ANKET

hipnoz eğitimi almak istermisiniz



Tüm Anketler




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TAŞIYAN MI ? TAŞINAN MI?

TAŞIYAN MI ? TAŞINAN MI?

BEDEN MERKEZLİ GESTALT TERAPİSİ

16 Ağustos 2009 23:48
Yorum Sayısı :0  Okunma : 449

TAŞIYAN MI ? TAŞINAN MI?

BEDEN MERKEZLİ GESTALT TERAPİSİ

Analistler için bir tabu olan hastaya dokunma konusu ve birtakım somatik

egzersizlerin W. Reich ile analize girmesinden bu yana, psikoterapide beden ile ilgili

çok yol katedildi. Geleneksel psikoterapilerin yanı sıra çeşitli beden terapileri

geliştirildi.

Bu yaklaşımların ortak özelliği ve geleneksel terapilerden ayrılan en önemli yanı,

kişiyi zihinsel, duygusal ve bedensel bir bütün olarak ele alması. Ayrıca “üzerine

konuşmak” yerine, doğrudan keşfetmeye, deneyime dayalı olması.

Örneğin; kişi, duygusal bir sorunu nedeni ile başvurduğu Gestalt terapisinde, terapist,

bu sorunu sadece duygusal olarak değil, zihinsel, duygusal ve bedensel olarak nasıl

yaşandığına odaklanarak anlamaya ve kişiye yardım etmeye çalışır Çeşitli

deneyimsel teknikler vasıtasıyla bu sorunun o kişinin geçmişinde ve halihazırdaki

ilişkilerinde nasıl bir duygu, düşünce ve bedensel duruş yarattığına dair farkındalığını

yükselterek, yeni algılar ve yeni seçenekler oluşturmasına yardımcı olur.

Gestalt terapisti Kepner’a göre, kişinin yürüyüşüne ve bedeninin duruşuna bakarak

duygusal ve düşünsel tarihini ve bugününü anlamak mümkün. Kişinin diğer insanlar

ve dünya ile - başka bir deyişle “öteki” ile- nasıl bir ilişki kurduğu, dünyayı dost ya da

şman bir yer olarak algıladığı ve bu algı üzerinden nasıl bir savunma geliştirdiği

bedeninde yazılı.

Hemen hepimiz havuzda ya da plajda tuhaf bir şekilde dolaşan insanlar

görmüşüzdür. Göğüs kafesi abartılı şekilde dışarıda, karnı içeri çekik, omuzlar kalkık,

baş yukarı yönelmiş bir erkek düşünün. Bu saldırgan görünüşlü “şişik horoz” erkeğin

hikayesini dinlediğimizde büyük olasılıkla, dünyayı tehdit edici/saldırgan bir yer olarak

gördüğünü, insanlara güvenmediğini, dolayısıyla gelecek saldırılara karşı hazırlıklı

olmak için bedenini “kabartarak” dolaştığını anlarız.

Ancak bu insan yürüyüşünü dünyanın en doğal yürüyüşü kabul eder ve böyle

yürüdüğü için terapiste gitmez. Terapiste gitme nedeni büyük olasılıkla diğer

insanlarla olumsuz ilişkileridir. Bu olumsuzluklara sebep olarak da diğer insanların

saldırganlığını ve kötülüğünü gösterir ve onlardan şikayet eder.

Beden merkezli çalışan bir Gestalt terapisti, bu kişinin dikkatini, yürüyüşüne ve

bedenini taşıma biçimine çeker. Bu tip bir farkındalık, bedenimizi psikolojik yapımız

doğrultusunda taşımamız ilk etapta büyük şaşkınlık yaratır. Çünkü genelde beden,

sanki bizim sahiplendiğimiz, bütünlüğümüzün bir parçası değil, biraz aşina

olduğumuz bir komşu gibidir. Bir şekilde, “taşıyıp” sürüklediğimiz, ya da bizi “taşıyan”

cefakar bir dosttur.

Bas bas bağırıp çeşitli ağrılar ya da fiziksel sıkıntılarla zorla dayatana kadar yardıma

başvurmayız. Yardım aşamasında ise, doktordan bedenimizde olup bitenlerin tıbbi bir

ıklamasını ister ve ilaç veya ameliyatla düzeltilmesini talep ederiz. Bizden ayrı bir

nesneymiş gibi değiştirilmesini buyururuz.

Bu bağlamda Gestalt beden terapisi bizleri bu “parçacı” yaklaşım yerine “bütüncül”

bir yaklaşıma davet eder. Bedenimiz, iç dünyamız ve ilişkilerimiz ile ilgili

farkındalığımız arttıkça yani bedenimize sahiplendikçe, kendimize ve ilişkilerimize,

var oluşumuza dair sorumluluk almaya başlarız. Sorumluluk aldıkça dünya gözümüze

başka görünmeye başlar ve bu süreç dünya üzerindeki fiziksel varlığımız devam ettiği

sürece zenginleştirici bir biçimde sürer.

Daha önceki şişik horoz tavrını takınan erkek, terapiste ilk başvurduğunda

sorunlarının kaynağı olarak diğer insanların tutumlarını gösterirken, süreç içinde

edindiği farkındalıkla, bedenini taşıma biçiminin sonuçlarının sorumluluğunu almaya

başlar. Bu duruşun tarihçesi ve oluşumunu anlamak; değişimin en önemli parçasıdır.

Bu kişi büyük bir ihtimalle oldukça negatif tutumlu ebeveynler tarafından büyütülmüş

ve savunmasız bir çocuk olarak kendini koruyabilmek için o zamanlar ihtiyacı olan bu

duruşu zamanla kemikleştirmiştir. Artık küçük bir çocuk olmadığı, bir yetişkin olarak

kendini koruma konusunda bir çok aracı olduğunu keşfettikçe, bu şişirilmiş, hava

yastığı haline gelmiş beden “söner”, normal boyutlarına iner. Böylece saldırgan

görünümünden kurtulduğu için, ilişkide olduğu insanları tehdit eden havasından

kurtulur ve ilişkilerindeki olumsuzluklar hızla düzelir.

Bu örnek problem, elbette geleneksel psikoterapiler aracılığı ile de çalışılabilir. Ancak,

haftalar boyu süren seanslarda problem “üzerine konuşmak” ile doğrudan problemle

çalışıp, çeşitli bedensel duruş egzersizleri yapmak ve hemen şimdi burada iki duruş

arasındaki farkı yaşantılamak, ümit aşılama ve ekonomik olma açısından oldukça

farklı iki seçim ve sonuçtur.

Birincisinde haftalar boyu önemli bir farkındalık olmayabileceği, dolayısıyla değişim

yaşanmayacağı için umut azalabilir. İkincisinde ise, değişim hakkında konuşulmaz,

hemen yaşanır ve ümit aşılanır, küçük de olsa bir değişim olmuştur. O seansa giren

kişi ile çıkan kişi aynı insan değildir.

Bırakalım seçimi acılarından kurtulma amacıyla psikoterapiye başvuranlar yapsın!

Meltem İdiğ Çamuroğlu, MA

Psikolog






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...