ANKET

hipnoz eğitimi almak istermisiniz



Tüm Anketler




Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Depresyon

Depresyon

19 Ağustos 2009 22:56
Yorum Sayısı :0  Okunma : 370

Depresyon

Depresyon toplumda en sık karşılaştığımız ruhsal bozuklukların başında gelir. Toplumların ortalama % 20'sini etkileyebilen bu hastalık sosyoekonomik ve kültürel düzeyi ne olursa olsun tüm ülkelerde ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Zaten depresyonun belirtilerini saymaya başlayınca bu hastalığı hepiniz tanıyacaksınız. Yaşamınızın her hangi bir bölümünde, belki de bir çok kez hissettiğiniz karamsar, karanlık, endişe verici, umutsuz, güvensiz duygulardan bahsedeceğim çünkü. Ancak her karamsarlık hastalık değildir. Klinik anlamda depresyon kişinin günlük uyumunu ve ilişkilerini bozacak şiddette ruhsal çöküntü belirtileri ile karakterize ağır ve oldukça zor bir hastalıktır.

Depresyonun belirtilerine gelince:
Ağır bir keder, çaresizlik, umutsuzluk, cesaretsizlik, güvensizlik, değersizlik gibi duyguların egemen olduğu bir ruhsal çöküntü halidir. İnsanlar eskiden zevk aldıkları hiçbir şeyden tad almaz, artık dünyada hiçbir şey ilgilerini çekmez ve yaşam anlamını yitirir. Sosyal ilişkiler biter çünkü bundan ne zevk alırlar ne de bunu yapacak halleri vardır. Genellikle şiddetli bir iç sıkıntısı ve tedirginlik duygusu hastalığa eşlik eder. Bazen bütün bunlar o kadar ileri bir noktaya gidebilir ki, kişi yaşamına son vermeyi isteyebilir.

Dikkatini belirli konulara yoğunlaştıramaz yani ciddi bir konsantrasyon bozukluğu vardır. Unutkanlıklar başlar. Geçmişe baktığında sadece eksikleri, yanlışları ve başarısızlıkları görür ve bunları gözünde çok büyütür. Bazen bu değersizlik düşünceleri o kadar ileri gidebilir ki, hasta kendini asla bağışlanamayacak bir günahkâr gibi görebilir. Bu da intihar düşüncelerini biraz daha pekiştirir.

Bedensel olarak da sorunları vardır. Özellikle geceleri uykuya dalma güçlüğü ve sabah gün doğarken yoğun bir iç sıkıntısı ile uyanma depresyon için tipiktir. Cinsel güç ve istekte azalma, genel bir halsizlik, yorgunluk, baş ve sırt ağrıları, kabızlık, tansiyonda düşme, sık görülen bedensel belirtilerdir.

Depresyonu oluşturan faktörleri iki ana grupta toplayabiliriz.
a- Depresyona Yatkınlık hazırlayan Faktörler.
b- Hastalığı Tetikleyen, Ortaya Çıkaran Faktörler.

Birinci grupta kalıtım, kişilik yapısı, aile düzeni ve genel kültür ve eğitim düzeyi sayılabilir. İkinci grupta ise çevresel stres faktörleri devreye girer. Depresyonların kalıtımsal faktörlerle yakın ilişkisi günümüzde yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Tedavi edilmeyen depresyon vakaları içinde yaklaşık ¼'ü intiharla sonlanmaktadır. Depresyon tanısı alan herkes için bu risk vardır, o yüzden bu vakalarda hekimler hasta ve yakınlarını bu konuda mutlaka uyarmalıdırlar. Dünyadaki tüm intiharların % 30 - 50'sinin temel nedeni depresyonlardır. İntihar düşüncesinden söz edenlerin bunu gerçekleştirmeyeceği, intihara yeltenmenin olsa olsa çevrenin ilgisini çekmeye yönelik bir tutum olduğunu düşünmek çok ciddi ve üzücü sonuçlara yol açabilecek yanılgılardır. Her tür intihar girişimi önemsenmeli ve altta yatan ruhsal durum dikkatle araştırılmalıdır. Yoğun bir depresyon yaşayan kişiler, bu dünyada var olmalarının artık hiç kimseye yararı olmadığına, üstelik aileye ve topluma yük olduklarına inanırlar. Bu çaresiz ve umutsuz duruma bir son vermek için ölümü bir kurtuluş olarak görürler, çünkü tekrar iyi olacaklarına, eski kimliklerine geri döneceklerine asla inanmazlar. Biraz önce de söylediğim gibi depresyon bir umutsuzluk hastalığıdır. Ancak çok iyi tedavi edebildiğimiz bu hastalık nedeniyle yaşamına son veren hastalara çok yazık olur.

Depresyon kadınlarda erkeklere oranla dört kat daha fazla görülmekle birlikte, intihar oranı erkeklerde daha yüksektir. Yalnız yaşayanlar, yeni boşanmış veya eşini kaybetmişler, sorunlarını başkaları ile paylaşamayanlar özellikle intihara yatkınlık gösterirler. Mesleğinin zirvesine ulaşmış başarılı iş adamları da risk grubuna girerler. Özgeçmişinde veya soy geçmişinde intihar öyküsü bulunanlar da risk grubundadırlar Depresyondaki kişilerin zeka düzeyleri yükseldikçe intihar riskleri artar.

Bütün bunlardan sonra hem kendi adımıza hem de yakınlarımız adına bu hastalığı iyi tanımalı, asla hafife almamalı ve ilk fırsatta bir hekime başvurmalıyız. Çünkü depresyon psikiyatrinin en iyi tedavi edebildiği, en net sonuçlar alabildiği, kişinin tamamen eski sağlığına kavuşabileceği ve kişide hiçbir iz bırakmadan geçip gidebilen bir ruhsal bozukluktur. Depresyonla ilgili daha geniş bilgi için Madalyonun İçi adlı kitabın "Bin Bir Gece Masalları" adlı bölümünü okuyabilirsiniz. Aynı öyküde biraz sonra bahsedeceğim MANİ Hastalığını da bulabilirsiniz.






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...