Sağlıklı Zayıflama ve Kilo Kontrolü
Beden Kitle İndeksi (BKİ) 25 ve üzerinde olan kilolu ve şişman kişiler için tasarlanmış, bilişsel davranışçı terapilerde bu maksatlar çalışılmaktadır. Bu tedavilerde söz konusu sorunu devam ettiren akli süreçlerin tespit edilmesi, bu süreçlerin değiştirilmesi ve değiştirme sürecinin değerlendirilmesi, yeni ve sağlıklı davranış modellerinin geliştirilmesine dayanır.
Bugüne kadar sıklıkla yapılan hata, fazla kilolardan kurtulmak için yapılan sıkı diyetler, bu diyetler sırasında ortaya çıkan metabolik sorunlar ve tekrar eski kiloya dönülmesi ile ümitsizliğin yaşanmasıdır. Burada ihmal edilen, neden kilo alındığı, yeme davranışının, kalori alımının yapısı, kalori harcama becerilerinin nasıl olduğu gibi önemli konulardır. Yeniden kilo almamak için bir grup insan sürekli diyet halinde yaşamaya geçmekte ve böylece anoreksiya nervosa veya bulimia nervosa başlamaktadır. Sıklıkla yapılan diyetlerde amaç; görünüşü iyileştirme arzusu, kendine güven ve özsaygıyı arttırma arzusu, daha aktif olma arzusu ve sağlığını iyileştirme arzusudur. Ancak çoğu kişi bu noktaya ulaşmayı beceremediği için, ortaya çıkan ümitsizlik nedeniyle, kilo kontorlü terk edilir, önceki yeme alışkanlıklarına dönülür ve enerji dengesi alım yönünde artar.
Makul bir tedavide amaç; kilo kaybı ile kilo koruma arasında bir ayırım yapmak, kilo korunmasına engel olan potansiyellerin farkına varmak ve yeni sağlıklı davranış kalıpları geliştirebilir duruma gelmektir. Bu süreçte kilo kaybının sağlanması ve korunması, kilo kaybını engelleyen süreçleri ele alma, aktiviteyi gözleme ve arttırma, beden algısı endişelerini ele alma, kilo hedeflerini ele alma, birincil hedefleri ele alma, sağlıklı beslenmeyi öğrenme aşamalarından geçilmelidir. Bütün bu süreçleri ele alan bir tedavi ile kalıcı ve sağlıklı bir kiloya kavuşmak mümkün olacaktır.
Yeme bozuklukları, aslında işlevsel tıbbi, psikolojik ve sosyal bozulmalara yol açan kilo vermenin cazibesi üstünde gereğinden fazla durulmasından kaynaklanan yeme davranışı bozukluklarıdır. Yüz yıllardır var olan bir sorun olmalarına rağmen 50'li yıllardan beri klinik görgü odağı halini almıştır. Yeme bozuklukları oldukça öngörülebilir bir gidişatı olan, kanıtlanmış etyolojileri olmayan ve tedaviye oldukça iyi yanıt verebilen bozukluklardır. İki ana kategori vardır; Anoreksiya Nervosa ve Bulimia Nervosa...
Anoreksiya Nervosa, başlıca 3 kriterin nitelendirdiği bir sendromdur. Birincisi, kişinin kendisinin neden olduğu önemli bir dereceye varan şiddetli açlıktır. İkincisi, zayıflığa karşı amansız bir dürtü ve/veya şişmanlığa karşı hastalık derecesine varan korkudur. Üçüncü kriter, şiddetli açlıktan kaynaklanan tıbbi belirti ve bulguların varlığıdır. Beden imgesinin çarpıtılması rahatsız edicidir ama tanı koymak açısından çok gerekli bir bulgu değildir. Bu vakalar günlük 500 kalori altında almaya ve/veya aşırı fiziksel aktivite ile enerji kayıplarını arttırmaya çalışırlar. Bazı alt tiplerinde ise hastanın sürekli diyet yapmasına rağmen sıklıkla tıkınırcasına yeme ve çıkarma epizodları yaşaması hakimdir.
Bulimia Nervosa, zayıf olma hedefini paylaşan ama yarı öldürücü açlığı uzun süre devam ettiremeyen ve tıkınırcasına yeme epizodlarının yarattığı paniğin eşlik ettiği tablodur. Hastalar yeme arzusu ile zayıflama arzusunun çatışmasından problem yaşamaktadırlar.
Tıkınırcasına yeme bozukluğu, suçluluğa yol açan hızlı bir şekilde ve çoğunlukla yalnızken, genellikle yoğun kalorili içeriği olan gıdalardan büyük miktarlarda fazlasıyla yeme, şişmanlama kaygısı, düşük benlik saygısı ve sık olarak tekrarlayan gastrit nöbetlerinin eşlik ettiği tıkınma nöbetleri farklı yeme bozukluklarının içinde alt tip olarak bulunduğu gibi, tek başına bir hastalık olarak da karşımıza çıkmaktadır. Toplumsal olarak da en sık görülen patoloji budur. Diğer iki bozukluk nispeten daha seyrek görülürler.
Yeme bozukluklarının doğasını anlamak aşırı değerlenmiş düşünce nosyonunun farkına varmayı gerektirir. Aşırı değerlenmiş inançlar bir bireyin yaşamındaki oransız ve hükmedici tutkular olarak tanımlanan ve kültürel olarak normal sınırlarda kabul edilebilecek inançlardır ve o bireyin düşünmesine, duygularına ve davranışlarına egemen olurlar. Bu aşırı değerlenmiş inançlardan kaynaklanan davranışlar ister birey için zararlı olsun (anoreksiya nervosa) ister toplum için zararlı olsun (terörizm), uç noktalarda, yaşamı tehdit edici risklere sahiptir.
Yeme bozukluklarının tedavisinde; normal sağlıklı, bireyselleştirilmiş, sabit bir vücut ağırlığı elde etmek ve onu korumak temel amaçtır. Uygunsuz yeme davranışı, yeme sonrası ortaya konan uygunsuz davranışlara başvurma ve aşırı değerlenmiş fikirlerin kaynağının tespit edilmesine yönelik bilişsel-davranışçı terapi en uygun yaklaşım olarak kabul edilmektedir.
http://www.nazlisozterapi.com/
|



















