 Ağustos 2009 01:59
Yorum Sayısı :0  Okunma : 837

Kekemelik

 

Konuşma her nekadar her çocuk için doğal bir edim olarak düşünülse de, ne yazıkki her çocuk için bunu söylemek oldukça yanıltıcı olacaktır. Çünkü bu doğal gelişimde engel olan psikolojik travmalar veya çevresel koşulların olumsuzluklar vardır. Bu olumsuzluklar çocuğun mutlu dünyasını alt üst edip kekemeliğe neden olabiliyor. Bireyin konuşması esnasında konuşmanın düzenli bir şekilde ilerlemesini bozan duraklama, bazı ses ve sözcükleri yineleme ya da bir heceyi uzatarak söyleme ile kendini belli eden sorundur. Ben bu soruna konuşmada ritim kaybı veya ritimsizlik diye adlandırıyorum. Genel anlamda tanımlanırsa Kekemelik terimi sözel iletimi sıklıkla ve önemli ölçüde bozan konuşma kusurları anlamında kullanılmaktadır. Kekemeliğin en açık görülen özelliklerinden biri kelimelerin cümlelerin ve özellikle hecelerin tekrarıdır. Bazen harflerin çıkarılmasında da zorlanılabilir. Bir başka sorunda kekemelerin bütün gayretlerine rağmen hiç ses çıkaramama ile karekterize yaşanan bloklardır.

 

Bazen bu takılmalara eşlik eden motor hareketler olabilir. Bunlar ise basit göz kırpmalardan gözdede sarsılmalara kadar varabilir.

 

Kekemeler daha çok Hecenin yada kelimenin başındaki h sesinde görülür. Baştaki sessiz harf sesli harften daha zor çıkarılır. Cümlenin ilk kelimesinde daha çok görülür. Uzun kelimelerde kısa kelimelere göre daha sık görülür. Sessiz harften sesli harflere geçişlerde daha çok görülür.

 

 

Bu sorun çocuğun çevresinden uzaklaşmasına, sosyal ortamlardan kaçınmasına neden olabilir. Ayrıca ileri boyutta önemsenmesi halinde kaygı ve depresyona yol açabilir.

 

 

Bazı ailelerde gerilim düzeyi oldukça fazladır. İç çatışmaların yoğunluğu çocuğun dünyasına oldukça olumsuz yansıyabilri. Aile içinde doğan bu gerilimler, çocuğun biyolojisinde ters tepkilere neden olabilir, bu tepkilerin olumsuz görünümlerinden biride kuşkusuz kekemeliktir. Kekemelik, biyolojik anlamda nefes borusu ve ses tellerindeki uyumsuzluk ve gerilimler ile beyindeki konuşma merkezinin fonksiyonlarına yansıyarak meydana geldiği düşünülmektedir.Ayrıca ebeveyinlerin obsesif-kompulsif kişilik yapısı,çocuklukta yaşanan korku, endişe, gerilim; kişinin çözümleyemediği ve bilinçaltına atıp sonrasında ise bir şekilde bastırdığı ruhsal çatışma, korku ya da isteklerinin sonucunda oluşan nevrozların bir görünümünden dolyıda kekemeliğin meydana geldiğine dönük düşünceler mevcuttur. Kısacası kekemeliğin nedenleri konusunda bir çok düşünce vardır. Bunlar;

 

Organik Kuramlar : Nöron akımındaki bir bozukluktan meydana gelmesinden dolayı kişinin çene kaslarını kontrol edemediğini ve bu yüzden kekemeliğin meydana geldiğini ileri sürerler. Ayrıca bu kuram kalıtımı da önemli bir faktör olarak görmüştür.Bu düşünceye göre ailede kekeme olan birisi varsa çocuğun kekeme olma  olasılığı daha da artar. Kekemelik özür grubuna giren sorunlu kişilerin % 40-60 kadarının ailelerinde de kekeme olanlara rastlanılmıştır. Bu nedenle bu kuramı öne sürenler, bu gerekçeyi oldukça fazla önemsemişlerdir.

 

Psikolojik Kuramlar : Anne-baba tutumları (mükemmeliyetçi tutum) önemsemişlerdir. Anne babanın tutumu kadar çocuğun geçmişte yaşamış plduğu bir travma ve baskılardan dolayı kekemelik oluştuğunu öne sürmen yaklaşımdır.

 

Çoklu Etiyoloji Kuramı: Kekeleyen insanların kekemeliğe karşı eğilimleri olduğunu savunur. Yaşanan herhangi bir olay veya şokun sonucunda bu durumun ortaya çıkatığını öne süren düşüncedir.

 

Konuşma Gecikmesi : Birey iki yaşına kadar anlamlı bir kelime söyleyememiş, bir cümle kuramamışsa konuşma gecikmesi vardır. İşitmede bir aksaklık,zihinsel gerilik,afazi,uyaran ve güdü eksikliği vb.gibi faktörler olabilir. Bu durumda konuşma özrü olarak ele alınır.

 

 

Diğer konuşma bozuklukları

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

 

1. Artikülasyon (Eklemsel) Bozuklar : Konuşma dilindeki seslerin yaşa ve cinsiyete uygun olarak doğru ve anlaşılır biçimde çıkarılmamasıdır. Bozukluklar dört biçimde ortaya çıkar. * Seslerin yerinin değiştirilmesi (abla-alba). *Bazı seslerin hiç kullanılmamsı (hava –ava). * Seslerin bozulması tahrif edilmesi, anlaşılmaz sesler çıkarılması.

 

     Bu bozuklukların iki nedeni vardır : a)Organik nedenler: diş bozuklukları (aralarının açık olması) yarık damak, nörolojik bir bozukluk sonucu ortaya çıkan kas koordinasyonundaki bozukluklar, işitme kaybı. b) Fonksiyonel Bozukluklar : Yanlış öğrenmeler ve psikolojik kökenli nedenler .

 

     2.Ses Bozuklukları : Sesin tonundaki farklılıklar, alışılmadık değişiklikler, sesin yüksekliğinde bozukluk, sesin kalitesinde bozukluk. Bu bozuklukların üç nedeni vardır. a) Organik nedenler (Larenx bozukluğu yani kronik larenjit ve burunda modüllerin oluşması).b) Psikolojik nedenler (Konversiyonlar, histerik yapılar ).c) Fonksiyonel nedenler ( Geçici süreyle sesin fazla kullanımından oluşan ses kısıklığı)

 

3. Titreşim Bozuklukları : a) Yetersiz burun titreşimi (Geniz seslerinin çıkarılmasında probleme neden olur) b) Aşırı burun titreşimi (Yarık damak yüzünden çok fazla hava kaçırılır , buda patlamalı seslerin- p,b gibi- çıkarılmasında problem yaratır.)

 

 

 

 

Bu tür kişilerin görüntüleme çalışmalarında beyinlerinde kan akımlarında azalmalar ve bazı bölgelerde akım olarak düzensizlikler saptanmıştır.

 

 Kekemelikte yaş unsuru özellikle önemlidir. Ağırlıklı olarak iki ile yedi yaş arasında bu olaya rastlanılmaktadır. Ortalama olarak başlangıç yaşı beştir.Daha yaşlı kekemelik vakalarının daha çok durakladıkları, hava akımlarındaki kesilmelerin, ses tellerine uygulanan basıncın, iletişim kurma korkularının daha yüksek olduğu ve konuşma ortamlarından kaçındıkları gözlemlenmiştir.

 

Genel olarak erkek çocukların kızlara göre daha karmaşık düzeyde kekelemelerin olduğu saptanmıştır. Özellikle erkekler karşısındakiyle daha az göz göze gelmeye çalıştığı, özellikle bu türden iletişimden kaçındıkları, yabancı insanların bulunduğu, özellikle kalabalık ortamlar veya bir otorite konumundaki, kariyerli (çekindiği) kişinin karşısında, telefona yanıt vermek, birinden bir şey istemek, beklenmedik bir durumla hazırlıksız bir şekilde karşılaşma gibi hallerde kekemelik kendini özellikle göstermektedir. Bu nedenle kekemeliği ortaya çıkaran en önemli unsur anksiyetedir. Yani heyecanlı ve gerilimli olduklarında kekemelik durumu daha çok belirginleşmektedir. Bu nedenle heyecen veya korku duydukları bu gibi durumlardan kaçınmaya çalışırlar. Söyleyemedikleri bir sözcüğün yerine hemen bir eşanlamlısını getirerek veya o kelimeye benzer bir sözcüğü yutarak cümleyi tamamlamaya çalışırlar. Adları sorulduğunda yanıtlamakta güçlük çekebilirler. Bu nedenle birisi kendine adını sroduğında yakınında tanıdığı varsa ondan adının söylenmesini beklerler.

Okul ortamından ise, bu türden öğrenciler bu özürlerinden dolayı sürekli sınıfın gözü önünde olmamak ve öğretmenin sorularına muhatap olmamak içinle arka sıralarda oturmaya çalışır ve pek parmak kaldırmazlar. Konuşmadan ve bir konu ile ilgili düşünce belirtmekten çok konuşmalarda dinleyici olmayı tercih ederler. Bazen yoklamalar alınırken geç yanıt verirler, ya da el kaldırarak kaçınma davranışı gösterirler. Daha çok mimikleriyle yanıt vermeye eğilimlidirler. Yeni bir şey söylemek ya da istemek yerine başkaları ile aynı fikirde olduklarını ya da aynı şeyi istediklerini belirtirler. Özel yerlerde (örneğin kafeterya, kantin gibi) canlarının çektiği şeyleri değilde, daha çok söylenmesi kolay olan şeyleri ısmarlarlar.

 

Keza otoriteyi temsil eden birr görevliye adres sormak için durduklarında ilk sesi çıkartmakta güçlük çekebilirler. Bu durumlarda konuşmayı kolaylaştırmak ve o sesi çıkarabilmek için el veya ayağı sallama, ayağı yere vurma, baş ve boyun hareketleri, göz , kas ve dudak hareketleri gibi tikler eşlik edebilir.

 

 Tüm bu nedenlerden dolayı tedavi sürecine girmeyen kişilerin tedavileri oldukça uzun sürmekte, davranışları kronikleşerek eğitim çalışmalarına gerektiği gibi tepki vermedikler belirlenmiştir.

 

Toplumda yaygın olan görüş bu tür çocukların büyüdüklerinde zaman içinde kekemelikten kurtulacağı yönündeki görüştür. Ki bazı vakalarda erişkinliğe geçiş döneminde bu özürün kaybolduğudur. Ama genelde ergenlik dönemine kadar kendini taşımışsa, tedavi edilmediğinde bu türden vakalar ömür boyu sürebilmektedir.Çünkü ağırlıklı olarak 18 veya 20 yaşlarında bu sorun büyük bir oranda ortadan kalkar.

 

Bir çift ebeveyn içeri girdiğinde yüzlerindeki endişe gerçekten ilginç bir durumdu. Öncelikli olarak kadın szöe girdi ve eşi onun sözünü tamamladı. Hocam çocuk ile ilgili bir problemimiz var.

Her zamanki gibç sorunu dinlemeden önce asistan arkadaşlardan biri tarafından uzatılan çikolatayı alan çocuğun dışarıya alınmasıyla konuşmamıza devam ettik. Bizim çocuk kekeme  hocam. Bir iki doktora gittik, ilaç verdiler ama pek faydasını göremedik…

Öncelikle bir eğitim uzmanı veya davranış bilimci özel eğitimcinin bu tür durumlarda bir psikyatristle ortak çalışması gerektiği kanatimi öncelikle belirtmek isterim . Çünkü bu tür vakalarda kanatim, heyecanı azaltan sakinleştirici özelliğe sahip, antideprasan ve anksiyolotik ilaçlarada gereksinim olduğunu düşünüyorum.

Aileyi uzun bir süre dinleyip özel sorularımı sorduktan sonra, yaşanan bir tarvmanın olmadığı gerçeği ve çocuğun modelleyebileceği bir kişinin olmadığını anladım. Çocuk tıbbi bir kontrolden geçirildiği için damak veya benzeri bozukluklar olmadığı, beyin görüntülenmesinde de bir problem olmadığı anlaşılmıştı. Olayın psikolojik olduğu düşünülüyordu.

Dört yaşındaki çocukla sevdiği bir kukla ile konuşturarak psikolojik anlamda bir sorun olmadığını uzman görevli tespit etti. Anladığı şey şuydu. Çocuk konuşma sürecine geçiş yaşarken, anne ve babanın aşırı hasasiyeti nedeniyle bu sorun üzerinde özellikle durulduğu için çocukta konuşmaya dayalı bir duyarlılık geliştiği yönündeydi. İçeri çağırtıp oyunlar oynayıp bildiği şarkıları birlikte söyledik ve kasete kaydettik.

Kaseti herkese dinletip, bu ses kimin diye sorduğumda, hemen atıldı.

Benim!!!!

Elbetteki bu kadar güzel bir konuşmayı başka kim yapabilir?

Anne babanın durumu gerçeten görülmeye değerdi. Özellikle anne göz yaşı salya sümük. Duygusal bir aile olduğu her hallerinden belliydi.

Peki Can rica etsem bu kaseti evde dinleyip beni hatırlarm mısın?

Çocuk sevinçten ellerini birbirine kenetleyerek önce kendini heyecandan kasıp sonra

Çok sevinirim dedi.

bir şeyi kanıtlamanın uzuru ve sevinciydi Canın yaşadıkları.

Aileye bu hasasiyetin üzerinde fazla durmamaları gerektiği. Bazen çocukların bu türden karmaşaya bazı durumlarda kapıldığı dönemler olabilir. Özellikle 3 veya 4 yaşlarında konuşmanın akıcılığını bozan duraklama ya da takılmalar olduğunu biliyoruz. Çünkü çocuğun büyüme ve gelişmesiyle birlikte ortaya çıkar. 3-5 yaşlar arasında beyin gelişimi hızlanmakta ve çocuk daha hızlı düşünmektedir. İletişim sırasında düşüncelerin aktarılmasına yarayan konuşmanın oluşturulduğu dil ve dudak gibi aktarma organları ise henüz bu hıza yetişememektedir. Böylesi durumlarda konuşmanın başlangıcında bazı sözcükleri bulmada zorluk, takılma, gereksiz duraklama ve nefes düzenleme ile ilgili güçlükler ortaya çıkmaktadır. Eğer sesin oluşumu ile ilgili beyin işlevlerinde ya da aktarma organlarında belirgin bir sorun yoksa akıcı konuşma bozukluğu ortaya çıkabilir. Anne babanın bu dönemde ortaya çıkan bu vakanın geçeceğine kendilerini inandırmaları ve üzerinde durmamaları ve aşırı bir hasasiyet göstermemeleri gerekir. Aksi taktirde durum daha kronik bir hal alabilir. Özellikle çevrede bu konuda hasas olmaz ise çocuk bu karmaşa dönemini rahatlıkla atlatabilecektir.

 

  Özellikle heyecanlı bir anda çocuğa sorular sorulmaması gerektiği. Babanın çok heyecanlı olduğu ve bu nedenle aynı heyecanı çocuğunda modellediği, yavaş ve ağır konuşmalarla bir birlerine ve çocuk ile konuşulduğunda özellikle dikkat etmeleri gerektiği anlatıldı.

Gerçekten bazı durumlarda, çocuklar konuşmalarında bu türden davranışlar gösterebilirler. Ama bu durumlarda heyecana kapılmadan sakin davranışlar ve yavaş konuşma modellemesiyle geçiştirilir. Çocuğun bu tür karmaşalarda güvensizliğe düştüğü esnada yavaş ve sakin bir tavırla bildiği bir şiir veya şarkıyı isteyebiliriz

Birlikte severek yapacağımız bu tür etkinlikler çocuğa oldukça fazla özgüven yükleyecektir. Kalabalık içinde onu yalıtmadan yine büyük bir sukunet içinde ama abartmadan teker teker sözcükleri konuşarak ondan bildiği şarkılardan bir tanesini isteyebiliriz. Ve sonradan kısa hikayeler anlatarak ona çok iyi belletip bu hikayeleri okumasını da isteyebiliriz.

Tam bir veya bir buçuk yıl sonra can ve annesiyle karşılaştığımızda haklılığımı görmenin huzurunu bir kez daha yaşadım. Ama karşımdaki anne artık oldukça soğukkanlıydı.

Bunu nasıl başardığını sorduğumda

Bazen öğrendiklerini unuttuğunda büromuza açtığı telefonlarla ve uzman arkadaşlarla kurduğu hatırlatıcı diyaloğlar sayesinde olduğunu söyledi.

 

Mehmet, sevdiğim bir arkadaşımın kardeşiydi. 18 yaşında. Esmer yüzü sesi kadar inceydi. Adını sorduğumda ilk kelimeyi söylemekte oldukça fazla zorlandı. Bozuk bir plak gibi takılarak, başınıda sürekli sağa doğru çevirere adını uzun bir uğraştan sonra başardı.

Gerçekten öylesi bir genç için ne kadar zor olduğunu biliyordum. Davranış oldukça fazla karmaşık olmuştu.

Bu tür vakalarda özellikle bir çok uzmanın ortak çalışma yaptığı kurumlarda eğitim görmesi gerekir. Bunu kendilerine tavsiye ettiğimde,

Bu tür  konuşma bozukluğuna dayalı bir okula götürdüklerini ve iki yıl boyunca eğitim aldıkları halde bir verim alamadıklarını söylediklerinde daha fazla üzüldüm. Elbetteki sosyal bir vakada her zaman sonuç almak mümkün olmayabilirdi. Ama bu kadar karmaşayada sürülmemesi gerekirdi, diye düşündüm.

Bu tür mesleklerin özellikle davranış bilimi boyundan imar edenler, yani eğitmenler bana göre oldukça önemli bri iş yapıyorlar. Çünkü, bir makine mühendisinin hata yapma payı vardır. Ama onun ürettiği parçayı yeniden döküme döküp düzeltme şansı da vardır. Keza bir inşaat mühendisi de yaptığı bir eseri yıkıp yeniden yapabilme şansı vardır. Ama bir insan mühendisinin böyle bir şansı olduğunu sanmıyorum. Bu nendele sağlam ve bilinçli inşa etmelidir.

 

Tavsiye Ettiğim Şeyler;

1.heyecan yaratacak durumdan uzak durulması;

Öncelikle bilmemiz gereken şey, Çocuğu anksiyete oluşturacak durumlardan uzak tutmak. Heyecan ve gerilim bu tür çocuklarda konuşma bozukluğunun ortya çıkmasında asıl neden olduğu unutulmamalı.

Özgüven Çalışması;

 

Bir başka dikkat edilemsi gereken şey ise, öz güven çalışmasıdır. Bu tür kişiler sosyal ve iletişim yetenekleri güçlü olan kişilikler değildir. Bu nedenle özgüven doğrultusunda oldukça sıkıntılıdırlar. Özgüven çalışması bu nedenle çok önemlidir.

 

Ritimi kullan ama dengeli

 Kekeme olan bir kişinin ritim içeren sözcüklerede zorlanmadıklarını bilmemiz gerekir. Bu yüzden şiir veya şarkı türü şeylerde kekemelik olmaz. Bu nedenle şarkı sözleri ve şiir okumalarda açık hava çalışması özellikle kullanılmalıdır. Açık havada çocuğa yüksek sesle akıcı şiirler okutulmalıdır. Bu biyolojik olarak aldığı oksijen sayesinde daha rahat okumasını sağlayacaktır. Sürekli şiir veya türkü çalışmaları çocuklar için yanlış yönlendirme de olabilir. Çünkü çocuklar gittikçe bu türden konuşmaları seçmeye başlayıp normal günlük konuşmalarını daha fazla karıştırıp kekeme durumlarını daha çok ilerletebilirler. Şiir gibi konuşma tekniği öğretilmelidir. Heceleme ve şiir gibi konuşma tekniği öz güven çalışmasıyla bütünleştirilmeli, ardından çocuk hikayeleriyle okuma çalışmasına geçilmelidir.

Nefes alıştırmaları;

Nefes alış ve verişleri düzensizdir. Bu nedenle nasıl nefes alıp vermeleri gerektiği öğretilmelidir.Özellkle nefes alıp verirken yavaş olması gerektiği ve ağır tempolu nefes alışlarına önem verilmelidir. Nefes çalışmalrında heyecanı yenmek içinde kullanılmalıdır. Çünkü ne kadar yavaş nefes alıp verilemesi öğretilirse kişi bir o kadar rahatlama teknikleirnde nefes çalışmalarını da öğrenmiş olacaktır.

 

Konuşmanın yavaşlatılması

Konuşma sabrı öncelikle dinleme becerisinden geçer dinlemeyi beceremyeneler iyi konuşamazlar. Bu gerçekliği bilmekte fayda vardır. Özellikle yavaşlatılma çalışmasına çocuk sözcükleri ne kadar ağır ve yavaş okursa okusun müdahale edilmeden sukunetle yaklaşılmalı ve dinleme sabrı gösterilmelidir. Konuşmadan önce düşünmesi sağlanmalıdır. Konuşma terpisti de konuşmadan önce kendine düşünme payı vermelidir.

Özellikle şiir okurken virgülde durma, noktada soluk alıp verme çalışması yapılmalı ve kişiye es yani duraklamalar verilmelidir. Konuşma hızı ise oldukça yavaşlatılmalıdır. Kanımca okumada heceleme yönteminin kullanılmasında oldukça fazla yarar var. Özelikle çocuk okumada zorlandığına işnandığı harf veya kelimeleri heceleyerek söylemesine çalışılmalıdır. Bu davranış sadece çocuktan değil tüm aile fertlerinden beklenilmelidir. Çünkü aile fertleri konuşmalarını ne kadar ağır alırlarsa o kadar çocuklarına da yardımcı olurlar.

Hatta mümkünse çocuğun uzun süre konuşmaması sağlanılmalıdır. Çocuk kendine öz güven duydukça kendini ifade etmeye geçebilir.

 

 Grup çalışması

Bireysel çalışma saatleri kesinlikle grup çalışma saatlerinden fazla olmamalıdır. Grup çalışma saatlerinde kolay çocuk hikaye ve şiirlerinden basit makalelere geçilmeli ve her ilerleme pekiştirilmeli övülmelidir. Bu övgüler çocuğun daha çok cesaretlenmesine neden olur. Grup içinde elde ettiği hız onu etkin konuşmaya yönlendirebilir.

 

Davranışın karmaşıklaştırılması

Özellikle ikincil derece veya kötü durum dediğimiz kekemelikler için özellikle sürekli kekelemesi istenmelidir. Hiçbir doğru konuşma kabul edilmemelidir. Çocuk doğru kelime veya hatta harf çıkardığında daha fazla kekelemesi için uyarılmalıdır. Bu bir tür bıktırmadır. Sürekli kekeleme süreci uzun tutulmalıdırki çocukta bıktırma mutlaka sağlanmış olunsun.

 

Birinci ve ikinci derecede kekemelik ne anlama gelir;

BİRİNCİ DÖNEM KEKEMELİĞİ Kekemeliğin başlangıç dön. diye adlandıra bileceğimiz bu dön.konuşmanın yalnızca sesine ilişkindir.

Çocuğun konuşmasında tutulma,duraksama,yineleme dinleyenler tarafından fark ediliyor,fakat çocuk bunların farkında değil ve çekinmiyorsa böylesi özürler birinci dön. kekemeliğindir denilebilir. Bu kekemelik beş veya altı yaşında oluşabilir. Bu beynin hızlı çalışıp dilin onu koordine etmedeki yavaşlığı sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık olduğu için ailen,in üzerinde özellikle durmaması gerektiğine inandırılmalıdır. Çevremizde bu tür konuşmalara çok rastlarız.Onun için böylesi belirtiler gösteren her çocuk kekeme değildir.Bunun ölçüsü şudur;Konuşmadaki duraksama,tutulma yineleme ve uzatmalar dinlerken bir tek kişinin değil de çok kişinin dikkatini çekiyorsa ve dinleyenin dikkatinin ne konuşulduğundan çok nasıl konuşulduğuna çeviriyorsa o bireyin konuşması birinci dön. kekemeliğe girebilir. Bu nedenle ailenin bu durumun geçici olduğuna inanması ve buna göre hareket etmesi çocuk üzerinde baskının kalkmasına neden olur ve dolayısıyla çocuğu koordine davranışları geliştikçe, konuşma ritmide düzelecektir. Oysa aile konuşmaya dikkat çeker ve bu anlamda çocuğa güvensizlik yüklerse sonuç ikincil tür kekemeliğin yani daha karmaşık ve zor bir döneme girmesine neden olur.

 

İKİNCİ DÖNEM KEKEMELİĞİ Bu dönem konuşmasında,duraksama,tutulma uzatma ve yinelemelerden başka birtakım yüz,el,kol ve vücut devinimlerinin eklenmesiyle konuşma daha çok nasıl'a dikkat çeker hale gelir.Konuşanda ne söyleyeceğinden daha çok nasıl söyleyeceğine dikkat eder haldedir. Kimi çocukluk döneminde gelişen birincil tür kekemeliğin aile tarafından komplex haline dönüştürülmüş halidir. Çever uyaranları çocuğun bu anlamda kendine güvenmesinden uzak olmasını sağlamışlardır. Konuşma davranışı daha çok karmaşıklaşmış ve çocuk edingenleştirilmiştir.

 

Bu dön. kekemeliğinde konuşmanın akıcılığının bozulmasının yanı sıra öncede söylenildiği gibi bir takım görsel belirtilerde ortaya çıkar.

 

Konuşma anında burun deliklerinin fazla açılması,dudakların çarpılması ya da gerilmesi,alt çenenin olağan dışı hareket ettirilmesi,göz kırpmalar boyun kaslarında gerilmeler,kol ve ellerin gerilmesi,bacakların gerilmesi,ayakların tepiklenmesi,karın kaslarının fazla devinmesi gibi durumlar.

 

 

Birincil tür kekemelik  daha çok oyun çalışması içinde giderilmeye çalışılmalıdır. Terapiyi yürüten uzman öz güvenden, konuşmanın yavaşlatılmasına, yüksek sesle okumadan ritim okuma çalışmasına kadar tüm çalışmalarını daha çok oyun ağırlıklı yürütmelidir. Genel konuşmalar ise daha çok çocuğun ilgi duyduğu alandan seçilmelidir. Çünkü kişi güncel olarak kullandığı bir dili aktif halde tuttuğu için kendisi için bilinen bir konuda konuşması çok daha rahat olur. Konuşmalara metinsel diyaloğa yönlendirilir ve önce ezber tarzı metinler çıkarılabilrise sonradan bu ezberdeki kelimelerin ve harflerin tanıtımına geçilir. Böylece tüm bu çalışmalar oyun çatısı altında yürütüldüğünde çocuk sevdiği bir faaliyetle uğraşmış olur.Gazetedeki metinlerde okuma çalışmasına katkıda bulunabilir. Özellikle devam nitelikli haberler önemlidir. Çünkü önceki günden kalan bilgiler ve süregen bilgi süreci uzun süreli bellekte kalıcı olduğu için kişi yabancı bir metin okumadığı için kekemelik probleminin ortadan kalkmasında önemli bir etken olabilir.

 Oysa ikincil türdeki çalımalarda ise daha çok grup çalışmalarına ağırlık verilmelidir.

Komutlar uzun ve karmaşık değil kısa komutlarla kurulu olmalıdır. Evet hayır oyunu bu anlamda çok güzel bir oyundur. Sorulan sorulara evet hayır yanıtı vermeyi öğretmek çocuğuda oldukça rahatlatacaktır. Karmaşık cümle yapılanmalrı ise çocuğu oldukça fazla telaşlandırma dışında başka bir şeye yaramamış olacaktır. Yavaşla, dur, kekeleme gibi komutlar çocuğu daha çok sıkıntıya sokan komutlardır. Bu nedenle daha çok davranış jest ve mimikler ile komutlar verilirse çocuk bu anlamda daha rahat hareket edebilecek ve kendinden utanmayacaktır.

Özür konusunda gerçekçi olunmalıdır. Çocuğun gerçekten hazırbulunuşluk düzeyi yükseltilmelidir. Çünkü hazrıbulunuşluğu ve güdü düzeyi yüksek olmayan sorununu aşmak için büyük bir çaba içine girmeyecektir. Bu nedenle teyp çalışması çok öenmlidir.

Teyp çalışması

Özgüven çalışmasında özellikle çocuğa kendi sesi mutlaka dinletilmeli ve diyafram çalışması ile özgüven çalışması yapıldığı esnada ideal tok bir ses düzeyi seçilmelidir. Çocuğun çıkaracağı farklı ve tok ses onu daha kendinden em,in hale getirebilir. Farklı bir tona geçtiği içinde kendine özgüveni tazelenebilir. Beğendiğiniz ses tonunun özellikle tok olmasına gayret edin. Çünkü tokm ve gür ses kendine özgüveninde oluşmasına önemli bir etken olacaktır.

Teybin ilk çalışması daha çok karmaşık cümlelerden oluşturulmalı ki çocuk okuduğunda ne kadar çok kekelediğini dinleyebilsin. Sonrasındaki çekimlerde ise oldukça kolay parçalar seçilmeliki yine çocuk yapabildiğine ve yol aldığına inansın yani başarı hazzını tadabilsin.

 

 

NEDENLER Daha öncede denildiği gibi,kekemeliğin nedenleri konusunda birlik yoktur.Bu bakımdan,ortaya atılmış görüşleri olabildiği kadar birleştirerek açıklama yoluna gidilecektir.

 

1-Kekemelik yapısal nedenli bir özürdür Bu nedeni öne sürenler kekemeliği bedensel fizyolojik ya da nörolojik bir nedene bağlamaya çalışırlar.Örnek verecek olursak;

 

ARİSTOTLE kekemeliği dildeki bir özüre,yapısal bir bozukluğa bağlamaya çalışmıştır.

 

COLOMBAT'a göre kekemelik beyin sinirleriyle,ses çıkarma organlarını devindiren sinir ve kaslar arasında yeterli uygunluk ve beraberlik olmayışından ileri gelmektedir.

 

SCHULTES kekemeliğin hançeredeki ses bantlarında oluşan bozukluktan ileri geldiği görüşündeydi. Bu görüşü savunanlara göre kekeme olan insanlar aslında kekemeliğe uygundurlar.Eğer çevre koşulları kekemeliği önleyecek durumdaysa önemli değildir.Fakat çevre koşulları çocuğun bünyesiyle bağdaşırsa kekemelik gelişir.Bu gruptakiler kekemeliği soyla da bağdaştırırlar.Bunlara göre kekeme kişinin soyunda kekeme vardır. Solaklık kekemeler arasında daha çoktur.İkizler arasında kekemelik daha çok görülür.

 

2-Kekemelik öğrenilmiş bir davranıştır Bu görüşü savunanlara göre; kekemelerle kekeme

 

noktası,her kekemenin bu belirtiden kurtulmak istediği ve arayış içinde oluşudur. belirtileri ortadan kaldırmaya yarayacak çalışmalar şöyle sıralanabilir.

 

1

 

SINIF ÖĞRETMENİNE DÜŞEN GÖREVLER Birinci dön. kekemeliğinde öğretmen şunlara dikkat etmelidir.

 

İkinci dön. kekemeliğinde öğretmene düşen görevler.

 

 “İleride ne olur?”diye endişelenmek yerine; ona nasıl yardım edeceğinizi düşünün.

 

2.Çocuğunuzun üzerindeki konuşma baskısını azaltın.

 

A. A. Çocuğunuz konuşurken onu dikkatle dinleyin. Gözleriniz onda olsun. Yüzünüzde endişeli veya gerilimli bir ifade olmamasına özen gösterin.

 

B. B. Çocuğunuz konuşurken sabırla bitirinceye kadar bekleyin. Sözünü kesmeyin. Bitirdikten sonra acele cevap vermeyin. Çocukla olan diyaloğunuz telaşlı bir hava içinde geçmesin.

 

C. C. Sürekli soru sormaktan vazgeçin. Sorularınız “EVET,HAYIR”veya kısa ifadelerle yanıtlanabilir olsun. Kendi arzusuyla konuşmaya başlarsa ona istediği kadar zaman tanıyın.

 

D. D. Onunla konuşurken kullandığınız ses tonuna da dikkat edin. Bazen kelimelerle ifade etmediğinizi ses tonunuz ele verir.

 

3. 3. Çocuğunuzun üzerindeki genel stresi azaltın.

 

A. A. Gündelik hayatınız çok konuşmalı mı geçiyor? Dinlenmeye ve gevşemeye zaman kalmıyor mu? Çocuğunuz ne yalnız kalmalı, ne de aşırı bir telaş ve koşuşma içinde yaşamalı. Sakin bir yaşayışı olmalı.

 

B. B. Davranış ve tutumunuz çocuğu utanç ,suçluluk ve yetersizlik duyguları içine itmemeli. Çocuk kendisini reddedilmiş, itilmiş, hor görülmüş hissetmemeli. Bu gibi duyguların oluşturduğu endişeler sonradan kekemelik olarak ortaya çıkabilir.

 

4. 4. Çocuğunuza zaman ayırın.

 

A. A. Çocuğunuzla elinizden geldiğince birlikte olmaya çalışın. Nasıl konuşursa konuşsun sizin için değerli olduğunu, konuşma şeklinin ve düzeninin önemli olmadığını çocuğa hissettirin. Çocuğunuza uygun bir ses tonuyla ve hecelemeden, akıcı bir üslupla bol bol okuyun. Seçtiğiniz kitap ve konuların içeriğinin çocuğun akademik düzeyine uygun olduğu kadar; grameri, dilinin ağırlığı açısından da çocuğun durumuna uygun olmasına dikkat edilmeli.

 

B. Okuma konusunu bitirdikten sonra,çocuğun cümleleri tekrarlamasına bazen de hikayeyi kendi sözleriyle size anlatmasına izin verin. Kitap hakkında soru sormaktan kaçını.

 

Kitap okumak yerine masal, hikaye, hatırada okunabilir, anlatılabilir. Çocuklar küçüklük hikayelerini dinlemeyi çok severler.

 

C. C. Çocuğunuzun dil ve konuşmayla ilgili deneyimleri zevk verici olsun. Konuşmasını kızmak, azarlamak, cezalandırmakla değil mutluluk veren olaylarla destekleyin.

 

D. D. Duygu ve heyacanlarını sözle ifade etmesine imkan tanıyın, söylediklerini önemseyin. İfadede güçlük çekiyorsa ona yardımcı olun. Ama asla ifade ve sözcüklerini çocuğun ağzından alıp siz söylemeyin.

 

5. 5. Çocuğunuzun konuşmasına siz iyi bir model olun.

 

A. A. Gerek konuşurken, gerekse de okurken konuşma ve okuma hızınızı yavaşlatın. Bu konuda kendinizi eğitmeniz gerekebilir. Cümleler ve kelimeler arasındaki zamanı uzatmakla işe başlayın. Sonra kelimeleri de yavaş söylemeye gayret edin. Asla heceleyerek okumayın.

 

B. B. Konuşmanızı yavaşlatmanız yanı sıra zahmetsiz ve yumuşak tarzda konuşmaya çalışın. Çocuğunuzun da öğrenmesi gerekecek olan budur.

 

6. 6. Çocuğunuzun kekelemesine uygun tepkiler verin.

 

A.“uygun tepki” çoğu zaman hiç tepki vermemek, KEKELEMİYORMUŞ gibi sabırla çocuğu dinlemek, konuşmasını alay yapmamaktır.

 

B. B. Ancak bazı kelimeleri söyleyememek, takılmak çocuğa çok sıkıntı verebilir. Böyle zamanlarda sizden tepki gelmemesi daha da kötü olabilir. Bir şey söylemek ihtiyacı duyabilirsiniz.

 

C. C. Bu gibi durumlarda ses tonunuzda acımak,olumsuz bir yorum,kaygı ya da şaşkınlık ifadesi bulunmaksızın, hatta alaysız bir tarzda hafifçe gülümseyerek “bu kelime uğraştırdı seni”, “bazen zor oluyor değil mi?” gibi sözler söylemeniz gerekebilir. Bu gibi sözler çocuğun gayretini tanıdığınızı ve kekelediği için onu suçlamadığınızı ifade edecektir.

 

D. D. “Konuşmasını düzeltmekten , daha yavaş konuşursan kekelemezsin, yüzünü öyle yapma” gibi iyi niyetli ama olumsuz ifadelerden kaçının. Bu gibi davranışların çocuğu kekelemesinin sorumlusu yapmak gibi suçlayıcı etkisi vardır.

 

E. E. Kekelemesi hakkındaki duygularını onunla konuşmaktan çekinmeyin. Kekelemesinin üzerinde durulmamalıdır. Ancak çocuk duygularını açtığı taktirde onun duygularını tanıyın, paylaşın. Kekelemesi hakkında konuşmak tabu değildir. Yalnız “kekelemek” yerine “konuşma zorluğu” ifadesini kullanırsanız onu damgalamaktan kurtulursunuz. Herkesin bir takım zorlukları olabileceğini ifade edin.

 

 

 






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...