Bireysel Psikoterapi
1 Bireysel Psikoterapi
Psikiyatri biliminin en sık başvurduğu tedavi yöntemidir.
6.1.1 DESTEKLEYİCİ PSİKOTERAPİLER:
Hastanın yaşam koşullarının araştırılması, savunma mekanizmalarının belirlenmesi, olumlu ve uyuma yardımcı savunmaların pekiştirilmesi ve benlik güçlerinin geliştirilmesi amacına yönelen terapi türüdür. Terapistin dikkati hastalık belirtilerine yöneliktir, bilinç dışı çatışmalarla pek fazla uğraşmaz ve tedavide terapist aktif olarak devreye girer. Kişilikte değişiklik amacı gütmeyen bu tedavilerde genellikle güvence verme, telkin, ikna, duygusal boşalma, çevre düzenlemesi gibi teknikler kullanılarak hastanın stresle baş etme yetenekleri güçlendirilir. Kişinin olumlu yönleri, başarıları öne çıkarılır ve pekiştirilir. İlaçlarla birlikte yürütülen bu tedavilerin amacı hastalık belirtilerinden kişiyi kurtarmaktır.
6.1.2 ARAŞTIRICI PSİKOTERAPİLER (PSİKANALİZ VE PSİKANALİTİK PSİKOTERAPİLER)
6.1.2.1 PSİKANALİZ:
Freud tarafından 19. yüzyılın sonunda keşfedilen ve geliştirilen psikanalizin bir araştırma ve tedavi yöntemi olarak bugünkü dinamik psikolojinin ve çağdaş psikiyatrinin kurulmasında önemli katkıları olmuştur. Freud psikiyatriye önceleri hipnoz kullanarak girmiş, ancak bu tekniğin sağladığı düzelmelerin kalıcı ve sürekli olmaması nedeniyle kısa zamanda bu yöntemi terk etmiştir. Birçok denemeden sonra "serbest çağrışım" diye adlandırılan tekniği kullanarak bilinç dışı materyali anlamaya yönelmiştir. Bu yöntemle hastadan aklına gelen her şeyi söylemesi istenmektedir. Bunlar mantıklı olsun olmasın, ahlaki kaygılar gütmeden ve utanıp sıkılmadan dışa vurulmalıdır.
Hasta psikanaliz divanında analisti görmeyecek bir biçimde uzanır. Analistin tepkilerini görmeden ve oldukça gevşek ve rahat bir pozisyonda, herhangi bir bilinçli ve iradi denetime tabi olmaksızın aklına gelenleri serbestçe ifade ederken, bilinç dışı dünyasını analistin gözleri önüne serer. Böylece bilinç dışında bulunan ve serbest çağrışımlar yoluyla dışa vurulan dürtüsel ihtiyaçlar, fanteziler, özlemler, analistin iyi zamanlanmış teknik yorumları ile bilinçlenirler. Benliğin bilinçli ögeleri haline gelen bu yaşantılar çok daha kolayca çözümlenebilirler.
Özetle psikanalizin tedavi edici özelliği bilinç dışında bulunan çocuksu ve çatışma içindeki ürünleri bilince getirerek daha uyumlu ve olgun yaşantılar haline dönüştürmek ve böylece kişinin çevresine uyumunu arttırmaktır.
Kuramsal olarak kişilikte derin ve kalıcı değişiklikler sağlayabilen bu tedavi tekniğinin bazı pratik güçlükler nedeniyle uygulanması bütün dünyada oldukça seyrektir. Çünkü bu tedavi yöntemi çok uzun bir zamana ihtiyaç duyar ve çoğu zaman yıllarca sürer. Yani hasta ve analist haftada en az 4-5 seans görüşmeli ve bu seanslar yıllarca sürmelidir. Gerekli para, enerji ve zamanı verebilecek genç ve iç görüsü yüksek nevrotik hastalara başarıyla uygulanabilir.
6.1.2.2 PSİKANALİTİK PSİKOTERAPİLER
Psikanalizin temel kavramlarına dayanan ve daha kısa bir zaman süresi içinde ve daha seyrek görüşmeler yoluyla yapılan bir tedavi tekniğidir. Birçok ruhsal bozukluğun tedavisinde başarıyla uygulanan bu yöntem, özellikle nevrotik kişilerin daha verimli, uyumlu ve sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlayabilmektedir. Temel kuralları klasik psikanalizin kurallarına benzer. Transferans yani aktarma bu kuralların en önemlilerinden biridir. Transferans, hastanın çocukluğunda kendisi için önemli olan kişilere, çoğunlukla ana babasına karşı beslediği duyguları terapistine aktarma eğilimidir. Psikanalitik tedavilerin etkinliği bu olgunun doğru bir şekilde ele alınış ve çözümleniş tarzına bağlı olarak değişiklik gösterir.
Kuramsal olarak tedavi hastanın çatışmalarının büyük bir kısmı hakkında içgörü kazandığı ve bunları çözümlediği, terapisti ile ilişkisinin transferans yerine normal bir insan ilişkisine dönüştüğü noktada sona erer.
|



















