ANKET

hipnoz eğitimi almak istermisiniz



Tüm Anketler




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Zihninizi değişitirin!

Zihninizi değişitirin!

14 Ağustos 2009 15:36
Yorum Sayısı :0  Okunma : 743

Zihninizi değişitirin!

Tüm yogik öğretilerde olduğu gibi hepimiz içimizde, derinlerde bir yerde aynı evrensel güç veya sevgi bilgeliğine sahibiz. Bu bilgelik ve sürekli hareket halinde olan yani pozitif enerji yaşamımızı yeniden yaratabilmemizi sağlayabilecek güçte. Kendimizi ve etrafımızı değiştirebilme, istediklerimizi tek tek yaratabilme gücü hepimizde var. Bu güç ‘’niyet’’ gücü. Niyetimizin gücü.

Peki güçlü bir niyet gerçekten yaşamımızda değiştirmek veya düzeltmek istediğimiz her şeyi transforme edebilir mi? Örneğin bize ihtiyacımız olan paranın gelmesini sağlayabilir veya yaşadığımız romantik ilişki ile ilgili durumu düzeltebilir mi? Kronik veya geçici hastalıkları veya davranış bozukluklarını da transforme edebilir mi? Karakterimizi değişitrebilir mi?

Buna cevabım hem evet hem hayır. Hayır çünkü niyet enerjisini özellikle hastalıkları iyileştirme noktasında tek başına yeterli olmuyor. Ama bu işe yaramadığını göstermiyor, hastalıklar niyet olmadan da iyileşemiyor. Evet çünkü sadece niyet enerjinize yoğunlaşarak yaşamınızda yolunda gitmeyen birçok şeyi değiştirebilmeniz mümkün. Tabiî ki nefes çalışmaları ile destelenmesi en doğrusu. Çünkü özellikle kronik rahatsızlıklarda ve davranış bozukluklarında, artık alışkanlık haline gelmek kuvvetli negatif karakter yapısında mutlaka nefes çalışmalarına da ihtiyacımız var.

Bu sorunun cevabını bir başka yönden ele alırsak şunları söyleyebilirim, kronik bir hastalığın gelişmesi veya bir kişinin herhangi bir davranış bozukluğuna sahip olabilmesi yıllar alıyor. Yıllar boyu katman katman oluşturduğunuz bir negativitenin, tıkanıklığın veya hastalığın tamame transforme olması da biraz zaman alıyor. Buradaki zaman kelimesi szi şaşırtmasın, transformal nefes teknikleri ve niyet enerjisi çalışmaları birlikte uygulandığında kişi en yoğun hastalığı bile birkaç ay içerisinde iyileştirebiliyor. Bu iki metodund bu kadar etkili olmasının ana sebebi ikisinin de ‘’kişisel şifa metodu’’ olması. İşin sırrı burada. Eğer bir kişi yola ‘’Bana biri baksın, yardım etsin, iyileştirsin’’ diye değil, ‘’Ben kendimi iyileştirebilirim’’ diye çıktığı anda en ölümcül hastalıklardan biri olan kanserin bile iyileşmemesi mümkün değil. Sır ‘’BEN’’ kelimesinde..

Yani çoğumuzun ‘ego’ veya ‘zihin’ diyerek iteklediği, özellikle yoga ve meditasyon yapanların yanlış anlaşılmasına neden olan ‘’BEN’’ aslında çok önemli. Hatta bu hayattaki en önemli şey. Çünkü hepimiz hala canlı ve bu dünyada isek, bu bedende, yemek yiyerek, uyuyarak ve nefes alarak yaşamımızı sürdürüyor isek BEN bilinci çok önemli. Çünkü hepimiz kendi BENlerimizi, bu enerjiyi yaşamaya geldik. Ve bu BEN yazımın en başında söz ettiğim içimizde derinlerde bir yerde olan yaşam enerjimiz, evrensel güç, sevgi bilgeliği ile aynı şey. O zaten hep orada, yani BEN hep orada duruyor, yaşamımızı onun sayesinde sürdürüyoruz, tek yapmamız gereken onun farkında olmak. BU enerjinin, akışın, içimizde gürül gürül akıp duran akışın farkında olmak. Bu bile tüm isteklerimizin olması ve yaşamımızı yeniden yaratabilmemiz için yeterli..

BEN yoksa bu hayat ta yok. Tüm öğretilerde sözü edilen ego aslında ‘egonun bastırılmış hali’. Çünkü egonun kendisi yani BEN farkında olduğumuz ve onu ifade ettiğimiz taktirde son derece zararsız. Ancak onu görmediğimiz veya görmezlikten geldiğimiz, yani isteklerimizi, arzularımızı bastırdığımı, projelerimizi ertelediğimiz, yapmak istediklerimizi yapmadığımız, söylemek istediklerimizi söylemediğimiz zamanlarda içerde kaskatı bastırılmış bir enerji olarak kalıyor. İşte bu enerji çok tehlikeli. Bu ego çok tehlikeli. İfade bulan değil ifade bulmayan ego çok tehlikeli. Çünkü tüm hastalıkların, psikolojik ve mental rahatsızlıkların tek sebebi bu. Yaşam enerjimizin bastırılması. Bize yaşam, canlılık, neşe getirecek enerjinin durdurulması.. Artık bunu gördüğümüze göre enerjimizin farkında, kendimize dürüst oluyoruz değil mi?

Nefes çalışmalarının ve meditasyonun bize yaptığı ise kendi enerjimizin farkındalığını artırarak bastırılmış bile olsa bu enerjiyi derinlerden bir yerden yüzeye çıkartmak. Böylelikle görünür hale gelen yaşam enerjimiz en kısa zamanda transforme olma şansı da buluyor. Yoga çalışmalarında ise içimize dönerek kendimizi tanıdığımızda bulduğumuz, karakterimizi oluşturan bu ana enerjiye samskara  deniyor. Samskara kişiliğimizi, davranış ve düşünüş biçimlerimizi oluşturuyor. Samskara kelimesi İngilizce "some scars." Diye tercüme edilebilir.. Seslendirildiğinde birbirine ne kadar benziyorlar değil mi?.. ‘’some scars’’ yani ‘’bası yaralar’’.. Ruhumuzdaki yaralar… Yaralı enerjiler… Yani, pozitif olmayan, hareketsiz, cansız, negatif enerjiler.. İşte egonun bastırılmış halini, ‘’karakteri’’ oluşturan enerji bu.  Samskara’lar bilincimizdeki enerji alışkanlıkları. Mental değişimler, eklenen düşünceler, duygusal hareketler.. Hepsi birer samskara.. ‘’Ben bunu yapamam’’, ‘’Yetersizim’’ gib düşünceler, içinden çıkamadığınız acılar, üzüntüler, bedensel ağrılar, sızılar ve tüm hastalıklar.. bir şeye canınız sıkıldığında veya üzüldüğünüzde kolunuza saplanan ağrı veya boyun tutulmasıda samskara. Ve samskara’nın oluşabilmesinin tek yolu ise nefesimizi tutmak, kendi enerjimizi bastırmak.

Nerologlar da bizimle hemfikir. Ne zaman bir şeye sinirlensek, bunu ifade etmesek veya yapmamız gereken bir işi ertesi güne bıraksak, söylenmesi gereken bir sözü söylemesek hastalığın olduğu kanalı güçlendirmiş oluyoruz. Kısacası ifade edilmemiş tüm duygular ve düşünceler samskaranın yani hastalığın oluşmasına neden oluyor. Samskara bir kanal adeta ve duygu ve düşüncelerimizi her ifade etmediğimizde derinleşiyor.

Size şimdi bir iyi birde kötü haberim var. İyi haber samskara kanalları değiştirilebiliyor ve bu kanallardaki tüm tıkanıklıklar, hastalıklar iyileştirilebiliyor. Kötü haber ise bu sizin kararlılığınızı ve istekliliğinizi gerektiriyor,i yeterince istemediğiniz taktirde transformasyonu imkansız. Yani birinin önüne yatayım bir şeyler yapsın beni iyileştirsin diye bir durum yok, siz yalnız SİZ (SEN) iyileştirebilirsin kendini, başka kimse bunu yapamaz..

Ne yapmalıyız?

1. Kendinizde bu değişikliği yapabilmenin yollarını öğrenin.
Kendi kendinize gerçekten ‘’Ben yapabilirim, yaşamımın tamamını değiştirip kendimi ve etrafımı yeni baştan yaratabilirim’’ veya bir rahatsızlığınız varsa ‘’Ben kendimi iyileştirebilirim’’ dediğiniz anda transformal nefes sistemi ve niyet enerjisi ile çalışmayı öğrenin. Ülkemizde benimde bağlı bulunduğum ve bu çalışmaların yapıldığı merkezin web sitesi: www.pearlinside.com

Aslında yaşamın kendisi bir transformasyon metodu. Siz samskaraları içinizde tutmaya ve kendi enerjinizi bastırmaya devam ettikçe yaşam da size bunları transforme edebilme fırsatları verecektir. Örneğin içinide yıllardır bastırdığınız ve ifade bulmamış bir sinir enerjisi, öfke varsa yaşam sizi devamlı olarak öfkelenebileceğiniz durumlarla karşı karşıya bırakacaktır. Sizi sinirlendiren insanlar, durumlar… Nefes çalışmaları, meditasyon ve terapik uygulamaların yararı ise sizi yaşamın içerisinde bu durumlarla karşılaşmanıza gerek kalmadan transforme edebilme şansı yaratması.

2. Kendinizi ifade etmeye başlayın.

Kim olursa olsun, durum ne olursa olsun hiçbir şey, hiç kimse SİZden yani SENden önemli değil. Niyet enerjisi ancak BEN ve BEN enerjisine, yani içimideki sevgi bilgeliğine, yaratıcı güce önem verdiğimizde çalışmaya başlayabilir ve kendimizi ifade etmediğimiz her an BENe gereken önemi vermemiş oluyoruz. İşte yaşamda isteklerimizin ama sebebi bu. Kendimize değer vermiyoruz. Hepimizin içinde yaşamımızı mükemmel şekilde yaratabilecek güç var ancak biz bu gücü görmezden geliyoruz.. Ne yapıyoruz? İçimizden ağlamak geliyor, biz gülüyoruz. Yapmamız gereken işleri erteliyoruz. Kızıyoruz, ifade etmiyoruz, seviniyoruz kahkaha atmıyoruz, öfkeleniyoruz susuyoruz.. İçimizdeki enerji, BİZ, kendimiz, BEN bilincimiz, bu yaratıcı güç, hareketli, pozitif enerji tam akmaya hazırlanıyor ‘’sırası değil şimdi’’ deyip durduruyoruz.. Eeeeee sırası değil şimdi, istekleriniz başka zaman olacak o zaman, sağlıklı, mutlu, huzurlu da daha sonra olun… Bilmem anlatabildim mi? Seçim hakkınız var ama şunu bilin ki kendinizi bastırmak demek içinideki yaratıcı gücü bastırmak demek…

3. Düşüncelerinizi izleyin

Bu konuda en etkili yöntemlerden biri ise kendinizi izlemek.. Düşüncelerinizi izleyin. Eleştirmeden, yargılamadan sadece izleyin. Durdurmaya veya unutmaya da çalışmayın. Sadece izleyin. Ve kendi kendinize sorun ‘’Bu düşüncenin bana sağladığı bir yarar var mı?’’ Düşüncelerinizi değiştiremezsiniz, onlar ancak size bir yarar sağlamadığını gerçekten gördüğünüzde kendiliğinden yok olmaya başlarlar… Çünkü kendimize zarar verdiğini göre göre bir şeye devam etmemiz deliliğin ta kendisi… Diyelim ki kafanızda ‘’Yetersizim’’ düşüncesi var… Bu düşüncenin sağladığı bir yarar var mı? Peki bu sözleri tekrarladıkça ne oluyor?.. Size hiçbir yararı olmayan bu düşünceyi devam ettirmek için iyi bir sebebiniz var mı? Kendi kendinize bu soruları sormaya ve düşüncelerinizin size ne yapıyor olduğunu görmeye devam ettikçe düşüncelerin kendiliğinden transforme olduklarını göreceksiniz..

4. Transformasyon enerjisinin yukarıya giden bir spiral olduğunu hatırlayın.

Transformasyon spiral şeklinde yukarıya doğru uzanan bir enerjidir ve bu nedenle transformasyon oluyor olduğu halde bir değişiklik olmadığını düşünebiiriz. Bu çok normal. Çünkü transformasyon olurken bu enerji yukarıya doğru bir spiral şeklinde çıkıyor olduğu için içinde bulunduğumuz yeni durum bazen eskisinden hiçte farklı değilmiş gibi gözükebilir. Bunun sebebi yeni enerjimizin gerçekten eskisine çok benziyor fakat artık farklı bir boyutta, daha yüksek bir boyutta olmasıdır. Sadece biraz daha zamana ihtiyacınız var o kadar. Bazı yaşam alışkanlıklarımız, negatif düşüncelerimiz ve duygularımız değişiyor, transforme oluyor olsa da bazıları daha yavaş değişmektedir ve bu bizim moralimizi bozar. Bu gibi durumlarda transforme olmadığınız kaygısına kapılmayın, çünkü yaşamın kendisi bir transformasyon, birde nefes ve niyet enerjisi ile çalışıyorsanız bu daha da hızlanıyor ve değişim her zaman gözle görülmeyen boyutlarda oluyor. Transformasyon ‘’bildiğinizi bile bilmediğiniz’’ zamanlarda oluyor ve bir spiral şeklinde yukarı ilerliyor.

Ben enejilerinde müthiş bir değişim, yenilenme ve transformasyon gördüğüm halde ‘’Bende bir değişiklik olmadı, hayatım hala aynı, ben hala aynıyım..’’ diyen kişilere çok rastladım. Hatta bende çoğu zaman kendş enerjimdeki değişimi fark edemiyorum, hayat sağolsun bana ne kadar değiştiğimi söyleyen arkadaşlar gönderiyor J Enerjinizdeki değişimi siz zaten fark edemezsiniz, bu imkansız. Size bunu dışarısı gösterecek, söyleyecek. Böyle durumlarda en iyi şey gerçek transformasyonun lineer değil spiral bir proses olduğunu hatırlamaktır. Çünkü büyük bir değişim, yenilik, transformasyon olduğunda henüz transforme olmamış bölgelere tutunmaya çalışacaksınız. Örneğin içinizde yıllardır biriktirdiğiniz öfke bir anda güçlü bir şekilde transforme olduğunda aşırı yemek yeme alışkanlığınız varsa ve burada henüz bir değişim olmadıysa ona tutunacaksınız. Her transformasyon sonrasında yemeğe, sigaraya saldıran arkadaşlarım oldu.. Veya tam tersi. Sigara alışkanlığı kendiliğinden transforme olduğu gün kendini sinirli hissedenler.. Bunlar çok normal. Ümitsizliğe kapılmayın çünkü zamanla tüm bunlar da tek tek transforme olacak.

Meditasyon yaptıkça ve nefesle çalıştıkça şunu anladım, zihnimiz ve bedenimiz bir anda çok fazla değişikliği kaldıramıyor. Attığımız her büyük adımdan sonra, kendimizde ve yaşamımızda olan büyük değişimlerden sonra bir entegrasyon dönemi gerekiyor. Kalibreyi düzeltmek gibi bir şey.. Size attığınız her adımdan sonra bir adım geriye atıyormuşsunuz gibi görünse de daha dikkatli baktığınızda yepyeni bir noktaya inmiş olduğunuzu göreceksiniz. Kendinize daha dikkatli baktığınızda farkındalığınızın arttığını, eski alışkanlıklar ve davranış biçimlerinizin içinden daha rahat çıkabildiğinizi göreceksiniz. Beklide reaksiyonlarınız azalmış olacak. Belki içinizdeki kendi enerjinizle daha bağlantıda olduğunuzu göreceksiniz. Değişiminizi çoğu zamansa etrafınızdaki insanların reaksiyonlarından anlayacaksınız. Etrafınızdaki herkes size farklı davranmaya, farklı bakmaya başlayacak… Kısacası geriye doğru tek bir adım bile atmadınız, sadece spiral şeklinde ilerlediğiniz için ransforme olan taraflarınızı görmekte zorlanıyorsunuz o kadar.

Transformasyon uzun süreli bir proses ancak büyük değişimler birkaç dakika içerisinde oluyor. Bir negativitenin, yaralı bir bölgenin, samskaranın farkına vardığınızda içinizdeki enerjinin güzelliğini, ışığını hatırlayın, onu görebildiğiniz anda değişim birkaç saniye içinde bile olabilir. Ve birgün kendinizi tamamen farklı bir platformda bulacaksınız. Kendi gücünüzün farkına varmış ve transformasyon yolculuğunuzun meyvelerini toplarken…

Bu yüzden Krishna Bhagavad Gita’da arkadaşı Arjuna’ya ‘’Bu yolda attığın hiçbir adım boşa gitmiyor.’’ Demişti. Yaptığınız hiçbir şey boşuna değil, yaşamın kendisi bir transformasyon ve tüm adımlar gerekli...

Sevgiyle kalın.

Nevşah Fidan






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...