ANKET

hipnoz eğitimi almak istermisiniz



Tüm Anketler




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hipnoz Nedir?

Hipnoz Nedir?

15 Ağustos 2009 14:34
Yorum Sayısı :0  Okunma : 387

 

Hipnoz Nedir?

 

Hiç hipnozun tam olarak ne olduğunu merak ettiniz mi? Hipnoz gittikçe daha da yaygınlaşan bir terapötik müdahaledir. Bu makale, bu fenomenin aslında ne olduğunu açıklarken konuyla ilgili birkaç efsaneyi de açıklığa kavuşturmayı amaçlıyor. Hipnozu deneyimlemeye ve onu kullanıp hayatınızda muhteşem değişiklikler yapmaya başlamadan önce olabilecek birkaç sorunuzu cevaplayarak hipnozla ilgili yanlış bilinenleri ve efsaneleri açıklığa kavuşturalım.

Biliyor musunuz, hala hipnoz deneyimlemenin uyku veya baygınlık gibi bilinçsiz bir hal olduğunu düşünen insanlarla karşılaşıyorum. Ben de onları şöyle cevaplarım “bunun amacı ne olabilir? Birinin gözetiminde zaman ve para kaybetmek mi? Eğer gerçekten bilinçsiz olmak istiyorsanız başınıza sertçe vurabiliriz!”. Yani hipnozun bilinçsiz bir hal olmadığını bilmeniz önemlidir.

Hipnozu anlamak için zihinlerimiz arasındaki ayrımı yapmak çok önemlidir. Bununla şu an içinde bulunduğumuz bilinçli zihnimizi kast ediyorum. Bu farkındalık düzeyinin biraz aşağısında ise bilinçaltı zihin vardır. Bilinçli zihin uyanık olduğumuzda zamanın çoğunu geçirdiğimiz yerdir, iç diyalogumuzun “hmmm, bugün hangi ayakkabıyı giysem acaba” diye düşündüğü yer bilinçli zihindir.

Bilinçli zihniniz basitçe dört şey yapar

 

 

; öncelikle bilinçli zihniniz analiz eder. Bu ne? Bizim problemlere bakıp onları analiz eden ve bu problemlere çözüm üreten tarafımızdır. Bütün gün ve her gün kararlar alan tarafımızdır “kapıyı açmalı mıyım?”, “bir şeyler yemeli miyim?”; bunlar otomatik davranışlar olmalarına rağmen onları yapıp yapmamayla ilgili bir karar alırız.

Bilinçli zihnimizin ikinci tarafı mantığımız, özellikle batı toplumlarında her zaman bir şeylerin “neden” olduğunu ve “neden” belirli şekillerde davrandığımızı bilmek zorunda olan taraf. Problemlere daha fazla güç ve önem veriyor oluşumuz birçok probleme yol açabilir. Danışmanlığın veya psikoterapinin daha geleneksel ve klasik metotları bana göre daha çok olayların sebeplerine odaklanıyor ve istenmeyen alışkanlık ve davranışları değiştirmemiz için gerekli becerileri bize vermek yerine tek yaptığı olayların “neden” olduğunu öğretmek. Yaptıklarımızı “neden” yaptığımızı düşündükçe istenmeyen davranışı daha fazla ruhumuza gömüyoruz gibi görünüyor.

Bilinç zihnimizin üçüncü bölümü de irade gücüdür, birçoğumuzun göstermekten gurur duyduğu o diş gıcırdatan azim. Kaç tanemiz bir şeyleri değiştirmek için sadece irade gücü kullandı ve irade gücünün zayıfladığını fark etti? Ve bu değişimin geçici veya var olmayan bir değişim olduğunu gördü?

Bilinçli zihnimizin son bölümü de kısa süreli hafızadır. Bununla düzenli işleyebilmek için günden güne hatırlamanız gereken şeyleri kastediyorum, böylece telefonunuz çaldığında onu izlemek yerine cevap verebileceğinizi biliyorsunuz veya karşıdan karşıya ezilmeden geçmeniz gibi.

İşte bu zihnimizin bilinçli bölümü; analitik, mantıklı, akılcı, eğer hatırlarsanız kısaca Uzay Yolu dizisindeki Mr. Spock gibi. Bunu söylemek bana acı verse de bilinçli zihniniz birçok şeyde sık sık yanılır.

Eminim bir restoran veya bar gibi gürültülü bir yerde bulunmuşsunuzdur ve bir başka kişiyle sohbet etmişsinizdir ve etrafınızdaki tüm sesler arka planda karışıyor gibi olmuştur. Sonra on metre ileride birisi, cümlesini sizin isminizle bitirir ve siz sanki size söylenmiş gibi hemen onu kaparsınız. Bu, bilinçsiz olarak hayatınızın her saniyesinde birçok bilgi parçacığından, sesten, renkten, düşünceden, vb. haberdar olduğunuzu gösteriyor. Fakat bilinçli zihniniz o an sizin için uygun veya geçerli olan neyse ona odaklanmanıza izin veriyor.

Eğer o bilinçli farkındalığı alıp dış dünyaya değil de içinize yönlendirirseniz hipnozda çalıştığınız iç benliğinizin, bilinçsiz benliğinizin farkına varmaya başlarsınız.

Bilinçaltı zihniniz inanılmaz derecede güçlüdür ve yapabildiği kadar davranışı otomatikleştirir. Böylece onlar hakkında düşünmek zorunda kalmayız. Örneğin hayatınızın bir bölümünde size nasıl ayakkabı bağlayacağınız gösterilmiştir ve siz onu yapmaya odaklanmışsınızdır. İnanıyorum ki hayatınızın bu aşamasında başarıyla ayakkabılarınızı bağlıyor ve bunu yaparken de düşünmüyor, sadece yapıyorsunuzdur. Yalnız yaşayan bir akrabam vardı ve annem onu her hafta düzenli olarak aramamı isterdi, bunun onu mutlu edeceğini düşünürdü ve ne zaman arasam karşı taraftan onun sigara yaktığını ve içmeye başladığını işitirdim. Düşünmüyordu bile, sadece sigara içmeyi telefonda olmakla ilişkilendirmişti.

Biz inanılmaz öğrenme makineleriyiz. Davranışları, alışkanlıkları öğreniriz ve bilinçaltı zihnimiz onları otomatikleştirir, sonrasında onları otomatik pilotta uygular. Böylece onları nasıl yaptığımızı düşünmemize gerek kalmaz.

Bilinçaltı zihninizin içinde uzun süreli hafızanız yer alır. Bütün hatıralar burada saklanır ve bizi farklı şekilde etkilerler. Elbette bazılarının üzerimizdeki etkisi diğerlerinden daha çoktur. Tüm hatıraları zihnimizin önünde saklamamız gereksiz ve bilinçli zihnimiz için imkânsızdır. Bu nedenle bilinçaltı zihnimizin sonsuz derinliğinde kayıt altına alınır. Bu hatıralara ihtiyacımız olduğunda ise bu kez hatırlama yeteneğimiz, yeteri kadar akıcı değildir. Örneğin şu an geçen doğum gününüzde olan her şeyi düşünmüyorsunuzdur, fakat biz onu ifade ederken siz ancak bilinçaltı zihninize ve uzun süreli hafızanızın biraz daha derinliklerine inerek hatırlayabilirsiniz.

Bir başka örnek de eğer bir stand up gösterisi izlediyseniz birçok espriyi dinlerken komedyeni izler ve gülersiniz. Ve oradan ayrıldıktan sonra hiçbir espriyi hatırlayamazsınız, belki en iyilerden biri veya iki tanesini. Bir hafta sonra bir arkadaşınız “geçen haftaki gösteriden şöyle şöyle bir espri hatırlıyor musun?” dediğinde o espriyi uzun süreli hafızanızdan çıkarırken “ah, evet” dersiniz. Espriyi bildiğinizi biliyorsunuz, fakat o sadece zihninizin ön tarafında değil, bilinçaltının derinliklerindeydi.

Bilinçaltı zihniniz, siz bilinçliyken bildiğinizden daha fazlasını bilir. Şaşırtıcı mı geliyor? Peki, sadece düşünün şu an nefes alıyorsunuz, kalbiniz atıyor, sindiriyorsunuz, vücut ısınız belli bir dengede tutuluyor, siz bilinçli bir şekilde düşünmeden o sizin için birçok harika şeyi yapıyor. “Nefes almayı hatırlamalıyım” diye bir tarafta oturup düşünmüyorsunuz. Biz makine değiliz, içimizde tüm bunları nasıl yapacağını bilen bir zekâ var ve hipnozda hafifçe dokunduğumuz da işte bu zekâdır.

Bilinçaltı zihniniz sizinle düzensiz iletişim kuran içgüdülerinizi ve sezgilerinizi aldığınız yerdir. Örneğin bazen birisi bize doğru kelimeleri söylese de onlar hakkında farklı bir hisse kapılmamız gibi.

Bilinçaltı zihniniz birazcık bilgisayara benzer. Hayatınız boyunca tüm deneyimleriniz, ilişkileriniz, dünyayı yorumlayışınız, etkilerinizle programlanmıştır ve sonuçta bu programla işleyen bir bilgisayar ortaya çıkmıştır. Hipnoz basitçe bu bilgisayara girip programı güncellemenin bir yoludur. Böylece sizi memnun eden değişiklikleri yapmak içgüdüsel ve sezgisel olur.

Bilinçaltı zihniniz duyguların oturduğu ve davranışların var olduğu yerdir. Bu nedenle bizim hipnozda çalıştığımız bölümünüzdür. Hipnoz, bilinçli zihni aşarak bilinçaltı zihne ulaşıp güçlü ve kalıcı değişiklikler yapmanın bir yoludur.

Eminim ki birçok defa doğal trans durumları yaşamışsınızdır. Örneğin araba sürerken “ben buraya nasıl geldim” dediğinizde veya kitap okurken yeni bir sayfaya geçtiğinizde “ne okuduğum hakkında hiçbir fikrim yok, bir önceki sayfayı tekrar okumam lazım”. Okuldayken tarih öğretmenimin bana bir şeyler öğretmeye çalıştığını fakat zihnimin milyonlarca mil ötede arzu ettiğim başka şeylerle ilgilendiğini hatırlıyorum. Doğal olarak gelişen trans durumlarıyla ve terapötik hipnoz arasındaki fark; hipnozda duruma giriyorsunuz, onun kontrolündesiniz ve doğal durumun biraz daha derin ve yükseltilmiş hali. Bu kadar. Bazen sadece bir sandalyede gözleri kapalı oturmak gibi, birçok insanın inandırılmaya çalıştığı gibi sıra dışı veya sihirli bir şey değil.

Burada önemli olan yapmak istemediğiniz birşeyin size yaptırılmasının imkânsız olduğunu bilmektir

 

 

. Bir doktorun yönlendirdiği biri gelmişti büroya ve bana şöyle dedi “doktorum emfisemim olduğu ve sigara içmeyi bırakmazsam öleceğim için gelip sizi görmemi söyledi”. Ben de ona “öyle sanıyorum ki siz de bırakmak istiyorsunuz” ve o “oh hayır, sigara içmeye bayılıyorum, o benim son kalan zevklerimden biri” diye cevap verdi. İstemediği bir şeyi yaptıramayacağım için onu göndermek zorunda kaldım.

Bunun üzerine birçok insan bana şöyle söylüyor “tamam, söylediklerini duyuyor ve anlıyorum ve hepsi çok anlamlı. Fakat ben sahne hipnozu gördüm ve insanlar tavuk gibi dans ediyorlardı. Bana onların bunu yapmak istediklerini mi söylüyorsun?” Ben sadece bu insanların yapmak istemeyecekleri şeyleri yapmaya zorlanamayacaklarını söylüyorum!

Birisi sahne hipnozu için bilet aldığında hipnozun eğlence için izleyecekleri görüşüyle gidiyorlar, bazı şeylerin olmasını bekliyorlar. İkincisi, sahne hipnotisti seyircilere “sahneye kim gelmek ister” diye sorduğunda buna katılan veya ellerini kaldırıp “evet, ben hipnotize olmak istiyorum” diyen insanlara yapmak istemedikleri bir şey yaptırılmıyor. Sahne hipnotisti şovdaki kişilerin alıcı ve çok sayıdaki talimata karşı itaatkâr olduklarından emin olur. Seyircilerde ise bu insanlara istemedikleri bir şey yaptırılıyor illüzyonu oluşturuyor. Hipnoz bilinçli zihnin çekingenliğini açabilir ve böylece insanlar daha açık davranırlar, fakat istemedikleri şeyleri yaptırılamazlar. Herkes hipnotize edilebilir, ben insomnialılarla, eroin bağımlılarıyla, şizofrenlerle, kemoterapi alan insanlarla çalışıyorum. Bu insanlar genellikle hipnoz olamayacaklarına veya gevşeyemeyeceklerine kendilerini inandırmış insanlardır ve istedikleri sürece bunu yapabilirler ve yapıyorlar.

Tek gerekli olan açık bir zihniniz olması, onun çalışacağını ve ilerleyici olacağını ummanız, süreçle ilgili motive edilmiş düşüncelere sahip olması, seansları takip etmek ve arzu ettiğiniz ve istediğiniz değişiklikleri yapmanıza yardımcı olmasına yardım etmek. Son olarak kaydedilmiş hipnoz seanslarının başında veya benimle bireysel olarak yapılan NLP veya hipnoz seansları başında zihninizde birkaç farklı şey yapmanız istenebilir ve “benden bir şey yapmamı istedi ve şimdi başka bir şey ve şimdi bir başka şey, gerçekten ne yapmam gerekiyor?” diye düşünenler affedildi. En basit cevap takip edebildiğiniz kadarını veya etmek istediğiniz kadarını dinleyin ve bu düşünceleri üretenin de bilinçli zihniniz olduğunu ve değişiklikleri yapmak için çalıştığımız tarafın o olmadığını hatırlayın. Eminim şu şekilde düşüneceğiniz zamanlar olacaktır “hmm... hipnozdayım... ne düşünmem veya hissetmem gerekiyor?”. Tekrar söylüyorum ki bunu düşünen bilinçli zihninizdir ve ne düşündüğü önemli değildir. Sadece ihtiyacınız olan her şeyi emmesi için bilinçaltı zihninize güvenin. Seanslarda bir şeyler hayal etmenizi gerektirecek zamanlar olacaktır. Bir şeyleri hayal etmek, onları görselleştirmek demek değildir.

Size favori bir yerinizi düşünmenizi söylediğimde nasıl olabileceğini düşünebilirsiniz, zihninizde mükemmel bir sinema görüntüsü görmek zorunda değilsiniz. Onu hayal edebilir, hissedebilir, düşünebilir veya her detayı resmetmeden sadece bilebilirsiniz. Çakıllarda yürürken ayaklarınızın çıkardığı sesi duymanızı istediğimde bahsettiğim sesi biliyorsunuz, fakat onu kulaklarınızla duymak zorunda değilsiniz, hayal edebilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan bu.

Yani hipnoz bilinçsiz olma değildir, neredeyse daha yüksek bir farkındalığa sahip olmaktır; değişimi, açık ve olumlu bir zihni en iyi şekilde istemenizi, ne olması gerektiğini düşünmeden sadece olmasına izin vermenizi gerektirir.

kaynak :insandan.com






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...